.

Tıp Fakültesi Mi, Mülteci Teknesi Mi?

Tıp fakültesi mi, mülteci teknesi mi?

Tıp Fakültesi Mi, Mülteci Teknesi Mi?



 Abbas Güçlü- Milliyet

Üniversite kontenjanları öylesine şişirildi ki, popüler üniversitelerin, popüler fakültelerinde oturacak yer yok.  
Özellikle de tıp ve hukuk fakültelerinde...
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinden fotoğraflar geldi. Adeta üst üsteler. 200 kişilik kontenjan 600’e çıkmış. Öğrenciler içerisinde bulundukları durumu, mültecilerin bindikleri kaçak teknelere benzetmişler ve her an batabiliriz diye feryat ediyorlar.
İsterseniz gelin önce onların sesine kulak verelim, ondan sonra da YÖK’e bir çift sözümüz var:

Sesimizi duyun!
“Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi dönem 2 öğrencileri olarak okulumuzdaki yoğun kalabalığa dikkat çekmek istiyoruz.
Bu sıkıntımıza, Milliyet’te yer verebilirseniz oldukça mutlu oluruz.
Bizim okul içinde yönetimle görüşmelerimizden bir sonuç çıkmıyor.
Bu kalabalığın sorumlusu YÖK’e ulaşma gibi bir şansımız ise yok. Medyanın gücünü kullanarak yetkililerin bir adım atmasını sağlamayı umuyoruz
Hacettepe Tıp, her ne kadar köklü tarihi ve yetiştirdiği başarılı doktorlarıyla tanınsa da, bugünlerde bambaşka bir şekilde anılıyor.
Ülkenin en yüksek puanlı fakültelerinden biri olan Hacettepe Tıp, öğrenciler amfide oturacak yer bulamıyor, kimi zaman derslere banyo tabureleriyle geliyorlar.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’na göre fakültenin altyapısı gereği alınabilecek öğrenci sayısı 200.
Bu sene kayıt yaptıran öğrenci sayısı ise 600’ü geçmiş durumda.
Bu öğrenciler, laboratuvar derslerinde kadavraları görememekten, mikroskopları etkili kullanamamaktan şikayetçi.
Teorik dersleri işledikleri amfilerde yer bulamadıklarını söyleyen öğrenciler, en büyük amfilerinin 220 kişi olduğunu kaydederek; çoğu zaman amfide ayakta kaldıklarını, kimi zamansa bu yüzden derslere hiç gelmediklerini belirtiyorlar.
YÖK’ün fakültelerin altyapısını hiç düşünmeden yaptığı bu orantısız kontenjan artışları yüzünden 4.- 5. sınıflarda yaptıkları hastane stajlarında da sıkıntılar yaşanıyor.
Kliniklerdeki fazla öğrenciler kadar öğretim üyelerinin ve hastaların da mağdur olduğu ifade ediliyor.
Türkiye’nin en iyi doktorlarını yetiştirmekle övünen bu fakültede öğrenim gören öğrenciler nasıl birer doktor olacakları konusunda endişeli.
Atılacak adımlarla, alınacak önlemlerle tıp fakülteleri için hayallerin gerçeğe dönüşmesi asla imkansız değil. Fakat bu kafa yapısı devam eder, hiçbir adım atılmazsa tıp fakültelerinin sonu da kaçak göçmen teknelerinden asla farklı olmayacaktır.
Uçup giden hayaller, kaliteli eğitim alamadan mezun oldukları için kimi canların uçup gitmesine sebep alacak doktorlar...
O uçup giden canların suçu ise asla o doktorlarda olmayacaktır, bugün şartları iyileştirici yönde adım atmayıp hayalleri yıkanların olacaktır...”

YÖK artık YOK mu?
Bir önceki YÖK Başkanı, iktidara şirin gözükmek için kontenjanları şişirdikçe şişirdi, gelen de devam ettirdi. Rektör ve dekanlar, bu konudan fazlasıyla mustarip ama ağızlarını açamıyorlar. Çünkü başları belaya girer...
Hemen her alanda olduğu gibi 10 yıl içerisinde doktor enflasyonu ve kalite dibe vurulsun istenmiyorsa, kontenjanların makul seviyelere çekilmesi gerekir. Yoksa ileride çok daha radikal kararlar alınma noktasına gelinebilir...
Ve bu arada hatırlatmakta yarar var:
YÖK’ün görevi, iktidarlara şirin görünmek değil, kaliteden taviz vermeden planlama yapmaktır...

Genç Bakış
Genç Bakış için önceki gün Uşak’taydık. Çok şirin bir kent ve ileride sesini çok duyabileceğimiz bir üniversite ile karşılaştık. Konuğumuz kitapları yok satan İskender Pala’ydı. İlgi büyüktü, bu yüzden üniversite kampüsündeki salon küçük gelir diye kent merkezindeki AKM’yi tercih ettik. Böylesi etkinlikler kırk yılda bir yapıldığı için olsa gerek salon çok erken saatlerde tıklım tıklım doldu, bir o kadarı da dışarıda kaldı. Dışarıdakiler içeri giremedikleri için, içeridekiler tıkış tıkışlıktan, biz de olası durumlar için birinci önceliğimiz olan güvenlik ve tahliye zafiyetinden şikayetçiydik. Son dakikaya kadar, bir türlü, herkesin kabullenebileceği ortak bir çözüm bulunamayınca da programı ertelemenin çok daha doğru olacağına karar verdik. Çünkü sorun yaşansın istemedik...
Bazen bir şeyleri yapmamak, yapmaktan daha iyidir. Biz de öyle yaptık. Öğrencileri ve üniversiteleri çok seviyoruz, onlar hiçbir şekilde üzülsünler istemedik. Yeni salonları bittiğinde en kısa zamanda yine onların konuğu olacağız...
Özetin özeti: Önce huzur...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.