Diyetisyen ve hemşire açığımız var

Türkiye’de diyetisyenlerin üçte ikisi İstanbul, İzmir ve Ankara’da hizmet veriyor. Oysa ki, ülkenin her bölgesinde yaşayan diyabetlilerin de desteğe ihtiyacı var.

Diyetisyen ve hemşire açığımız var

Diyabet, Türkiye’de 10 yıl önce her 100 kişiden 7’sini etkiliyordu ancak bu rakam şimdilerde 100 kişiden 14’ü oldu. Ülkemiz, hem diyabet sıklığı hem de artış açısından, bulunduğu bölgede rekor kırıyor. En büyük sorunumuz, hastalığı kontrol altına alamamak. Bunun nedenleri, hekim tarafından hastaya ayrılan zamanın çok kısa olması, diyetisyen ve diyabet hemşiresi açığının bulunması. Uzmanlara göre, yakın gelecekte, diyabet ortadan kalkmayacak çünkü yaşadığımız hayat, bunu mümkün kılmıyor!

Koç Üniversitesi Hastanesi’nden Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli, Türkiye’de diyabet tedavisiyle ilgili yaşanan sıkıntıları anlattı, alınabilecek önlemleri sıraladı:

- İlk eksiğimiz, diyabet hemşire ve eğitmen açığı... Türkiye’de diyabet eğitmeni adı altında bir meslek grubu yok. Hastalar, yeterince bilgi alamıyor. İnsüline başlayanlar, uygulamayla ilgili sorunlar yaşıyor. Kişi, ilk önerilen dozun ömür boyu kullanılacağını sanıyor. Düzenli aralıklarla doktorunu ziyaret etmesi gerektiğini bilmiyor.

- İkinci sorun, enjeksiyon uygulaması... Doktorlar olarak tabii ki hastalara ne yapmaları gerektiğini anlatıyor ama birey, duyduğu kaygı nedeniyle bunu tam olarak anlayamıyor.

- Üçüncüsüyse, yaşam değişikliğine gidilmemesi... Beslenmenin düzene sokulması ve tedavi süreci boyunca bir ekibin hastaya destek olması gerekir. Türkiye’de diyetisyenlerin üçte ikisi İstanbul, İzmir ve Ankara’da hizmet veriyor.



Hastaya dört dakika!

Hacettepe Üniversitesi’nden Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Dağdelen ise hastalara daha fazla zaman ayrılmasının önemine dikkat çekti: “Dünya genelinde diyabetin iyi kontrol oranı,  üçte biri geçmiyor. İlaç olmasına rağmen, Türkiye’de de iyi durumda değiliz. Bizdeki sorun, uygunsuz insülin tedavisi uygulamak. Peki neden? Çünkü; sağlık
sistemlerini diyabetle mücadele için verimli şekilde kullanamıyoruz, hastaları yeterince eğitemiyoruz ve hekim hastaya muayenede sadece dört dakika ayırıyor.”

Hipoglisemi ataklarını azaltmak mümkün mü?

İnsülin kullanan hastaların karşılaştığı en önemli sorunlardan biri, düşük kan şekeri. Yeni ilaçlar, gün içindeki dalgalanmaların sayısını ve hipoglisemi ataklarının süresini azaltıyor. Etki sürelerinin 36 saat üzerinde olması, dengeli bir tedavi sağlıyor. Sanofi, ikinci nesil insülinlerin etkinliğini karşılaştıran araştırmasını, Amerikan Diyabet Derneği’nin, 78’inci Bilimsel Kongresi’nde sundu. BRIGHT çalışmasına göre, düşük kan şekerine bağlı gelişen hipoglisemi oranını ve buna bağlı komplikasyonları % 23 oranında azaltmak mümkün. Araştırmayı yürüten Toronto Üniversitesi Endokronoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Alice Cheng, “Hipoglisemi özellikle başlangıç döneminde, endişe yaratıyor. Bu, hastanın tedaviyi bırakmasına yol açıyor. İnsülin, ‘yerine koyma’ tedavisidir ve ömür boyu sürer” dedi.

‘İğne ilaçtan daha etkili’

Sanofi Diyabet ve Kardiyovasküler Global İş Birimi Başkanı Stefan Oelrich ise, bazı hastaların yeni gelişmeleri takip ettiğini ve çıkan ürünleri denediğini ancak birçoğunun daha pratik ve ulaşılabilir olduğu için iğneye döndüğünü söyledi: “Araştırmalar, ilaçların iğneler kadar etkili olmadığını ortaya koyuyor. Haftada bir kez kullanılacak ve aynı etkiyi gösterecek bir teknoloji yok. Ama iğne batırmaktan kaynaklanan, rahatsız edici hissi azaltan gelişmeler var. Mesela içinde iğne göremediğiniz bir alet... Gerekli bölgeye dayayıp, bir tuşa basıyorsunuz.”




YORUM EKLE
YORUMLAR
SELİMCAN
SELİMCAN - 2 ay Önce

GERÇEKTEN BU İKİ BRANŞ DA ÇOK KIYMETLİ BRANŞLAR..SAYGILARIMLA.

Açık Varmış
Açık Varmış - 2 ay Önce

Hiç bir açık yok.pasifte olan yani asıl kendi işi var iken merkezde, sağlık müdürlüklerinde ve hastane birimlerinde işi dışında memur gibi çalışan kaç tane hemşire var bilen var mı?Bunların sayısını önce söyleyin sonra da açık var diye döktürün.Hiç bir açık yok fazlalık bile var.Sorun dengesiz dağılımlandır.Yolunu bulan kendini başka başka işlere görevlendirmiş.Sonra da açık var diye yazılıyor.Bir işi kırk parçaya bölünmüş bir ucundan memur tutuyor diğer ucundan memur.Herkes asli işini yaparsa fazlalık bile var.Soru: başka yerlerde kaç tane görevledirme usulu ile çalışan hemşire ve diyetisyen var?

ona masa başı bana nöbet
ona masa başı bana nöbet - 2 ay Önce

Masa başında görevlendirlenler görev yerlerine gönderilirse hiç bir açık kalmaz nokta.

Masa Başı
Masa Başı - 2 ay Önce

Zaten tek masa başında oturan ebe hemşire ve sağlık memurlarıdır. Ahhhh hastalığa teşhis koymak yerine sadece pansuman yapanlar. Biraz tahlil yapma muayene etme kabiliyetiniz olsaydı keşke. Sizin en kolay vurduğunuz ebe hemşireler var ya, o masa başında en köle gibi çalıştırılanlar onlardır. Masa başında oturan doktora, diş hekimine, eczacıya ne demeli. O köle gibi çalışan emeklerinin sırtından geçinirler ama kimse onları masalarından kaldıramaz. Doktorlar, eczacılar denetime bile gitmez her işi bu ve tıbbi sekreter sürekli işçi arkadaşlara yaptırırlar. Kendileri yüksek maaşlarını alırlar. Madem öyle, önce bu büyük başlardan başlayın masalardan kaldırmaya. 1 Kişi oturur sırtı kopana kadar yazışma yapar diğerleri sadece 1 tuşa basıp abc ikonunun yaptığı imla denetimini yapıp keyiflerine bakarlar. Akşama kadar çay kahve sohpet muhabbet. Sizde burda köle gibi çalışanlara vurun ha gayret bravo alkışşş. Ya dert 1 değil ki. Sağlık Bakanlığının 112 yi çağırmaya ve yoğun bakıma ihtiyacı var.

adinjust
adinjust - 2 ay Önce

diyetisyen açığına bir şey diyemem de hemşire açığı falan yok. masa başı hemşireleri toplarsan onlar yerine düz memur yada işini yapabilecek insanları verirsen hemşireleri kendi işlerine verirsen açık falan kalmaz. kendi içlerinde bu kadar anlaşamayan birbirlerine kazık atmayı bu kadar seven bir grup çıkıp ta açık var diye ağlamasınlar....

SIRADAKİ HABER

Haberler
Personel Sağlık
Personel Meb
Hemşire Forması