.

Yeni Sağlık Düzeni!..

Sadece hakkını vermek yeterli gelirken, zor olanın peşine düşüp, ülkeyi sıkıntıya sokmak, geleceğin hakkını gasp etmek ve daha da vahimi; canını bu ülke için feda eden şehitlerin ruhunu incitmek kimseye fayda getirmeyeceği gibi, gün gelir yanlış yapanın burnundan da fitil fitil gelir..

Yeni Sağlık Düzeni!..



Sağlık Bakanlığı 663 sayılı KHK ile yeniden yapılandırıldı. İsimler değişti. Yeni bir yapılanmaya gidildi. Sağlık Müdürlüğünün görevleri bölündü. Hastanelere yönetici atandı. Hedef daha sağlıklı, ekonomik, memnuniyete dayalı hizmet sunmak olan yeni sağlık düzeninin hedefe ulaşmasının mümkün olmadığı başından belliydi. Öyle ki; perşembenin gelişinin çarşambadan belli olduğu kadar açıktı. 

    Yeni getirilen yapı içinde işlerliği değerlendirdiğimizde, sistemin çalışamayacağı aşikârdı. Kamu adına iş yapmak için uygulanması gereken prosedür yolu uzadı. Bir hastanede bile hizmet prosedürden dolayı işler uzarken,15-20 hastanenin ihtiyaçlarının bir yerden karşılanmasının mümkün olamayacağı aşikârdır. Değiştirilmek istenen yapı, verimsiz, hantal, israfçı, yorucu, hastaya hizmette memnuniyet verici olamayan bir sistem olduğundan değiştirilmek istenmişti.

    Bu noktaların birçoğuna katılıyoruz. Katılmadığımız ise, bu sebepleri doğuran nedenlerdir.

   Başarı, kendi alanında liyakatlı insanların yeteneklerini özgürce icra edebilecek kadar kendilerini bağımsız hissederek, görev alanında icraat yapabilmelerinin sonucudur. Bu, yönetici olarak görevlendirilen insanın bu alanda daha pratik, ekonomik, uygulamaları gerçekleştirme yeteneğinin kanunlar dâhilinde gerçekleşmesidir. Elbette ki, yöneticinin kendi performansına uyum sağlayabilecek ekip ile de çalışma hakkı olmalıdır. Bunun ilk şartı ise yöneticinin o alanda yeterli olmasıdır. O göreve birinci kural olarak yeterliliği ile gelmiş olmalıdır. Başka şartlar yeterliliğin önüne geçerse işte o zaman yeterlilik pasif duruma düşmektedir,

    663 sayılı KHK uygulama öncesi, yani önceki sistemin tıkanma noktaları belliydi. Başarı ve gelişmenin önündeki engelleri kaldıramayanlar, içine düştükleri yeni arayışlar sonunda getirdikleri sistemin işlerliğinin olamayacağını anlayamamış olmalılar.  

    Üretemeyen  "kadrolu" bazı idarecilerin görevden alınmaları idareler açısından sorun oluyordu. Özellikle hukuki kanallar aşılamıyordu. Yerel politikacıların, kendilerine göre sıkıntı olan idarecileri, görevden alınma talepleri de problemlerden bazılarıydı. Dahası ise; kapasitesine ve liyakatına bakılmadan idareci olarak atanması istenenlerin atanmasındaki sıkıntılardı. Yani siyasetin kurumlar içine sinmesinden dolayı sıkıntılar yaşanıyordu. Özellikle de ikili ilişkiler içinde görevlendirme yolu ile idareci atanıyordu. Bundan ne beklenebilirdi?

     Hâlbuki sağlık Bakanlığının yerleştirmeye çalıştığı; hatta büyük oranda kabul görmüş kalite hizmetleri kurumlarda başarıyı zorunlu hale getirmişti. Ülke bazında kalite ile belli bir seviye tutturulmuştu. Oluşturulan kalite birimleri idarecileri belli kriterlere zorluyordu. Yataklı tedavi kurumlarında kendi kazançlarını temin edebilen kurumlar da başarı, kurum yöneticisinin becerisine kalıyordu. Elbette ki, yöneticinin ekip çalışması önemliydi. 



      Kalite kriterleri gereği, beceriye dayalı başarıyı yakalayamayanların tasfiye edilmesi yolu ile başarıya şartlanan irade, başarıyı yakalayabilecek yeteneği bulabilecekti. Başarı beklenen yöneticinin, başarıyı yakalayabileceği ekibi oluşturma hakkının verilmesi ile sadece istenen başarı hedef noktasına ulaşılabilecekti. Bakanlığın belirlediği kriterleri idareler yerine getirmeye çalışıyordu. İdarelerde ekip çalışması oluşamadığı için de başarı kör-topal yürüyordu. Bunu sebebi ise bazı yöneticilerin sağlık sistemini yeteri kadar algılayamayarak, bu sistemin ruhuna aykırı anlayışlar sergilemesidir.

   Yukarıdan gelen kriterler uygulanmaya çalışılıyordu da; yorumlama ile uygulanabilinecek olan asil kriter olan hasta memnuniyeti esası ise yerine getirilemiyordu. Başarının temeli olan ve çıkış noktası hasta memnuniyeti üzerinden hareket, sadece empati yaparak ve bilinen ihtiyaçların yerine getirilmesi ile tamamlanabilecekti. Başarının esası olan ekip çalışması ise gerçekleşemiyordu. Çünkü yönetim kadrosu rastgele tamamlanmış olduğu için başarıya giden yolda bütünlük sağlanamıyordu. 

   Başarıya giden yolun, yeterli liyakati gösteren yöneticilerle ve yöneticiye ayak uydurabilecek ekiple gerçekleşebileceğinin bilinmesine rağmen;663 sayılı KHK ile uygulamaya konulan sistemde hangi kuralın uygulandığına bakılırsa, başarının eski sistem kadar bile gerçekleşemeyeceği aşikârdır.

       Önceki sistemde hastanenin yetkili ve sorumlusu başhekimdi. Şimdi yönetici yetkili ve sorumlu oldu.  Birçok doktor meslek dışı işe atandı. Yetkisini kullandı ama sorumluluğu astlarına yükledi. Daha çok doktor idari ,işlere atandı.Eski sistemde olduğu gibi yetkisiz sorumlu olanlar ise kararsızlık içinde korka korka bir şeyler yapmaya çalıştılar. Eski sistemde yetki ve sorumluluğun sınırı başhekime kadardı. Şimdi ise yöneticiye kadardır.

    Hastanelerde on bir ayrı iş kolu vardır. Hepsi de birbirinden ayrı sektör olan ve hastanede birleşen bu iş kollarını çalıştırmak kadar, bu iş kolları arasında koordinasyonunda sağlanması gerekmektedir. Hastanede görevli kişilerin tabandan gelmesi esastır. Hastane havasını teneffüs etmeyenlerin intibak sağlamaları çok da kolay olmamaktadır.

     Taşları yerine sağlam koymanın zamanı ne zaman acaba? 

   Atalarımızın koyduğu taşlar yüz yıllardır sapasağlam yerinde dururken, daha dün konulan taşlar ertesi gün kayıyor. 

    Malumun ilanına gerek var mı? 

   Sadece hakkını vermek yeterli gelirken, zor olanın peşine düşüp, ülkeyi sıkıntıya sokmak, geleceğin hakkını gasp etmek ve daha da vahimi; canını bu ülke için feda eden şehitlerin ruhunu incitmek kimseye fayda getirmeyeceği gibi, gün gelir yanlış yapanın burnundan da fitil fitil gelir.


SEYFULLAH TUZCU

 Araştırmacı

http://adyed.com/
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.