.

O Hastalıkta Çığır açan dört gelişme

Tüm dünyada hala en önemli sağlık sorunu olmaya devam eden kanserin tedavisindeki yenilikler umut veriyor.

O Hastalıkta Çığır açan dört gelişme



Tülin Açıkbaş

Kanser sıklığı, dünya genelinde yıllık yüzde 1-2 oranında artış gösteriyor. Bunun nedenleri; tütün ve tütün ürünleri kullanımı, obezite, Alkol, hatalı beslenme, endüstriyel yaşam, çevresel kirlilik, hareketsiz yaşam ve düşük fiziksel aktivite. İyi haberse tedavide büyük mesafeler alınması. Erken tanı yöntemleri ve tedaviler sayesinde birçok kanser türü tedavi ediliyor. Özellikle melanoma ve böbrek kanseri gibi şifa sağlanamayan kanserler de bu gelişmelerden nasibini alıyor.

1-7 Nisan dünyada Kanser Haftası olarak biliniyor. Bu haftaya özel gerçekleştirilen etkinliklerle hastalık konusunda farkındalık yaratmak amaçlanıyor. Biz de bu amaçla konunun uzmanlarına yeni gelişmeleri sorduk.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi'nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Arıcan, kanser tedavisinde hastaların daha kaliteli ve daha uzun yaşamalarını sağlayan dört önemli gelişmeyi anlattı.

1- Hedefe yönelik 'akıllı ilaçlar'

Son yıllarda kemoterapi ilaçlarıyla ilgili çalışmalar azaldı, piyasaya çıkanların sayısı da yok denecek kadar az! Önümüzdeki yıllarda tedavide kemoterapi kullanımının daha da azalacağı öngörülüyor. Tıp dünyasında son 10-15 yıldır yapılan çalışmalar ve araştırmalar daha çok 'akıllı ilaç' denen ve 'hedefi gözüne kestiren' ilaçlara yönelmiş durumda.

Kimyasal yollardan elde edilen kemoterapi, vücuttaki kanserli hücreleri yok etmeye çalışırken, sağlıklı hücrelere de etki ediyor ve bu durum istenmeyen ağır yan etkilere yol açabiliyor. Kansızlık nedeniyle gelişen halsizlik ve yorgunluk, saç dökülmesi, bulantı-kusma, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları kemoterapinin en sık görülen yan etkileri.

İşte tıp dünyası hem hastayı kemoterapinin bu ağır yan etkilerinden korumak hem de yaşam süresini uzatmak için arayışlarını sürdürerek, hedefe yönelik ilaçlar geliştirdi. 'Akıllı ilaçlar', kanserin çoğalma ve yayılmasında rol oynayan mekanizmaları, molekülleri ve yapıları hedef alıyor. Böylece ilaçların etkinliği artıyor ve yan etkileri azalıyor.

Tedavideki başarıyı (tümör tipine göre değişmekle birlikte) yüzde 30-100 oranında yükselten akıllı ilaçlar, günümüzde akciğer kanseri ve melanom dışında; meme, böbrek, mide, kalın bağırsak, lenf bezi kanserlerinde ve bazı yumuşak doku tümörlerinde tercih ediliyor. Tek başlarına veya kemoterapiyle birlikte kullanılan bu ilaçların yan etkileri cilt döküntüleri, hafif halsizlik ve hafif ishal gibi sorunlarla sınırlı kalıyor. İlaçların büyük kısmının ağızdan alınabilmeleri, kemoterapiye nazaran daha uzun süre kullanılabilmeleri, bırakıldıktan sonra tekrar kullanılabilmeleri ve hastaneye yatışları azaltıyor.

Kişiye özel tedavide hastanın moleküler ve genomik yapısı ortaya konulup, buna yönelik çalışmalar yapılıyor. Tümörün genetik özellikleri tespit edilerek, hasta için en uygun ilaç seçiliyor. Kanser hücresi çoğalması için büyüme faktörleri gibi çeşitli uyaranlara gereksinim duyuyor. Yani hücre içinde meydana gelen bir dizi kimyasal tepkimenin aktifleşmesine neden oluyorlar. Özellikleri değişen hücreler çoğalıp yayılıyor.

Örneğin; akciğer adenokanserinde bir büyüme faktör reseptörü olan EGFR mutasyona uğruyor ve tirozin kinaz denilen enziminin aktivitesini artırarak hücre çoğalmasına yol açıyor. Hedefe yönelik ilaçlar , bu enzimi baskılayarak hücre çoğalmasını engelliyor. İleri evre akciğer adenokarsinomlarında ortalama yaşam süresi kemoterapiyle 8-12 ayken bu ilaçlarla 24 ay ve ötesine çıkıyor.

2- Kişiye özel tedavi

Kişiye özel tedavide hastanın moleküler ve genomik yapısı ortaya konulup, buna yönelik çalışmalar yapılıyor. Tümörün genetik özellikleri tespit edilerek, hasta için en uygun ilaç seçiliyor. Kanser hücresi çoğalması için büyüme faktörleri gibi çeşitli uyaranlara gereksinim duyuyor. Yani hücre içinde meydana gelen bir dizi kimyasal tepkimenin aktifleşmesine neden oluyorlar. Özellikleri değişen hücreler çoğalıp yayılıyor.

Örneğin; akciğer adenokanserinde bir büyüme faktör reseptörü olan EGFR mutasyona uğruyor ve tirozin kinaz denilen enziminin aktivitesini artırarak hücre çoğalmasına yol açıyor. Hedefe yönelik ilaçlar , bu enzimi baskılayarak hücre çoğalmasını engelliyor. İleri evre akciğer adenokarsinomlarında ortalama yaşam süresi kemoterapiyle 8-12 ayken bu ilaçlarla 24 ay ve ötesine çıkıyor.

3- Yeni yöntem İmmünoterapi

Bağışıklık sistemi, normalde kanserli hücreleri tespit edip, saldırı mekanizmasıyla bunların gelişimini engelliyor. Ancak bazı durumlarda kanserli hücreler salgıladıkları veya ürettikleri potein ya da reseptörlerle kendilerini bağışıklık sisteminde görünmez kılabiliyor. Bunun sonucunda da kanserli hücreler herhangi bir savunma mekanizmasıyla karşılaşmayınca kontrolsüz şekilde çoğalarak daha büyük alanlara yayılabiliyor.

İmmünoterapi ilaçları, bağışıklık sistemi üzerine olumlu etki edip, kanser hücrelerinin ortadan kaldırılmasını sağlıyor. Bir başka deyişle, vücudun savunma hücrelerini kanser hücrelerine karşı alarma geçiriyor. Günümüzde bir tür cilt kanseri olan melonom kanserlerinde uygulanan immünoterapi yöntemi, akciğer kanseri, mesane kanseri, böbrek kanseri, dirençli lösemi ve lenfomalar gibi türlerde etkili olabiliyor.

3- Multidisipliner yaklaşım

Kanser tedavisindeki en önemli gelişmelerden biri de multidisipliner yaklaşımların esas alınması. Yani onkolog, cerrah, patolog ve radyolog gibi her branş uzmanlarının tanı ve tedavide birlikte hareket etmeleri. Her hastaya standart bir tedavi uygulamak son derece hatalı bir yaklaşım. Tedavi ne kadar kişiselleştirilirse, o kadar başarılı sonuç alınıyor. Dolayısıyla cerrahi, ilaç ve ışın tedavilerinin hangi sırayla ve ne zaman uygulanması gerektiği her hastaya özel olarak değerlendirilmeli. Örneğin; cerrahi tedaviye uygun olmayan bir kanserin önce ilaç veya radyoterapiyle küçültülüp cerrahi operasyona uygun hale getirilmesi gibi.


Etiketler; #
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.