.

Güncellendi. Akdağ'dan Gündeme Dair Önemli Açıklamalar

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminden bu yana Sağlık Bakanlığında 9 bin 673 personelin görevden uzaklaştırıldığını, bu kişilerden 6 bin 315'inin kamu görevinden çıkarıldığını, 2 bin 414'ünün göreve iade edildiğini, açığa alınan 944 personelle ilgili incelemenin sürdüğünü bildirdi.

Güncellendi. Akdağ'dan Gündeme Dair Önemli Açıklamalar



Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminden bu yana Sağlık Bakanlığında 9 bin 673 personelin görevden uzaklaştırıldığını, bu kişilerden 6 bin 315'inin kamu görevinden çıkarıldığını, 2 bin 414'ünün göreve iade edildiğini, açığa alınan 944 personelle ilgili incelemenin sürdüğünü bildirdi.

Akdağ, sağlık muhabirleriyle "2016 Yılı Değerlendirme Toplantısı"nda bir araya geldi.

Yıl içinde 33 bin sağlık personeli ataması yapıldığını ifade eden Akdağ, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından terör örgütü mensuplarının Bakanlık içinden temizlenmesi için önemli bir mesai ayrıldığına dikkati çekti.

Şu ana kadar 9 bin 673 personelin görevden uzaklaştırıldığını bildiren Akdağ, "Bunlardan 6 bin 315'i memuriyet görevinden, kamu görevinden çıkarılmış durumdadır. 2 bin 414'ü göreve iade edilmiştir, 944 personel hala açıktadır. Onlarla ilgili incelemelerimiz devam ediyor." diye konuştu.

Akdağ, tüm bakanlıklarda ve kamuda olduğu gibi FETÖ/Paralel Devlet Yapılanması, PKK ve diğer örgütlerle mücadelenin titizlikle yürütüldüğünün altını çizerek, kimse mağdur edilmeden ilgili kişilerin sağlık kuruluşlarından temizleneceğini ve yola devam edileceğini vurguladı.

- "Terör örgütleri, uluslararası güç oyunlarının kullandıkları maşalardır"

Son aylarda yoğunlaşan terör olaylarının belli sebepleri olduğunu, Türkiye'nin bölgede güçlü olmasının istenmediğini söyleyen Akdağ, şunları kaydetti:

"Ben içişleri bakanlığı yapmadım ama içişleri bakanlarıyla beraber her hadisede olay mahalinde oldum. Özellikle sağlık hizmetlerinin yöneticisi ve krizi gidermek için, doğru biçimde ele alınması açısından genellikle bölgeye gittim. Aslında dikkat ederseniz, sağlık bakanının şöyle bir rolü var, Allah korusun, bir yerde deprem olduğunda, sağlık bakanı da oraya gider. Bir araç kazası, tren kazası olduğunda, o işle ilgili bakan oraya gider ama mutlaka sağlık bakanı da gider. Bir terör saldırısı olduğunda içişleri bakanı da oraya gider, sağlık bakanı da oraya gider. Buna şundan dolayı işaret ediyorum, bu pozisyon itibarıyla Türkiye'de terörün hangi amaçlarla ve nasıl yürütüldüğünü çok iyi anlatabilmek gerekiyor.

Türkiye'de faaliyet gösteren terörist unsurlar FETÖ/Paralel Devlet Yapılanması, DAEŞ, PKK ve bunun uzantısı olup PKK'ya destek olarak Türkiye'ye terörist gönderen PYD, DHKP-C, TİKKO gibi örgütlerin hepsi taşeron örgütlerdir. Bunlar, terör örgütleri, uluslararası güç oyunlarının, Türkiye üzerinde emellerine ulaşmak için kullandıkları maşalardır."

- "HDP'li milletvekillerinin iradeleri, kendi ellerinde değildir"

HDP'li milletvekillerinin durumuna ilişkin değerlendirme yapan Akdağ, "Bugün HDP"li milletvekillerinin iradeleri mesela, kendi ellerinde değildir. PKK terör örgütünü yöneten eller, maalesef bir siyasi partinin içerisine kadar uzanmaktadır." dedi.

Son aylarda, bu hususta hukukun etkin mücadelesine şahit olunduğunu belirten Akdağ, bu noktada herkese görev düştüğünü söyledi. Akdağ, "Burada bize düşen bir iş var. Bu unsurları, devletten temizlemek. Bir taraftan da milletçe dayanışma içerisinde bu taşeron örgütlere, bu hain örgütlere karşı mücadeleyi devam ettirmek durumundayız." açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın önemine vurgu yapan Akdağ, şöyle devam etti:

"Biz, Kuzey Avrupa'nın nüfusu 3 milyon ya da 5 milyon olan ülkesi değiliz. Onun için bir arada olacağız, birbirimize sahip çıkacağız. Allah korusun, hiç kimse bir diğerini ötekileştirmeyecek. Çünkü bizim Türkiye'den başka sığınacak toprağımız yok, altında gölgelenebilecek başka bir bayrağımız yok. Bizim sığınabileceğimiz hiçbir üke yok. Onun için bu örgütlere karşı hep birlikte hareket etmeliyiz.

Yaşam tarzları birbirinden farklı olduğu için bir gün camiye, öbür gün Reina'ya, öbür gün polise, öbür gün vatandaşlara bombalı saldırıları düzenleyen, canlı bomba eylemleri yapan kişilerin asıl hedefinin, milleti birbirine karşı 'sen ocusun, sen de öbür taraftasın' diye bakmasına yol açmaya çalıştıklarını unutmamalıyız ve bu oyuna gelmemeliyiz."


 

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ilk yardım eğitimlerini ücretsiz hale getirmeyi hedeflediklerini belirterek, "Halka açık, vatandaşlarımızın yoğun ziyaret ettiği yerlere Avrupa ülkelerinde uygulandığı gibi otomatik olarak çalışabilen ve kalbi çalıştıran cihazlar koyacağız. Kalp krizi geçiren kişilere, bazen o krizin ilk dakikalarında hızlı müdahale etmek hayat kurtarıyor. Böyle bir uygulamayı 2017 yılında başlatacağız." dedi.

Akdağ, sağlık muhabirleriyle "2016 Yılı Değerlendirme Toplantısı"nda bir araya geldi.

Sağlıkta dönüşüm programının başarısının altında, verimli bir sağlık sistemi kurmanın yattığını belirten Akdağ, vatandaşın sağlık sistemine kolay bir şekilde erişimini sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

Türkiye'de anne ölümlerinin 100 binde 70'lerden yüz binde 15'lere gerilediğini anımsatan Akdağ, bebek ölümlerinin binde 30'lardan binde 8'lere düştüğünü bildirdi.

- "Türkiye'nin üç problemi şişmanlık, hareketsizlik, sigara"

Şişmanlık, hareketsizlik ve sigara kullanımının şu anda Türkiye'nin en önemli üç problemi olduğunu belirten Akdağ, "Alkol kullanımı ve bağımlılık da Türkiye'nin önemli problemleri arasında ama bu hususta Avrupa ülkelerine kıyasla bizim durumumuz çok iyi. Tedbirler alarak onların ulaştığı kötü duruma ulaşmamalıyız ama yaygın problemler açısından şişmanlık, hareketsizlik ve sigarada gerçekten çok ciddi bir problemimiz var." diye konuştu.

Türkiye'de şeker hastalığının ikiye katladığını ifade eden Bakan Akdağ, bunun en önemli sebebinin de hareketsizlik ve şişmanlık olduğuna dikkati çekti.

Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın ikinci fazındaki çalışmaları mart sonuna kadar bitirmeyi planladıklarını anlatan Akdağ, "Biz kendimize ölçülebilir hedefler koyuyoruz. Bu yeni strateji, Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın ikinci fazı, bize önce yol haritamızı söyleyecek. Hangi sonuçlara ulaşmayı hedeflediğimizi yazacağız ve kamuoyuna deklare edeceğiz. Anne ölümlerini nereye indirmeyi hedefliyoruz, memnuniyeti, cepten harcamaları nerede tutmak istiyoruz? Bütün meselemiz yeni fazda vatandaşın sağlık erişimini daha da kolaylaştırmak ve kaliteli hale getirmek." açıklamasında bulundu.

- "Termal kameralı helikopterler yere inmeden kazazedeyi alacak"

Acil sağlık hizmetlerinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Akdağ, kırsal bölgeler de dahil olmak üzere ambulans sisteminin tamamen oturduğunu söyledi. Kara ambulansların içerisinde paletli ambulanslar olduğunu belirten Akdağ, hava ambulanslarının da acil sağlık hizmetlerinde önemli görevler üstlendiğini dile getirdi.

Sağlık Bakanı Akdağ, 17 helikopter ve 3 uçak ambulansla hizmet verildiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AFAD ile bir mutabakat yaptık. 2017 yılında 3 yeni helikopter hizmete sokacağız. Bu helikopterlerin uçuş menzili uzun olduğu için organ nakillerimiz kolaylaşacak. Uçuş menzili 550 kilometre olan yeni helikopterler bunlar. Termal kamera sistemi olacak, kazazedenin yerine tespit edebilecek ve arama yapabilecek. Afetlerde lojistik yük taşıyabilecek aynı anda yoğun bakım şartlarında bir helikopterde iki hasta, iki arama kurtarma personeli, iki de sağlık personeli taşıyabilecek. Ayrıca kurtarma vinçleri olacak eğitilmiş elemanlarla birlikte. Yere inmeden kazazedeyi, yaralıyı alma imkanına kavuşmuş olacağız. Bir de uçak temin edeceğiz, böylece 20 helikopter ve 4 uçakla hizmetlerimiz devam edecek."

İstanbul'daki 255 acil sağlık istasyonuna bu yıl 50 istasyon daha ilave edeceklerini belirten Akdağ, sabah ve akşam saatlerindeki yoğun trafiğe karşı 53 mobil istasyonun hizmet vereceğini, ambulans içerisindeki personelin trafik içerisinde sürekli hareket halinde olacağını söyledi.

- "Halka açık yerlere kalbi çalıştıran cihazlar konulacak"

Akdağ, Türkiye'de ilk yardım sertifikası alan 1 milyondan fazla kişi olduğunun altını çizen, "İlk yardım eğitimlerinde bir ücrette alınıyor. İlk yardım eğitimlerini ücretsiz hale getirerek, bu 1 milyonu asgari ikiye katlamayı planlıyoruz. Halka açık, vatandaşlarımızın yoğun ziyaret ettiği yerlere Avrupa ülkelerinde uygulandığı gibi otomatik olarak çalışabilen ve kalbi çalıştıran cihazlar koyacağız. Kalp krizi geçiren kişilere bazen o krizin ilk dakikalarında hızlı müdahale etmek hayat kurtarıyor. Böyle bir uygulamayı da 2017 yılında başlatacağız." dedi.

Aile hekimliği sistemine 2005-2010 yılları arasında geçildiğini hatırlatan Akdağ, bugün her 3 bin 500 kişiye bir aile hekimi düştüğünü bildirdi.

Toplamda 22 bin 400 aile hekimi olduğunu aktaran Akdağ, 2023'e kadar hem aile merkezlerinin hem de aile hekimlerinin sayısını artırmayı ve bir aile hekiminin takip ettiği vatandaş sayısını 2 binlere düşürmeyi planladıklarını anlattı. Aile hekimlerinin hizmet modellerinde de yenilikler yapacaklarını belirten Akdağ, aile hekimlerinin performans göstergelerine tansiyon yüksekliğini, şeker hastalığı ile kronik akciğer hastalıklarının izlenmesini, şişmanlık, hareketsizlik ve sigarayla mücadelede yapılan çalışmaları da ekleyeceklerini dile getirdi.

Akdağ, yeni sağlıklı yaşam merkezleri kuracaklarını ifade ederek, "Birkaç aile hekimliği merkezinin ulaşabileceği bir yerde yaşam merkezi kuracağız. Toplamda bine yakın sağlıklı yaşam merkezi kurmayı, önümüzdeki iki yıl içerisinde bunu tamamlamayı planlıyoruz. Sağlıklı yaşam merkezinde diyetisyen, psikolog, fizyoterapi uzmanları, beden eğitimi öğretmenleri belki egzersiz yaptırmak için olacak. Buralarda kronik hastalıklar için özel eğitilmiş hemşireler olacak, diyabet hemşireleri gibi." bilgisini verdi.

Sağlık Bakanı Akdağ, aile hekimlerinin ayda asgari 8 saat nöbet tutma zorunluluğunu da kaldırdıklarını hatırlatarak, nöbetleri gerekirse gönüllülük esasına göre dönüştüreceklerini söyledi.

Sağlık alanındaki en önemli hedeflerinin birinci basamağın güçlendirilmesi olduğunu vurgulayan Akdağ, vatandaşları ancak bu sayede hastalıklardan koruyabileceklerini belirtti.

Kanser tarama programlarını da 2017'de ciddi bir şekilde aktif hale getireceklerinin altını çizen Akdağ, 3 kanser türüne karşı tarama programları olduğunu, bütün vatandaşları bu hususta duyarlı olmaya davet ettiğini kaydetti.

- "Doktorlarımıza beta mikrobunu hemen tespit edecekleri ürün aldık"

Hastanelerde gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçmek için bu ayın sonuna kadar ciddi bir program yapacaklarını belirten Akdağ, sözlerine şöyle devam etti:

"Doktorlarımıza şöyle bir fırsat oluşturduk, hasta başında beklemeden boğazlarından bir küçük sürüntü alarak beta mikrobunu tespit edebilecekleri bir ürünü satın aldık. Hekimlerimiz beta mikrobundan kuşkulandıklarında hastayı tetkik alıp evine gönderip geri gelmesi için bekletmeden 5 dakika içinde teşhislerini koyabilecekler. Böylece antibiyotik gerekmiyorsa, antibiyotik kullanmayacak. Vatandaş olarak böyle bir talepte bulunmamış olacağız. Aslında nezle, grip mevsiminin yarısına bunu yetiştirebilmiş olduk ama buna rağmen ciddi ölçüde antibiyotik kullanımı kontrolünü sağlayacağımızı, 2017'de bu işi çok daha başarılı bir noktaya taşıyacağımızı söyleyebiliriz."

Recep Akdağ, evde sağlık hizmetleri konusunda da bilgi verdi. 301 bin kişinin aktif olarak evde sağlık hizmeti aldığını bildiren Akdağ, bu yıl sonuna kadar evde sağlık hizmeti alan kişi sayısının 350 bine ulaşacağının tahmin edildiğini belirtti.

Türkiye'nin dünya genelinde bir ülkeden en fazla misafir ağırlayan ülke olduğunun altını çizen Akdağ, sığınmacılarına verilen sağlık hizmetlerinin de bugüne kadar herhangi bir aksamaya uğramadan yürütüldüğüne işaret etti. Bir salgın hastalıkla karşılaşılmadığını vurgulayan Akdağ, aşıyla korunabilen hastalıklar açısından bir sorun olmadığını, şu anda 16 ilde 85 göçmen sağlığı merkezi bulunduğunu, bunu 500 göçmen sağlığı birimine yükselteceklerini açıkladı.

- "112'leri gereksiz yere aramayın"

Akdağ, acil servislerde "yeşil triaj" diye tarif edilen acil müdahale gerektirmeyen hastalar için ayrı bir sekretarya ile poliklinik hizmeti verilebilecek alanları genişleteceklerini söyledi. Bakan Akdağ, vatandaşlardan gerçekten acil olmayan durumlarda acil servislere gitmemelerini istedi.

Acil sağlık hizmetlerinin daha hızlı yürütülebilmesi için 112'nin gereksiz yere aranmaması gerektiğini anlatan Akdağ, şöyle konuştu:

"Arayanlar arasında 'Sevgilimden ayrıldım, onun için sizi aradım' diyenler var. Bu bile bir yere kadar kabul edilebilir. Çok daha kötüleri için arayanlar da var. Vatandaşlarımız için bu hizmetleri 2017 yılı için geliştirirken vatandaşlarımızdan belli konularda duyarlı olmalarını istiyoruz. 112'lerin gereksiz aranmaması, acil servislere gerçekten ihtiyaç olmadığı halde müracaat edilmemesi, ambulanslara yol verilmesi konusunda duyarlı olmalarını istiyoruz. Ambulanslara yol verirken fermuar gibi açılmamız lazım. Ambulans ortadan ilerleyip gidecek.

Robotik yürüme merkezlerimizin sayısında 31'e ulaşmıştık, bu yıl iki merkezi daha buna ekliyoruz. Kapsamlı onkoloji merkezlerimizin sayı geçen yıl 16'ya ulaştı, bu yıl merkezleri de zenginleştireceğiz. Onkoloji için tanı, tedavi merkezlerimiz var, bunların sayısı 28, bu yıl 10 yeni merkez daha açacağız. 13 bin 468 yoğun bakım yatağımız var, bunu da 14 bin 200'e ulaştıracağız. Yanık yatak sayılarımızı 426'dan 474'e ulaştıracağız. Türkiye'de şu anda mevcut olan kalp krizi merkezlerini ve felç inme merkezlerinin sayılarını artırarak, 112'lerle entegre biçimde yeni bir sistem kuruyoruz."

Sağlık Bakanı Akdağ, "özellikli merkez" olarak nitelenen kemik iliği ve üremeye yardımcı merkezler, genetik merkezleri ve el cerrahi merkezlerinin sayılarını da artıracaklarını söyledi.

Organ bağışı konusunda da değerlendirmede bulunan Akdağ, 2008'de her bir milyon kişi başına kadavradan organ verme oranının 2,7 olduğunu, şu anda bu oranın 7,2'ye çıktığını, bu yıl içerisinde de 8,7'lere ulaştırmayı hedeflediklerini aktardı.

TÜRKÖK projesi kapsamında 191 bin kemik iliği vericisinin kaydedildiğini belirten Akdağ, 2019 sonuna kadar bunu 400 bine ulaştırmayı amaçladıklarını anlattı.

Sağlık Bakanı Akdağ, Türkiye'de yıllık 2 milyar kutuya yakın ilaç kullanıldığına dikkati çekerek, bu kutuların her birinin kimliği olduğunu söyledi.

Eczaneden vatandaşa giden her bir kutunun şu anda nerede olduğunu bildiklerini ifade eden Akdağ, yan etki bildirimini de çok etkin bir şekilde uyguladıklarını kaydetti. Akdağ, tıbbi malzemeler için parmak izi koyarak takiplerini sağlayacaklarını dile getirerek, "Biz hangi stendi kime koyacağımızı çok net bir şekilde bileceğiz. Bunu da 2017 yılında hayata geçireceğiz. 2016 yılında internette yasa dışı yollarla satışı yapılmaya çalışılan sahte ve kaçak ilaçlarla ilgili bin 309 siteye erişimi engelledik. 209 internet sitesi hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunduk." dedi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, gripten korunmada aşının etkili olduğunu ancak bunun herkes için geçerli sayılmadığını belirterek, "Sağlıklı erişkinlerin grip aşısı yaptırması gerekmez. Çünkü, her yıl grip mikropları elbiselerini değiştiriyorlar. Bazen, ciltlerini değiştiriyorlar ve işte o zaman domuz gribi, kuş gribi gibi büyük salgınlar oluyor. O zamanlar, farklı aşılama önerilerinde bulunabiliyoruz ama genel olarak sağlıklı insanlara önermiyoruz. Çünkü her yıl aşı olmanız gerekiyor." dedi.

Akdağ, sağlık muhabirleriyle "2016 Yılı Değerlendirme Toplantısı"nda bir araya geldi.

Kamu-özel ortaklığı ile yapılan projeler ve maliyetlerine ilişkin bilgi veren Bakan Akdağ, şu ana kadar 10 milyar dolar civarında bir yatırım stokuna ilişkin sözleşmelerin yapıldığını belirtti.

Akdağ, hastanelerde alım garantili yatırımların ne durumda olduğuna yönelik soru üzerine, "Biliyorsunuz, bizim kendi kanlarımızdan elde edilen plazma ile kan ilaçları yapma imkanımız var. Şu anda bahsettiğiniz projelerden en önde olan o." diye konuştu.

Dün, ilgili bakanlar ve bunu yürütün Sağlık Endüstrileri Yönlendirme Komitesi'nin müsteşarlarıyla bir araya geldiklerini anlatan Bakan Akdağ, Türkiye'de Türk Kızılayı'nın topladığı kanlardan elde edilen plazmanın ürün haline dönüştürüleceğini bildirdi.

Akdağ, "Bu konudaki aşamaların önemli bir bölümünü tamamlamış durumdayız. Zannediyorum, 2017'nin ilk 6 ayı içinde plazma işini halletmiş olacağız." bilgisini verdi.

MR, ultrason, tomografi ve dijital röntgenlerle ilgili de ayrı bir projenin yürütüldüğünü belirten Akdağ, bunun için çeşitli firmalarla görüşüldüğünü kaydetti.

2017 yılı içinde bu hususta belli bir noktaya gelmeyi umut ettiklerini anlatan Bakan Akdağ, firmaların satın alma garantisi talep ettiklerini, Bakanlığın da onlardan teknoloji transferi ve fiyat avantajı istediklerini vurguladı.

Bu yıl, özellikle sarf malzeme denilen orta ve yüksek teknolojili malzemelerin uzun süreli alımlarla Türkiye'de üretimini artırarak, ithalatın azaltılacağını açıklayan Akdağ, 2017-2018'in bu alanda ciddi adımların atılacağı yıllar olacağını ifade etti.

- "Sağlıklı erişkinlerin grip aşısı yaptırması gerekmez"

Artan grip vakalarına ilişkin de açıklama yapan Akdağ, bu hastalık için ciddi kar yağışı olmasının ve vatandaşların toplu yaşam alanlarında bulunmamasının önemli bir avantaj olduğuna işaret etti.

Sağlık Bakanı Akdağ, soğuk havanın nezle ya da grip gelişmesinde etkin bir faktör olmadığına dikkati çekerek, hastalığa virüslerin yol açtığını aktardı.

Soğuk havada, toplu alanlarda daha fazla zaman geçirildiğinde, virüsün kolay yayılabildiğine işaret eden Akdağ, buna bağlı olarak salgınların ortaya çıktığını, hastalıktan korunmak için öncelikle el temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini anımsattı.

Bakan Akdağ, şunları söyledi:

"Zannedildiği gibi nezle ve grip sadece solunum yoluyla bulaşmaz. Eller, bulaşma vakalarının çok önemli bir bölümünde etkilidir. Eller, iyice sabunlanarak yıkanmalı. Nezle ve grip birbirinden farklı hastalıklar. Grip, aşı ile korunulabilir bir hastalıktır. Belli yaş gruplarında, şeker hastalığı gibi bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilecek hastalıkları olanlarda grip aşısı yapılmasını önemsiyoruz ve ücretsiz olarak da yapıyoruz. Ama sağlıklı erişkinlerin grip aşısı yaptırması gerekmez. Çünkü, her yıl grip mikropları elbiselerini değiştiriyorlar. Bazen ciltlerini değiştiriyorlar ve işte o zaman domuz gribi, kuş gribi gibi büyük salgınlar oluyor. O zamanlar, farklı aşılama önerilerinde bulunabiliyoruz ama genel olarak sağlıklı insanlara önermiyoruz. Çünkü, her yıl aşı olmanız gerekiyor. Grip daha ağır bir hastalıktır nezleye göre. Yüksek ateş vardır ve hastayı yatağa bağlar."

Nezle ve grip tedavisinde antibiyotik kullanımının gereksiz olduğuna vurgu yapan Bakan Akdağ, şu anda "epidemi" olarak isimlendirilen, yaygın gribe yol açan ve yeni bir virüs niteliği taşıyan riskli virüsün ne Türkiye'de ne de diğer ülkelerde görülmediğini, kimsenin bu konuda endişe etmemesi gerektiğini bildirdi.

Öte yandan, rota virüse karşı aşı olduğunu ancak bunun rutin takvime alınıp alınmayacağının henüz tartışıldığını kaydeden Akdağ, buna Bilim Kurulu'nun karar vereceğini, şu anda gerekli olduğuna ilişkin bir karar alınmadığını açıkladı.

- "Alışveriş merkezlerine, otomatik çalışan kalp cihazları konulacak"

"Vatandaşların yoğun bulunduğu yerlere otomatik çalışan kalp cihazı konulacağını" belirten Akdağ, bunun kalbin durması ya da ritminin anormal bir hal alması sebebiyle kalp krizi geçiren kişiye uygulanabilecek bir elektrikli cihaz olduğunu aktardı.

Akdağ, bunun kullanılabilmesi için kişilerin bu konuda eğitim alması gerektiğine değinerek, şunları söyledi:

"112 çağrıldığında ve ekip olay yerine geldiğinde zaten onların elinde bu cihazlardan var. Bunu kullanabilirler ama aradan 5-10 dakika geçmiş olabilir. Bu nedenle, özellikle alışveriş merkezleri gibi yoğun yaşanılan yerlerde, bu cihazlar bir yere monte ediliyor, camlı yangın düğmeleri gibi. İhtiyaç halinde, oradan alınabilecek cihazlar olacak. O civarda, bunu kullanabilecek eğitilmiş personel de oluyor. Onlar, bunları kullanacaklar, yetkilendireceğiz."

- Suriyeli hekimler, Göçmen Sağlığı Merkezlerinde çalışacak

Hekimlerin çalışma koşullarına ilişkin de Bakan Akdağ, bu konunun Sağlıkta Dönüşüm Faz-2 kapsamında en çok önemsediği konulardan biri olduğunu bildirdi. Akdağ, "Bunu Sağlık Bakanı olarak isteseniz de her zaman kolayca başaramıyorsunuz. Aslında, özellikle emekli maaşlarının artırılması, yıpranma payının verilmesi konusunda ekonomi yönetimiyle bir mutabakata büyük ölçüde varmıştık. Fakat 2016-2017 büyüme şartlarını da ekonomi yönetimi de dikkate alarak, bu hususta biraz ağırdan almaya çalışıyorlar. Biz de bastırıyoruz." yanıtını verdi.

Suriyeli hekimlerin istihdamına ilişkin bir çalışma olup olmadığının sorulması üzerine Akdağ, "Suriyeli hekimler, evet, çalışacaklar. Onlarla ilgili, eğitim çalışmalarını ve lisanslama çalışmalarını yürütüyoruz. Birkaç ay içerisinde bitiririz. Özellikle Göçmen Sağlığı Merkezleri'nde çalışacak ve Suriyeli hastalara bakacak." diye konuştu.

Bu kişilerin birçoğunun diplomalarıyla ilgili kayıt sıkıntısı bulunduğunu aktaran Akdağ, çünkü bu hekimlerin memleketlerinden gelirken her şeyi orada bıraktığını, YÖK ve Sağlık Bakanlığının bu hekimlerin diplomalarını aldığı üniversite ile irtibat kurmasının mümkün olmadığını kaydetti.

Akdağ, "Dolayısıyla farklı bir mekanizma geliştirdik. Onların Suriyeli hastalara bakabilecekleri bir mekanizma geliştiriyoruz. Suriyeli misafirlerimize, hizmet vermesi açısından, yeni bir lisanslama hattı açtık ama anlaşılacağı üzere kısıtlı bir lisanslama hattı bu. Yani, bir Suriyeli doktorun, Türkiye'de Türk hastalara da bakabilmesi için genel kurallar geçerli." dedi.

Yabancı doktorların, belli kurallar çerçevesinde Türkiye'de çalışmasının mümkün olduğunu ve bu kurallarda bir esneme yapılmadığını ifade eden Akdağ, tüm kuralların Suriyeli hekimler için de geçerli görüldüğünü bildirdi.

- "Beta mikrobu hemen belirlenebilecek"

Bakan Akdağ, antibiyotik kullanımına ilişkin yeni bir programın da hayata geçirileceğini vurgulayarak, antibiyotiklerin Avrupa'da reçetelerin yüzde 15'inde, Türkiye'de ise yüzde 30'unda yer aldığını aktardı.

Türkiye'de gereksiz antibiyotik kullanım oranlarının yüksek olduğuna işaret eden Akdağ, şu anda tüm aile hekimleri, kulak burun boğaz ve çocuk hekimlerine yönelik kısa süreli yeni bir kurs verildiğini ve bunun bir hafta içinde biteceğini vurguladı.

Akdağ, bunun tamamen pratiğe yönelik olduğunu ve özellikle üst solunum yolu hastalıkları ile boğaz enfeksiyonunun nasıl ayırt edileceğini kapsadığını belirtti.

Antibiyotiğin üst solunum yolu enfeksiyonlarında kullanılmaması ve bu konuda hekimin zorlanmamasına yönelik yeni bir medya kampanyası başlatılacağını ifade eden Akdağ, bu şekilde farkındalık yaratılmasının amaçlandığını belirtti.

Doktorların boğaz sürüntü testleri kullanarak beta mikrobu olup olmadığını test ettiklerini ve buna göre ilaç planlaması yaptıklarını anlatan Akdağ, "Şimdi, hastanın başında, boğazından alınan küçük bir sürüntüyle test yapıp, beta mikrobunu tespit edebilecek imkan sağlıyoruz. Bu programla bu sene çok mesafe alacağız inşallah." diye konuştu.

Bakan Akdağ, piyasada kullanılan büyük küçük tüm tıbbi cihazların paketlerinin tümünün parmak izi uygulamasına tabi olacağını vurgulayarak, "Bunların bütünü, bir parmak izine sahip olacak. Hepsi, bir kayıt sisteminin altına girecek ve biz bunları takip edeceğiz. 2017'de uygulama başlayacak ama uygulamayı bütünüyle tüm tıbbi cihazlara tamamlayamayabiliriz. Çünkü bu gerçekten zor. Dünyada bunu da yapan başka bir ülke yok." değerlendirmesinde bulundu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.