Sağlıkta Kim Kime Nasıl Şiddet Uyguluyor?

Sağlıkta Kim Kime Nasıl Şiddet Uyguluyor?
13 Kasım 2017 Pazartesi 10:36

Kim Kime Nasıl Şiddet Uyguluyor?

Sağlıkta şiddet; şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalan olarak iki taraflı algılanması ve bu şekilde çözüm aranması gereken bir konudur.

Bu durum ne bir tarafı överek ne de diğer tarafa söverek çözülür. Çözüm iki tarafı da anlamakta, en azından anlamaya çalışmakta saklı.

O halde bakalım mı taraflar kimler? Kim kime, nasıl şiddet uyguluyor

Şiddet uygulayan                                Şiddete maruz kalan

  • Hasta ve/veya hasta yakını                                               - Sağlık Personeline
  • Sağlık Personeli                           - Hasta ve/veya hasta yakınına
  • Sağlık Personeli                               - Sağlık Personeline
  • Hasta ve/veya hasta yakını                 - Hasta ve/veya hasta yakınına
  • Birim ya da kurum amirleri                 - Sağlık Personeline

Şiddet elbette ki, gerekçesi olmayan bir durumdur. O yüzden neden sorusunu sormuyoruz. Ancak sorunda kök neden analizini doğru yapabilirsek bulunan çözüm yolları da o denli doğru olacaktır diye düşünüyoruz.

Öncelikle belirtmek isterim ki hangi tarafta hangi konumda olursa olsun, tüm olumsuzluklara rağmen işini hakkıyla yapan meslektaşlarımızı, yöneticilerimizi ve her türlü kötü muameleye maruz kalmasına rağmen şiddete başvurmadan hakkını aramayı bilen hasta ve hasta yakınlarımızı tenzih ediyoruz.

Şimdi kısa kısa bakalım mı en az bir tanesinde kendimizi yüzde yüz bulacağımız bu durumlara? Hem de bize çok tanıdık gelecek olan kendi cümlelerimizle;

Hasta ve hasta yakını; medyada her gün örneklerini gördüğü şiddet vakaları, aslı astarı olmayan dizilerde izlediği şekliyle kafasında oluşan bir sağlıkçı profili, şehir efsanelerine dönen; “Bunlara bağırmazsan adam yerine konulmuyorsun” zihniyeti(!) ve daha onlarca dinlediği ya da şahit olduğu olumsuzluklarla yüklenip, gardını alarak geldiği sağlık merkezinde muayene sırasını beklerken sergilediği tavırlarla başlıyor sözsüz şiddete.

İlerleyen dakikalar yerini; “Sizi boşuna dövmüyorlar/öldürmüyorlar. Aldığın maaşı benim sayemde alıyosun. Sana ne neyim olduğundan, doktor nerde, ona anlatırım? Uzman mı bu? Yazacağın iki ilaç ne uzatıyon(?) Yaz da gidelim. Sen benim kim olduğumu biliyo musun?” diye devam ettiği sözlü şiddete bırakıyor.

Aynı şahıs bir başka kurumda saatlerce beklemeyi makul görebiliyor iken, muayene sırasında geçen her dakikayla birlikte öfkesini ve hırsını kontrol edemeyen ve her an patlamaya hazır saatli bir bombaya dönüşüyor. Ve maalesef beklenen ama asla istenmeyen “fiziksel şiddet” ile son veriyor, haksız hak arayışı mücadelesine.

Sağlık Personeli; insani olmayan çalışma şartları, günaşırı tutmak zorunda kaldığı nöbetler, aynı kurum ya da birimde yıllardır çalışmış olmanın verdiği kurum hatta mesleki körlükle gelen hastayı acısını dindirmek üzere başvuran biri olarak görmekten ziyade yürüyen bir performans puanı ya da sadece bir meta olarak görmeye başlaması(!), okullarda aldığı eğitimi doğru bir pratiğe dönüştürme becerisine sahip olmadan sahaya atılması ve daha yüzlerce sebepten ötürü bırakın gelen hastayı gülümseyerek karşılamayı, “bu da nerden çıktı” dercesine attığı bakışlarla başlıyor sözsüz şiddetine.

Kendince haklı ancak sergilediği yanlış tutumuyla haksızca; “Neyin var? Ee? Bunun için mi geldin? Bi senin hastan mı var burda? Geç şurda bekle. Annesi nerde “Bu”nun? Sen sus, sana mı sordum?... ” diyerek de devam ediyor sözlü şiddet ile.

Ya fiziksel şiddet? Sağlık personeli fiziksel şiddet uygular mı?

Allah muhafaza! Bilerek asla! Ama bilmeden ve istemeden de olsa uygulanmıyor olsa onlarca hasta/hasta yakını neden dava açmak zorunda kalıyor, “tıbbi ameliyelerde hizmet kusuru” işlendiğinden bahisle? Kimi yanlış uygulanan tedavi sonucu çocuğunu kaybediyor, kimi yanlış yapılan enjeksiyon neticesinde bacağını. Kimi de ihmaller zincirine kurban giderken herkes suçu birbirine atıyor. Birçoğu da hakkını alamayacağı endişesiyle ilahi adalete havale ederek yetinmek zorunda kalıyor maalesef.

İçinde olduğum için mi bana öyle geliyor yoksa acı bir gerçek mi bilmem, aynı sektörde olup da birbirini çekemeyen bu kadar meslek mensubunun bulunduğu başka bir kurum yoktur herhalde. Sağlıkçı sağlıkçıya şiddeti nasıl uygular? Sözlü, sözsüz ve fiziksel ayrımına girmeden yazacağım örnek cümleler bakalım sizlere de tanıdık gelecek mi?;

“ Kim yazdı bu ilacı sana? Bunu yazan doktor muydu? Ayy mosmor olmuş kolunuz, kanınızı kime aldırdıysanız bir daha asla o kişiye gitmeyin(!) Hemşire sana iğneyi nerden yaptı? Dikişi atın, işlemi de bana girin. Girdiniz mi? Aç bakalım şu bilgisayarı girilmiş mi? Ya ne order etmesi yaz işte onla mı uğraşıcam(?) Valla doktora söyledim gelmiyo, ben napıyım? Bu doktor hep böyle bununla nöbet tutulmaz her türlü tahlili istiyo(?) Aman bu yeni mezun ya ben bundan iyi hasta bakarım…” birbirimize uyguladığımız sessiz şiddeti birileri dillendirdiğinde ne kadar da zorumuza gidiyor öyle değil mi?

Peki ya hasta/ hasta yakını birbirine nasıl şiddet uygular? Sözlü, sözsüz ya da fiziki şiddet her yerde herkese, herkes tarafından uygulanabilir. Ancak bunun dışında hastaneye başvuran acil bir hastaya müdahale etmeye çalışırken, kendini acil zanneden hasta ve yakınları tarafından darp edilen ve etkisiz bırakılan sağlık personeli tarafından kendisine gerekli müdahale yapılamayan hastalar ve yakınları da yoksun kaldığı sağlık hizmetinden ötürü aynı ölçüde şiddete maruz kalmıştır.

Ya amirler? Kurum yöneticileri, birim sorumluları özetle tüm idari amirler. Onlar nasıl şiddet uygular sağlık personeline? Kendi sözleriyle dillendirelim mi yine?;

 “Ne demek o gün işim var ben mi tutucam nöbeti? Her sesini yükselten hasta için de “Beyaz kod” girmeyelim canım, onlarla mı uğraşıcaz(?) Sen bekarsın tutuver o nöbeti de n’olacak? Ne demek psikolojim bozuldu, yoğun bakıma senden iyi elemanı nerden bulucam? Halledersin senn… Doktor sana bağırdı diye servisini mi değiştirelim? Amma alıngansınız, biz ne doktorlarla çalıştık da sesimizi çıkarmadık, bu ne ki(?) Bir daha itiraz edersen keserim dönerini(!)

Sağlıkta şiddeti iki taraflı algılamaya çalışmadıkça sunulan hiçbir çözüm önerisi doğru sonuca ulaştırmayacaktır.

Biz hem sağlıkçı, hem hasta hem de hasta yakını olarak iki tarafta da yer alabiliyoruz zaman zaman. O yüzden iki tarafı da anlamaya çalışmak bizim için çok daha önemli. Sorunları kısmen de olsa saptadığımıza göre gelelim çözüm önerilerine. O da bir daha ki yazıda inşallah.

Kalın Sağlıcakla…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Suara - 1 hafta önce
Çok doğru gerçek olan şeyler bunlar en ufak bir abartı yok.Zaten en çok amirler yıpratıyor s.personelini çalışmayan daha rağbet görüyor.çalışan ezeldikce eziliyor.Şikayetci olsa ugrasilmaya başlanıyor.yani bir şekilde mobing görüyor.Sonra bunalıma dayanamayıp intihara başvuruluyor.
Avatar
Şahin - 1 hafta önce
Sayın Editör lütfen yorumumu aşağıdaki gibi ekleyin ...
Hâkk'ın yanında olduğumuz zaman bu sorunlar çözülür Yüsra hanım...