.

Hekimlerin vergilendirilmesine ilişkin tebliğin değerlendirilmesi

HEKİMLERİN VERGİLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN DÜZENLENECEK TEBLİĞ TASLAĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ…

Hekimlerin vergilendirilmesine ilişkin tebliğin değerlendirilmesi



HEKİMLERİN VERGİLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN DÜZENLENECEK TEBLİĞ TASLAĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ…

Değerli Sağlık Sektörü Temsilcileri; Maliye Bakanlığı tarafından 293 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği Taslağı tartışmaya açıldı. Geçtiğimiz Nisan ayında 5510 sayılı Kanunun Ek 10. maddesinde yapılan düzenleme ile Özel Sağlık Kuruluşlarının hekimlerden fatura düzenlemek şartı ile hizmet alımı yapabilmesinin önü açılmıştı….

Hekimlik hizmet alımı yapılması halinde hekim; yüklenici=müteaahit gibi işin sahibine karşı sorumlu hale gelen, kendi nam ve hesabına iş üreten konumda olacak idi…

Bu Tebliğ; “özel sağlık hizmet sunucularında görev yapan hekimler ile serbest çalışan hekimlerin mükellefiyet durumları, vergilendirilmesi ve belge düzenine ilişkin hususları açıklamak” amacı ile yayınlanacak…

Ve Taslak Tebliğ ile “tam netlik kazanmayan; hekimlerden hizmet alımı yapılabilir mi, bu durumda hekim adına oluşan kazanç ücret mi, serbest meslek geliri mi yoksa farklı bir durum mudur” konularına da açıklık getirilmiş olacak…

Kanunun yayınlanmasından sonra düzenlediğimiz eğitimlerde, makalelerimizde, görüşlerimizde kanunun bu haliyle tartışmalı olduğunu, Maliye Bakanlığı tarafından değerlendirilmesi yapılmazsa ileri de telafi güç olacak zararlara yol açabileceğini ifade etmiştik.

Fakat Taslak Tebliği incelediğimiz de ve bu hali ile yayınlanırsa Özel Sağlık Sektörü açısından telafisi mümkün olmayacak sıkıntıları doğuracak kanaatindeyim…  Çünkü tebliğ hekimin elde ettiği kazancın gelir unsurları açısından hangi tarife uygun olduğuna odaklanmış… Hekimlik hizmet alımı neticesi oluşan gelirin; serbest meslek geliri mi olduğu hususunda netlik göstermiyor…

Taslak Tebliğ bu hali ile çıkarsa 5510 sayılı kanunda yapılan düzenlemeyi kadük bırakacak gibi duruyor…

Burada gözden kaçmaması gereken önemli nokta şudur:

Gelir Vergisi Kanunu 1960 yılında yapılmış bir kanun iken Hususi Hastaneler Kanunu 1933 yılında, Tababet ve Şuabatı Sanatları Tarzı İcrasına Dair Kanun ise 1928 yılında düzenlenmiştir.

Kanaatimce Gelir Vergisi Kanunu; Hekimlik ve Özel Sağlık Kuruluşları ile ilgili yasalardan sonraki yıllarda düzenlendiği için o yasalara uygun olarak  hizmet veren hekimlerin gelirlerine tarif getirmiştir.

Oysa günümüz de Hekimlik; kanıta dayalı tıp uygulamaları neticesi münferiden icra edilen bir meslek olmaktan çıkmış; multidisipliner olarak teknolojik imkânlar ile teşhis tedavi yapılan kurumlarda icra edilen bir meslek haline gelmiştir.  

Günümüz  uygulamalarına uygun tarif yapılması gerekiyor…

Bu nedenle halen yürürlükte olan Gelir Vergisi Kanununda tarif edilen Hekimin Serbest Meslek İcrasının şartları içine Özel Sağlık Kurumlarında çalışan hekimler dahil edilmelidir…

Önce Taslak Tebliğe bir bakalım sonrada Tebliğin pratikteki uygulamaları kapsayacak şekilde sektör lehine düzenlenmesi için önerilerimizi ifade edelim..

A. Taslak Tebliğin Analizi:

Toplam 10 maddeden oluşan taslağın 8 ana maddesi var…

Bunlardan ilk 7 maddesi Maliye Bakanlığı’nın halen yürürlükte olan kanuni düzenlemeleri çerçevesinde düzenlenmiş…

I. Özellikle tebliğin 2. maddesinde dayanak aldığı kanunları tanımlıyor. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, amir kanun olarak belirtiliyor. Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre de hekimlik hizmet gelirlerinin nasıl tanımlanacağını açıklıyor…

II. Üçüncü maddede Ücret ve Serbest Meslek Kazancı yönünden değerlendirme yapılıyor… Gerek ücret gerek serbest meslek kazancı emeğe dayanan gelir unsurları olarak tanımlanıyor. Ve 3. maddenin 5. fıkrasının 2.cümlesinde “Zira, serbest meslek faaliyetinin bir hizmet akdi kapsamında bir işverene tabi ve bir işyerine bağlı olarak sürdürülmesi halinde elde edilen gelir ücret olarak vergilendirileceğinden,…” diyerek hekimlik hizmetlerinden elde edilen kazancı sınırlandırıyor…

III. Tebliğ taslağının 4. maddesi can alıcı tespit ve değerlendirmeler içeriyor. Bu madde Özel Sağlık Sektörü adına çok önemli diye düşünüyorum.

IV. 4. maddenin 2. ve 3. fıkraları kanaatimce önemli içeriğe sahip…    4. maddenin 2. fıkrasında “Hekimlerce elde edilen gelirin nev’inin belirlenmesinde; hizmet sözleşmesi, konu ile ilgili inceleme, görüş ve öneri raporlarında yer alan tespitler, hekimlerin işe başlama bildirimi, bildirim üzerine düzenlenen yoklama fişi, varsa kira sözleşmesi gibi belgelerde yer alan bilgilerin söz konusu mevzuat düzenlemeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.”

Ve aynı maddenin 3. fıkrasında konuyu detaylandırıyor…

Ücretin unsurları belirtiyor, diyor ki:

- “Hekimlerin faaliyetlerini hastaneye bizzat giderek gerçekleştirmeleri,

- Hekimlere hastanede çalışmaları için bir bölüm tahsis edilmesi,

- Tahsis edilen bölüm için hekimlerce ücret veya kira ödenmeden faaliyette bulunulması,

- Hastane yönetiminin onayı olmadan hekimlerce hasta kabul edilememesi,

- Hekimlerin hastane yönetiminin izni olmadan başka bir kuruluşta çalışamamaları,

- Hekimlerin hastane yönetiminin belirleyeceği yerlerde ve belirleyeceği çalışma saatleri içerisinde görevlerini sürdürmek zorunda olmaları,

- Hekimlerin izin süreleri ve izinlerini kullanacakları tarihlerin hastane yönetimince belirlenmesi,

- Hastane yönetiminin onayı olmadan hekimlerin mesleki seminer, kurs, kongre vb. etkinliklere katılamaması,

- Muayene, tanı ve tedavi için hekimlerin kendi adlarına ücret talep edememeleri,

- Hekimlerce verilen hizmet karşılığı olarak devamlılık arz edecek şekilde ödeme yapılması gibi hususların bulunması veya fiilen bu hususlara uygun faaliyet icra edilmesi halinde, hekimler için ücrete ait tüm unsurların var olduğu kabul edilir.”

Hekimlik Hizmet Alımı ile ilgili tüm görüşlerimizde de belirttiğimiz gibi yapılacak sözleşme içeriği çok önemlidir.

V. Ayrıca 4. maddenin 4. fıkrası sözleşme içeriğinin nasıl değerlendireceğini açıklıyor. Diyor ki; “Üst fıkradaki hususların, her olay için ayrı ayrı değerlendirilerek tamamının varlığı halinde elde edilen gelir ücret olarak kabul edilir. Ancak, bu hususların gerek sözleşmeden, gerekse bildirim ve diğer belgelerden kısmen veya tamamen tespit edilememesi halinde ise hekimin fiilen çalışma şekline bakılarak gelirin nevi belirlenir.” Konu ile ilgili de örnekler veriliyor.

VI. Tebliğin 5. maddesinde Gelirin Serbest Meslek Kazancı Olarak Değerlendirilmesi Durumu, 6. maddesinde Ücretler Ve Serbest Meslek Kazancının Beyanı ve 7. maddesinde de Belge Düzeni hakkında açıklamalar var…

VII. Tebliğin 7. maddesinin 5.fıkrası “Hekim adına ücret bordrosu tutulması gereken durumlarda, hekim tarafından serbest meslek makbuzu düzenlenmesi mümkün bulunmamaktadır.” diyerek sözleşme içeriklerinin hekimi işçi olarak niteleyen tarzda olması durumlarında bizleri nasıl bir sıkıntının beklediğini de işaret ediyor.

Buraya kadar maddelere göre kazancın tanımı; Gelir Vergisi Kanununa göre tarif ediliyor. Ayrım ücret ve serbest meslek makbuzu arasında yapılmaya çalışılıyor, hekimlik hizmet alımı durumunda hekimin kendi tüzel kişiliği tarafından düzenlenecek fatura belgesinden hiç bahsedilmiyor. Ayrıca 5510 sayılı Kanunla tanımlanan Hekimlik Hizmet Alımı maddesinde kazancın tarifi yok.

VIII. 8. madde ile son noktayı koyuyor…

a. 8.maddenin 1. fıkrasında “hekimlerce elde edilecek gelirin nev’inin belirlenmesinde hekimler ile özel sağlık hizmet sunucuları arasında düzenlenen hizmet sözleşmelerinin gerçek mahiyetinin dikkate alınacağı” belirtiliyor.

b. 2.fıkrasında “hekimlerin özel sağlık hizmet sunucusuna ait işyerinin bir bölümünde faaliyette bulunmaları halinde bu bölümlerin de işyeri olarak değerlendirilmesi gerekir. Daha önce herhangi bir serbest meslek mükellefiyeti olmayan hekimler için bu durum, anılan Kanunun 155 inci maddesine istinaden muayenehane açılmış olduğunu ve işe başlandığını gösterir.” diyerek te Sağlık Bakanlığı Yönetmeliklerinde hali hazırda yeri olmayan bir durumun olması gerektiğine işaret ediyor.

c. 8. Maddenin 3. fıkra son cümle hükmünde   “5510 sayılı Kanuna eklenen ek 10 uncu madde hekimlerin sigortalılığına açıklık getiriyor.

Hekimlerin elde ettikleri gelir yönünden Gelir Vergisi Kanununun 2. maddesinde yer alan gelir unsurlarından hangisine gireceği konusunda düzenleme içermemektedir.” diyerek hizmet alımı yapılan hekimin oluşan kazancını itilaflı kabul ediyor…

Gelir Vergisi Kanununda bu kazanç tanımlı değil diyerek te sektörde kısmen uygulanan fiili durumu çözemeyecek diye düşünüyorum.

Bu tebliğ ile 5510 sayılı kanunda yapılan düzenleme kadük kalacak gibi duruyor…

B. Tebliğ Özel Sağlık Kuruluşlarındaki Hekimlik Hizmetini Serbest Meslek İcrası Olarak Düzenlemelidir…

1. Hekim, mesleğinin yapısı gereği nerede olursa kendi nam ve hesabına çalışan bir meslek grubudur.

2. Hekim, mesleki açıdan işverene tabii olmaksızın kişisel sorumluluğu ile kendi namına çalışır. Hastasına karşı ürettiği işin sonucundan sorumludur.

3. Hekimliğin, ticari yapıda olan bir özel hastanede yapılması halinde bile hekim ben ücretli/çalışanım ürettiğim işin sonucundan ben sorumlu değilim diyemez. Hukukta böyle kabul etmiyor zaten… Örneğin hastalarına karşı vekâlet sözleşme ilişkisinden dolayı şahsi sorumluluğu vardır. En iyi hukuki kanıtı da Özel Sağlık Kurumlarında çalışmaları halinde de mesleki sorumluluk sigortasına tabi olmaları ve her sağlık kuruluşu için ayrı ayrı poliçe yaptırmaları gerektiğidir.

4. Hekim; Özel Sağlık Kuruluşunda işçi değil serbest meslek icra eden bir meslek sahibidir… Çünkü

a. Hekim, şahsi çalışma yaparak bilimsel mesleki bilgi ve ihtisasa dayalı iş görür.

b. Hekim ile özel hastanede karşılaşan hasta yapılan işin bedelinin tamamını ticari organizasyon adına ödeme yapsa da; bu bedel içinde hekimin hak ediş payı olduğundan hekim parça başı iş üretir, kendi nam ve hesabına çalışır.

c. Hekim; mesleğini hastasına zarar vermeyecek şekilde icra etmek için hemşire, ameliyathane, teşhis laboratuvarları, hastanın yatırılması için gereken donanımlar, hasta karşılama, hasta çıkış vs gibi tamamlayıcı unsurları kullanır.

d. Hekim, Özel Sağlık Kuruluşlarında parça başı iş üretiyor. Ve bu parça başı işi üretirken tamamlayıcı unsurları ticari organizasyondan karşılıyor. Muayenehanesi olan hekimlerin bu tamamlayıcı unsurları satın alarak sunduğu hizmet; serbest meslek icrası olarak kabul ediliyor, hastane içerisinde hekimlik yapılırken tamamlayıcı unsurların hastane tarafından karşılanıyor olması hekimi neden ücretli olarak tanımlıyor?... Bu nokta Gelir Vergisi Kanunundaki serbest meslek içeriğinde yapılacak düzenleme ile sorunu çözebilir.

e. Özel Sağlık Kuruluşlarında hastalardan alınan ücret sepet ücrettir ve hekimlik hizmeti ile birlikte tamamlayıcı unsurlarında bedelinin toplamıdır. Yani bedelin bir kısmı hekimin hizmet bedelidir… Dolayısıyla hekim kendine ait olanı hastanenin muayene odasında alsa, tamamlayıcı unsurların bedelini de hasta, hastane veznesine ödese hekim serbest meslek mensubu mu oluyor… Ama hasta bu bedelin tamamını hastane veznesine öderse hekim ücretli kabul ediliyor. Bu kritik sınır; Gelir Vergisi Kanunundaki serbest meslek içeriğinde yapılacak düzenleme ile çözebilir.

f. Hekimlik hizmeti süreci prosedürlerini; mesleğin yapısı gereği ticari organizasyon olan özel hastane belirleyemiyor. Zira hekimlik mesleği gereği teşhis tedavi sürecinin ana parçası hekimdir ve hekim kendi sürecinin hukuki sonuçlarından sorumludur. Öyleyse ürettiği işin sonuçlarından hekim sorumlu iken, üretim yaptığı alanı kiralaması halinde ve işin bedelini kendi tahsil etmesi halinde serbest meslek kazancı sayılıyorsa, sadece ve sadece üretim yaptığı alanı kiralayamaması nedeniyle ücretli statüsünde olması da bireysel bir hak kısıtlaması değil mi?...

g. Özel Sağlık Kuruluşlarında hekimin meslek icra ettiği alanı kiralayamaması Sağlık Bakanlığı mevzuatı ile de ilgili olduğundan bu konuya mutlaka Sağlık Bakanlığı’nında müdahil olmasında fayda olduğunu düşünüyorum.

5. Hekim, mesleği gereği eşit işe eşit ücret alan işçi değildir. Eşit işe eşit ücret olsaydı Sağlık Bakanlığı tüm cerrahi işlemlerde farklı branşlarda aynı tutarda performans ödemesi yapardı.

Tebliğ bu haliyle Gelir Vergisi Kanunu kapsamında düzenlendiği için bahse konu kanunda da düzenleme yapılarak serbest meslek icra eden hekimler ile ilgili tanımın genişletilmesi gerekiyor.

Özellikle Özel Sağlık Kurumlarında çalışan hekimlerin, sağlık kuruluşu ile fiziki alanı kiralama ilişkisine girmeden ilmi bilgiye dayanarak hizmet ürettiği gerçeği doğrultusunda çalışması; serbest meslek icrası olarak kabul edilebilmelidir.

Hekim, sağlık kuruluşu vb etkilenecek tüm tarafların bu taslak üzerine çalışması, ortak görüş oluşturması ve Maliye Bakanlığı’na görüş göndermesi gerekiyor.

Saygılarımla…

Dr. Feza Şen
Bursa Sağlık Kuruluşları Derneği
0 532 277 88 27
Mail: fezasen@megamed.org
Kaynak: www.fezasen.com

 


Etiketler; #
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
erdal er - 6 ay önce
hekim bir vatandaş ve halk değildir. hekim padişahın bir üstüdür. hekim diğer meslek gruplarıyla karıştırmamak lazımdır. lan ne film çevireceğinizi şaşırdınız ya