Sendika seçimlerinde ölü taklidi yapmak

Sendika lazım, buna hiç şüphe yok. Demokrasinin şubelerinden bir şubedir sendika, yeri bellidir. Yeri, hak arayışının en yalın, en gösterişsiz, en anti bürokratik yeri olup, o da, ter hakkının, kul hakkının taltif ve temsil edildiği yerdir. Ancak yaşanan o ki, herkesim kendi demokrasisinde sendikaya farklı bir konum biçmektedir.

Sendika seçimlerinde ölü taklidi yapmak

Sendika lazım, buna hiç şüphe yok. Demokrasinin şubelerinden bir şubedir sendika, yeri bellidir. Yeri, hak arayışının en yalın, en gösterişsiz, en anti bürokratik yeri olup, o da, ter hakkının, kul hakkının taltif ve temsil edildiği yerdir. Ancak yaşanan o ki, herkesim kendi demokrasisinde sendikaya farklı bir konum biçmektedir. Bu konum, üyelerin kullanacağı konum mudur? Yöneticilerinin kullanacağı konum mudur? Ya da sendika, üyeler için mi vardır? Yoksa üyeler sendika için mi vardır? Sendika gücünü, hangi gücün gücüyle özdeştirmektedir? Sorularının cevabı üzerinde, uygulama açısından henüz net bir ittifak oluşmamıştır. Ancak bu soruların cevabını, şu günlerde gerçekleşen bazı sendika alt kademe seçimlerinden gözlemleyerek, kısmen bulmak mümkün. Önce delege seçimleri, sonra delegelerin seçtiği şube yönetimlerinin seçilmesi... Ve sendika merkezi yönetiminin bu seçimleri nereden izlediği, nerde durduğu, müdahil olma ya da olmama, kaş göz etme, işaret etme ya da etmeme pozisyonlarının yanında aday kadroların merkez arkamızda algısı, en sıradan şekliyle gözlemlenecek manzaralar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tümden gelim şeklinde gerçekleşen sendika seçimlerinde, yer yer işin koyu mavi rengini pembeleştiren şenlik manzaralarıyla karşılaşılsa da, işin, asıl ağır kurşuni rengini askıdan hiç indirmeyen tarafı olarak her zaman kullanılan slogan; "hak, hukuk, adalet", "vatan millet, Sakarya" gibi slogandır. İnsanoğlunun bugüne kadar pekte altından kalkamadığı ve kalkamayacağı bu slogan, sendika seçimlerinde de hep öne çıkmış ve genelde iki blok arasında geçen seçim yarışında her iki kesiminde seçim propagandası olarak dille ifade edilmiştir. Ancak vücudun diğer organlarının bu söyleme katılıp katılmama hususundaki tutumu üye seçmenler gibi karasız kalmıştır.



Bir tarafta taze kan olduklarını söyleyerek, hak arama konusunda daha hassas düşündükleri ve üyelere daha yakın olacakları söylemiyle yola çıkanlar, diğer tarafta önceki yönetimlerde de de görev aldıkları için tecrübeli olduklarını, genel merkezle uyum içinde olduklarını, güçlü bir çevresel etkiye sahip olduklarını vurgulayarak yönetime talip olanlar... Başka bir tarafta ise, kendilerine bağlı çalışacakları için, kendileri açısından uyumlu olduğuna inandıkları listeye çaktırmadan göz kırpan genel merkezin tutumu. Bunun böyle olması işin tabiatından mıdır? Yoksa herkesin ayrı bir adalet anlayışı olmasından mıdır? İnsanoğlunun hırslı oluşundan mıdır? Ya da aşırı kazanma isteğinin verdiği dil sürçmesinden, göz kaymasından mıdır? Nedir bilinmez. Ancak sonuç itibarı ile bir seçim olacak, bir kesim demokrasi gereği seçimi kazanacak, yetki ve güç elde edecek ve bir müddet bu imkanı kullanacaktır.

Aslında geçmiş kullananlardan ötürü yeni seçilenlerin bu imkanı nasıl kullanacakları da bellidir. Bütün bunların ötesinde, işin diğer tarafında, o an için tüm duyu organlarının hedefinde olan, günün asıl adamı konumundaki, seçimden seçime hatırlanan üye ve an itibarı ile seçmen durumundaki kesimin ise, derdi sadece haksızlığa maruz kalmadan iş hayatını idame ettirmek, iş hayatında karşılaştığı sorunlarına çözüm getireceğini düşündüğü yönetimi seçmek, daha iyi ve ekonomik şartlarda çalışmasına katkıda bulunacak ortamın oluşması hususundaki seçme görevini yapmak ve bu meşru kitleden kopmamaktır. Öyle ya seçilenlerde kendi aralarından çıkmıştır sonuçta. Ancak seçenek sayısı birden fazla olan bu tür seçimlerde, seçmen sayısı da takip edilebilir sayıda olunca, yani bire bir markaj söz konusu olunca, reyinin renginin anlaşılacağı ve eğer oy vermediği taraf seçilirse, isteklerinin, haklarının ve hukuklarının erteleneceği, öteleneceği; farzı mahal; seçme konumundaki üye çalışan, bir soruşturmayla karşı karşıya kalsa, bir yerden bir yere veya daha iyi bir konuma geçmek için sendikadan yardım talep etse, bunun içinde kalkıp üye olduğu sendikaya gitse, sendika kendi sendikası olmasına rağmen kendi seçtiği yönetim olmadığı için isteklerini dile getirirken muhatap yönetim; dinliyormuş gibi dinler, ilgileniyormuş gibi ilgilenirse; üye, sözlerini direk muhatap yönetimin beynine, aklına ve merhametine doğru söylerken, muhatap yönetimin yetkilisi, beynine gelen cümleleri akla ve kalbe ulaşmadan bloke edip, ağızındaki sesin ve nefesin debisiyle aktifleştirip, diğer yönetim elemanlarının bakış ve duruşlarından sektirip, işi muhatap üyeye vaaz-u nasihat babında ulaştırmaya girişir ve olayın iş, oluş, hareket kısmını, seçim gününe atıfta bulunarak manasızlaştırırsa!... Maazallah! Diye düşünen üye, seçim sürecinde ölü taklidi yapmakta haklı değil midir? Ölü taklidi yapmak; her kesime mukavemet göstermeyecek konumda durmaktır ki, zamanın ve mekanın şartlarına istinaden, insanlık tarihi boyunca bu taklidin hakkını vererek yapanlar, dünyevi manada hep kazandırılmıştır. Ardından alkışlar, gülücükler, bol övgülü tebriklerle paylaşım yaparak canlanmak kaydıyla.

M. Murat GÜN




YORUM EKLE
YORUMLAR
saglıkçılar
saglıkçılar - 6 gün Önce

sendikanın kendisi ölü ki delegesinden,temsilcisinden,il başkanından ne bekliyonuz sağlıkçılar mecburen üye oluyor mecbursen e .yoksa iş yaptıklarından memnun olduklarından değil.hani 16 senedir elle tutulur ne yaptılar kamuda en düşük maaşı alıyoz ,dönerler yok sıfır,yıpranma elinde şişti yılda 40 gün, icap nöbeti ücreti yok,nöbet ücretleri yerine izin almaya zorlanılıyor ,

cn34
cn34 - 6 gün Önce

Kimse kusura bakmasın sendika yönetimindekiler iyi yere kapak atmak için ordalar.üyeler ise işim düşerse yapsınlar derdinde.bu kadar net

x kişi
x kişi - 6 gün Önce

Sendikalar şuan sağlıkta hastanede muayene ayarlama, yeni atanan veya görevlendirme talebinde bulunan personele torpil ayarlama gibi faaliyetler haricinde herhangi bir hak arayışında değildir.

mehmet02
mehmet02 - 6 gün Önce

Yetkili Sendika 2005 yılında toplu görüşmelerdeki alınan kara için ölü taklidi yapmakta.
Miadı dolmuş olan Yardımcı Hizmetler Sınıfı kaldırılmalı'
Kamu kurumlarında teknisyen yardımcısı, hizmetli, aşçı,
kaloriferci, dağıtıcı, mübaşir, terzi, berber, garson, bahçıvan, matbaacı gibi
çeşitli ünvanlarda görev yapan ve sayıları 111 bin olan Yardımcı Hizmetler
Sınıfı personelinin, bulundukları sınıftan kaynaklı olarak birçok maddi ve
manevi mağduriyet yaşadıklarına dikkat çekerek, Yardımcı Hizmetler Sınıfında
" bulunan personelin kurumlardaki ana hizmetlere yardımcı mahiyetteki görevlerde
çalıştırılabileceği gibi çok geniş bir tanımı olması ve bu sınıfın içinde
bulunan yirmi iki unvanın ayrı ayrı görev tanımının da olmaması sebebiyle
amirleri tarafından ünvanları göz ardı edilerek Yardımcı Hizmetler Sınıfı'nda
bulundukları gerekçe gösterilerek ünvanı ile uyumsuz işlerde
çalıştırılmaktadırlar. Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışan personelin kadro
unvanlarına ilişkin görevlerin sınırının belirtilmemiş olması bu personele
kurumlarında pek çok işin gördürülebileceği personel olarak bakılmasına neden
olmaktadır. Ayrıca hukuki yönü olmamasına rağmen bazı görev ve işlerin yardımcı
hizmetler sınıfı personeline gördürülmesi, zaman içinde söz konusu görevlerin
ilgililerin unvanı ile özdeşleşmesi ve haklı olarak bu görevi yapmak
istememelerinde ise sorunlu personel olarak düşünülmesine sebep olmaktadır" . YHS personelinin yükselebileceği
teknisyen, bilgisayar işletmeni, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur
gibi kadrolara kurumlar tarafından genellikle ilk defa atama yoluyla personel
alımına gittiklerinden ve kurumların periyodik olarak Görevde Yükselme ve Unvan
Değişikliği sınavı açmamalarından dolayı üniversite mezunu olsalar dahi sınıf
değiştirme imkanı bulamamadıklarını 657 sayılı DMK' da bahsedilen
hizmet sınıfları arasında sadece Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil personel
için ek gösterge belirlenmemiştir. Ek gösterge belirlenirken bir hizmet
sınıfına dahil personelin tamamının dışarıda tutulmasının rahatsızlık
oluşturmasının yanı sıra, ek göstergeden yararlanamadıkları için Yardımcı
Hizmetler Sınıfı personelinin aylık ücretleri ve emeklilik hakları (emekli
aylığı ve emekli ikramiyesi) memurlar arasında oldukça düşük seviyede
bulunmaktadır. Bilindiği gibi 2005 yılında memur
sendikaları ile hükumet arasında imzalanan Toplu Görüşme Mutabakat Metninde;
"Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışanların öğrenim durumlarına göre bir
defaya mahsus olmak üzere sınavsız atanmalarının sağlanması" için çalışma
yapılacağı kararı yer almıştır." Taşeron firmalara bağlı olarak kamu
kurumlarında çalışan taşeron personelin devlet kadrolarına işçi olarak
geçirilmeleri ile birlikte ana hizmetlere yardımcı mahiyetteki görevlerin bu
personel eliyle gördürülmesi sonucunda YHS personeline ihtiyaç da kalmayacağını
kaydeden "Gelişen ülkemizde kamu personel yönetimi anlayışı
kuralcı, hiyerarşik, mekanik ve geleneksel yönetim anlayışı iken bu yönetim
anlayışı değişerek yerini etkinlik, verimlilik, tutumluluk dinamiklerini esas
alan, ücret dengesizliğini gidermeyi hedefleyen, performansa göre değerlendirme
üzerinde duran, esnek yapılanma ve katılımcı yönetime uygun bir kamu personel
yönetimine bırakmaktadır. Bu sebeplerle günümüzde miadı dolmuş
olan Yardımcı Hizmetler Sınıfı'nın kaldırılarak bu hizmet sınıfındaki mevcut
personelin, eğitim durumlarına ve ihraz ettikleri unvanlara uygun hizmet sınıflarına
geçirilmeleri gerekmektedir" …………… On üç yıl oldu bir gelişme yok. Sağlık bakanlığına ve yetkili sendikaya duyurulur.

HEMŞİRE
HEMŞİRE - 6 gün Önce

SENDİKA AİDATLARI ÜYEELER TARAFINDAN ÖDENSİN HİÇ SORUN KALMAZ

MEHMET02
MEHMET02 - 6 gün Önce

Yetkili sendika 2351 kişinin kazanılışmış hakkı için niçin ölü taklidi yapıyor bir açılma bekliyoruz

pascal 42
pascal 42 - 5 gün Önce

ölü taklidine devam...

SIRADAKİ HABER

Haberler
Personel Sağlık
Personel Meb
Hemşire Forması