.

Torna Ustası Müzede Sergilenecek Tıp Aletleri Üretti

Amasya’da Bir Torna Ustası, 700 Yıl Önce Ünlü Hekim Sabuncuoğlu Şerefeddin’in Tıp Alanına Kazandırdığı 200′ü Aşkın Aleti, Üretmeyi Başardı -Çukurova Üniversitesi Tıp Tarihi Ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uzel: -”Bu Çalışmanın Sadece Türk Tıp Tarihi Alanına Değil, Dünya Tıp Tarihi Alanına Ve Müzeciliğimize Çok Önemli Bir Katkı Getireceğine İnanıyorum’

Torna Ustası Müzede Sergilenecek Tıp Aletleri Üretti



Fatih Mehmet Kürkçü – Amasya’da bir torna ustası, 700 yıl önce, ünlü hekim Sabuncuoğlu Şerefeddin’in tıp alanına kazandırdığı 200′ü aşkın aletin imitasyonlarını üretmeyi başardı.
Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet döneminin en ünlü hekim ve cerrah, Amasyalı tıp alimi Sabuncuoğlu Şerefeddin’in adına Amasya Belediyesi’nce ”Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi” kurulması çalışmalarda sona geliniyor.
Çukurova Üniversitesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı ve Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlter Uzel ile Amasya Belediye Başkan Yardımcısı Osman Akbaş, Yeni Sanayi Sitesi’de bir tornacıda üretilen tıbbi aletlerin yapımını inceledi.
AA muhabirine Bimarhane’de açılışı yapılacak ”Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi” çalışmaları hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Uzel, 1972 yılından bu yana Sabuncuoğlu Şerefeddin ile ilgili bir çok çalışmada yer aldığını ifade etti.
İlk olarak Sabuncuoğlu’nun yazdığı ve Fatih Sultan Mehmet’e armağan ettiği ”Cerrahiyet-ül Haniye”yi bugünkü Türkçe’ye aktardığını, daha sonra ”Mücerrebname”yi yayınladığını ve son olarak üçüncü çeviri eseri olan ”Akrabadin” yani Farmakopesi ile ilgili de bir doktora tezi yönettiğini anlatan Uzel, Sabuncuoğlu’nun ortaya koyduğu tüm çalışmaları yakından takip ettiğini söyledi.
Sabuncuoğlu’nun dünya tıbbının yetiştirdiği çok önemli kişilerden biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uzel şunları kaydetti:
”Sabuncuoğlu, eserleri tüm dünyadaki hekimler tarafından bilinmekte ve takdir edilmektedir. Doğal olarak da Amasya’nın övünç kaynağıdır. Benim ikinci bir ilgi alanım da antik tıp aletleridir. Sabuncuoğlu’nun özelliklerinden birisi de kendisinin bir çok orijinal tıp aletini geliştirmesi, kullanması ve bunları kitaplarında çok açık bir şekilde tarif etmesidir. Amasya Belediyesince, 1308 yılında kurulan Sabuncuoğlu’nun 14 yıl Başhekimlik yaptığı Amasya Hastahanesi’nin (Bimarhane) ‘Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi’ yapılması nedeniyle katkıda bulunmak üzere görevlendirildim. Bu alanda ilk önerim bu aletlerin imitasyonlarının, benzerlerinin yaptırılması oldu. Bugün bu çalışmaları yerinde görmek üzere Amasya’ya geldim.”

-TORNACI SANAYİDE TIP ALETLERİ ÜRETTİ

Amasya Endüstri Meslek Lisesi’nden teknik öğretmen iken 6 yıl önce emekli olduğunu ve ardından Sanayi Çarşısında kendine ait işletmede çalışmaya başladığını anlatan Mustafa Çevik (51) de, ”Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi” için 2,5 ayda 200′ü aşkın gerçek ebatlarında tıp aleti ürettiğini söyledi. İşyerinde makine imalatı üzerine çalıştıklarını ifade eden Çevik şunları kaydetti:
”Makine imalatı üzerine çalışmamıza rağmen Belediye Başkanımız müzemiz için çalışmamızı istedi. Bir ön çalışma yaptık. Başkanımızın heyecanını görünce bize de şevk geldi. Bize gönderilen resimler üzerinde çalışmalar yaptık.2,5 ayda 200′ün üzerinde tıp aletinin imal ettik. Bu aletlerin yapılmasında özel kurşunlu otomat çelik kullandık. Bu çeliği de özel getirttik. Bu sayede umduğumuzu hemen hemen yakaladık ve istediğimiz sonuca ulaştık.”

-BİMARHANE ASIL YAPILIŞ AMACI VE RUHUYLA YENİDEN HİZMET VERECEK

Amasya Belediye Başkan Yardımcısı Osman Akbaş da, Bimarhane’de, Amasya Belediyesi olarak önemli bir projeyi kısa bir süre içinde hayata geçireceklerini ifade etti.
Akbaş, yakında açılması planlanan Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi’nde sergilenecek hizmetler konusunda şu bilgileri verdi:
”Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi fikrimiz artık son noktaya gelmiş durumda. Fatih Sultan Mehmet döneminde Bimarhane’de Başhekimlik yapan Şerafeddin Sabuncuoğlu çıkış noktamız oldu. Sabuncuoğlu’nun tarihe önemli bir ışık tuttuğunu düşünüyoruz. Cerrahi tarihi açısından bugün tıp literatürüne de girmiş, bizim için göz ardı edilemeyecek olan bir değerimiz diye düşünüyoruz. Bir başka açıdan ele aldığımız zaman Avrupa’da akıl hastalarının toplumdan tecrit edildiği, dövülerek, hatta öldürülerek tamamen toplum dışına atılması düşünülürken bizde müzik ve su sesiyle akıl ve ruh hastalarının tedavisi yöntem olarak uygulanıyordu. Biz Bimarhane’nin yapılışındaki asıl amaç olan müzikle tedavi bölümleriyle cerrahi tarihini müzemizin içerisinde bulundurarak, her iki boyutu ile de ele alalım istedik.”.
Sabuncuoğlu’na ait bazı eserlerin orijinal kopyalarının da sergileneceği müzede, hediyelik eşya satışı yapılacak bir bölümün de bulunacağını söyleyen Akbaş, Bimarhane’nin bu çalışmalar sırasında aslına uygun bakım ve onarımdan geçtiğini ve kumlama tekniğiyle temizlendiğini belirtti.

-BİMARHANE-

Yakutiye Mahallesi’nde, ana cadde üzerinde bulunan Bimarhane’nin medrese olduğu da iddia ediliyor. Ancak yapıldığından günümüze kadar geçen süre içinde Bimarhane olarak tanınan yapıyı Amasya’nın İlhanlı hakimiyeti döneminde, İlhanlı Hükümdarı Olcayto Mehmet Hüdabende ve eşi İlduş (Yıldız) Hatun adına köleleri Amber Bin Abdullah tarafından 1308-1309 yıllarında yaptırdığı biliniyor. Anadolu’da buna benzer örneklere Sultaniye’de, Sivas ve Divriği Darüşşifalarında rastlanıyor. Selçuklu ve Osmanlı döneminde yapılan darüşşifalar (Bimarhane), diğer sosyal ve tıbbi yapılardan farklı özellik taşıyor. Darüşşifalarda akıl hastalarının müzik ve su sesiyle iyileştirilmesi öncelik kazanmış. Amasya Bimarhanesi de bunun bir örneği olarak tanınıyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.