Sağlıkta Şiddete Bakış 1

Sağlıkta Şiddete Bakış 1

Şiddet Neden En Çok Acil Servislerde?

Yüsra D. Büyükcebeci

Öncelikle şunu söylemek isterim ki hiçbir gerekçe insan hayatına kastı meşru kılamaz!

Sağlıkta şiddet konusu günden güne hem sayı hem de şiddetin şekli yönünde artarak devam etmektedir.

Gün geçmiyor ki bir sağlık çalışanına yeni bir şiddet olayının olduğu bilgisi gelmesin önümüze.

Peki ne yapıyoruz?

Kızıyoruz, kınıyoruz, üzülüyoruz, sosyal medyadan paylaşım rekorları kırıyoruz(?)

Ya sonra? Sonrasında ne oluyor? Ne yapıyoruz? Ne yapabiliyoruz? Ne yapabiliriz?

Yaralanan yaralandığıyla, ölen öldüğüyle kalıyor maalesef. Ailesi, sevenleri ve yakınları için elbette bu süreç daha da uzuyor.

Peki sonuç?

Sonuç yok!

En azından suçlunun hak ettiği cezayı aldığını bilmekle yetinmeye çalışacak, o umutla teselli olacak en yakınlarının da bu umudu yargının olaya bakış açısından ötürü maalesef havada kalıyor.

Aynı şiddetin ya da binde birinin kendi meslektaşına yapıldığında yeri göğü inletecek güvenlik güçlerinden tutun da adli makamlarca da beklenilen karşılık yerini bulamıyor.

Kişi ya serbest bırakılıyor, ya tutuksuz yargılanıyor, ya da hiçbir caydırıcılığı olmayan hafif cezalar alıyor.

Bunu duyan, bunu gören sözüm ona insan müsveddeleri ne yapıyor? Gardını alarak gittiği hastanelerde “sizi boşuna dövmüyorlar, öldürmüyorlar” gerekçesiyle saldırma hakkı(!) buluyor kendinde.

Ölen meslektaşlarımızı seneyi devriyelerinde anmaktan başkaca çaresi olmayan bizler de yaşanan bu kısır döngü çemberinde sıranın ne zaman kendimize geleceği merakı ve korkusuyla sıramızı bekliyoruz(!)

Peki neden özellikle “sağlıkta şiddet”? İnsan hayatının sürdürülebilmesi adına en önemli yere sahip olan meslek grubunun adı neden şiddetle aynı cümlede yer alıyor?

Özellikle sosyal medya bu konuda kötü niyetli kişilere emsal mi teşkil ediyor?

Şiddet, bıçağın iki yüzü gibi keskin bir olgudur. Ilımlı gösterecek ya da haklı çıkaracak hiçbir tarafı yoktur, olamaz!

O yüzden sağlıkta şiddeti de iki taraflı algılamaya ve kabullenmeye çalışmadıkça bu sorunu da asla çözemeyiz.



Bir taraftan şiddeti uygulayana engel olmaya çalışırken diğer taraftan da şiddete maruz kalanın şartlarını da düzenlemeye çalışmalıyız ki etki tepkiyi doğurmasın.

O halde önce doğru soruları soralım ki çözüm odaklı cevaplara ulaşmamız kolaylaşsın.

Sağlıkta şiddet olayları ne zamandır var? Neden bu kadar arttı? Özellikle neden acil servislerde yaşanıyor? Önceden de vardı da biz mi bilmiyorduk? Yoksa bildikçe kendimize de hak mı görmeye başladık?

Çok uzak değil şöyle kısa bir geçmişe yol alalım. 2005 yılında ilk kez Düzce’ de başlatılan aile hekimliği uygulaması 2010 yılı itibariyle de tüm yurt genelinde uygulanmaya başlandı.

İyi niyetlerle halkın sağlığının korunmasının, iyileştirilmesinden daha öncelikli olduğuna yönelik hayata geçirilen bu uygulama özünde elbette ki haklılığı tartışılmaz bir uygulamadır. Ona diyecek sözüm yok.

Ancak bir yeri yaparken başka yeri de yıkmak, kaş yaparken göz çıkarmaya benzer minvalinde hayata geçirilen bu uygulama kanımca sağlıkta şiddetin özellikle acil servislerde artış göstermesinin en büyük sebeplerinden biridir.

Yıllarca acil servislerde çalışmış, adeta uzmanlaşmış yılların pratisyen hekimleri kendilerine altın tepside sunulan bu uygulamaya haklı bir geçiş yapmışlar ve acil servisleri boşaltmışlardır.

Hekimlerimizi asla suçlamıyorum. Verilen imkanlar göz önüne alındığında geçmemeleri anormal olurdu zaten.

Peki sonra ne oldu?

Hastanenin en hayati noktası; ilk müdahalenin, ilk teşhisin ve doğru yönlendirmenin yapılması gerektiği yer olan acil servisler tıp fakültelerinden yeni mezun olmuş tecrübesiz hekimlerimizce dolduruldu. Bu onların suçu mu? Elbette değil.

Hayatında belki de ilk kez karşılaştığı vakaları gözden kaçırmamak adına tecrübeli hekim dışı sağlık personelin desteğine ihtiyaç duyan hekimlerimiz kendi gibi yeni göreve başlamış biriyle tuttuğu nöbette yapılan hatalardan ötürü suçlanabilir mi? Peki o nöbete denk geldiği için hastasını kaybeden hasta yakınının öfkesi sorgulanabilir mi?

Peki suçlu kim?

Alt yapısı oluşturulmadan hayata geçirilen uygulamaların doğurduğu hayati sonuçları önlemek adına gerekli tedbirlerin alınmaması olabilir mi?

Nedir bu tedbirler?

Her birimde olması gerektiğinden daha da öncelikli, olmazsa olmazımız acil servislerde kalifiye personel ihtiyacının bir an önce giderilmesi gerekmektedir.

Bu durum hem hekim hem de hekim dışı sağlık personeli için gereklidir. Aile hekimliğinin şartlarının cazipliğinden o tarafa kayan tecrübeli acil hekimlerini tutmak adına şartlar eşitlenmeli ya da daha da iyileştirilmelidir.

Acil servislerde şartlar dahilinde mümkün olduğunca Uzman Acil Doktorları bulunmalı, sayıları artırılmalı en azından diğer hekimlere refakat etmelidir.

Diğer taraftan acil serviste çalışan başta hekim ve hekim dışı personel olmak üzere personellerin tümünün acil servis çalışma şartlarına yönelik özel bir eğitim alması gerekir ki yaşanılan bir kriz ortamında doğru müdahale yapılabilsin.

Yazımın başından bu tarafa ele aldığım konu sağlıkta şiddetin sadece bir sorunu. Onlarca binlerce konuşulması, analiz edilmesi ve acilen çözülmesi gereken problemlerden sadece bir tanesi.

Bu konuya değinerek; sağlık çalışanları olarak iğneyi önce kendimize batırdığım bir konuya dikkat çekmek istedim. Çuvaldızı batıracak o kadar çok konu var ki umarım onları da ileriki günlerde kaleme alırız.

Kalın sağlıcakla…




YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Haberler
Personel Sağlık
Personel Meb
Hemşire Forması