İstanbul'da Aile Hekimliğinde Sıkıntı Yaşanıyor

İstanbul’da aralık ayında 586 yeni aile hekimliği kadrosu açıldı. Yalnızca 72’sinin ‘aile sağlığı merkezi’ binası var. Atanacak hekimlerin bazılarının hiç hastası bile yok.

İstanbul'da Aile Hekimliğinde Sıkıntı Yaşanıyor
09 Ocak 2017 Pazartesi 15:51

Aile hekimleri, ilk atamalarda çok büyük kampanyalarla takdim edilmişlerdi. Şimdi ise kaderlerine terk edilmiş durumdalar. Sağlık Bakanlığı, İstanbul için 586 yeni aile hekimliği kadrosu açtı. Ancak, 72 Aile Sağlığı Merkezi (ASM) binası var. Kadroyu tercih eden doktor, çalışacağı binayı bulmak ve ekibi oluşturmak zorunda. Hemşire ve ebe için Sağlık Bakanlığı’nın ataması bekleniyor. Bazı semtlerde, aile hekimine kayıtlı nüfus sayısı ise sıfır. Atanan doktor, hasta bulmaya çalışacak. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Fethi Bozçalı, Türkiye genelinde geçen ay 900’e yakın aile hekimi kadrosunun açıldığını ancak 70 hekimin tercih ettiğini dile getirdi. Bozçalı, “Bina, araç-gereç, ebe, hemşire olmadan kadro açılıyor. Aile hekimliğini tercih eden doktor sayısı da giderek azaldı” diyor.

11 yıllık sistem

Aile hekimliği pilot uygulaması, 2005 yılında Düzce’de başladı. İstanbul, kademeli olarak tüm yurda yayılan sisteme, 2010’da dahil oldu. 2011 yılında ise sistem tüm Türkiye’ye yayılmış oldu. Birinci basamak sağlık kuruluşları olarak sağlık ocaklarının yerine geçen sistem, “her ailenin doktoru olacak”, “aile hekimi, her ailenin danışmanı gibi çalışacak” gibi söylemlerle sunuluyordu. Aradan geçen altı yılda, hedeflerin çoğu yakalanamadı. Hekimler, aile hekimi olmayı kabul ederlerse, ASM’lerin açılacağı binanın kiralanmasından, her türlü aracın gerecin teminine, sekreter, temizlik görevlisi dahil ekibin oluşturulmasına dek meslek tanımı dışında pek çok işle uğraşmak zorunda. İstanbul gibi büyük kentlerde, bir aile hekimine 4 bine yakın hasta düşebiliyor. Tüm bu olumsuzluklar, hekimleri bezdiriyor. Koruyucu hekimlik yapma hedefiyle yola çıksalar da ‘reçete yazan hekim’ olmanın ötesine pek geçemiyorlar.

"Hastamı alıyorsun"

Dr. Bozçalı, bazı yerlerde bir aile hekimine düşen kayıtlı nüfus sayısının 4 binleri aştığını, Sağlık Bakanlığı’nın da bu sayıyı ilk etapta 3 bin 500’lere indirmeyi hedeflediğini, nihai hedefin de 2 bin 500 olduğunu anımsatıyor. Hasta sayısının, rapor ve izin günlerinde daha da arttığını dile getiren Bozçalı, bazı aile hekimlerinin ebe ve hemşiresi dahi olmadığını söylüyor. Bozçalı, aile hekimlerinin bin, araç gereç temini konusunu ise şöyle değerlendiriyor: “Sağlık Bakanlığı diyor ki ‘binayı benim söylediğim bölgede bulun, kiralayın, tıbbi araç-gereçleri temin edin.” Bozçalı, yeni açılan kadrolarda yer alan “sıfır nüfus” ibaresi ile ilgili de şunları söylüyor: “Meslektaşınızın hastalarını yavaş yavaş onlardan alıp kendinize kaydedin demek. Hekimler arasında ciddi anlamda sıkıntılar, çatışmalar başladı. ‘Sen benim hastamı alıyorsun’ diye...”

‘Aile hekimliğine ilgi azaldı’

Aile hekimliğinin artık hiç cazip olmadığını dile getiren Bozçalı, “Aile hekimlerinin sıkıntısı şu: Bina kiralama yapacaksınız, ebe-hemşire arkadaşın atanmasını bekleyeceksiniz, nüfus oluşturacaksınız ve bunu sağlarken yalnızsınız. Herkes düşünüyor ve tercih etmiyor. Aile hekimlerine kayıtlı olan hasta başına ödenen para var. Performansa göre de bu paradan kesebiliyor. ASM’ler birinci basamağın temel hizmet veren yerleridir. Buralara mutlaka yardımcı sağlık personelinin atanması gerekir. Tıbbi donanımın sağlanması gerekir. Nüfusun paylaşımı konusunda da derneklere ve sahada çalışan hekimlere danışılmalı diyo

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.