Hata mı cinayet mi?

Hata mı cinayet mi?


Hata mı cinayet mi?

İngiltere’de bir çocuk doktoru, 6 yaşındaki Down Sendromlu çocuğun ölümünden sorumlu tutuldu ve lisansı da iptal edildi. Yüzlerce sağlık çalışanı kararı protesto etti.

Dr. Hadiza Bawa-Garba, sepsis nedeniyle ölen 6 yaşındaki Down Sendromlu bir çocuğun ölümünden ihmal nedeniyle suçlu bulundu. Mahkemenin hakkında 2 yıl hapse hükmettiği Bawa Garba, 12 ay olmak üzere mesleğini icra etmekten alıkonulmuştu. Ancak sonrasında Yüksek Londra Mahkemesi’nin lisansını tamamen iptal etmesiyle, dünyadaki birçok sağlık çevresinden de tepkiler yükseldi.

“Doktorlar hatalarından öğrenmeli, korkmamalı”

İngiltere Sağlık Sekreteri, Jeremy Hunt ise ağır ihmal ve sıradan hatalar arasındaki çizginin netleştirilmesi gerektiğini, bu tip hataların her doktorun başına gelebileceğini söyledi. Sağlık çevreleri de doktorların hatalarından korkmalarını değil, öğrenmeleri gerektiğini söylüyor.

Guardian’da yayımlanan bir doktorun açık mektubunda, Genel Tıp Konseyi’nin cadı avına çıktığı ve herkesin yapabileceği bir hata için Bawa Garba’nın sorumlu tutulduğu yorumunda bulunuldu. Tepkilerle birlikte, hükümet Nisan ayının sonuna kadar malpraktis davalarıyla ilgili hızlı bir rapor yayınlama kararı aldı. Raporda, cezai sorumluluk ve mesleki suistimal konularında netlik sağlanacak. Doktorların hata yapmaları durumunda açık ve şeffaf olmaları ve hatalarından öğrenebilmeleri için çözümler üretilecek.

İşte malpraktis olarak nitelendirilen olayın detayları...

Altı yaşındaki Jack Adcock, Şubat 2011'de hastaneye kaldırıldığında, sepsis tanısı konulmadı ve bir kardiyak arrest geçirdi. Mahkeme, çocuk doktoru Dr. Bawa-Garba'yı,  enfeksiyon bulgularını gözardı ettiğinden ve yanlışlıkla Jack için kalp ve solunum surması anında herhangi bir müdahalede bulunmama kararı verildiğini düşündüğünden dolayı suçlu buldu.

Kararın ardından Jack'in annesi Nicola şunları söylemişti: "Karardan memnunuz, istediğimiz tam olarak buydu. Biliyorum, Jack'i geri getiremeyeceğiz ama hiç olmazsa küçük oğlumuz için adaleti sağladık.".



Peki aslında olayın iç yüzü neydi? Saurabh Jha, Medscape’e o gün hastanede neler yaşandığını detaylarıyla anlatıyor:

Sıradan bir cuma sabahı

Pediatri asistanı Dr. Bawa-Garba 13 aylık doğum izninden daha yeni dönmüştü. O gün, Leicester Royal Hastanesi’nde nöbetçi asistan olarak yazılmıştı. Etrafında ne emir vereceği ne de yardımcı olacağı çalışanlar vardı.Yani hem uçağı kullanıyor hem de yolculara servis yapıyordu denilebilir. Kliniğin sorumlu doktoru hastanede değildi ama yakınlardaki bir şehirde ders veriyordu. Diğer uzman ve asistan doktorlar da eğitim iznindeydiler. Normal koşullarda bir asistan ya Acil Servisi ya da Çocuk Değerlendirme Ünitesini devralır ama Dr. Bawa-Garba o gün üç servisi birden devraldı. Doğum izninden geldikten sonra, kendisine hiçbir hasta açıklaması yapılmadan çalışması beklendi.

Benzetme tam yerinde olmasa da, İngiltere’de bir asistan, Amerika’daki kıdemli uzmanlara eşdeğer tutulabilir. Çünkü hastanelerde temel karar verici olarak hem kıdemlilerin görevlerini yapıyorlar, hem de asistanlık görevlerini yerine getiriyorlar.

O gün Dr Bawa-Garba, genel pratisyenlerden, acil hekimlerinden, cerrahlardan ve ebelerden sevkler kabul etti. Servislerdeki acil vakalarla ilgilendi ve klinikle ilgisi olmayan daha birçok sorunla mücadele etti. Ayrıca, hastanenin bilişim sistemi çöktüğü için elektronik sağlık kayıtlarından inceleyemediği anormal patoloji sonuçlarını telefonlaşarak çözmeye çalıştı. Lomber ponksiyon gibi beceri isteyen işlemleri de kendi gerçekleştiriyordu, çünkü etrafında takım arkadaşlarından kimse yoktu.

Şok geçiren bir çocuk

Sabah saat 10 buçuk civarı Dr Bawa-Garba, 6 yaşındaki Down sendromlu Jack Adcock’u muayene etti. Bir genel pratisyen tarafından mide bulantısı, kusma ve ishal şikayetleriyle sevk edilmişti. Jack’in hasta öyküsünde, atriyoventriküler kanal defekti geçirdiği ve enalapril kullandığı yazıyordu. Apraksisi vardı, ama susuz kalmış ve hastalanmış görünüyordu.

Dr. Bawa-Garba, gastroenteritten sıvı kaybı olduğunu ve bu yüzden şok geçirdiğini düşündü, hemen intravenöz sıvı tedavisine başladı. Bir göğüs röntgeni istedi ve laboratuara kan sayımı, böbrek fonksiyonu ve inflamatuvar belirteçler için kan gönderdi. Arteriyel kan gazını da aldı ve sonuçlarda Jack’in pH değeri 7, laktat değeri 11 bulundu; bu da Jack’in asidoz olduğunu gösteriyordu.

Metabolik profil, gastroenteritisten şok yaşandığı tanısını doğruladı; fakat emrettiği testlerden yola çıkarak, diferansiyeli pnömoniydi. Jack ilk sıvı desteğinden sonra, metabolik olarak daha iyiye gidiyor gibiydi. Tekrar kan gazı alımında da 7.24 pH ile daha az asidotik olduğu görülüyordu. Bawa Garba, saat üçte Jack'in pnömonisi olduğunu gösteren göğüs radyografisine baktı. Saat 12.00'de Jack’e antibiyotik yazdı ve 16:00’da alması sağlandı. Radyografide yeterli sayıda teknisyen ve radyolog olmadığı için, sonuçları ancak 12:30’da alıp yorumlatabilmişti. Saat 16:30 'da, hastane koridorunda sorumlu hocasıyla karşılaştı ve Jack’in kan gazı sonuçlarını gösterdi. Ancak sorumlu hekim, Jack’i ziyaret edip bizzat görmedi.

Bu sırada, Dr. Bawa-Garba Jack’e enalapril reçetelememiş olmasına ve hemşireler de doktorun emrini takip ederek vermemiş olmasına rağmen annesi her gün yaptığı gibi Jack’e verdi. Enalapril alan Jack 1 saat içinde kalp durması yaşadı. Kuvvetli bir resüsitasyon girişiminden sonra Dr. Bawa Garba Jack’i hasta kayıtlarında resüsitasyon yapılmamasının istendiği başka bir hastayla karıştırdı(DNAR-Do Not Attempt Resuscitation) ve Jack’in ölümü ilan edildi. Jack streptokokal sepsisten hayatını kaybetti.



YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Haberler
Personel Sağlık
Personel Meb
Hemşire Forması