.

Sağlık Bakanı Gündeme Dair Açıklamalar Yaptı

Sağlık Bakanı Gündeme Dair Açıklamalar Yaptı

Sağlık Bakanı Gündeme Dair Açıklamalar Yaptı



Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Karşımızda sanal bir yapı var, Demokratik Toplum Kongresi. Burada bir siyasi partinin genel başkanı 14 tane alınan kararı deklare ediyor, 'bunun arkasında olduğunu' söylüyor. Ama buradaki duruşu ülkenin, milletin birlik ve beraberliğine, bölünmez bütünlüğüne ait duruşu zedeleyen ve ayrı bir üniter yapıyı bozan bir deklarasyon. Bunun arkasında durması... Onu hukuka havale edilmesi gereken bir süreç olarak görüyorum" dedi.

Müezzinoğlu, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İki hafta önce Diyarbakır'da Demokratik Toplum Kongresi'nin yaptığı toplantıda öz yönetim ve özerklik ilanlarıyla ilgili 14 maddelik teklif sunulduğu hatırlatılan Müezzinoğlu, bu ülkenin, bölünmez bütünlüğü üzerine bir vatan toprağı olduğunu, bir karış toprağının verilemeyeceğini, bunun için hangi fedakarlık gerekiyorsa yapılacağını vurguladı.

Müezzinoğlu, öncelikle Demokratik Toplum Kongresi'nin bir yasal zemininin olup olmadığı sorusunun sorulması gerektiğini belirterek, "Ben açıkçası bunu merak ediyorum, bir dernek midir? Bilmiyorum. Demokratik Toplum Kongresi, kongreyi yapan hangi statüye göre yapıyor? Bir vakıf mı, bir dernek mi, bir siyasi parti mi ve hangi statüde ve biz bu statüyü neye göre kabul edeceğiz ve neye göre tartışacağız. Esasında bizim karşımızda sanal bir yapı, şekil var" değerlendirmesinde bulundu.

Demokratik Toplum Kongresi'nin, bildiği kadarıyla, hukuksal zemininin olmadığına dikkati çeken Müezzinoğlu, şunları söyledi:

"Burada bir siyasi partinin genel başkanı, 14 tane alınan kararı deklare ediyor, bunun arkasında olduğunu söylüyor. Şimdi siyasi partinin genel başkanını bağlar. Niye? Bu ülkede, bu ülkenin o beğenmediğimiz anayasasına göre, beğenmediğimiz, değiştirelim dediğimiz anayasasındaki koşullara göre yürümek... Sorunsa, kucağımıza gelen sorunları da yine bu nedenle çözmek zorundayız. Ama buradaki duruşu ülkenin, milletin birlik ve beraberliğine, bölünmez bütünlüğüne ait duruşu zedeleyen ve ayrı bir üniter yapıyı bozan bir deklarasyon. Bunun arkasında durması... Onu hukuka havale edilmesi gereken bir süreç olarak görüyorum."

Müezzinoğlu, parti kapatmalarla ilgili tartışmaların yeniden gündeme geldiğinin anımsatılması üzerine, partilerin kapatılarak bir yere varılmasının mümkün olmadığını kaydetti.

Söz konusu partinin 5 milyon oyunun bulunduğunu ifade eden Müezzinoğlu, "5 milyon oyun kullanıldığı bir siyasi anlayışının hak ve hukukunu korumak yalnız o partililere düşmez, demokrasiden yana olan siyasilerin tamamına düşer" diye konuştu. 

Müezzinoğlu, bir siyasi partinin kapatılmasını başından beri doğru bulmadığını aktararak, "Ama hangi partide olursa olsun bir suç varsa o suçu işleyen, o suçun arkasında duran cezasını çekmeli, bedelini ödemeli" dedi.

"PKK, Kürtlerin hak ve hukukunu savunan bir hadise değil"

Müezzinoğlu, "HDP'nin, operasyonların durması ve sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması yönünde girişimleri oldu, halk desteği aradı ancak beklenen desteği bulamadı. Dün MYK sonrası karar açıkladılar. Batı illerinde öz yönetim ve özerklik çağrılarını destekleyen mitingler yapma, insanları bu bölgelere taşıma yönünde gerilimi ülkenin tamamına yayma şeklinde değerlendirilen bir süreci başlatmış oldular. Bunu nasıl okuyorsunuz" sorusuna şu cevabı verdi:

"Türkiye'de gerek içeride gerekse de dışarıda ülkenin güçlü bir devlet, iddialı bir millet olmasını istemeyen bir yapı var ve bu yapı 150 yıldır bu milletle uğraşıyor. Bu milletin birlik ve beraberliğini bozan, güçlü bir tarihi geçmişinden gelen o medeniyet anlayışıyla, dinamikleriyle güçlü bir devlet ve millet olmasını arzu etmeyen yapılar var. Bu yapılar bu milletin üzerine farklı farklı senaryolarla 150 yıldır geldiler, yer yer başarılı oldular, yer yer Çanakkale'de olduğu gibi geri dönüp gittiler arkalarına bakmadan. 

Yaklaşık 30-35 yıldır baktığımızda PKK hadisesi, Kürt kökenli vatandaşlarımızın hak ve hukukunu savunan, arayan bir hadise değil. Bunu bugün çok daha iyi görüyoruz. Buradaki dert, bu milletin 2023 vizyonuna yürüyüşünü engellemek veya büyük hayallerden vazgeçmesini sağlamak için birilerinin planladığı, birilerinin de maşa olarak kullanıldığı bir hadisedir."

"Peki hendek kazanlar ne istiyor" 

Kürt kökenli vatandaşların Cizre, Silopi ve Sur'da yaşanan olaylara destek vermediğini vurgulayan Müezzinoğlu, "Şunu çok iddialı söylüyorum, Edirne'de sağlık alanında ne varsa Hakkari'ye de yaptık. Bursa'da ne varsa Diyarbakır'da da var. Diyarbakırlı hemşehrim benim için Edirne'deki, Balıkesir'deki insanım kadar değerlidir ve saygındır" diye konuştu. 

Müezzinoğlu, "Peki hendek kazanlar ne istiyor" diyerek, şunları kaydetti:

"Şu anda Güneydoğu'da temmuz ayından bu yana ödenen bedeller... Türkiye olarak bir birim bedel ödüyorsak, o bölgede yaşayan insanımız iki birim bedel ödüyor, sokağa çıkma yasağı olan bölgede de on birim bedel ödüyor. Bunların derdi hak hukuksa, zaten sorun yok. Bu devletin şefkat ve merhamet eli milletin de devletin de hükümetin de. Ama bu millete yanlış yapan, bu milletin birlik ve beraberliğini bozmak isteyen, bu millete özerk bölge veya öz yönetim, kanton gibi cümleleri konuşan, buna destek veren, bunun arkasında duran kim varsa devletin de milletin de hükümetin de kudret eli bunun üstesinden gelecek güce sahiptir.

Provokatif baktığınız zaman bütün şeyler provokasyona dayalı. Orada yapamadıkları provokasyonu İzmir'de, İstanbul'da, Ankara'da yapmaya çalışacaklar. Bu anlamda meşru zemindeki hiçbir provokasyon eylemi vatandaştan karşılık bulmaz. Ancak yapabilecekleri terör eylemidir, bomba, mayın, haince, kalleşçe, insanlık dışı tuzaklardır. Orada güvenlik güçlerimiz ve istihbaratımız gereken duyarlılığı gösteriyor. Başarılı olamayacaklardır." 

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, sağlıkçıya savaş ortamında bile asla ateş edilmeyeceğini belirterek, "Burada, hastanemize roketatar var, 112'lere molotofkokteyli, roketatar var. Direksiyon başında öldürme var. Dolayısıyla tedbiri ne kadar alırsanız alın ihanet, hainlik, insanlık dışı tuzaklar ister istemez bizi zorluyor. Her türlü tedbiri almaya çalışıyoruz" dedi.

Müezzinoğlu, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Doğu ve Güneydoğu'da terör örgütünün hastaneleri, ambulansları ve sağlık çalışanlarını hedef haline getirdiğinin hatırlatılması üzerine Müezzinoğlu, karşı cephede ve düşman olunabileceğini ama her hadisenin bir kuralının, ahlakının bulunduğunu belirtti.

Çanakkale'de yaralı Yunan askerini Türk askerinin sırtlayıp getirdiğini, tedavisinin yapılarak sağlıklı hale getirildiğini ve esir değişiminde de teslim edildiğini anımsatan Müezzinoğlu, bunun savaş ahlakı olduğuna işaret etti. Müezzinoğlu, burada ise bir ahlak ve kuralın bulunmadığını söyledi.

Cizre'de bir sağlık memurunun arabasına binip evine giderken yolda katledilip şehit edildiğini hatırlatan Müezzinoğlu, ambulansla yardıma giden ekibe de ateş açıldığını dile getirdi.

İkinci ambulansın olay yerine gönderildiğini, hastaneye gidilirken 1 saat 45 dakika zaman kaybedildiğini anlatan Müezzinoğlu, şöyle devam etti:

"Burada hangi tedbiri alacaksınız ki? İşinden çıkmış evine giden Kürt kökenli o mahallenin, ilçenin çocuğu arabasında evine gidiyor. Ambulans geliyor, ambulanstan yardıma koşanlara ateş ediliyor ve ilave halkı etrafına topluyorsunuz, halk onu koruyor. Ama 1 saat 45 dakika kan kaybı, biz Eyüp Ergen'i kaybettik.

Doktor Abdullah, Diyarbakırlı, Kürt kökenli. O bölge insanına hizmet ediyor. Ambulansa çağrı yapılıyor, muhtar tarafından, 'attan düşen 11 yaşındaki çocuk, kolu kırık, yaralı, acil ambulans istiyoruz' diye. Ambulans hemen çıkıyor mevkiye varmadan durduruluyor. Ambulansın içindeki malzemeler alınıyor, hemşire arkadaşımız da 2 aylık hamile. Sonra ambulans ekibi uzun süre dönmeyince muhtar aranıyor, muhtar, 'ben silah zoruyla o çağrıyı yaptım, böyle bir yaralı yok'. Silah zoruyla muhtar çağrı yapıyor, onlar ambulansın geleceği istikameti biliyor, durdurup ekibi alıkoyuyorlar, malzemeleri alıyorlar. Sağlıkçıya savaş ortamında bile asla ateş edilmez. Burada, hastanemize roketatar var, 112'lere molotofkokteyli, roketatar var. Direksiyon başında öldürme var. Dolayısıyla tedbiri ne kadar alırsanız alın ihanet, hainlik, insanlık dışı tuzaklar ister istemez bizi zorluyor. Her türlü tedbiri almaya çalışıyoruz."

"Bedeli bölge insanı çekiyor"

Sağlık ekibinin hizmet vermekte zorlandığını, bedeli ise bölge insanın çektiğini vurgulayan Müezzinoğlu, bölgede gebe takiplerinin aksadığını, çocukların aşı takiplerinin istenilen standartta yürümediğini söyledi.

Sağlık hizmeti sunumu, sağlık hizmetini ulaştırma ve sağlık hizmeti talep edenlerin sağlığa ulaşımında sorunlar yaşandığını aktaran Müezzinoğlu, sağlık hizmetlerinde aksama olmaması için hastanelerde tedbirlerin alındığını aktardı.

Müezzinoğlu, "Zırhlı ambulans sürecine geldik. 3 zırhlı aracımız bu hafta teslim edilecek. Diyarbakır, Şırnak ve Mardin'e bunları teslim edeceğiz, 12 tanesinin imalatı devam ediyor. Onu da önümüzdeki bir iki ay içerisinde teslim alacağız. Bütün nitelikler sağlık hizmeti sunma adına, zırh cam, kurşun geçirmez" dedi.

"Zor koşullara rağmen hizmetleri ideal şekilde yapmaya çalışıyoruz"

Bölgede sağlık hizmetinde bazı aksamaların yaşanması nedeniyle hastanedeki hastaların ve evde bakım hizmeti alanların tedavilerinin ne şekilde gerçekleştirildiğinin sorulması üzerine Müezzinoğlu, 78 milyon insanın sağlık hizmeti alma anlamında hiçbir tereddüdü olmamasını istediğini belirtti.

Bakanlık olarak, "insan kutsaldır, bizim insanımız, vatandaşımız da değerlidir" bakış açısıyla hizmet ettiklerini aktaran Müezzinoğlu, "Bu topraklarda, bu bayrağın altında 152 bin Suriyeli anne doğum yaptı. Bu çocukların aşıları, beslenmeleri, yarına ait gelecekleriyle ilgili altyapıyı kurma duyarlılığı ve dinamiği olan bir yönetim var. Bir medeniyet anlayışı var" diye konuştu.

Bölgedeki vatandaşların bazı mağduriyetlerinin bulunduğunu ifade eden Müezzinoğlu, diyaliz hastalarının tedavilerine, bölgede her şey normalleşinceye kadar hastanelerde devam ettiklerini söyledi.

Müezzinoğlu, bütün zor koşullara rağmen hizmetleri ideal şekilde yapmaya çalıştıklarını kaydetti.

Şırnak'a giden Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Hikmet Selçuk Gedik ile telefonla konuşurken bir taraftan silah sesleri geldiğini, diğer taraftan da bir doğum meydana geldiğini anlatan Müezzinoğlu, "Bir taraftan silah sesi bir taraftan dünyaya en güzel umut bir can, bebek, aileye ise heyecan, bereket geliyor ve bunu yaşayan sağlık ekibi. O ortamda acil hizmetlerini aksatmadan sunma gayreti olan bir dinamizm. Bunu başaran bir ülkeyiz. Bunu başaran bir Sağlık Bakanlığı dinamiğimiz var" ifadesini kullandı.

Bakan Müezzinoğlu, o bölgede hizmet aksatmadan görevlerini yapan sağlık çalışanlarına, gösterdikleri gayret ve mesleğin saygınlığını korumadaki duruşları dolayısıyla teşekkür etti

(Sürecek) 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sağlıkçı - 12 ay önce
umarım sayın bakan yardımcı sağlık sağlık personelinin tamamına zam yaptım diyerek bir tv kanalında söz alır.