.

Oda ışığını kapatmayan memura ceza verilir mi?

Danıştay, mesaiden çıkarken odasının ışığını kapatmadan çıkan müdüre verilen cezayı bağımsız bir soruşturmacı tayin edilmediği gerekçesiyle iptal etti. Ancak bu karar, soruşturma usulüne göre yapılmış olsaydı, verilecek cezanın iptal edilmeyeceği anlamına gelmektedir.

Oda ışığını kapatmayan memura ceza verilir mi?



Gümrük Bakanlığında yaşanan bir olayda, mesai çıkışında, odasındaki televizyonu çalışır vaziyette ve odasının ışıklarının açık bırakan memura, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-(c) maddesi uyarınca uyarma cezası verilmiştir.

Söz konusu hüküm şu şekildedir:

"c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek," Açılan davada, idare mahkemesi verilen cezayı onaylamıştır. Ancak Danıştay,

bağımsız soruşturmacı belirlenmeden soruşturmanın yapılmış olmasından dolayı idare mahkemesi kararını bozmuştur.

Danıştay'ın bu kararı, eğer soruşturma usulüne uygun olarak yürütülmüş olsaydı, mesai çıkışında odasının ışığını kapatmadan veya odasındaki televizyonu açık bırakarak ayrılan memura verilecek disiplin cezasının, kanuna uygun olduğuu göstermektedir.

Bu bağlamda, memur arkadaşların, mesaiden ayrılırken oda ışını, bilgisayarıı kapatmak gibi tasarruf tedbirlerine riayet etmesi uygun olacaktır. Aksi halde hiç beklenmedik bir zamanda bir disiplin soruşturmasıyla karşılaşabilirler.

DANIŞTAY

ONİKİNCİ DAİRE

E. 2012/5471

K. 2016/217

T. 26.01.2016

İstemin Özeti : .. 1. İdare Mahkemesince verilen 20/10/2011 tarihli ve E:2010/1337; K:2011/1327 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Fatih Yıldırım

Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

08.06.2011 tarihli ve 27958 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı'nın tüzel kişiliğinin kaldırılarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı davalı idare olarak kabul edilerek işin esasına geçildi.

Dava; .. Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünde Başmüdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-(c) maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 19.10.2010 gün ve 1241-13130 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-(c) maddesinde; kurumca belirlenen  tasarruf tedbirlerine riayet etmemek uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğinin "Disiplin  amirlerinin yetkileri" başlıklı 18. maddesinde; disiplin amirlerinin, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin, Devlet memuru olarak emrettiği görevleri yurt içinde veya dışında yerine getiremeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara, durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, 657 sayılı Kanunda yazılı disiplin cezalarından yetkisi dahilinde bulunanları vermeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu nedenle, kamu görevlisinin suç oluşturduğu iddia edilen fiili ile ilgili olarak idarece açılan bir disiplin soruşturmasında, konu ile ilgili her türlü araştırmanın yapılması, kanıt niteliğinde toplanan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, tanıkların dinlenmesi, hatta teknik konularda bilirkişilere inceleme yaptırılmak suretiyle, soruşturulanların görev ve konumları itibariyle sorumlukları ile suçun oluş biçimi irdelenerek düzenlenen rapor ile fiilin sübut bulup bulmadığının ortaya çıkarılması gerektiği, soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin suç konusu eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan veya soruşturulanın veya olayın mağduru durumundaki kişilerden etkilenecek konumda bulunmayan tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olmaları ve kıdem ve görev bakımından en az soruşturulan ile aynı seviyede veya üst düzeyde bulunmaları gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen hükümler doğrultusunda; disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılması da isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Soruşturma emri verilmesi; bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, soruşturma sonucunda bir rapor hazırlanması ve bu raporda; olayın değerlendirilmesi soruşturmacının kanaat ve teklifini belirtmesi ve raporun ilgili makama sunulması, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olmasının, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de gereğidir.

Dava dosyasının incelenmesinden; Bursa Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünde Başmüdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, 24.09.2010 tarihinde saat 17:37'de  görevinden ayrılmasına rağmen çalışma odasındaki televizyonu çalışır vaziyette  ve odasının ışıklarının açık bırakarak görevinden ayrıldığından bahisle savunması  alınarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-c maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu duruma göre, usulüne uygun bir soruşturma açılmadan, bağımsız bir soruşturmacı  tayin edilmeden, sadece savunma istenerek verilen disiplin cezasında hukuka  uyarlık bulunmadığından, bu işlemin iptali talebiyle açılan davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 26.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Etiketler; #
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.