.

Üniversite Hastaneleri De, Çalışanları Da Dert Küpü

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ DERT KÜPÜ

Üniversite Hastaneleri De, Çalışanları Da Dert Küpü



ÜNİVERSİTE HASTANELERİ DERT KÜPÜ
 
Sağlık-Sen tarafından düzenlenen Üniversite Hastaneleri ve Üniversite Hastanelerinde Çalışanların Sorunları, Çözüm Önerileri Çalıştayı’ndan çarpıcı sonuçlar çıktı. Çalıştay sonucuna göre, hem çalışanlar, hem üniversite hastaneleri dert küpü.
 
Çalıştayı değerlendiren Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Memiş, Yeni Türkiye'de yeni üniversite hastaneleri yapısının oluşturulması gerektiğini söyledi. Toplumda üniversite hastanelerinin devlet hastaneleri gibi bir misyona sahip olduğu yönünde yanlış bir algı bulunduğunu belirten Memiş, üniversite hastanelerinin sağlık hizmeti ile eğitim-araştırma-bilim arasına sıkışıp kaldığını ifade etti
 
Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş,  yeni Türkiye'de yeni üniversite hastaneleri yapısının oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, “Toplumda üniversite hastanelerinin devlet hastaneleri gibi bir misyona sahip olduğu yönünde yanlış bir algı bulunuyor. Üniversite hastaneleri;  sağlık hizmeti ile eğitim-araştırma-bilim arasına sıkışıp kalmıştır” dedi. 
 
Memiş, Sağlık-Sen tarafından yapılan Üniversite Hastaneleri ve Çalışanları Sorunları Çalıştayı’nın sonuçları hakkında bilgi verdi. Türkiye'de sağlıkta dönüşüm projesiyle gerek Sağlık Bakanlığı bünyesindeki hastanelerin fiziki  koşullarında, gerekse vatandaşa hizmet sunumunda önemli atılımlar gerçekleştiğini  belirten Metin Memiş, üniversite hastanelerinin, sağlıkta dönüşüm sürecine entegre olamadığını, sürecin üniversite hastanelerinin dışında geliştiğini ifade etti.
 
Üniversite hastaneleri ve çalışanlarının sorunlarının çözülmesi, mağduriyetlerinin giderilmesi ve çözüm önerilerinin sunulması amacıyla çalıştay düzenlediklerini hatırlatan Memiş, buradan ortaya çıkan en çarpıcı sorunun ‘üniversite hastanelerinin akademik bir kurum mu, sağlık hizmeti sunan bir  hastane mi olduğu konusu’ olduğunu söyledi. 
 
Memiş, toplumda üniversite hastanelerinin devlet hastaneleri gibi bir  misyona sahip olduğu yönünde yanlış bir algı bulunduğunu anlattı. Metin Memiş,  aslında üniversite hastanelerinin bir hizmet hastanesi değil, 2547 Sayılı  Yükseköğretim Kanunu'na göre araştırma ve uygulama merkezi konumunda olduğunu  belirtti. 
 
Bu hastanelerin temel amaçlarının da eğitim, araştırma ve sağlık  hizmeti sunmak olduğunu dile getiren  Memiş, “Ancak toplumda Sağlık Bakanlığına  bağlı diğer hastaneler gibi asli görevinin sağlık hizmeti sunmak olduğu  düşünülmekte. Yani, üniversite hastaneleri; sağlık hizmeti ile  eğitim-araştırma-bilim arasına sıkışıp kalmıştır. Üniversite hastanelerinin asli  görevine dönmesi çok önemlidir” dedi. 
 
Çözüm olarak, YÖK bünyesinde Üniversite Hastanelerinin sorunlarının ele alındığı, tartışıldığı ve izlendiği, çözüm arandığı, ilgili kamu kurumları nezdinde bu hastaneleri temsil eden Üniversite Hastaneleri Birliği sonucunun ortaya çıktığını dile getiren Metin Memiş, “Bu kurula tıp kökenli rektörler, tıp fakültesi dekanları katılabilirler, ama üniversite hastanelerinin işletmeciliğini yapan ve hastaneyle ilgili sorunları en iyi bilip, yaşayan başhekimler, başmüdürler ile uygun görülen diğer yöneticiler ve sendika temsilcisi asıl üye olarak katılmalıdırlar.” dedi.
Üniversite hastanesi çalışanlarının sorunlarının da mali, özlük ve çalışma şartları başlıkları altında değerlendirildiğini kaydeden Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ek ödemeler, bütçe yetersizliği, genel bütçeden karşılanması gereken ödemelerin döner sermaye üzerinden yapılması ve hastane çalışanlarının mağdur edilmesinin öne çıkan konular olduğunu kaydetti.
 
Çalıştayda ayrıca afiliasyon uygulamasında yeni bir yapılanmaya gidilmesi, YÖK bünyesinde üniversite hastanelerinin sorunlarının ele alındığı,  tartışıldığı ve izlendiği, çözüm arandığı, ilgili kamu kurumları nezdinde bu hastaneleri temsil eden ‘Üniversite Hastaneleri Birliği’ oluşturulması, üniversite hastanelerinin yönetimindeki mevzuat boşluğunun giderilmesi, finansman sorunlarının giderilmesi için parasal karşılığı olmayan uygulamaların SUT’a eklenmesi ve SUT fiyatlarında üniversite hastanelerinin hizmet bedellerini en az yüzde 30  artırımlı olarak faturalandırılmasında görüş birliğine varıldı. 

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ VE 
ÜNİVERSİTE HASTANELERİNDE ÇALIŞANLARIN SORUNLARI, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 

Üniversite hastanelerinin, devlet hastaneleri gibi bir misyona sahip olduğu yönünde yanlış bir bilgi bulunmaktadır. Aslında üniversite hastaneleri, bir hizmet hastanesi değil; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa göre araştırma ve uygulama merkezi konumundadır. Temel amaçları da eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunmaktır. Ancak toplumda Sağlık Bakanlığına bağlı diğer hastaneler gibi asli görevinin sağlık hizmeti sunmak olduğu düşünülmekte. Yani, üniversite hastaneleri; sağlık hizmeti ile eğitim-araştırma-bilim arasına sıkışıp kalmıştır. 

Sağlık-Sen olarak, yaşanan bu kavram kargaşasına dikkat çekmek, üniversite ile hastane yapısı arasında kalmış çalışanların sorunlarını masaya yatırmak ve çözüm önerilerini kamuoyuna sunmak için bir çalıştay düzenledik. Başhekim, asistan, yardımcı sağlık personeli gibi her kademeden çalışanın katıldığı çalıştayda, her meslek grubunun sorunları tek tek ele alınarak tartışıldı. Bir üniversite hastanesinin karşılaştığı sorunun, başka bir hastanede nasıl aşıldığı konusunda, karşılıklı görüş alış verişinde bulunuldu. 

Ortaya çıkan en çarpıcı sorun; üniversite hastanelerinin akademik bir kurum mu, sağlık hizmeti sunan bir hastane mi olduğu konusu oldu. Ve bu doğal çelişkinin sonucu olarak hocasından idari personeline kadar çalışanların karşılaştığı sorunların da çözümsüz kalması, bu kurumların hiyerarşik yapısındaki çelişkiyle ilişkilendirildi. Devlet hastanelerini ilgilendiren bir yasal düzenlemenin, üniversite hastanelerini kapsaması için, aynı düzenlemenin YÖK veya üniversite yönetimi tarafından yapılması gerektiği, sorunların çözümünün uzamasına yol açıyor. Bu sebeple aynı işi devlet hastanesi ile üniversite hastanesinde yapan aynı meslek grubunun sorunları farklılık arz ediyor. 

Sağlık sistemimizde üniversite hastanelerinin misyonu netleştirilmeli, araştırma ve eğitim rollerine zarar vermeyecek şekilde ileri derecede sağlık hizmeti üreten referans kurumlar olarak yapılanmaları/kalmaları sağlanmalıdır. Bugünkü haliyle üniversite hastanelerine hem birinci basamak, hem ikinci basamak, hem de üçüncü basamak hastaları herhangi bir engel olmadan başvurabilmektedirler. Oysa, asıl görevleri ve rolleri üçüncü basamak bir kurum olmanın gereği olarak ileri düzeyde bilgi, beceri ve yaklaşımlar gerektiren, ikinci basamakta karşılanamayan sağlık hizmeti taleplerinin karşılanması olmalıdır. 

Maliyeti, riski düşük, zahmeti az ve sağlık hizmeti talebinin büyük kısmını oluşturan ve sağlık kurumları için karlı olan ve gelir getiren hizmetler, özel hastaneler ve diğer kamu hastanelerinde karşılanmakta; bu hastanelerin çözemediği ve üstlenmek istemediği özellikli, riskli, daha üst düzeyde bilgi, beceri, ve teknolojik yaklaşım; daha yoğun emek ve zaman gerektiren ve maliyeti yüksek ama geliri düşük hizmetler üniversite hastanelerine kalmaktadır. Bu ve benzer nedenler üniversite hastanelerini mali sürdürülebilirlik kaygısıyla birinci ve ikinci basamak sağlık hizmeti taleplerini de kabul etmeye zorlamaktadır.

Sağlık sistemimizde üniversite hastanelerinin misyonu netleştirilmeli, araştırma ve eğitim rollerine zarar vermeyecek şekilde ileri derecede sağlık hizmeti üreten referans kurumlar olarak yapılanmaları/kalmaları sağlanmalıdır. Üniversite hastanelerinin sağlık sistemimizde kendilerinden beklenen ileri derece sağlık hizmeti rolüne uygun bir konuma geçmeleri bakımından, onların hasta profillerine uygun sürdürülebilir bir geri ödeme politikasının uygulanması gerekmektedir. 
Üniversite hastanelerinin Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndaki yeri, “sistemi destekleyecek eğitim ve bilim kurumları” olarak tanımlanmıştır. Ancak, üniversite hastanelerinin hedeflenen amaca uygun koşullara sahip olmadığı ortadadır. Üniversite hastaneleri, sağlıkta dönüşüm sürecine entegre olamamıştır. Süreç üniversite hastanelerinin dışında gelişmiştir. Üniversite hastanelerinin eğitim ve bilimsel araştırma işlevlerine zarar vermeyecek şekilde sağlık sistemimizde hak ettiği yerde konuşlandırılmaları ve ihtiyaç duydukları desteği almaları için Sağlık Bakanlığı, SGK, Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Üniversite hastaneleri arasında yakın bir iletişim ve koordinasyon sağlanmalıdır. 

Afiliye Hastaneler: 
Üniversite hastaneleri ile Sağlık Bakanlığı’nın tesislerinin ortak kullanımı anlamında çeşitli illerde afiliasyon uygulamaları yapılandırılmış ve devam etmektedir. Mevcut afiliasyon uygulamalarındaki temel sorun bu hastanelerde üniversite hastanesi niteliğinden çok hizmet hastanesi niteliğinin öne çıkarılmaya çalışılmasıdır. Afiliasyon konusunda mevcut yaklaşımlara, mevcut anlayışa son verilerek yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. 

Üniversite hastanelerinin geleceği; Üniversite hastaneleri birlikleri: 
Üniversite hastaneleri, “eğitim kurumu ve sağlık hizmeti sunan kurum” ikileminde, ne tam olarak eğitime; ne de tam olarak sağlık hizmetine yönelebilmektedir. Bu rollerin ve algının, gelecekte daha belirginleştirilerek yönetilmesi, üniversite hastanelerinin geleceğini belirleyecektir. YÖK bünyesinde Üniversite Hastanelerinin sorunlarının ele alındığı, tartışıldığı ve izlendiği, çözüm arandığı, ilgili kamu kurumları nezdinde bu hastaneleri temsil eden Üniversite Hastaneleri Birliği oluşturulmalı. Bu kurula tıp kökenli rektörler, tıp fakültesi dekanları katılabilirler, ama üniversite hastanelerinin işletmeciliğini yapan ve hastaneyle ilgili sorunları en iyi bilip, yaşayan başhekimler, başmüdürler ile uygun görülen diğer yöneticiler ve sendika temsilcisi asıl üye olarak katılmalıdırlar.  
Yapılandırılacak olan bu Üniversite Hastaneleri Birliği, üniversite hastanelerinin mevzuat,  verimlilik, kaynakların etkin kullanımı, kurumlar arası ilişkilerin düzenlenmesi gibi görevleri üstlenmelidir.
Üniversite hastanelerinin geleceğinin sağlıklı hale gelmesinin ve şu anki dar boğazdan kurtulmasının, çalışmamız içeriğinde bahsettiğimiz afiliasyon uygulamalarının hayata geçirilmesi ve güçlü bir Üniversite Hastaneleri Birliği yapılanması ile mümkün olabileceğine inanıyoruz. 

Tam Gün’de yeni düzenlemelerin değerlendirilmesi: 
18 Ocak 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Torba Yasa’da Tam Gün ile ilgili yapılan düzenlemeler ile kamudan özele geçen üniversite hocalarının yeniden sisteme dâhil edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak uygulamada özelde çalışmasına izin verilecek hocaların nasıl belirleneceği ve bu hakkın verilmediği diğer hekimlerle eşitliğin nasıl sağlanacağı konusu belirsiz kalmıştır. Öbür taraftan tamgün ve performansa dayalı ek ödeme ile üniversite hastanelerinde yeni kurulan dengeyi, hastane içinde üretim ve verimlilik artışını olumsuz etkileyebilme potansiyeli de söz konusudur.

Üniversite hastanelerinde yönetsel hiyerarşinin (YÖK, Rektörlük, Dekanlık, Başhekimlik ve Başmüdürlük) verimliliğe etkisi: Üniversite hastanelerinin yönetiminde mevzuat boşluğu söz konusudur. Üniversite hastanelerine başhekim atanmakta, ancak başhekimin aslında yasal olarak pek bir yetkisi bulunmamaktadır. Çünkü öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri kadro olarak dekanlığa bağlıdır. Diğer idari personel de başhekime değil başmüdür üzerinden rektörlüğe bağlıdır. Başhekimin ne hekimler ne de hekim dışı hastane personeli üzerinde herhangi bir yasal yetkisi, yaptırımı söz konusu değildir. Bu hususların YÖK bünyesinde oluşturulacak Üniversite Hastaneleri Kurulunda tartışılarak yasal bir çerçeveye kavuşturulması gerektiğine inanıyoruz.

Üniversite hastanelerinin finansman sorunları: 
Üniversite hastanelerinin dikkat çekici finansman sorunları bulunmaktadır. Bunlardan ilki, borç miktarlarının fazla olması, çalışanlara ödenen ek ödemenin güçlükle karşılanmasıdır. Borçların ödenmemesi veya geç ödenmesi ise mal ve hizmetlerin pahalıya alınmasına yol açmaktadır. Finansman sorunlarının sebepleri olarak; SUT’da hasta profiline uygun ödeme yapılmaması, SUT’da parasal karşılığı olmayan hizmetler nedeniyle zarar oluşması gibi konular öne çıkmaktadır. SUT’tan kaynaklı sorunları çözümü için, SUT fiyatlarında üniversite hastanelerinin hizmet bedellerini en az %30 artırımlı olarak faturalandırılması ve üniversite hastaneleri ile ortak bir çalışma yapılarak bir an evvel SUT’da karşılığı olmayan hizmetlerin faturalanabilmesi sağlanmalıdır.

Mevzuatla ilgili sorunlar: 
Üniversite hastanelerinin her türlü iş ve işlemi 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa dayandırılmaktadır. Ancak 2547 sayılı Kanun yetersiz kalmaktadır. Üniversite hastanelerinin tamamının işleyişini düzenleyen ve üniversite hastaneleri ile istişare edilerek mevzuat düzenleme çalışmalarına bir an evvel başlanmalı ve hayata geçirilmelidir. 

Üniversite hastaneleri çalışan sorunları ve çözüm önerileri: 
Üniversite hastanesi çalışanlarının sorunları mali, özlük ve çalışma şartları başlıkları altında değerlendirildi. Mali konularda öne çıkan sorunlar, ek ödemeler, bütçe yetersizliği, genel bütçeden karşılanması gereken ödemelerin döner sermaye üzerinden yapılması ve hastane çalışanlarının mağdur edilmesi öne çıkan konular oldu.
Özlük haklarıyla ilgili dikkat çeken başlıklar ise, yıpranma payı, tayin hakkı, kurum içi rotasyonlar oldu. 
Çalışma koşulları ve mesleki riskler ile ilgili sorunlarda ise,  mesai süreleri, asistanların işleri dışındaki alanlarda ve yasal sürelerin dışında çalıştırılmaları, kreş sorunu, disiplin kurullarında sendika temsilcisinin bulunmaması ve kurum idari kurul toplantılarının yapılması, engelli çalışanlara yönelik pozitif uygulamaların hayata geçirilmesi gibi konular ele alındı. Ayrıca, lisans tamamlama programlarının kapsamı genişletilerek hemşire, ebe ve sağlık memuru dışındaki personele de lisans tamamlama hakkı verilmelidir. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.