.

Torba Yasa Ve Tıpta Uzmanlık Süreleri

Torba Yasa Ve Tıpta Uzmanlık Süreleri

Torba Yasa Ve Tıpta Uzmanlık Süreleri



Pek çok kanunda değişiklik yapan ve benzerleri gibi “Torba Yasa” olarak adlandırılan 6225 sayılı Kanun, 26 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe girdi. Torba Yasada sağlık alanını ilgilendiren/etkileyen çok sayıda değişiklik yer alıyor.

 

6225 SAYILI TORBA YASA VE TIPTA UZMANLIK SÜRELERİ

Pek çok kanunda değişiklik yapan ve benzerleri gibi "Torba Yasa" olarak adlandırılan 6225 sayılı Kanun, 26 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe girdi. Torba Yasada sağlık alanını ilgilendiren/etkileyen çok sayıda değişiklik yer alıyor.

6225 sayılı TORBA YASA ve GETİRDİKLERİ

•        3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa ek madde eklenerek, herhangi bir tedavi yöntemi veya ilacın veya tıbbi ürünün veya tıbbi cihazın bilimsel araştırma amacıyla insan üzerinde uygulanabilmesinin şartları sıralandı.[1]Şimdiye kadar Yönetmelik ile düzenlenen bu konu, ilk kez kanunla düzenlenmiş oldu.

•        1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanuna eklenen maddeler ile aralarında klinik psikolog, fizyoterapist, odyolog, diyetisyenin de bulunduğu çok sayıda sağlık meslek mensubunun çalışma alanı tanımlandı, hangi eğitimleri almaları gerekeceği sıralandı.[2]

•        Psikolojinin sertifikalı tıbbi uygulamalarında Sağlık Bakanlığınca belirlenen sürelerde çalıştığını ve yeterli tecrübeyi kazandığını belgeleyen psikologlara, - Sağlık Bakanlığınca yapılacak sınavlarda başarılı olmak kaydıyla- tıbbi uygulamalarda görev alma yetkisi verileceği düzenlendi.[3]

•        4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda değişiklik yapılarak; sözleşmeli personele çalıştığı birimde, başhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşire olarak görevlendirilebilme hakkı verildi.[4]

•        Önemli değişikliklerden biri de 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de yapıldı.[5] Buna göre;

"Sağlık Bakanlığı, kamu kurum ve kuruluşlarına ait veya tahsisli taşınmazların kendisine tahsisini veya devrini talep edebilir veya kullanım protokolleri yapabilir. Bu protokoller ile oluşan yükümlülüklerini Toplu Konut İdaresi Başkanlığına veya inşaat işleri ile ilgili araştırma, proje, taahhüt, finansman ve yapım işlemleri konusunda görevli ve yetkili kamu tüzelkişiliğine sahip diğer kurum ve kuruluşlara yaptırabilir.
Sağlık Bakanlığınca sağlık hizmetlerinde kullanılmakta olan binalardan, Bakanlıkça oluşturulacak komisyon tarafından fonksiyonellik ve/veya onarım- tadilat maliyeti açısından yapılan değerlendirme sonucunda yıkımının uygun olduğuna karar verilen binalar yıkılabilir. Yıkım kararı verecek komisyonun teşkili ile çalışma esas ve usulleri Sağlık Bakanlığınca belirlenir."

Bu düzenlemenin denize nazır ve tüm bağlantı yollarının merkezinde olan Beykoz Devlet Hastanesi örneğinde olduğu gibi, stratejik bir konumda, değerli bir arazide ve şehrin rant alanı diye adlandırılan bölgelerinde yer alan Hastane arazilerine el konulmasına, binalarının yıkımına yol açmamasını umalım.

• 992 sayılı Seriri Taharriyat ve Tahlilat Yapılan ve Masli Teamüller Aranılan Umuma Mahsus Bakteriyoloji ve Kimya Laboratuarları Kanununun 9. Maddesinde değişiklik yapıldı[6]. Böylece Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapan Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ile laboratuarlar getirilen yaptırım, Kanun ile de tekrarlanmış oldu.

"Bu Kanuna göre laboratuar açma yetkisine sahip olup da izinsiz laboratuvar açanın laboratuvarı, bu Kanunda yazılı usul uyarınca izin alınıncaya kadar mahallî mülkî amir tarafından kapatılır. Laboratuvar açma yetkisine sahip olmayıp da bu çeşit laboratuvar açanlar veya izinle açmış oldukları laboratuvarlarını yetkisi olmayanlara terk edenler iki yıldan beş yıla kadar hapis ve bin c/üne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır."

TIPTA UZMANLIK SÜRELERİ VE ASİSTANLARIN DURUMU

6225 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin belki de en önemlisi, tıpta uzmanlık sürelerine ilişkin yaşandı. Buna göre;

MADDE 10 - 1219 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"EK MADDE 14 - Tıpta uzmanlık ana dalları ile eğitim süreleri EK-1 sayılı
çizelgede; diş tabipliğinde uzmanlık ana dalları ile eğitim süreleri EK-2 sayılı
çizelgede; tıpta uzmanlık yan dalları, bağlı ana dalları ve eğitim süreleri de EK-3
sayılı çizelgede belirtilmiştir. Bu çizelgelerde belirtilen eğitim süreleri, Sağlık
Bakanlığınca, Tıpta Uzmanlık Kurulunun kararı üzerine üçte bir oranına kadar
arttırılabilir.
Tıpta ve diş tabipliğinde ana uzmanlık dalı eğitimlerine, merkezi olarak yapılacak tıpta ve diş tabipliğinde uzmanlık sınavları ile girilir. Yan dal uzmanlık eğitimlerine ve EK-1 sayılı çizelgenin 3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlık eğitimlerine girişleri merkezi olarak yapılacak yan dal uzmanlık sınavı ile olur.
Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesi Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenir."
Böylece 19.06.2002 tarihinde yürürlüğe giren Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün ekinde yer alan çizelge tümüyle değişmiş ve eğitime ilişkin süreler de neredeyse tüm branşlar yönünde azalmış oldu.[7]

Hatırlanacağı gibi, tıpta uzmanlık süreleri önce 18.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren Tıpta ve Dişhekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği ile kısaltılmıştı. Bu nedenle çeşitli davalar açılmış ve Yönetmeliğin bir kısım maddesi, yargı tarafından hukuka aykırı bulunmuştu.

6225 sayılı Kanunla yapılan bu son düzenleme, Tıpta ve Dişhekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği ile getirilen ihtisas sürelerine paralel bir görünümde. Ancak bu kez Yönetmelik değil, çok daha güçlü bir hukuki düzenleme olan Kanun maddesi ile karşı karşıyayız. Bir başka ifadeyle, artık Danıştay'a başvurarak iptalini talep edebileceğimiz bir düzenleme değil, ancak ve ancak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilebilecek bir düzenleme söz konusu.

Görüldüğü gibi tıpkı klinik şef ve şef yardımcılığı atamalarında olduğu gibi, yasayla düzenleme yapıldı ve bu konu da Danıştay denetiminden kaçırılmış oldu.

Ekte sırasıyla, tıpta uzmanlık sürelerine ilişkin 6225 sayılı Torba Yasa ile yapılan son düzenleme, Tıpta ve Dişhekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği ile getirilen düzenleme ve Tıpta Uzmanlık Tüzüğü ile getirilen düzenleme tablo şeklinde yer alıyor. Tablonun bir bütün olarak incelenmesi; tıpta uzmanlık süreleri yönünden hangi aşamaya gelindiğini ve uzman sayısını hızla artırmak (!) hedefine ulaşmak için neler yapıldığını gözler önüne seriyor.

Halen ihtisas görmekte olan hekimler!!!

Torba Yasanın 12. Maddesi ile hem birleştirilen kimi branşlar, hem de hali hazırdaki asistanların durumu düzenlenmiştir.

MADDE 12 - 1219 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. "GEÇİCİ MADDE 8 - Bu Kanunun ek 14 üncü maddesinin yürürlüğe girmesinden önce ilgili mevzuatına uygun olarak uzmanlık eğitimi yapmış, eğitime başlamış veya bir uzmanlık eğitimi kontenjanına yerleşmiş olanların hakları saklıdır.

Bu düzenleme ilk bakışta asistanlar yönünden herhangi bir sorun yaşanmayacağı izlenimi bırakıyor olsa da, Hukuk Büromuza yapılan çok sayıda başvuruda; asistan hekimlere "derhal" tezini hazırlaması ve uzmanlık sınavına girmesinin söylendiği, hatta bu yönde baskı yapıldığı iletilmektedir.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü'nün 26.05.2011 tarihinde yayınladığı "Uzmanlık eğitimi süreleri, rotasyonlar ve tez" başlıklı Genelge de, sorunu çözmekten yada açıklığa kavuşturmaktan uzaktır. En nihayetinde Tıpta ve Dişhekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin Geçici 2. Maddesinde "Eğitimi devam edenler" düzenlenmiştir;
GEÇİCİ MADDE 2 - (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte uzmanlık öğrencisi olanlar ile uzmanlık giriş sınavlarını kazanmış bulunanlar hakkında tabi oldukları önceki mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Bunlardan, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde talepte bulunanlar bu Yönetmelik hükümlerine tabi olur.
(2) Bu Yönetmelik hükümlerine tabi olanlardan eğitim süresi kısalmış bulunan dallarda eğitim sürelerinin bitimine iki yıldan daha az süre kalan ve eğitime yönelik uygulamaları veya tezlerini tamamlamak için ek süreye ihtiyacı olan uzmanlık öğrencilerine eğitim sorumlusunun teklifi üzerine kurumun akademik kurulu tarafından bir yıla kadar süre uzatımı verilebilir.

Görüldüğü gibi Kanun'da da, Genelge'de de, ne önceki yani Tıpta Uzmanlık Tüzüğündeki sürelere tabi olanların durumu düzenlenmiş, ne de Yönetmelik döneminde yapıldığı gibi süre uzatımı/ek süre verilmesinden söz edilmiştir.

Uygulamada, hangi dönemde asistanlık eğitimine başlanırsa başlansın süre bitmiş gibi davranılmakta (aktardığımız geçici 2. Madde işletilmemekte) ve ilgili kişiden Yönetmeliğin 29. Maddesi gereğince tezini sunması istenmektedir.

Böylesi bir tutum haksız ve adaletsiz olmasının yanı sıra, Anayasal korumaya sahip olan hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkelerine de aykırıdır. Üstelik bu durum bizzat bu Kanun'un yukarıda aktardığımız, mevcut hakları saklı tutan 12. Maddesine de aykırıdır.

Tüm bu nedenlerle bu hukuka aykırı işlem ve bu içerikte bir tebligat ile karşı karşıya kalan hekimlerin, derhal hukuk büromuzu aramasını ve süreyi kısaltan ve/veya ilişik kesmeden söz eden tüm tebligatları da, "hukuka aykırı olan bu düzenlemeye itirazımı bildirir, her türlü hakkımı saklı tutarım" kaydıyla tebliğ almasını öneririz. 03.06.2011
İstanbul Tabip Odası Hukuk Bürosu
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.