.

Yeni İlaçlara Geç Ulaşıyoruz

Türkiye'de hastalar yeni ilaçlara ABD ve AB ülkelerinden daha geç ulaşabiliyor.

Yeni İlaçlara Geç Ulaşıyoruz



2005-2011 arasında, Türkiye'de onay alan ilaçların oranı ABD ve AB ülkelerinin yüzde 29'uydu. 2012-2013 (ikinci çeyrek) arasında bu oran yüzde 4'e kadar düştü.

Uzun süren ve yüksek yatırımlarla geliştirilen yeni ilaçlar Türkiye pazarına girmekte zorlanıyor. Yenilikçi ilaç üreticileri, İlaç fiyat politikası ve uzun GMP (İyi Üretim Uygulaması) beklemeleri nedeniyle yeni ürünlerini Türkiye pazarına sunmaktan kaçınıyor.

Türkiye'de ortalama ömrün uzaması ve yaşam kalitesinin artmasında yenilikçi ilaçların rolünün de büyük olduğunu belirten AİFD (Araştırmacı İlaç Frmaları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Emin Fadıllıoğlu,

ilacın hep maliyetleriyle gündeme gelmesinin haksızlık olduğunu söyledi. İlacın yaşam ve kalitesine katma değerinin konuşulmamasından üzüntü duyduğunu belirten Dr. Fadıllıoğlu, "Asıl sormamız gereken bu kadar hayatı uzatan bu ürünlerin erişebilirlik endeksinin yüzde 4'e düşmesiyle, kaç kişinin daha uzun ve kaliteli yaşama hakkını elinden alındığı" dedi.

İlaca erişimde büyük sıkıntılar yaşandığını söyleyen Dr. Fadıllıoğlu, şunları söyledi:

"Bunun daha kötüye gitmesini istemiyoruz. İlaç endüstrisi yüzde 15 ile AR-GE'ye açık ara, en fazla kaynak ayıran endüstri. 5 binden fazla molekülden, bir moleküle geliniyor. 10 yıl süren bu araştırmalar için ortalama 1 milyar dolardan fazla harcanıyor. İlacın varlığını, hastaların daha uzun ve kaliteli yaşamasını, daha az hastaneye yatmasını sağlayan araştırma, geliştirme çalışmaları patent kaybına kadar olan süre içinde sağlanıyor. Yenilikçi ürünlere maliyetten önce değer üzerinden bakmamızda fayda var. Sadece ruhsatlandırma sorunları değil, fiyatlandırma politikası nedeniyle de biz yenilikçi ürünleri getirmekte zorlanıyoruz. Fiyatlandırmada, Avrupa'nın en ucuzu 10 birimse, üzerine yüzde 41 iskonto daha ekleniyor, bize 4 birim ödeniyor. Mevcut fiyat politikaları nedeniyle gerçekten çok zorlanıyoruz. Halbuki Türkiye'de ilaç endüstrisi maliyetin yönetildiği değil, ekonomiye katkı sağlayan bir endüstri haline getirilebilir."

RUHSATLANDIRMA ABD'DE 300, AB'DE DE 210 GÜNLE SINIRLI

AİFD Genel Sekreteri ve Yürütme Kurulu Başkanı Osman Kara ilaç ruhsatlandırma süresinin ABD'de 300, AB'de ise 210 günle sınırlandırıldığını belirterek, "Türkiye de AB üyeliği sürecinde kendine 210 günlük bir hedef koydu. Bizde sağlık bakanlığı'nın bu süreci bilinçli olarak veya belli maksatlarla uzattığını düşünmüyoruz. Ama GMP kontroleri ve ruhsatlandırma süreci 3.5 yılı buluyor" dedi.

YENİLİKÇİ İLAÇ ÖMRÜ 3 YIL UZATIYOR

Yenilikçi ilaçların 1999-2008 yılları arasında Türkiye'de ölüm yaşını ortalama 3 yıl ötelediğini hatırlatan Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sağlık Bilimleri Bölümü'nden Prof.Dr. Mehtap Tatar, "Yenilikçi ilaç kullanımının sağlık göstergelerine katkısı var. Ölüm yaşındaki kazanımların sürdürülebilmesi için yeni molekül girişi yavaşlamamalı" dedi. Yenilikçi ilaçların hastaneye gidiş ve yatışları da etkilediğini belirten Prof.Dr. Tatar, "Bir hastalığı tedavi etmek için kullanılan molekül sayısındaki artış, o hastalığa bağlı olarak hastanede kalış süresini 3-4 yıl sonrasında azaltıyor. Yenilikçi ilaçlar hastanede kalınan gün sayısını yaklaşık yüzde 1 azaltıyor" dedi.

Ülkemiz hastalarının yeni ilaçlara erişiminin ABD ve AB üye ülkeriyle karşılaştırıldığında geride olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tatar, "Hastalarımız birçok yeni ilaç ve tedavi olanaklarından gelişmiş ülkelerle eş zamanlı olarak yararlanamıyor. Söz konusu tedavilerden faydalanabilmek için uzun süre bekliyor" dedi.

TEB BAŞKANI ÇOLAK: YILDA 30 BİN HASTANIN İLACINI BİZ GETİRİYORUZ

Türkiye'de son 10 yılda ilaçta tasarruf adına ilaca ödenen paranın azaltılmasına yönelik çabalar olduğunu söyleyen Türk Eczacıları Birliği Başkanı (TEB) Erdoğan Çolak, "Kamu otoritesi sağlık alanında, özellikle ilaca yönelik tedbir almayı bir alışkanlık haline getirdi. İlaçların yanlış ve eksik kullanıldığına yönelik bir itirazımız yok. Ancak ilaca kişi başına 130-140 dolar harcanması komik bir rakam. Avruda ülkelerinde bu rakam kişi başına en az 350-400 dolar. Burada yanlış olan kamunun eksik, yanlış kullanım ya da alınan ilaçların kullanılmamasından hareket ederek ilaca erişimi engellemesi" dedi.

İlaca erişim noktasında ciddi sorun bulunduğunu hatırlatan Çolak, "Bunun bir yönü de sürekli düşürülen ilaç fiyatları nedeniyle ucuz olduğu için üretilmeyen veya getirilmeyen ilaçlar. 36 kalem ilaç hiç yok. 125 kalem de bulunamıyor. Üstelik muadilleri de yok" dedi.

Sağlık Bakanlığı'nın Ekonomik Koordinasyon Kurulu'nun uygulayıcısı durumunda olduğunu belirten Çolak, "Dengeler eşit değil. Kuruldakiler finans açısından bakarlarsa sağlık alanını göremezler. Sağlık Bakanlığı da kurulda alınan kararlar doğrultusunda yeni ilacın ülkeye girmemesi konusunda ne kadar engel varsa firmaların önüne koyuyor. Bu engellerden biri de ilaçların ruhsatlandırılması. Ruhsat alınması 3-5 yıl sürüyor" diyor.

Sağlık Bakanlığı'ndan, AB'nin EMA, ABD'nin de FDA kurumlarından onaylı ilaçların Türkiye'de ruhsatlandırılmasında engel çıkarmamasını isteyen Çolak, "İlaç herhangi bir tiraci ürün değil. İlacın doğru mecradan, doğru yerlerden, doğru biçimde verilmesi gerekiyor. Aksi halde, çeşitli vasıtalarla gelen, kime, nasıl satıldığı belli olmayan ilaçlar devreye giriyor. İş can acıtır noktaya geliyor. Ruhsatları verilsin ki vatandaş rahatlıkla ilacına ulaşsın. TEB olarak yılda 30 bin hastaya, Türkiye'de ruhsatlı olmayan ilacını yurtdışından getiriyoruz. Bunların 2 bin 100'ü yetim (nadir görülen hastalığı olan) hasta" dedi.

Onay ağır geliyor

2005-2011 arasında, Türkiye'de onay alan ilaçların oranı ABD ve AB ülkelerinin yüzde 29'u. 2012-2013 (ikinci çeyrek) arasında Türkiye'de onay alan yeni ilaç oranı ise yüzde 4. Aynı dönemde ABD'de (FDA) 36, AB'de (EMA) 22 yeni molekül onaylanmasına karşın Türkiye'de bu ürünlerden sadece 2'si onaylandı.

 Hürriyet
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.