.

Çalışan kadının engeli: Kreş

Türkiye'de her 4 kadından biri, evlendikten ve çocuk sahibi olduktan sonra işten ayrılıyor.

Çalışan kadının engeli: Kreş



Türkiye halihazırda kadının iş gücüne katılım oranının düşük olduğu ülkeler arasında. TÜİK'e göre kadın istihdamı son yıllarda artış gösterse de hala % 30 seviyesinde. OECD ülkelerinde bu oran yüzde 47. Ipsos Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nün "Çalışan Annelerin 1000 Günü Araştırması"na göre ise Türkiye'de çalışan her 4 kadından biri, evlendikten ve çocuk sahibi olduktan sonra işten ayrılıyor.

Devlet kadınları çalışmaya teşvik etmek için doğum izni, süt izni, emzirme odası, 150'den fazla kadının çalıştığı işyerlerine kreş şartı gibi bazı adımlar atsa da bu durum çoğu zaman pratikte uygulanmıyor. Kimi zaman işveren sorun çıkarıyor, kimi zaman anneler çocuklarını bırakacak yer bulamıyor.

Bu nedenle kadınlar doğum yaptıktan sonra ya işi bırakmak zorunda kalabiliyor ya da emzirmeyi... Yine Ipsos Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nün araştırmasına göre annelerin % 42'si, işe geri dönüş sebebiyle emzirmeyi bırakmak durumunda kalıyor. İşi bırakan kadınların yarısı mutsuz oluyor.

Aslında çeşitli uygulamalar ile çalışan anneleri daha verimli kılmak mümkün. İşyerlerinde kreş ya da ebeveyne bakım yardımı, esnek ya da yarı zamanlı çalışma saatleri bunlar arasında. Zira Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM)'nin yaptırdığı araştırmaya göre çalışan kadınların sorunlarını çözmek için öncelikle yuva ve kreş sorununun çözümlesi gerektiğine inananların oranı yüzde 41.

Doğum yaptıktan sonra çeşitli sebeplerle iş hayatına dönemeyen ya da uzun bir süre ara veren annelerle konuştuk; neden dönemediklerini, işe hangi şartlarda dönebildiklerini sorduk. Soruları yanıtlarken, ileride iş hayatında kendilerine sorun olabileceğini düşünerek isimlerini vermek istemediler.

"Kreş olsaydı kesinlikle devam ederdim"

Ş.N 33 yaşında. Medya sektöründe çalışıyor. Dört yaşında bir oğlu var. 7 yıl sektörde çalıştıktan sonra oğlu dünyaya geldi. Doğum izninden sonra ne çocuğunu bırakacağı bir yer, ne de iş yerinde kreş vardı. Çalışmayı bırakmak zorunda kaldı. Ş.N iş yerinde kreş olsa kesinlikle çalışmaya devam edeceğini söylüyor:

"Kreş olsaydı iş yerimde kesinlikle devam ederdim, çünkü gazetecilik severek yaptığım bir işti. Tek sorun bebeğimden uzak kalmak, emzirememek, sık görememek olacaktı. Aynı bina içinde bir kreş imkanı olması, iş aralarında emzirmek, onu arada görmek ve birlikte gidip gelmek beni o süreçte daha rahat ettirebilirdi. Maddi anlamda da bir anda tek maaşa düşmek bebek olduğunda masrafların artığını düşündüğümüzde de destek olabilirdi."

Ş.N doğum yapan çalışan bir kadının, işe geri dönememe kaygısı olmadan bir süre çocuğunun yanında olması gerektiğini belirtiyor. Ş.N'ye göre bir bebeğin iki yıl emmek gibi bir özgürlüğü olmalı, annesinden çok uzun saatler ayrı kalmamalı. Ş.N ayrıca kadın çalışanların işlerini aksatmadıkları sürece bebek sahibi oldukları dönemde esnek saatlerde çalışmalarına olanak sağlanması gerektiğini belirtiyor.

Ş.N çocuğu 3 yaşına geldikten sonra onu kreşe bırakarak yeniden çalışma hayatına döndü.

"Kreş için çocuk en az iki yaşında olmalı"

Kocaeli'nde yaşayan E.T 31 yaşında, eski bir bankacı. 3,5 yaşında bir kızı var. Beş yıl sektörde çalıştıktan sonra doğum yaptı. Annelik izninin ardından işe geri dönmedi. Çalıştığı dönemde esnek çalışma saatleri ya da uzun dönemli ücretsiz izin hakkı olmadığı için işten ayrılmaya karar verdi. Nedenini şöyle anlatıyor:

"Çalıştığım dönemde anne olan çalışanlar, çocukları bir yaşına gelene kadar süt izni kullanabiliyorlardı. Bu izinleri kullanabilen anneler yine şanslı olarak nitelendirilebilir. Çünkü genel olarak istenilen 4 aylık ücretli izin sonrası annenin biran önce işe dönmesidir. Kurumumda kreş yoktu, çocuğumu bırakabileceğim bir bakıcı da... İşten ayrılmak zorunda kaldım. Zaten çocuk için kreşe gönderme yaşını en az 2 yaş olarak düşünüyorum. Bu süre zarfında bebeğin özellikle anne ile fiziksel olarak da yakın olması gerekir. Ayrıca 1,5 - 2 yaşından önce çocuğun bakımını üstlenecek bir kreşin oldukça donanımlı olması gerekir. Yani nerdeyse her bir bebeğe bir bakıcı gerekebilir."

"Hamile kadın işe alınmaz"

E.T bankacılık sektöründe çalışırken bir süre İnsan Kaynakları biriminde görev yaptığını anlattı, sektörde hamile olan kadınlara ayrımcılık ve mobbing yapıldığı görüşünde. Bir kadının hamile olduğu anlaşılırsa işe alınmadığını söylüyor:

"Hamile olmayan evli bir kadının ne zaman çocuk düşündüğü de işveren açısından kritik bir sorudur. İşe girer girmez hamile kalan bir kadın çok verimli sayılmaz. Çünkü hamilelik dönemi, sonrası, izinleri işveren için hep zaman kaybıdır. Sırf bu nedenle bazı müdürler sadece erkek istihdam etmek isteyebilirler. İşe alım esnasında bir kadın hamile ise onun işe girme şansı yoktur diyebilirim. Hamile bir kadın kendi hamile olduğunu dile getirmeden işe girerse, onu işe alan kişi bu durumu neden anlayamadığı için suçlu duruma düşer. Bu alım yanlış ve hatalı bir alımdır. Kadının bu durumu işe başladıktan sonra anlaşılırsa deneme süresi içinde (2 ay) performans düşüklüğü sebebiyle işten çıkartılabilir."

E.T, 5 yıl çalıştığı kurumdam hiç bir tazminat almadan ayrıldığını belirtiyor ve ekliyor:

"Yasalara göre evlenen kadın, ilk bir yıl içinde eşi çalışmasını istemezse işten ayrılıyor ve tazminatını alabiliyor. Ama doğum yapan kadın işten ayrılmaya karar verdiği zaman bu hak verilmiyor. Zaten evlendikten sonra değil asıl doğumdan sonra ayrılmak zorunda kalıyor kadınlar. Beş yıl emek verdiğim bir iş yerinden tazminat alamadan ayılmak zorunda kalmamın da haksızlık olduğunu düşünüyorum."

Kurallar yeterince uygulanmıyor

Türkiye'de 150'den fazla kadının çalıştığı iş yerlerinde kreş zorunluluğu var. Ancak çoğu iş yeri bunu uygulamıyor. Halihazırda 150'den fazla kadın işçi çalıştıran resmi ve özel kurumların kaçında kreş olduğunu ve bunların en son ne zaman denetlendiğini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na 26 Şubat 2016 tarihinde sorduk. Daha sonra da defaatle aramamıza karşın bir cevap alamadık.

Konuya dair en son açıklanan rakamlar 2013 yılına ait. 2013 yılında 150 ve daha üstü kadın çalışanı bulunan resmi ve özel kurum sayısı yaklaşık 9 bin. Bu kurumlardan denetlenenlerin sayısı ise 300. Denetlenen yerlerden yüzde 65'inde emzirme odası, yüzde 45'inde de kreş yok.

Kaynak: ALJAZEERA

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.