.

Tıp Merkezlerini Hastaneye Dönüşmeye Zorlamak Doğru Mudur?...

Tıp merkezlerini hastaneye dönüşmeye zorlamak doğru mudur?

Tıp Merkezlerini Hastaneye Dönüşmeye Zorlamak Doğru Mudur?...



Geçtiğimiz hafta basında, tıp merkezlerinin özel hastaneye dönüşmek için çaba gösterdiklerine dair haberler yer aldı.

Böyle bir çaba içinde olduklarını bizler de gözlüyoruz.

Ancak bu çaba, onların isteyerek gösterdikleri bir çaba değil. Zaten OHSAD yöneticisi de, Sağlık Bakanlığı’nın getirdiği düzenlemeler nedeniyle, tıp merkezlerinin özel hastaneye dönüşmek için uğraştıklarını, özel hastanelerin de tasfiye olmamak için istemeyerek de olsa, zorunluluktan büyümeye çalıştıklarını belirtiyor.

Söylenenler tamamiyle doğrudur. Bizler de, birçok örnekten durumun böyle olduğunu biliyoruz.

BU ZORLAMA DOĞRU MUDUR?

O zaman, bu zorlamanın doğru olup olmadığını sorgulamak gerekmektedir.

Bu durumda da, iki sorunun yanıtını vermek gerekiyor:

1.   Türkiye’nin Daha Fazla Özel Hastaneye Gereksinimi Var mıdır?

Var olduğunu düşünmüyoruz. Şu anda, 550 civarında özel hastane olduğu, 200-300 civarında özel hastane izninin bulunduğu ve inşaat halinde bulundukları söylenmektedir. Muhtemelen, 600-700 civarında özel hastane sayısı ortaya çıkacaktır. Bu sayının bile fazla olduğunu düşünmekteyiz.

Zaten bu sayının ortaya çıkmasının da zorlamalardan, hastaneciliği teşvik etmeden ve özendirmeden kaynaklandığını gözlüyoruz.

Türkiye’nin gereksinimi olmayan bir modele, tıp merkezlerinin de dönüşümünü zorlamanın bir anlamı var mıdır?

2. Bu Dönüşüm Türkiye’nin Lehine midir?

Kesinlikle lehine değildir. Aksine, ülkenin ve halkın aleyhinedir. Çünkü, maliyetleri yükseltecektir.

Hastane yatırımı, pahalı bir yatırımdır. Geniş sayılacak bir araziyi gerektirmektedir. Bırakın hastaneyi, tıp merkezleri için bile bağımsız bina koşulu istenmektedir.

Şu anda, Türkiye’nin %75’ten fazlası kentlerde yaşamaktadır. Önemli bir bölümü de büyük kentlerde yaşamaktadır. Çoğu kentimiz, büyük şehirlere dönüşmüştür. Arazi pahalıdır. Bulunan boş alanlar çok değerlidir ve öncelikle yüksek binalar yapılmaktadır.

Bu kadar değerli arazilerde sağlık tesisi kurulamaz. Kurulursa da, maliyeti çok yüksek olacaktır. Bu maliyet de doğal olarak, aynen halka yansıyacaktır.

Sağlık Bakanlığı’nın görevi, sağlıkta maliyetleri azaltmak mıdır, artırmak mıdır?

Tabii ki azaltmak olmalıdır. Bunun için de, yapılan düzenlemelerin, gerçekçi, halktan yana ve maliyetleri azaltıcı yönde olması gerekir.

Halkını ve ülkeyi düşünen bir Sağlık Bakanlığı, böyle davranır.

Ancak son yapılan düzenlemeler, maalesef halkın yararına değildir.

NEDEN BÖYLE DÜZENLEMELER YAPILIYOR?

1.Dışarıdan Empoze Edilen Programların Uygulanması

TTB yöneticileri, yıllardanberi bizim yöneticilerin Dünya Bankası ve onun arkasındaki uluslar arası rant-tekel gruplarının empoze ettiği programı uygulamakta olduğunu söyleyip durmaktadırlar. Böyle bir etkileme çabası olması beklenebilir. Ancak, toplumun içinden çıkmış yöneticilerin, yabancı tekellerin temsilcisi gibi kamu görevi yapabileceği olasılığını mevcut yöneticilere haksızlık olarak düşünüyoruz.

Ancak, bazı yabancı fonların ve hastane zincirlerinin, Türkiye’de hekim ücretlerini yüksek buldukları ve hekim emeğinin ucuzlatılması için, hekim emeği ile yürütülen işletmelere şans tanınmaması ve onların koşullarının zorlaştırılmasını istedikleri de çeşitli değerlendirmelere konu olmaktadır. Çıkarılan yönetmeliklerin de bu yönde olması, dikkat çekicidir.

2.Doğru ve Bilinçli Planlama Olmaması

Biz, Sağlık Bakanlığı yöneticilerinin kötü niyetli olmadıklarını, ancak doğru ve bilinçli planlama yapmak konusunda eksik kaldıklarını düşünüyoruz. İyi düşünülmüş yönetmelikler ortaya konulamamaktadır. Planlama ve düşünce aşaması boyutlu ve güçlü olmadığı için de, sık sık değişikliğe uğramakta, değişik grupların etkilemeleri karşısında zayıf kalmaktadır.

Yani sonuçta, bir plansızlık ve bulanıklıktan doğan yanlış düzenlemeler var gibi görünmektedir.

SAĞLIK HİZMET SUNUMUNUN MALİYETİ UCUZLATILMALIDIR

Özel hastane sayısı yeterlidir. Hatta şu anda fazla olduğu söylenebilecek durumdadır. Tıp merkezlerini, hastaneye dönüşmeye zorlamak yanlış ve gereksizdir. Bu durum, sağlık hizmetlerinin maliyetini yükseltecektir, bu sonuçlar da doğrudan halka yansıyacaktır.

Tıp merkezleri için de, poliklinikleri için de, laboratuvarlar, aile hekimleri ve muayenehaneler için de bağımsız bina koşulu gerekli değildir. Tüm bu kuruluşlar için getirilen fiziksel koşullarda olabildiğince kolaylaştırma yapılmalıdır. Bu durum, maliyetleri azaltacak ve sonuçları halka olumlu olarak yansıyacaktır.

Ayaktan tanı ve tedavi kuruluşlarının fiziksel koşullarının kolaylaştırılması, yalnızca maliyetleri azaltmakla kalmayacak, bu kuruluşların kentler ve toplum içinde daha yaygın, halka daha yakın ve doğrudan hizmet sunmalarını sağlayacak, halkın sağlığa erişimini kolaylaştıracak, trafik ve yol sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacaktır.

Umuyoruz Sağlık Bakanlığı yöneticileri, bu temel doğruları görür ve gerekli düzenlemeleri yaparlar.

Diğer Ülkelerde Bu Örnekler Yok

Çoğu ülkede, bizimkine benzer bilinçsiz ve garip düzenlemelerin olmadığını görüyoruz.

Gidin Alman şehirlerine. Hauptbanhof (Merkezi Tren İstasyonu)’un etrafındaki binalarda birçok tıp merkezleri, poliklinikler, muayenehaneler ve laboratuvarları görürsünüz. Fransa’da benzer. Diğer ülkelerde benzer.

Sonuçta aklın yolu birdir. Her ülke, kendi koşullarına ve bütçesine göre, halkının yararına en az maliyetle en yüksek verimi alabileceği modelleri ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Bizim önerdiğimiz yol da bundan ibarettir.

Eğer bir yanlışımız varsa lütfen söyleyin. Ancak, Sağlık Bakanlığı yöneticileri de, çıkardıkları yönetmelikler, uygulamalarının doğruluğu ve haklılığı konusunda hem kamuoyunu, hem halkı, hem de hekimleri ikna etme görevi ile karşı karşıyadırlar.

Çünkü, yanlış uygulamalar hem ülkeye zaman kaybettirmekte, hem maddi kayıplar oluşturmakta, hem de mağdurlar oluşmaktadır.

Sayın yöneticilerden daha akılcı uygulamalar beklemekteyiz.

Doç. Dr. Paşa Göktaş
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.