Akdağ tekrar bakan olmasını değerlendirdi: Deli cesareti!

Akdağ tekrar bakan olmasını değerlendirdi: Deli cesareti!

Akdağ tekrar bakan olmasını değerlendirdi: Deli cesareti!


İSTANBUL-Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nin, Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Selçuk Lokman Konferans Salonu'nda düzenlediği "Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Sohbetleri" etkinliğine katılan Akdağ burada yaptığı söyleşide, ülke nüfusunun genç olmasının önemli bir avantaj olduğunu belirtti.

Akdağ, genç nüfusu yüksek olan ülkelerin demografik açıdan iyi bir fırsata sahip olduklarını belirterek, bu nüfusun iyi eğitilmesi halinde milli gelirin artacağını ve refah seviyesinin yükseleceğini vurguladı.

Oturum yöneticiliğini üniversite Rektörü Prof. Cevdet Erdöl'ün yaptığı söyleşide, "Son 15 yılda sağlık alanında önemli gelişmeler yaşandı dönüşümler yapıldı. Size bakanlık verilince, bir ürperti oldu mu sizde? Veya nasıl bir cesaret vardı o anda?" sorusu üzerine Akdağ, şöyle konuştu:

"Deli cesareti işte. Şimdi salonun ön tarafında oturan arkadaşlarımız bizim nesil. Şimdi biz biraz farklı nesil olarak yetiştik. Zorluk çekerek büyüdük. 12 Eylül ve 28 Şubat'ta yaşadığımız için zor günler geçirdik. Aslında dindar kelimesini çok kullanmayı sevmem ama o dindar diye bilinen veya öyle bilinen kesim, bir şekilde o dönemler çok sıkıntılar çektiler. Başörtüsü meselesi çıktı. Başörtülü kardeşlerimiz çok sıkıntılar çektiler. Onların çektiği sıkıntıları benim hanım da çekti. Ama şu da bir gerçek hanımlardan ziyade, erkekler daha çok çekti. Çünkü onların sırtına yük oldu. Bunun için kavgalar verdiler. Kavganın verilemediği yerlerde vicdani sıkıntılar çektiler. Her insan kendine göre sıkıntılar yaşadı. Eskiden kurumlarda mescitler olurdu, kurumun en kuytu köşesinde, en havasız ve penceresiz bir yerinde. Siz sabah gittiniz o mescidin kapısına tahtalar çakmışlar. Ya da gittiğiniz sempozyumlarda pantolonlarınızın ne kadar kırışık olduğuna bakanlar olurdu. Nedeni, namaz kılanların pantolonları daha kırışık olurdu ve onu kontrol edenler vardı. Hatta bazı arkadaşlarım yaptı, şahit oldum buna ben. Doçentlik sınavına gitmeden önce sağ parmağına taktığı yüzüğü çıkartıp orada yüzüğün yerinin silinmesi için bekleyen arkadaşlarımız olduğunu biliyorum. Şu an ülkemizde başarılı bilim adamı olan ama o dönemlerde, sırf imam hatipli olduğu için mülakatta hiç başlamadan teşekkür edilip geri gönderilen oldu."

Akdağ, bu sorunların üstesinden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği ve milletin verdiği destek sayesinde aşıldığını ifade etti.

Yapılan çalışmalar ve atılan adamlarla geçmişte yaşanan sıkıntıları çözmede belli bir yere kadar gelindiğini vurgulayan Bakan Akdağ, şöyle devam etti:

"O dönemlerde sağlık sisteminde de çile çekiyorduk. Bu çileyi sadece hastalar veya yakınları değil, sistemin içindeki doktorlar, tüm sağlık çalışanları da çekiyordu. Ağır çileleri birlikte çekiyorduk. Uzun tedavi ettiğimiz çocuklarla akraba gibi oluyorsunuz. Her şeyi yapıyorsunuz tam iyileşti derken, küçük bir sorunla ilaç sıkıntısı ile karşılaşıyorsunuz ve o zaman elinizden bir şey gelmeyince hasta hayatını kaybediyor. Tedavi edebilirsiniz, hatta etmişsiniz zincirdeki küçük bir boşluktan dolayı hasta hayatını kaybediyor. Yapabilecek bir şeyiniz yok ve bir köşeye geçip ağlıyorsunuz."

- "Biz bu deliliği, Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları olmasaydı yapamazdık"

Sağlık Bakanı Akdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve arkadaşlarının kendilerine olan inancı sayesinde sağlıkta dönüşümün başladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bir grup arkadaşımızla o saydığım sağlık alanındaki sorunları nasıl çözeceğiz, diye düşünüp kafa yorduk. Siyasi düşüncemiz de yoktu zaten siyaseti yapacağınız kişiler de yoktu. 'Biz nasıl bu işleri çözeriz' diye hazırlıkları yaparken, içerisinde önemli arkadaşlarımız vardı sınıf arkadaşlarımız vardı ve Van'dan çok arkadaşımız vardı. Nasıl düzelir diye kafa yorarken o zaman çok acayip ümitlenmiştim ve AK Parti kurulduğu zaman bu işin yapılabilir olacağı bir noktaya geldi. Milletvekilliği mülakatına gittiğimde hazırladığım rapor vardı onu halen daha saklıyorum ve geçen açtım tekrar baktım düşündüğümüz işlerin yüzde 95'ini yapmışız. Kalite ile tartışacağımız bir şeyler olabilir ama o düşüncelerimizden birini yapmamışız o da hastanelerin özelleştirilmesiydi ve bugün bakıyorum iyi ki yapmamışız. Hani deli cesareti dedim ya. Biz bu deliliği, Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları olmasaydı yapamazdık. Onların desteği var diye öyle bir ortam oluştu. Eğer bir sistemde değişiklik yapmayı arzu ediyorsanız, dönüşüm sisteminin bütünü değişmek lazım. En üst siyasi irade kimse, bu dönüşüme ve size inanmazsa veya size omuz vermezse yapamazsınız. Birçok ülkenin isteyip de yapamamasının nedeni budur. Bir şeyler olduysa bu en üst seviyedeki siyasi iradenin destekleriyle oldu. Yoksa paydaşların önemli bir boyutu belirli lobiler, farklı kesimlerin menfaatleri vardır, hastanın menfaati, özel hastanenin, ilaç sektörünün derken her bir kesimin bir menfaati var. Olar ağır basıyor. Mesela, ABD asla sağlıkta bir reform yapamaz çünkü oradaki lobi grupları ona müsaade etmez. Ülkenin yapısı bu ve siyasi anlayışı bu. Bizler de bu işi birlikte yapabileceğimiz lideri görünce olur dedik ve başardık."

Akdağ, sağlık bakanı olduğu dönemlerde ilk başlarda yaşadığı sıkıntıların da önemli boyutlarda olduğunu aktardı.

"Bakanlık dönemlerinde söylemekten çekinmeyeceğim bunu" diyerek sözlerine devam eden Akdağ, sağlık alanlarındaki kurumların başında bir ehliyetsizliğin hakim olduğunu söyledi.

Bakan Akdağ, şöyle devam etti:

"O dönemde topladım bürokrat arkadaşlarımızı. Hiç kimseye bir tavrımız yok, işimizi yapacak herkesle çalışacağız dedik ve 3 ay çalıştık aralarında üst düzey olarak 20-30 yönetici varsa 2-3 tanesi bizimle iş yapacak kişi çıktı. Van'da yetişmiş olan az önce dedim ya Van önemli o dönemlerden işte Dursun Odabaş diye bir hocamız vardı ve ülkenin her yerinden idealist arkadaşları toplamış, o arkadaşları yetiştirmişti. 28 Şubat o arkadaşların üzerinden adeta bir dozer gibi geçti. Bu arkadaşlarımızın bir kısmı dağıldı. Ben onları topladım ilk dönem bürokratlarımızın bir çoğunu oradan topladım. Bir kısmı gelmedi özellikle İstanbul'dan gelmediler. İstanbul, sevda yeriydi. Böyle bir ekip oluştu ve o ekibe bu işi anlattım ben o ekibe A takımı diyorum. Aralarında genel müdür veya üst düzey yönetici yok. Olsa zaten bir yere alınca hemen mahkeme ile geri gidiyorlardı bir de o dönemlerde öyle bir sıkıntı vardı. Onların mahkeme ile dönme imkanları yoktu. Haftada, abartmıyoruz 100 saat birlikte çalıştık. Sonra bu konuma geldik."

- "Biz sağlık için kişi başı yılda 500 dolar harcıyoruz, ABD 9 bin 500 dolar harcıyor"

Prof. Dr, Erdöl'ün, "Sağlık alanında sizler başka ülkelerin nasıl işleri başardığını anlatırken, takip ederken gelinen noktada siz onlara gittiniz ve onlara bu kez ders anlattınız. O anda neler hissettiniz?" sorusuna Akdağ, şöyle cevap verdi:

"İnsan çok mutlu oluyor. Kendi ülkenizle iftihar ediyorsunuz. Çok akıllı çok iyi yetişmiş insanlar var orada ve yerinde sorular soruyorlar. Karşılıklı konuşmaya çok önem veriliyor. ABD kişi başına 9 bin 500 dolar harcama yapıyor ve biz 500 dolar yapıyoruz. Biz sağlık için kişi başı yılda 500 dolar harcıyoruz, ABD 9 bin 500 dolar harcıyor. Düşünün ABD'de bir emar çekilip raporlanmasına bin 500 dolar, hatta 10 bin dolara yapıldığını biliyoruz. Onlar 'özellikli emar' diyorlar ama bir emar ne kadar tutar maliyeti nedir sorarım size? Ne kadar özellikli olacak rakamı 10 bin dolar olsun emarın? Oralarda bizim sistemimiz zaten olmaz çünkü sektöre tamamen para hakim ve özel sigortalar ile sigorta fonları hakim. Bu sistemi, Barack Obama da Donald Trump da değiştiremez. Yani vatandaşın lehine bir şey yapmak isteseler de yapamazlar. İnsan elbette iftihar ediyor. Bir dönüşüm programı uyguladık. İlk 10 yılın ardından, biz yeni bir dönüşümün arefesindeyiz. Bu yeni dönüşüme şiddetle ihtiyacımız var. Yanlış bir şey mi yaptık? Hayır. Genç nüfus var ve gelişmek zorunda olan ülkeyiz. Dolayısıyla böyle ülkeler mutlaka hızlı hareket etmesi lazım. 15 yıl ilk dönüşümden itibaren uzun zaman geçti. Bana göre bizim gibi ülkeler 10 yılda bir sitemi gözden geçirmeli."

- "Yeni dönemde üç ana unsur üzerinde durulacak"

Salonda bulunan öğrencilere bir süre sorular sorarak cevaplarını alan Akdağ, karşılıklı istişarelerin önemine değindi.

Akdağ, "Size bir soru sormak istiyorum. Sizce Türkiye'de sağlık alanı için gelecekte neler yapabiliriz? İkinci dönemde herkesin mutlu olabileceği bir sistem üzerinde çalışıyoruz? Sizce bu sistemde nelere önem vermeliyiz?" sorusunun ardından aldığı cevapları tahtaya yazdı.

Sorunları tespitinde ve çözümünde herkese görev düştüğünü hatırlatan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Akdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yapılması gerekenleri yaparsak, bize 'Türkiye gibi ülkeler demezler' sadece 'Türkiye' derler, yolun çoğunu geçtik, yani okyanusu geçtik, derede boğulmamamız lazım. Süper ligde oynayan bir takıma döndük. Şimdi süper ligde şampiyon olan bir takıma dönüşeceğiz ve 4 büyüklerden biri olacağız. Bu arada neler yapabiliriz dediğimizde verdiğiniz en büyük sorunların başında sigara tüketimi geldi. Tütün kullanım oranı önemli ölçüde düştü. Ve son yıllarda tekrar arttığını gözlemledik. Sigara mücadelesinde 6 ana bileşenle mücadele ettik. Çok başarılıyız ve bu konuda tam bir başarıyı yakalayacağımıza eminim. Kapalı mekanlarda sigara içilmesini de önleyeceğiz. Nasıl önleyeceğiz. Belirteyim. Buna gerçekten Cumhurbaşkanımız önemli destek veriyor. Zaten o olmasa yapamayız. Bir mekana gidersiniz karşınızda onu yenemeyeceğiniz birileri çıkar ve ülkenin en üst iradesi sizin arkanızda nasıl durursa işiniz kolaylaşıyor. Yeni dönemde en önemli problemlerimizden biri sigara ile mücadele. Diğer ikisi obezite. Yani şişmanlık ve hareketsizlik. Yani hastalık oluşturabilecek riskler. Hareketsizlik, obezite ile alakalı yani ikisi birbirini tetikliyor. Ülkemizde hastalık oluşturabilecek riskler korkunç arttı. Eğer bunları yenemezsek başarılı olamayız. Sigara ile mücadelede başarısız kalırsak, şişmanlığı ve hareketsizliği yok edemezsek, Türkiye'nin sağlık geleceği yok demektir. Bunu üzerine bastırarak söylüyorum, bu üçü ile mücadelede başarılı olmalıyız. Aksi taktirde Türkiye'nin sağlık geleceği yok olur."

Sohbet, cübbe giyme töreni ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SAYIN BAKANIM 2351 VHKİ SINAVINI KAZANDI ATANMADI. - 3 ay önce
ÇARESİZİZ, ÇARE SİZSİNİZ SAYIN BAKANIM SAYGILAR.2351 VHKİ'DEN BİRİ.
Avatar
emel - 3 ay önce
sayın bakan biz sağlıkçıların ďüşük maaşınada bir el atsa.yıĺĺardır kurum olarak zam alamadik . dönersermayrıntılar sigortaya yansitilmasını unutmamak gerek.
Avatar
Syin bakanim 2351 - 3 ay önce
Sayin bakanim ancak sen cözersin bu işi vhki mağduru önce Allaha sonra güveniyoruz bakanim saygilar
Avatar
adil - 3 ay önce
Bakanım sağlık Bakanlığının doktorlara çalıştığı yeter. birazda yardimci sağlık personelini görün.duyun.kollayan.Polis,öğretmen maaşları uçtu Uçtu.
Avatar
HÜLYA - 3 ay önce
HİZMET NİMETTİR