.

Yılda 628 Milyon Muayene Tartışması..

Neden bu kadar çok hastaneye koşuyoruz, hastalık hastası mıyız?

Yılda 628 Milyon Muayene Tartışması..



Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, 76 milyon nüfusu olan Türkiye'de geçtiğimiz yıl 628 milyon muayene gerçekleştirildi. Bir kişi yılda en az 8 kez muayene olmaya hastaneye gitti. Muayenelerin 218 milyonu aile hekimlikleri gibi birinci basamak sağlık merkezlerinde yapıldı. Yılda 628 milyon muayene ise tartışma yarattı. Peki neden bu kadar çok hastaneye koşuyoruz, hastalık hastası mıyız? İşte uzmanların yorumları... 

'Sağlık kuruluşlarına başvurunun kolaylaşması en önemli unsur'
İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Doçent Dr. Mehmet Salih GÜREL:

GEÇMİŞTEKİ verilerle karşılaştırıldığında, bu sayının yüksek olmasının en önemli nedeni, sağlık kuruluşlarına başvurunun kolaylaşması. Hastaların bilinçlenmesini de en önemli etken olarak görüyorum. Gerek kampanyalar, gerek Sağlık Bakanlığı'nın politikaları insanların sağlık kuruluşlarına daha kolay ve daha çabuk başvurabilmelerini sağlıyor. Birinci basamağa yapılan başvurular daha da yüksek olmalı. Tanı ve tedavinin birinci basamakta halledilmesi durumunda hastanelerimizdeki yoğunluğun azaltılması mümkün olacaktır. Birinci basamağın maliyeti daha düşük, bu durum, sağlık ekonomisinde de tasarruf sağlayacaktır. Bir hasta hastalığı için kaç kez hastaneye gidiyor, problemi halloluyor mu, hallolmuyor mu, bunu da incelemek gerekiyor. Şu an bir hastalığınız için birden fazla doktora, özele, üniversiteye, kamuya gidebilir, buralarda teşhis ve tedavi alabilirsiniz, engelleme yok. Bu da sayıyı arttıran bir unsur olabilir.

'İnsanlar tahlil manyağı haline geldi, herkeste kabahat var'
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Beslenme ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet AYDIN:

SAĞLIK hizmetlerinin bu kadar ucuz ve serbet olarak uygulandığı tek ülke Türkiye oldu. Herkes elini kolunu sallayarak muayene olmaya gidebiliyor. Sağlık hizmetlerinin çok büyük bir kısmı bedava. O nedenle hastalar doktora çok fazla gidiyorlar. 'Ben gidip herhangi bir şeyime baktırayım' diyenler de, hastalık hastası olanlar da var. 10 sene öncesine göre, bu konuda üç katı kadar bir artış sözkonusu. Bağlık hizmetlerine harcanan parada da, ameliyat sayısında da aynı şekilde üç misli artış var. Bir de hekimlerde performans sistemi çıktı. 'Ne kadar çok hasta bakarsanız o kadar çok para alırsınız' şeklinde, ki bu da etken. En önemli unsurlar bunlar. Bazı durumlar istismar ediliyor. Nasıl olsa bedava diye doktora gidiliyor. Doktorlar bu yoğunlukta hastaları başından savabilmek için önce tahlil istiyor. Aşırı tahlil yaptırma hastalığı da oluştu. Durum tahlil doktorluğuna dönmüş vaziyette, İnsanlar tahlil manyağı haline gelimş durumda. Bu son derece yanlış. Bu işte herkes kabahatli.

'Hastalar suistimal ediyor, acillerde üç kat artış var'
Türk Diyabet Cemiyeti Göztepe Polikliniği İç Hastalıkları, Diyabet ve Metabolizma Uzmanı Prof. Dr. Nafiz BAĞRIAÇIK:

MUAYENELER ücretsiz oldu, her yerde sosyal güvenlik var. Bilhassa aciller parasız olduğu için hiçbir sorunu olmadığı halde acile giden veya 112'yi çağıran hastalarda iki üç misli artış var. Acil hastası olmadıkları halde 'Mide bağırsak hastasıyım, randevu almak uzun sürecek, saatlerce bekleyeceğim' diyor, acile gidiyor, hiç para ödenmeden film de çekiliyor, tahlileri yapılıyor. Bu durum, çok istismar ediliyor. İkincisi eskiden hastalardan hiç olmazsa bir katkı parası alınırdı. Şimdi hasta parasız pulsuz muayene oluyor gidiyor. Özellerdeki aciller de para alamıyor. Hastanın acil bir sorunu varsa elbette gereken yapılsın. Ancak hastalar bu durumu suistimal ediyor. Bir yılda bu kadar hasta muayene olur mu, imkan var mı? İlaç ve muayene giderleri arttıkça mali sıkıntılar ortaya çıkacak. Bu yıl katkı payları kısmen arttırıldı. Özel hastanelere giden hastalar hastanenin derecesine göre katkı payı ödemek zorunda kaldı. Şimdi bir miktar frenleme başladı. Ama yeterli değil.

'Toplumun yüzde 30-35'lik kesimi hiç doktora gitmiyor'
Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil BASMACIOĞLU:

BENZERİ bir rakamı daha önce de duydum ve duyduğumda şaşırdım. Oysa insanların çok önemli bir kısmı zaten sağlık hizmetinden yararlanmıyor. Popülasyon içerisinde, toplumun en az yüzde 30 ila 35'i hastaneye gitmiyor. O zaman hastaneye gitme oranı neden bu kadar yüksek? Hastaneye gitmek sosyal bir aktivitemiz mi, yorum yapmak zor. Bir popülasyonda hastaların beklenen hastaneye gitme oranı vardır. Diyabetik hastalar, 3-4 ayda bir, kalp hastaları da yılda 4 kez kontrole gider. Ancak bu hastalar da, toplumun yüzde 15'ini oluşturmaz. Bir hipertansiyon hastası, yılda 2 kez kontrole gitmeyebiliyor. Olması gerekenin altında takip oranı var. Hiç gidilmemesi gereken durumlar belki daha sık kullanılıyor olabilir. Hastane başvurularında daha seçici hasta gruplarının başvurması gerekirken daha az seçici gruplar başvurabiliyor ve daha dramatik sonuçlarla karşılaşılabiliyor. Toplum olarak sağlık bilincinin arttırılması hepsinden daha önemli. Hangi durumda doktora gidilmeli, ne zaman ilaç kullanılmalı, bu konuda sağlık eğitiminin ilkokuldan itibaren görülmesi lazım. 

'Kaynaklar koruyucu sağlık sistemine aktarılmalı'
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Başkanı Tacettin İNANDI:

TÜRKİYE'deki sağlık hizmetlerinin abartıldığını düşünüyorum. Muayene olma oranındaki artışa katılıyorum. Poliklinik hizmetleri de dahil olmak üzere başta acillere başvurma oranında bu gerçek sözkonusu. Vatandaşlarımız, katkı payı ödememek için acile sıklıkla başvuruyor. Bu çok önemli bir sorun. Sadece poliklinik hizmetleri değil, pek çok hizmetin bu kaygıyla verildiğini düşünüyorum. Türkiye'de temel olarak tedavi edici hizmetler gereğinden fazla öne çıkarılırken, koruyucu sağlık hizmetleri geri planda kalıyor. Sağlığın korunmasına daha çok ilgi göstermek gerekiyor. Kaynaklar daha çok tedavi edici alanlara, ilaçlara gidiyor. İlaçlarda büyük israf sözkonusu, düzgün kullanılmıyor. Kuşkusuz insanlar hasta olduklarını düşünüp hastaneye gidiyorlar. Sağlık sistemine olan güvende bir problem var mı, bunun da araştırılması lazım. Bir doktora gidip, sonra bir başka doktora daha giden hastalar da var. Koruyucu sağlık hizmetlerine kaynaklar aktarılmalı, aksi halde gereksiz bir talep oluşuyor. Poliklinik başvuruları gün geçtikçe artıyor. İnsanlar hizmete ulaşıyorlar, ama bu durum sağlık sistemine yük getiriyor.Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, 76 milyon nüfusu olan Türkiye'de geçtiğimiz yıl 628 milyon muayene gerçekleştirildi. Bir kişi yılda en az 8 kez muayene olmaya hastaneye gitti. Muayenelerin 218 milyonu aile hekimlikleri gibi birinci basamak sağlık merkezlerinde yapıldı. Yılda 628 milyon muayene ise tartışma yarattı. Peki neden bu kadar çok hastaneye koşuyoruz, hastalık hastası mıyız? İşte uzmanların yorumları... 

'Sağlık kuruluşlarına başvurunun kolaylaşması en önemli unsur'
İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Doçent Dr. Mehmet Salih GÜREL:

GEÇMİŞTEKİ verilerle karşılaştırıldığında, bu sayının yüksek olmasının en önemli nedeni, sağlık kuruluşlarına başvurunun kolaylaşması. Hastaların bilinçlenmesini de en önemli etken olarak görüyorum. Gerek kampanyalar, gerek Sağlık Bakanlığı'nın politikaları insanların sağlık kuruluşlarına daha kolay ve daha çabuk başvurabilmelerini sağlıyor. Birinci basamağa yapılan başvurular daha da yüksek olmalı. Tanı ve tedavinin birinci basamakta halledilmesi durumunda hastanelerimizdeki yoğunluğun azaltılması mümkün olacaktır. Birinci basamağın maliyeti daha düşük, bu durum, sağlık ekonomisinde de tasarruf sağlayacaktır. Bir hasta hastalığı için kaç kez hastaneye gidiyor, problemi halloluyor mu, hallolmuyor mu, bunu da incelemek gerekiyor. Şu an bir hastalığınız için birden fazla doktora, özele, üniversiteye, kamuya gidebilir, buralarda teşhis ve tedavi alabilirsiniz, engelleme yok. Bu da sayıyı arttıran bir unsur olabilir.

'İnsanlar tahlil manyağı haline geldi, herkeste kabahat var'
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Beslenme ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet AYDIN:

SAĞLIK hizmetlerinin bu kadar ucuz ve serbet olarak uygulandığı tek ülke Türkiye oldu. Herkes elini kolunu sallayarak muayene olmaya gidebiliyor. Sağlık hizmetlerinin çok büyük bir kısmı bedava. O nedenle hastalar doktora çok fazla gidiyorlar. 'Ben gidip herhangi bir şeyime baktırayım' diyenler de, hastalık hastası olanlar da var. 10 sene öncesine göre, bu konuda üç katı kadar bir artış sözkonusu. Bağlık hizmetlerine harcanan parada da, ameliyat sayısında da aynı şekilde üç misli artış var. Bir de hekimlerde performans sistemi çıktı. 'Ne kadar çok hasta bakarsanız o kadar çok para alırsınız' şeklinde, ki bu da etken. En önemli unsurlar bunlar. Bazı durumlar istismar ediliyor. Nasıl olsa bedava diye doktora gidiliyor. Doktorlar bu yoğunlukta hastaları başından savabilmek için önce tahlil istiyor. Aşırı tahlil yaptırma hastalığı da oluştu. Durum tahlil doktorluğuna dönmüş vaziyette, İnsanlar tahlil manyağı haline gelimş durumda. Bu son derece yanlış. Bu işte herkes kabahatli.

'Hastalar suistimal ediyor, acillerde üç kat artış var'
Türk Diyabet Cemiyeti Göztepe Polikliniği İç Hastalıkları, Diyabet ve Metabolizma Uzmanı Prof. Dr. Nafiz BAĞRIAÇIK:

MUAYENELER ücretsiz oldu, her yerde sosyal güvenlik var. Bilhassa aciller parasız olduğu için hiçbir sorunu olmadığı halde acile giden veya 112'yi çağıran hastalarda iki üç misli artış var. Acil hastası olmadıkları halde 'Mide bağırsak hastasıyım, randevu almak uzun sürecek, saatlerce bekleyeceğim' diyor, acile gidiyor, hiç para ödenmeden film de çekiliyor, tahlileri yapılıyor. Bu durum, çok istismar ediliyor. İkincisi eskiden hastalardan hiç olmazsa bir katkı parası alınırdı. Şimdi hasta parasız pulsuz muayene oluyor gidiyor. Özellerdeki aciller de para alamıyor. Hastanın acil bir sorunu varsa elbette gereken yapılsın. Ancak hastalar bu durumu suistimal ediyor. Bir yılda bu kadar hasta muayene olur mu, imkan var mı? İlaç ve muayene giderleri arttıkça mali sıkıntılar ortaya çıkacak. Bu yıl katkı payları kısmen arttırıldı. Özel hastanelere giden hastalar hastanenin derecesine göre katkı payı ödemek zorunda kaldı. Şimdi bir miktar frenleme başladı. Ama yeterli değil.

'Toplumun yüzde 30-35'lik kesimi hiç doktora gitmiyor'
Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil BASMACIOĞLU:

BENZERİ bir rakamı daha önce de duydum ve duyduğumda şaşırdım. Oysa insanların çok önemli bir kısmı zaten sağlık hizmetinden yararlanmıyor. Popülasyon içerisinde, toplumun en az yüzde 30 ila 35'i hastaneye gitmiyor. O zaman hastaneye gitme oranı neden bu kadar yüksek? Hastaneye gitmek sosyal bir aktivitemiz mi, yorum yapmak zor. Bir popülasyonda hastaların beklenen hastaneye gitme oranı vardır. Diyabetik hastalar, 3-4 ayda bir, kalp hastaları da yılda 4 kez kontrole gider. Ancak bu hastalar da, toplumun yüzde 15'ini oluşturmaz. Bir hipertansiyon hastası, yılda 2 kez kontrole gitmeyebiliyor. Olması gerekenin altında takip oranı var. Hiç gidilmemesi gereken durumlar belki daha sık kullanılıyor olabilir. Hastane başvurularında daha seçici hasta gruplarının başvurması gerekirken daha az seçici gruplar başvurabiliyor ve daha dramatik sonuçlarla karşılaşılabiliyor. Toplum olarak sağlık bilincinin arttırılması hepsinden daha önemli. Hangi durumda doktora gidilmeli, ne zaman ilaç kullanılmalı, bu konuda sağlık eğitiminin ilkokuldan itibaren görülmesi lazım. 

'Kaynaklar koruyucu sağlık sistemine aktarılmalı'
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Başkanı Tacettin İNANDI:

TÜRKİYE'deki sağlık hizmetlerinin abartıldığını düşünüyorum. Muayene olma oranındaki artışa katılıyorum. Poliklinik hizmetleri de dahil olmak üzere başta acillere başvurma oranında bu gerçek sözkonusu. Vatandaşlarımız, katkı payı ödememek için acile sıklıkla başvuruyor. Bu çok önemli bir sorun. Sadece poliklinik hizmetleri değil, pek çok hizmetin bu kaygıyla verildiğini düşünüyorum. Türkiye'de temel olarak tedavi edici hizmetler gereğinden fazla öne çıkarılırken, koruyucu sağlık hizmetleri geri planda kalıyor. Sağlığın korunmasına daha çok ilgi göstermek gerekiyor. Kaynaklar daha çok tedavi edici alanlara, ilaçlara gidiyor. İlaçlarda büyük israf sözkonusu, düzgün kullanılmıyor. Kuşkusuz insanlar hasta olduklarını düşünüp hastaneye gidiyorlar. Sağlık sistemine olan güvende bir problem var mı, bunun da araştırılması lazım. Bir doktora gidip, sonra bir başka doktora daha giden hastalar da var. Koruyucu sağlık hizmetlerine kaynaklar aktarılmalı, aksi halde gereksiz bir talep oluşuyor. Poliklinik başvuruları gün geçtikçe artıyor. İnsanlar hizmete ulaşıyorlar, ama bu durum sağlık sistemine yük getiriyor.

Habertürk
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.