.

Hemşire cinsel obje değildir

Ebe ve Hemşireler Derneği Samsun Şube Başkanı Şükriye Okur Turgut, 'Yirmi yıldır bu mesleğin içinde yer alan birisi olarak, ben o filmlerdeki gibi bir hemşire görmedim. Bu durum hem toplumu hem meslektaşlarımızı hem de bu mesleği seçmeyi düşünen arkadaşlarımızı etkiliyor' dedi

Hemşire cinsel obje değildir



Yayınlanan bazı film ve reklamlarda adeta cinsel bir objeymiş gibi gösterilen hemşireler, bu algı ile mücadele ediyor. Konuyu hukuksal boyutlara taşıdıklarını ifade eden Ebe ve Hemşireler Derneği Samsun Şube Başkanı Şükriye Okur Turgut, “Yirmi yıldır bu mesleğin içinde yer alan birisi olarak, ben o filmlerdeki gibi bir hemşire görmedim. Bu durum hem toplumu hem meslektaşlarımızı hem de bu mesleği seçmeyi düşünen arkadaşlarımızı etkiliyor” dedi

Hemşirelik, birey, aile ve toplumun sağlığını koruma ve geliştirmeye odaklanan, ideal sağlık düzeyine ve yaşam kalitesine ulaştırmayı hedefleyen sağlık hizmetleri sektörüne bağlı bir meslek. Ayrıca ‘hemşire’nin kelime anlamı ise ‘kız kardeş’  ve hemşireler, yaşam kalitesini artırmak için hastalığın tedavisine odaklanarak, bakım planı geliştirir. Ancak bu mesleğin mensupları, uzun bir süredir, oluşturulan bir algı ile ilgili mücadele veriyor. Bu algı, onların cinsel bir obje gibi görülmesine neden oluyor. Konunun ayrıntılarını ve ebelik, hemşirelik mesleği ile ilgili detayları Ebe ve Hemşireler Derneği Samsun Şube Başkanı Şükriye Okur Turgut ile konuştuk.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Sizi tanıyabilir miyiz?

Şükriye OKUR TURGUT: Ebe ve Hemşireler Derneği Samsun Şube Başkanıyım aynı zamanda da Gazi Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü olarak görev yapıyorum. Mesleğime 1998 yılında ebe olarak Muş Devlet Hastanesi’nde başladım. 18 yıldır da sağlık sektörünün içindeyim. Bu süre zarfında, çeşitli alanlarda çeşitli görevlerde bulundum. Son 4 yıldır da bahsettiğim görevi sürdürüyorum. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Meslek hayatınızda zor süreçleri geride bırakmışsınız…

Şükriye OKUR TURGUT: Evet, o yıllarda Muş’ta görev yapıyor olmak zordu. Ancak, şimdi oradaki arkadaşlarımız daha rahat koşullarda çalışıyor. Sağlıkta gelinen nokta, çok iyi bir nokta. O zaman bazı sıkıntılar yaşadık ama şimdi her şey daha iyi.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu noktada mesleğinizden bahsedecek olursak, nasıl meslek sizce hemşirelik?

Şükriye OKUR TURGUT: Ebe ve hemşirelik bireyin ve toplumun sağlığının geliştirilmesinde, korunmasında ve hastalık halinde de tedavi edilmesinde önemli bir role sahip. Ayrıca bu meslekler özveri, sevgi, saygı ve fedakârlık isteyen meslekler. Bizim ebe ve hemşireler olarak en temel faktörümüz de insana sevgi ve saygı.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu mesleği niçin seçtiniz bize anlatır mısınız?

Şükriye OKUR TURGUT: Bizim dönemimizde direkt ortaokuldan sonra liselere giriş sınavıyla bu mesleği seçebiliyorduk. Ben de böyle seçtim. Tabii o zamanlar ebe ve hemşirelik mesleği hakkında da çok bilgimiz yoktu. Biraz ailemin yönlendirmesiyle de oldu aslında. Ama daha sonrasında insanlara yardım etmeyi çok sevdiğim için bu kutsal mesleğin bir ferdi oldum. Şimdi de bu mesleği yapmaktan gurur duyuyorum. Bu mesleğin belki de en büyük artısı, yaptığımız hizmet karşılığında aldığımız hayır dua.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu meslek için insanları sevmek şart öyleyse. Diğer olmazsa olmazlar arasında neler var?

Şükriye OKUR TURGUT: Kesinlikle, ilk şart insanları sevmek. Hemşire olan kişinin iletişimi de çok iyi olmalı. Hoşgörü ve şefkatte yine olmazsa olmazlardan.  Bir hemşire zamanı çok iyi yönetebilmeli. Hızlı ve doğru karar vermelisiniz. Bu anlamda da sorumluluğu ve yükü fazla bir meslek diyebiliriz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Karşınızdaki insan hassas bir süreçte oluyor, ya bir hastalıktan korunmak istiyor ya da bir hastalıkla mücadele ediyor. Bu durum işinizi zorlaştırıyor değil mi?

Şükriye OKUR TURGUT:  Biz sağlıkçılar da robot değiliz.  Biz de sosyal varlıklarız biz de anne eş evladız. Bu konuda aslında insanların daha duyarlı olmalarını da bekliyoruz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Hastanelerde hastaları ilk siz karşılıyorsunuz, bunun da zannediyorum ayrı bir sorumluluğu var…

Şükriye OKUR TURGUT: Evet kesinlikle, bir de 7 gün 24 saat çalışılan bir mesleğe sahibiz. Hastalarla sürekli beraber olduğumuz onları izleyip gözlemlediğimiz bir işimiz var. Aynı zamanda tüm bunları yapan bir ekibin üyeleri olduğumuzu da belirtmek isterim.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Kendi eğitim hayatınızdan bahsettiniz ve sizin bu mesleği seçtiğiniz yıllarda durumun biraz daha farklı olduğunu söylediniz. Peki, şimdilerde ebe ya da hemşire olabilmek için nasıl bir eğitim almak gerekiyor?

Şükriye OKUR TURGUT: Önceden sağlık meslek lisesi mezunları direkt ebe ve hemşire olabiliyordu. Şimdi üniversitelerin lisans bölümünden mezun olan arkadaşlarımız hemşire olabilmekte. Amaç, hemşirelerin tamamını lisans düzeyine çekmek. Ayrıca sadece lisansla da kalınmayabiliyor. Hemşirelik ana bilim dallarının açmış olduğu lisansüstü programlar da var. Branş hemşireliklerinde lisansüstü eğitimler söz konusu. Uzman hemşire olunabilir ve doktora da yaparak üniversitelerde öğretim görevlisi olan hemşire arkadaşlarımız da var. Hemşirelikle ilgili şöyle bir algı var; hemşire iğne yapar, tansiyon ölçer ya da sadece serum takar. Aslında hemşirelik profesyonel bir meslek. Hemşirelik demek hasta bakımı demek.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Kariyer açısından da kişinin kendini geliştirebileceği bir meslek öyleyse hemşirelik.

Şükriye OKUR TURGUT: Kesinlikle, önü açık bir meslek mezun olduğunuzla kalmıyorsunuz sürekli kendinizi eğitmeniz, geliştirmeniz gerekiyor. Hem kişisel anlamda hem de mesleki anlamda böyle olmalı.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Avantajları ve dezavantajları neler bu mesleğin?

Şükriye OKUR TURGUT:  Belki de en büyük avantajı mezun olur olmaz iş bulma olanağınızın çok yüksek olması. Kendiniz ve aileniz için de inanılmaz bir sağlık danışmanı oluyorsunuz. Her şeyi size soruyorlar hatta doktora sorulacak bazı soruları dahi size sorabiliyorlar. İletişimi de geliştirdiğiniz bir meslek.  Bunları ben avantaj olarak görüyorum. Dezavantajlarına gelecek olursak öncelikle en büyük dezavantajı nöbete dayalı bir sistem ile çalışıyor olmanız. Meslektaşlarımızın ailesine ve sosyal yaşamlarına ayırdığı vakit, maalesef çok kısıtlı. Bazen de kötü muameleye maruz kalabiliyoruz. Bir diğer dezavantaj da konumuz insan hayatı olunca; hata yapma lüksünüz olmuyor. Asla pardon diyemezsiniz. Riskli bir mesleğin mensuplarıyız. Çok dikkatli olmak gerekiyor. Hemşireler hem hastayı hem de kendisini koruyarak hareket etmeli.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu noktada sağlıkta şiddet konusuna değinecek olursak?

Şükriye OKUR TURGUT: Tüm sağlık çalışanları takdiri ve saygıyı fazlasıyla hak ediyor. Halkımızı daha hoşgörülü ve duyarlı olmaya davet ediyorum. Şiddeti hiçbir şekilde tasvip etmiyoruz. Hiç kimse şiddeti hak etmez. Bizler de sevgi dolu, saygılı ve şefkatli olmalıyız. Karşımızdaki vatandaş da öyle. Bu konuda karşılıklı sağduyulu olmakta fayda var.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Siz meslek hayatınıza ebe olarak başladınız biraz ebelikten bahsedecek olursak, bir mucizeye tanık olmak nasıl bir duygu?

Şükriye OKUR TURGUT: Bir canlının dünyaya gelmesinde katkınızın olması, çok önemli ve çok güzel. Bakanlığımız da normal doğumu teşvik edici çalışmalar yapıyor. Burada da ebelerimize büyük görev düşüyor. Bu konuda da çeşitli çalışmalar yapılıyor. Ebelik aslında anlatılmaz yaşanır çok kutsal bir meslek.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Hemşirelik toplum sağlığını da yakından ilgilendiriyor.

Şükriye OKUR TURGUT: Kesinlikle,  toplumda sağlıklı yaşamak, öncelikle anayasal bir hak. Bu hakkın en kaliteli bölümü de hemşirelik bakımı. Bu noktada örnekler verecek olursak; birinci basamakta çalışan aile sağlığı elemanlarımız, ebe ve ya hemşirelerimiz iyi bir anne ve bebek izlemi yaptıkları takdirde anne ve bebek ölümlerinin ciddi oranda azaldığını biliyoruz. İkinci ve üçüncü basamak yani hastaneler ve üniversite hastanelerine gelecek olursak, buralarda da yoğun bakım üniteleri var. Hemşirelik bakım kalitesini gösteren en önemli ölçütlerden biri de yatak yaralarının ve buralardaki ölüm oranlarının azlığı. Verilen iyi hemşirelik bakımıyla bunların önüne büyük oranda geçilebiliyor. Bu çalışmalar sayesinde hem hastaların bu servislerde kalma zamanlarını kısıtlıyorsunuz hem konforlarını artırıyorsunuz hem de hastane ekonomisine katkı sağlamış oluyorsunuz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Sağlıkta dönüşüm süreci hala devam ediyor. Bu süreç neleri değiştirdi?

Şükriye OKUR TURGUT: Çok fazla şeyin değiştiğini vatandaşlarımız da görebiliyor diye düşünüyorum. Örneğin benim görev yaptığım Gazi Devlet Hastanesi’nde önceden muayene olmak için uzun bir kuyruğu beklemek zorundaydınız şimdiyse randevu sistemi sayesinde hastaneye gelip hemen hekimle görüşebiliyorsunuz. Randevu; hem telefonla 182 ‘yi arayarak hem de internet üzerinden alınabiliyor, bu konuyu da hatırlatmakta fayda var. Daha önce sağlık ocaklarımız vardı şimdiyse aile hekimlerimiz var. Bu gibi merkezler, hastanelerin yoğunluklarını da azaltıyor. Vatandaşlarımız önce aile hekimlerine gidiyor orada çözülemeyecek problemlerde diğer, ikinci ya da üçüncü basamakları tercih ediyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu sevk zincirinin de oluşması gerekiyor sanırım. Aksi takdirde acil servislerdeki yığılmanın önüne geçilemeyecek…

Şükriye OKUR TURGUT: Kesinlikle, bu çok önemli bir konu. Acillerde gerçekten acil oranı çok az. Genelde de poliklinik hastaları da acilleri tercih ediyor. Aslında yeşil, sarı ve kırmızı alan uygulaması da var. Buna da dikkat ediliyor. Ancak insanlar ertesi gün polikliniklerde halledebileceği bir problemi acillerde halletmek istediği için de yoğunluk kaçınılmaz oluyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Seçme şansınız olsaydı; hemşirelik dışında bir meslek düşünür müydünüz?

Şükriye OKUR TURGUT: Mesleğimden kesinlikle memnunum. Benim hedefim hukukçu olmaktı, ama dediğim gibi çok küçük yaşta bu mesleğe yönlendirildik. İyi ki de öyle olmuş. Başa dönsek yine ebe ve yine hemşire olmayı tercih ederdim.  Her şeyden önce aldığınız hayır dualar bile o gününüzün çok iyi geçmesini sağlıyor. Ve bu sayede tüm yorgunluğunuzu atıyorsunuz. Olumsuzlukları da unutuyorsunuz. Bu meslek, kişinin kişiliğine de uymalı.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bir dernek çatısı altında da çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Bu nasıl oluştu?

Şükriye OKUR TURGUT: Ebe ve Hemşireler Derneği, 2007 yılında kuruldu. Genel merkezimiz Ankara’da. Biz de Samsun’da şubemizi kurduk. Derneğimiz meslektaşlarımızın hem mesleki hem de kişisel gelişimleri için birtakım sempozyumlar, kongreler yapmakta. Aynı zamanda Sağlık Bakanlığı da başta olmak üzere, İçişleri Bakanlığı, Gençlik ve spor Bakanlığı’yla da ortak yürütmüş olduğumuz Avrupa Birliği projelerimiz de mevcut.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Neler var bu projeler arasında?

Şükriye OKUR TURGUT: Acil hemşireliği sertifika programımız oldu. İçişleri Bakanlığımızla gençleri topluma kazandırmak adına bir Avrupa Birliği Projemiz vardı. Ameliyathane hemşireliği, cerrahi ve enfeksiyon hemşireliği sempozyumlarımız oldu. Ebelerimiz için doğum koçluğu sertifika programımız ve benzeri çalışmalarımız oldu ve bu çalışmalarımız devam da ediyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Çalışmalarınızın tamamı dernek merkezinden yapılan çalışmalar neticesinde mi hayata geçiyor?

Şükriye OKUR TURGUT: Genel merkezden yapılan çalışmalara dâhil olduğumuz gibi ayrıca bizim yaptığımız sempozyumlarımız da oluyor. Bu anlamda İlkadım Belediye Başkanımız Erdoğan Tok, bize çok destek oluyor. Halk Sağlığı Müdürlüğümüzün de çok fazla desteğini görüyoruz.  Bu tür çalışmaların ilimizde yapılıyor olması, çok önemli biz de bu konuda elimizden geleni yapıyoruz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu çalışmalarınıza geri bildirimler nasıl?

Şükriye OKUR TURGUT: Olumlu dönüşler alıyoruz. İnsanlar çalışmaların devamının gelmesini istiyor. Farklı üniversitelerden çağırdığımız hocalarımızla da bir paylaşım alanı oluyor. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Kaç üyesi var derneğinizin ve kimler üye olabiliyor?

Şükriye OKUR TURGUT: Derneğimize ebe ve hemşireler üye olabiliyor. Üye sayımız şu an 350 civarında. Temsilci arkadaşlarımızla üye çalışmalarımız devam ediyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Dernek olarak neler var planlarınız arasında?

Şükriye OKUR TURGUT: Önümüzdeki zaman diliminde bir hemşirelik kongresi yapacağız. Yine sempozyumlarımız ve kongrelerimiz devam edecek. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Yoğun bir iş hayatınız var onun yanı sıra dernek çalışmalarınız ve tabii özel hayatınız zor olmuyor mu?

Şükriye OKUR TURGUT: Zorlandığım zaman dilimleri oluyor tabi ki. Ama bir şeyler üretebilmek, kişilere bir şeyler veriyor olabilmek, buna aracı olmak, bu yorgunluğu geride bırakıyor. Ayrıca ben bir anneyim iki çocuğum var ve tüm bu işlerin yanında onlara da vakit ayırmak zorundayım. Ve hala eğitimim de sürüyor sağlık yönetimi doktora öğrencisiyim. Hepsi birarada bir şekilde yürüyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Dernek nasıl avantaj sağlıyor size?

Şükriye OKUR TURGUT: Derneklerde ne kadar çok üyeniz olursa, sesinizi o kadar çok duyurabiliyorsunuz. Bu noktada isteklerinizi taleplerinizi de iletmeniz çok daha kolay oluyor. Mesleki dernekler mutlaka olmalı ve insanlar bu derneklere üye olmalı.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Yayınlanan bir fragmanda hemşirelerin küçük düşürüldüğünü ifade ettiğiniz bir açıklamanız olmuştu geçtiğimiz günlerde gerçekten o fragmanda olduğu gibi hemşirelikle ilgili ‘cinsellik çağrıştırıyor’ gibi bir algı var mı?

Şükriye OKUR TURGUT: Hemşirelerin imajına yönelik oluşturulan bu yanlış algı, hem çalışan meslektaşlarımızı hem bu meslek için eğitim alan arkadaşlarımızı hem de bu mesleği seçmek isteyen, düşünen arkadaşlarımızı etkiliyor. Ebe ve hemşireler, çok önemli rollere sahip bir meslek grubu. Bu meslek grubunun bu şekilde lanse edilmesi, zedelemekte, rencide etmekte. Bu durum meslektaşlarımızın hem kişisel hem hemşirelik ahlakına çok ters düşmekte. Ben yayınlanan bu fragmandaki hemşirelik imajının çok büyük bir saygısızlık ve hadsizlik olduğunu vurgulamak istiyorum. Umuyorum gerçeğine uygun olarak düzeltilir. Gerçekte hemşirelerimiz öyle değil, bu çok itici bir durum. Bizim asıl hemşirelerimiz çok zor şartlar altında fedakârca çalışıyor. Mesleğimizin bu şekilde lanse edilmesini kınıyor ve çok yanlış buluyoruz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Ne vardı bu fragmanda?

Şükriye OKUR TURGUT: Fragmanda gösterilen hemşire algısı, tamamen yanlış hemşireler cinsel bir obje gibi gösteriliyor bu hemşireliğin ahlakına uygun bir gösterim değil. Bizler bu şekilde bir yansıtıma çok üzüldük. Toplumda da farklı bir imaj oluşturuluyor. Belki de bu mesleği düşünecek olanlar bile vazgeçiyor bu algı yüzünden.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Bu algı ilk kez oluşturulmuyor değil mi?

Şükriye OKUR TURGUT: Evet, ilk değil. Zaman zaman filmlerde reklamlarda bu şekilde yansıtmaları görüyoruz ama biz sürekli olarak bu duruma tepki gösteriyoruz. İnsanlar arkadaşlarımızın nöbet öncesi ve sonrası hallerini görseler, o yansıtılanlar gibi olmadığını anlayacaklardır. Ben yirmi yıldır bu mesleğin içindeyim, böyle bir hemşirelik imajı görmedim. Dernek olarak hukuksal başvurularımızı da yaptık.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Hemşirelik dendiğinde aklımıza kadınlar geliyor ama artık erkekler de tercih ediyor değil mi?

Şükriye OKUR TURGUT: Evet, erkek meslektaşlarımız da var ve her geçen gün de artıyor. Hemşirenin kelime anlamı kız kardeş demek ve eskiden beri kadınlar tarafından tercih edilen bir meslek olmuş.  Şimdilerde erkek meslektaşlarımızın olması da bizleri sevindiriyor. Bu bizim için bir artı. Halkımız da bu duruma alıştı.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Son olarak neler söylemek istersiniz?

Şükriye OKUR TURGUT:  Sağlık bakım hizmetleri bir ekip işi. Tüm personel bir zincirin halkaları gibi. Tüm sağlık çalışanlarımıza şiddetten uzak hak ettikleri bir çalışma ortamında çalışmalarını diliyorum.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Çok teşekkür ederiz.

 

Röportaj: Burcu DÜZGÜN ÇOBAN

Fotoğraf: Çılga GÜREL

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.