.

Türkiye’nin En Büyük Biyoteknolojik İlaç Üretim Tesisinin Temeli Atıldı ...

Türkiye'nin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisi 'Abdibio'nun temel atma törenine Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık katıldı...

Türkiye’nin En Büyük Biyoteknolojik İlaç Üretim Tesisinin Temeli Atıldı ...



İstanbul-Abdi İbrahim'in İstanbul Esenyurt'ta 100 milyon dolarlık yatırımla hayata geçireceği Türkiye'nin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisi AbdiBio'nun temel atma töreninde konuşan Barut, Türk ilaç sektörünün geleceği için umut verici bir adım olarak nitelendirdikleri yeni tesiste, kimyasal yöntemlerle üretilen ilaçlar tarafından tedavi edilemeyen; kanser, diyabet, romatizma, merkezi sinir sistemi ve kan hastalıklarında kullanılan biyoteknolojik ilaçları üreteceklerini kaydetti.

Dünyada en çok kullanılan 10 ilaçtan 7'sinin biyolojik kökenli olduğunu ve dünya ilaç pazarında bir biyoteknolojik devrimin yaşandığını aktaran Barut, "Dünya ilaç pazarındaki gelişmelere paralel olarak bugün Türkiye'de yüzde 23 seviyelerinde pazar payına sahip olan biyoteknolojik ilaçların, önümüzdeki dönemde kullanıma sunulacak yeni biyoteknolojik ürünler ile yüzde 30'ları aşması bekleniyor" dedi.

Bugün Türkiye'de biyoteknolojik ürünlerin neredeyse tamamının ithal edildiğine dikkati çeken Barut, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme süreci yakalayabilmesi için sanayinin daha yüksek katma değer sağlayan ve ileri teknolojiye dayanan bir yapıya dönüşmesi gerektiğini dile getirdi.

Barut, "Son 1 yılda yapılan ilaç ithalatının yüzde 35'lik kısmını biyoteknolojik ilaçlar oluşturdu. Dolayısıyla biyoteknoloji alanında gerçekleştirilecek üretim ve ihracat, ekonomimizin en önemli gündemi olan cari açığın da ilacı olacaktır" şeklinde konuştu.

Ocak 2017'de tamamlanarak faaliyete geçmesi planlanan AbdiBio'da üretilecek biyoteknolojik ilaçların Türkiye'de kullanıma sunulmasının yanı sıra ihraç edilmesinin de hedeflendiğine işaret eden Barut, böylece ithalatın azalmasında olduğu gibi ihracatın artmasında da rol oynayarak, cari açığın düşürülmesi için çift yönlü bir katma değer oluşturacaklarının altını çizdi.

Nezih Barut, ilaç sanayinin kendini devamlı yenilemek, bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelere en hızlı şekilde uyum sağlamak zorunda olduğunu, bu yeni alanlardan biri olan biyoteknolojide, üretim tesisinden çalışanına kadar her konunun özel bir uzmanlık gerektirdiğini söyledi.

Dünya standartlarında ve yüksek teknolojiye sahip olacak AbdiBio'da hücre bankasından başlayarak nihai ürüne kadar tüm üretim süreçlerinin gerçekleşeceğini belirten Barut, "Sadece yüksek teknolojiye sahip dünya standartlarında bir tesis kurmuyoruz. Yetişmiş insan gücünün az olduğu bu alanda yeni uzmanlar yetiştirerek, sektörümüze ve ülkemize de katkıda bulunacağız" dedi.

Kutsal ve sorumluluğu çok büyük bir iş yaptıklarını, her zaman daha iyiye ulaşmak için çaba sarf ettiklerini kaydeden Barut, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Merhum dedem Eczacı Abdi İbrahim'in 1912'de Küçükmustafapaşa'da açtığı eczaneyle başlayan ve merhum babam Eczacı İbrahim Hayri Barut'la devam eden iyileştirme yolculuğumuzda üçüncü kuşak olarak bizler de çıtayı her gün biraz daha yukarıya taşımanın sorumluluğu ile hareket ediyoruz. Çünkü doğup büyüdüğümüz bu topluma teşekkür borcumuz var. Babam her zaman 'Bizim şirket olarak değerimiz, memleketimize olan katkımızla ölçülür' derdi. Biz de bu inançla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemize hizmet etmeye ve insanlara şifa dağıtmaya devam edeceğiz. Bunun için de dünyayı yakından takip ediyor ve ülkemize, insanlarımıza faydalı olmak için var gücümüzle çalışıyoruz.

Kazakistan'dan Cezayir'e, Kanada'dan İngiltere'ye kadar ihracat yaptığımız 48 ülkede insanları iyileştiriyoruz. Çalıştığımız her an dünyanın herhangi bir yerinde bir çocuğu daha gülümsettiğimizi, bir dedenin daha ağrılarını dindirdiğimizi bilmek kuşkusuz bizlere büyük bir güç veriyor. İşte bu güç ile bugün burada hayallerimizden birini daha gerçeğe dönüştürme yolunda önemli bir adım atıyoruz ve bundan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz"

"Biyoteknolojik ürünler dünya ilaç sektöründe gün geçtikçe önem kazanıyor"

 

Abdi İbrahim Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Üyesi Cenan Esirtgen ise biyoteknolojik ilaç alanındaki yatırımların hem Türkiye hem de Türk ilaç sektörünün geleceği için son derece önemli bir adım olduğuna inandıklarını söyledi.

Biyoteknolojik ürünlerin dünya ilaç sektöründe gün geçtikçe önem kazandığını kaydeden Esirtgen, Türkiye'de bilim insanları ve akademik dünya ile işbirliğinin önünü açacak olan biyoteknolojinin ilaç sektörüne de büyük bir dinamizm kazandıracağını kaydetti.

 

Barut’un konuşmasının ardından kürsüye gelen Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, “Sağlık bugün dünya insanlığının en çok önemsediği birinci öncelikli konu başlığı. Dünyanın her köşesinde yaklaşık 7 milyara varan dünya insanlık nüfusunun birinci önceliği sağlıklı olabilmek. Sağlıklı olabilmek için de koşullarının her geçen gün iyileştirilmesini bekleyen bir insanlık var. Bilim süreçlerine baktığımız da özellikle insan sağlığıyla ilgili her dakika da yeni buluşlar ve yeni gelişmeler var. Bu anlamda ilaç sektörü de ilaç sanayi de insanlığın sağlığı için ve insanlığın geleceğe umut ve güvenle bakması için önemli bir sektör. Türkiye’de de bu sektörün önemli dinamiklerinden biri yüz yılı aşkın kurumsallaşmış bir yapıya kavuşan Abdi İbrahim. Abdi İbrahim’in bugün geldiği bu nokta da yarınlara ait olan vizyonunu takdir etmek bu ülkenin yöneticileri olarak bizim görevimizdir” diye konuştu.


“BİYOTEKNOLOJİ GEÇ KALDIĞIMIZ BİR ALAN”


Biyoteknoloji alanında Türkiye’nin geç kaldığını ancak asla vazgeçemeyeceklerini belirten Bakan Müezzinoğlu “Biyoteknoloji çok geç kaldığımız ama asla vazgeçmememiz gereken alanlardan biridir. Özellikle son 50 yılda Dünya Biyoteknoloji konuşurken ne yazık ki biz yeni yeni konuşmaya başladık. Son yüz yıla baktığımızda dünya inovasyon, katma değer, Arge kelimelerini yoğun bir şekilde kullanırken biz farklı kelimelerin çatışmasını ve mücadelesiyle çatışan bir süreci geride bıraktık. Sağlık Bakanlığı olarak biz bu dönemde Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığını kurduk ve Bioteknoloji Enstitüsü’nü kurduk. Bioteknoloji Enstitüsü’nün kurmuş olmanın mutlumu olsak üzülsek mi diye de içimde buruk bir yapı var. O yasayı geçtiğimiz 2014 yılı Kasım ayında çıkardık. Ama 2014 Kasım ayında çıkardığımızda dünya son 50 yıldır Biyoteknoloji konuşuyor. Biz de yeni kurmuş olmanın mutluluğunu yaşayabilirsek yaşayalım diyoruz. Geri kalmış olmanın geç kalmış olmanın hüznünü yaşamaktansa geleceğe daha çok umut ve güvenle bakan tüm dinamiklerimizi devreye sokan bir anlayışla inanıyorum ki bu alandaki açığımızı hızla kapatacağız” diye konuştu.


“BİYOTEKNOLOJİK İLAÇLAR ÜLKEMİZDE ÜRETME İMKANINA KAVUŞACAĞIZ”


Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, tesisin tamamlandığında cari açığın düşürülmesinde de katkı sağlayacağını belirterek “100 milyon dolarlık yatırım ile hayata geçecek olan bu tesis tamamlandığında büyük oranda ithal ettiğimiz biyoteknolojik ilaçlar ülkemizde üretme imkanına kavuşacağız. Ümit ediyorum ki bu tesiste üretilecek olan ilaçlar, ülkemizde kullanılmanın yanı sıra yurt dışına da ihraç edilecek ve cari açığımızın düşürülmesine önemli bir katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.


“İNSANLIĞIN GELİŞMESİNE YENİ TEKNOLOJİLER YÖN VERECEK”


İnsanlığın geleceğine yeni teknolojik gelişmelerin yön vereceğini belirten Bakan Işık “İnsanlığın geleceğine günümüzde henüz gelişme aşamasında olan biyoteknoloji gibi yeni teknolojilerin yön vereceği düşünülüyor.Biyoteknoloji alanında ilk olarak 1917 yılında başlayan çalışmalar günümüzde moleküler düzeyde yapılan araştırmalarla önemli ölçüde yaygınlaşmıştır.Biyoteknoloji gıda sürdürülebilirliği su kalitesinin arttırılması yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması hayvan ve insan sağlığının korunması gibi küresel ölçekteki sorunlarla mücadelede anahtar niteliğindedir. Nüfus artışı yaşlanma kaynakların tükenmesi gibi sorunlar nedeniyle biyoteknoloji uygulamaları her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Örneğin ABD’nin 2011 yılında biyoteknoloji alanında yaptığı kamu harcaması yaklaşık 18 milyar dolara ulaşmıştır. 2012 yılında 304 milyar dolar olan küresel biyoteknoloji pazarının bu tesis bittiğinde 408 milyar dolara çıkacağı öngörülüyor. Biyoteknoloji yeni tanı teknikleri ile yeni aşılar dahil olmak üzere yeni ilaçların üretimi arayışının sürekliliği nedeniyle sağlık alanında önemli bir yere sahiptir. 2000 yılında dünya ilaç pazarının yüzde 10’una sahip biyoteknolojik ürünlerinin payı günümüzde yüzde 20’lere çıkmıştır. Ülkemizde ise biyoteknoljik ürünlerin toplam Pazar büyüklüğü 2014’de 2.6 milyar TL’ye ulaşmış olup bu rakam dünyadaki örneklerine benzer şekilde toplam ilaç pazarının yaklaşık yüzde 20’sine karşılık gelmektedir.2014 yılında 4.7 milyar dolarlık ilaç ithal eden Türkiye her 1 kilogram biyoteknolojik ilaca 1 milyon dolar ödemiştir. Rakamlar ithalata bağımlı bir biyoteknoljik ilaç tedarik modelinin Türkiye için sürdürülebilir olmadığını açıkça göstermektedir. Bu çerçevede bakanlık olarak ilaç sektöründe etkinliğimizi arttırmak amacıyla Sağlık Bakanlığımızla iş birliği yaparak 2015-2018 dönemleri için Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi’ni hazırladık” dedi.

Bakan Fikri Işık sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Belirlediğimiz yol haritası ve ilaç sanayini uluslararası rekabet gücüne sahip dünya ticaretinden daha fazla pay alan küresel bir oyuncu hainle getirmeyi hedefliyoruz. Yine ülkemizde biyoteknoloji alanında çalışmaların sürdürülebilir ve etkili bir yapıya kavuşturulmasını sağlamak üzere Bakanlık olarak Türkiye Biyoteknoloji Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı hazırladık.”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.