Yıldırım: Herkes anladı Kemal Kılıçdaroğlu anlamadı

Başbakan Binali Yıldırım CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun yeni anayasa ilişkin eleştirilerine ilişkin 'Efendim rejim değişiyor! Rejimi değiştirmeyiz..

Yıldırım: Herkes anladı Kemal Kılıçdaroğlu anlamadı


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin genel merkezinde düzenlenen AK Parti 114. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. Yeni anayasa çalışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Başbakan Binali Yıldırım, CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun yeni anayasa ilişkin eleştirilerine ilişkin, "Efendim rejim değişiyor! Rejimi değiştirmeyiz.. Bunu anlata anlata bir hal olduk. Herkes anladı, Sayın Kılıçdaroğlu anlamadı. Kemal Bey, Türkiye'nin rejimi belli, Cumhuriyet, İstiklal harbini kazandık,rejimi değiştirdik, adını da Cumhuriyet koyduk. O mesele 1923'te bitmiştir. Sistemin adı Cumhurbaşkanlığı Sistemi, Nokta!" dedi.

Başbakan Yıldırım'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

'KARARLILIĞIMIZI ASLA SONA ERDİRMEYECEK'

'Bugün 70 milyon vatandaşımızın adına buradayız, biriz, beraberiz. Türkiye büyük bir mücadele içerisinde. Terörle mücadelemiz hem kendi topraklarımız içinde, hem de sınırlarımızın ötesinde bütün şiddetiyle devam ediyor. Bu nedenle de zaman zaman şehitlerimiz oluyor. Dün maalesef Fırat Kalkanı harekatı çerçevesinde El Bab'ı kuşatan ve hakim yerlerini ele geçiren silahlı kuvvetlerimizin kahraman askerlerimize alçak terör örgütünün pususu nedeniyle 14 yiğit evladımızı şehit verdik, yaralılarımız var. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, gazilerimize acil şifalar niyaz ediyorum. Dünyanın baş belası terör insanlığa karşı işlenen suçtur. Bu Türkiye'nin beka mücadelesidir. Türkiye'nin birliğinin, beraberliğinin daim olması adına verilen büyük savaştır. Terör ve şiddet Türkiye'yi demokrasimizi ve hukuk yolundaki kararlılığımızı asla sona erdirmeyecek. Terör karşısında her zaman olduğu gibi birliğimizi, beraberliğimizi sonuna kadar koruyacağız.

Sizlerle birlikte olmak aslında 80 milyon milletimizle beraber olmak anlamına geliyor. AK Parti iktidarının, siyasetinin ülkemize, vatandaşlarımıza kazandırdıklarını sizler iyi biliyorsunuz. Bizler AK Parti olarak bu millete borcunu hizmet üreterek ödeyen bir kadroyuz. AK Parti Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin sigoratasıdır. AK Parti hareketi birlik ve beraberliğimizin güvencesidir. 79 milyon Türkiye'nin partisidir. Hiçbir AK Partili kardeşim ayrımcılık yapmadı, yapmayacaktır. Daima millet dedik, millete hizmet ettik. Ülkemiz baştan başa mamur oldu, vatandaşımızın beklediği hizmetler gerçeğe döndü. Bu aşkı koruduğumuz için bu emaneti yine bizler taşıyoruz. Bu emanete sadakat göstermek bizim en şerefli görevimizdir. Buradan bir kez daha partimizin kuruluşundan bugüne kadar aramızda olan olmayan bütün öncü kadrolarımıza minnet ve şükranlarımı sunuyorum. 

'HİÇBİR ÜLKE 'BİZ GÜVENDEYİZ' DİYEMEZ'

Son dönemde terör örgütleri canları yandıkça asimetrik eylemlere başladılar. İstanbul ve Kayseri'deki saldırıların arkasından Rusya'nın Ankara Büyükelçisine yapılan alçakça yapılan suikast ve Berlin'deki terör saldırısı bu terörü doğru bir zeminde değerlendirme ihtiyacını ortaya koyuyor. Bu saldırılar göstermektedir ki, hiçbir ülke 'Biz güvendeyiz' diyemez. Türkiye'nin maruz kaldığı terör saldırılarını Türkiye'nin meselesi olarak görmek fahiş bir hatadır. Terör dünyanın ortak sorunudur, uluslararası toplum terör karşısında ikircikli söylemi bir kenara bırakmalı, aynı tavırı almalıdır. Terörle mücadelede başarının önemli şartlarından biri budur. Demokrasi, hukuk ve insanlık mücadelemizi hiçbir cinayet şebekesi, terör örgütü durduramayacak. Teröre karşı en büyük gücümüz ve sermayemiz birliğimiz, beraberliğimiz ve kardeşliğimizdir. Bu mücadele mutlaka zaferle sonuçlanacaktır. 

'HALEP'TE 40 BİN KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ'

Güney sınırlarımızda ciddi bir kaos var, otorite boşluğu var. Adeta hükümet yok. Halep'te yaşanan insanlık dramı bütün dünyanın gözü önünde cereyan ediyor. Dünya yine sağır, yine dilsiz. Türkiye her şartta, her zorluğa rağmen her zaman olduğu gibi bu insanlık dramına, bu vahşete kayıtsız kalmadı. STK'larımız, Kızılayımız, AFAD yetkililerimiz gecikmeden oradaki mazlum, masum, mağdur insanlara yardım ellerini ulaştırdılar. Parti teşkilatlarımız, belediyler yardımları ulaştırmada seferber oldu. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere biz de muhataplarımızla yoğun diplomasi görüşmeleri yaptık, ateşkesin gerçekleşmesini sağladık. Sivillerin Helep'ten tahliyesini başlattık, 40 bin civarında sivil emniyetli bölgelere nakledilmiş durumda. Bu kolay olmadı. Bölgede savaşın bitmesini istemeyen, bu işi sektör haline getirmiş unsurlar her fırsatta barışa kurşun sıkmak için her türlü çabayı gösterdiler. Kararlı tutumumuz muhataplarımız üzerindeki baskımızla bu insanların imdadına yetişmeyi başardık. Tahliyelerin sağlıklı şekilde yürütülmesi için çalışmalar devam ediyor. Biz inancımızın, insanlığın gereğini yapıyoruz. 

AVRASYA TÜNELİ

Evvelsi gün dünyanın en önemli, mühendislik açısından en zor projesini yaptık, iki kıtayı denizin 106 metre altından bir tünelle birleştirdik. Bu proje daha bitmeden kendi alanında 5 tane uluslararası ödül kazandı. Dünyada yaprak kıpırdamazken, Türkiye bir yıl içerisinde ardı ardına iki köprü ve bir tüneli hizmete aldı. Ecdadımız Fatih Sultan Mehmet gemileri karadan yürüttü, onun torunları Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları da trenleri ve arabaları da denizin altından geçirerek onların yolundan devam ediyor. Biz ecdadımızla gurur duyuyoruz, geçmişimizle gurur duyuyoruz.

Ekonomide, siyasette, hukukta, eğitimde, altyapıda, sağlıkta, hayatın bütün alanlarında vatandaşlarımızın hayat kalitesini yükseltmek bizim şiarımız oldu, birçok hizmet devreye aldık. Bu başarıda şüphesiz gönül gönüle yürüttüğümüz her bir arkadaşımızın emeği var. Bugüne kadar her bir vatandaşımızın derdiniz kendi derdimiz olarak gördük, bundan sonra da farklı olmayacak. Amacımız birlik ruhunu temsil etmek. Bu muhabbeti kimse bozamaz, birliğimize zarar veremez. Türkiye artık karanlık tezgahlar kurarak teslim alınacak ülke değildir. Türkiye artık şer odaklarının ayrıştırabileceği bir ülke değildir. Biz kendimiz için değil, ülkemiz, milletimiz için yollara çıktık.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

AK Parti kadroları olarak siyaseti hizmet aracı olarak gördük. Bir anayasa meselesi var. Bu anayasa konusu son 50 yıldır Türkiye siyasetini meşgul eden bir konudur. 1980 darbesinden kalma bir vesayet anayasından kalma, Türkiye'nin bugünkü ihtiyaçlarını karşılamak mümkün olmuyor. Bu anayasanın değişmesi konusunda görüş ayrılığı yok. Bütün partiler 2002'den bu yana yeni bir anayasa vaadi hep oldu. Öncelikli olarak iktidara geldiklerinde darbe anayasasını değiştirecek ve Türkiye'nin ihtiyacı olan bir anayasa yapacaklarının sözünü verdiler. Bugüne kadar derli toplu anlamlı bir değişikliği gerçekleştirilemedi. 2007'de 367 icadı ve bunun üzerine Cumhurbaşkanı'nı Meclis'in seçememesi ve partimizin çözüm millette diye anayasada değişiklik yaparak Cumhurbaşkanı'nın millet tarafından seçilmesini sağlayan değişikliği yaptı. Daha sonra yargı darbesi oluşturmaya çalışanların bu hamlesine karşı önemli düzenlemeler öngören değişikliği de AK Parti iktidarında gerçekleştirdik. 

Son yılların en fazla tartışılan konusu, Türkiye'de hükümet yönetim sisteminin kalıcı istikrarı sağlamadığı, bu nedenle yönetimde, yönetim sistemini de içeren değişikliğin gerçekleşmesi tüm yönlerince tartışılıyor. Halkın tamamı artık bu konunun gündemden kalmasını bekliyor. Siyaset sorun üretme değil, siyaset sorun çözme yeridir. AK Parti sorunları torunlara bırakmadan çöze çöze bugünlere gelen partinin adıdır. Bu sorunu da çözmek bu kadrolara nasip olacak. 

'AK PARTİ ÜZERİNE HESAP YAPANLAR...'

15 Temmuz alçak darbe girişiminden sonra parti genel başkanları olarak bir araya geldik. Burada anayasa meselesini konuştuk. Aldığımız karar AK Parti, CHP, MHP olarak anayasa değişikliği konusunda bir çalışma yapmak. Bu çalışma neticesinde 7 maddede mutabakat tamemen sağlandı ama bu 7 madde bizim murat ettiğimiz, işin esasına yönelik değişiklikler içermiyordu. Tam bu görüşmeler sonuna varmışken, ekim ayının başlarında MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli bir çıkış yaptı. Dedi ki, bu mevcut sistem devam etmemeli. Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesiyle ortaya çıkan durum anayasayla uyumlu hale getirilmelidir. Her ne kadar biz parlamenter sistemi tercih ediyor isek de, bu sorunu çözmek için partilerüstü bir anlayışla bu konuyu müzakere etmeye ve bir çözüm üretmeye hazırız. Bunun üzerine 3'lü devam eden müzakereleri iki parti olarak sürdürdük. Sayın Bahçeli ile ilk görüşmemiz 10 Kasım'dır. İşin çerçevesini çizdik, prensipleri belirledik, 10 Aralık'ta da teklifimizi Meclis'e verdik. İş Meclis'te, bizden çıktı. Biz 316 imzayla teklifimizi verdik. AK Parti üzerine hesap yapanlar sonuna kendileri mosmor olur. AK Parti 14 yıldır her krizde, her zor anda ülkenin sorunlarını çözen, düğümleri çözen ve ülkenin geleceğinin aydınlık yarınlarını hazır eden partidir.

'CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ...'

Hükümet sistemi değişiyor. Cumhurbaşkanı var, Cumhurbaşkanı'nın bakanlar kurulu, kabinesi var, bir de Meclis var. Aynı günde yapılan bir seçim var, belediye başkanlığı seçimi gibi. Bu getirilen sistemde bunun aynısı. Cumhurbaşkanı'nın seçiyorsunuz ve Meclis üyelerini de aynı anda seçiyorsunuz. Dolayısıyla bir günde seçimi tamamlıyorsunuz. Cumhurbaşkanı yüzde 50'nin altında kalırsa iki hafta sonra yeniden seçim yapmak ihtiyacı olabilir.

Sayın Kılıçdaroğlu bir türlü anlamak istemiyor, Kemal Bey, Türkiye'nin rejimi belli, Cumhuriyet. 1923'te bedel ödedik, İstiklal Harbi'ni kazandık, rejimi değiştirdik, adını Cumhuriyet koyduk. Bu tarihte kaldı, o mesele 1923'te bitti. Şimdi artık yönetim ihtiyaçlarımızı karşılayacak, istikararı esas alan hükümet sisteminden bahsediyoruz. Bizimki Cumhurbaşkanlığı sistemi, sistemin adı Cumhurbaşkanlığı sistemidir, nokta. İki irade birbirine karşı bir nüfuzu yok, üstünlüğü yok. Vatandaş diyor ki, sen memleketin işini yapacaksın. Meclis'e de diyor ki, sen de Cumhurbaşkanı'nın ihtiyacı olan kanunları çıkar, memleketin huzuru, güvenliği için, demokrasimizin gelişmesi için gerekli kanunları çıkar. Yetmez Cumhurbaşkanı ve ekibini de takip et, verilen yetkileri doğru kullanıyor mu, bütçeyi yerli yerinde harcıyor mu... Olay bu. Birisi Meclis, birisi Cumhurbaşkanı. Hiç kafa karıştırmaya gerek yok, diktatörlük geldik, gitti. Diyelim ki anlaşamadılar, bir kriz olursa, o krizi yaşamak mecburiyetinde değil Türkiye. Cumhurbaşkanı'na seçime gitme yetkisi veriyor. Otomatik olarak Meclis de gidiyor. Meclis'e seçim kararı alma yetkisi veriyor. Dolayısıyla ikisi birbiriyle anlaşacak. Cumhurbaşkanı yürütmeyle ilgili, icraatlarıyla ilgili her türlü kararı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle alıyor. Bunların istisnası var. Kişi hak ve hürriyetleriyle düzenlenemez, anayasada kanunla düzenlenmesi öngörülen alanlarda kararname düzenleyemiyor. Kanunla kararname arasında uyumsuzluk varsa kanun esas alınıyor. Burada da yasama yetkisini önplana alan bir mantıkla hazırlanmış. Bu kararname ile eyaletler, fedarasyonlar kurabilir. Anayasa'nın başında yazıyor, üniter devlet yapısı var, toprak bütünlüğü bağımsız, demokratik, laik sistemden bahsediyoruz. Bunlar varken nasıl böyle bir şey icat ediyorlar... 367 gibi bir şey. Türkiye ülkesiyle, milletiyle bir bütündür, toprak bütünlüğünü bozacak yapılanmaya izin verilemez. Biz bu mücadeleyi niye yapıyoruz, niye şehit kanlarımızı döküyoruz? Ülkemizin birliği, bütünlüğü için yapıyoruz. 

 


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.