.

Tıp Dünyasında Robot Manken Devrimi..

Kanayan yaraları, atan kalpleri ve gerçekten acı çeken bir insan gibi bağırabilme yetenekleriyle tıbbın geldiği son noktanın sembolü onlar: Robot mankenler!

Tıp Dünyasında Robot Manken Devrimi..



İstanbul’da bir cerrahi eğitim merkezi... İçinde tamamen yaşayan bir insanın model alınarak yapıldığı robot mankenler üzerinde, uygulamalı ameliyatlar yapılıyor. Ancak bu mankenler, bildiklerimizden çok farklı! Çünkü her biri nefes alıyor, konuşuyor hatta bağırıyor. Sağlıklı bir insan bedeninden fark olmaksızın kanayan yaraları, atan kalp ve nabızları, soluk alıp verme yetenekleri var. İnanması güç gelse de içlerinde doğum yapanlar bile mevcut!

TIBBIN UZAY ÇAĞI

Tıpta her geçen gün farklı bir değişime tanık oluyoruz. Birkaç yıl öncesine dek sadece bilimkurgu filmlerinde rastlayabileceğimize inandığımız teknikler çoktan gerçek hayata adapte oldu. Uzun zamandır, herkesin dilinde olan o meşhur tabir, artık günümüz dünyasını simgeliyor. Evet, bizler aslında tam da ‘Uzay çağında yaşıyoruz!’

Teknolojik gelişmeler günlük, pratik kullanımlara olduğu kadar tıbbi uygulamalara da ilham kaynağı oluyor. iPad yardımıyla yapılan karaciğer ameliyatları ve gen haritası çıkarılarak kişinin hangi hastalığa yakalanacağının tahmin edilmesi son dönemde tıbbin ulaştığı en sıra dışı gelişmeler arasındaki yerini korurken; günümüzde ileri düzeyde simülatik ve robotik eğitim veren cerrahi merkezleri çıtayı oldukça yükseltmiş durumda.

DÜNYADA 3 ÜLKEDE VAR

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi; yeni nesil doktor adaylarına dünyanın yalnızca üç ülkesinde bulunan oldukça gelişmiş bir simülatik eğitim programı uyguluyor. Üniversite bünyesinde yer alan CASE Klinik Simülasyon Eğitim Merkezi; elektronik öğrenme ve beceri laboratuvarlarıyla tıp öğrencilerine dünyanın en kapsamlı üç boyutlu tıbbi eğitimlerinden birini veriyor.

DA VINCI’NiN iLHAMI

Robotik cerrahinin ulaştığı en ilgi çekici teknolojik gelişmelerin başında, ‘da Vinci’ operasyonları geliyor. Nasa tarafından uzaydaki astronotları ameliyat etmek için meydana  getirilen ‘da Vinci’ tekniğiyle yapılan ameliyatlarda doktor, cihazın başındaki kollara elleriyle komut vererek hastayı uzaktan ameliyat edebiliyor.

‘Robot yardımlı laparoskopi ameliyatı’ olarak adlandırılan bu uygulama; cerrahın 3 boyutlu bir cihaz üzerinden müdahale gerçekleştirmesini sağlıyor. Profesör Doktor Cem Alhan, ‘da Vinci’ robotunu anlatırken; “Bundan 20 sene önce safra kesesi ameliyatlarını çok büyük kesiklerle yapıyorduk. Günümüzde 8 mm’lik deliklerle ameliyat yapabiliyoruz. Günümüzde açık kalp ameliyatları için de devrim niteliğinde bir gelişme oldu. Hasta normalde boydan boya kesilirken ‘da Vinci’ robotuyla küçük delikler açarak, 3 boyutlu cihazın insan gözüne oranla çok yüksek zoom yapabilme özelliği sayesinde hastaya dokunmadan rahatlıkla operasyon yapabiliyoruz.” diyor.

DOĞUM YAPAN ROBOT

CASE laboratuvarına adımınızı attığınız anda robot mankenler arasında doğum yapan bir kadına, yoğun bakımda anestezi verilen bir hastaya ya da sondaj yapılmak üzere olan ve acıdan kıvranan yaşlı bir teyzeye rastlayabilirsiniz. Bütün bu robot mankenler vücutlarında kan akışı olan, nabızları atan ve soluk alıp verebilen robotlar. Tıp eğitimi alan öğrencilerin, anestezi uzmanlarının ve doktor adaylarının üzerlerinde pratik yapabilmeleri için geliştirilmiş olan bu robotlar; sağlıklı bir insanı aratmayacak üstün özelliklere sahipler. Örneğin; acil servise gelmiş, bacağı kopuk bir travma vakasında mankenin bacağından çıkmış damarları, kırık kemiğini ve bütün dokularını görebiliyorsunuz. Üstelik müdahalenin tamamen detaylarıyla yapılabilmesi için mankenden, atardamarı kopmuşçasına kan fışkırıyor. Böylece uzman, duruma en doğru prosedürle müdahale yapabiliyor.

SEZAR’IN NEFESİ

CASE Klinik Simülasyon Merkezi’nin Direktörü Doktor Emin Aksoy, bizlere kliniği gezdirirken robot mankenlerle yapılan çalışmaları ve tıbbi teknolojinin ulaştığı son noktayı aktarıyor. “Dünyanın en gelişmiş robot mankenleriyle karşı karşıyasınız. Ne yaparsanız size cevap verecek nitelikte mankenler bunlar. Her birinin farklı özelliği var. Mesela;  Sezar isimli model, nefes aldığı zaman havadaki oksijen miktarını algılayabilme özelliğine sahip. Yani biz bu odada oksijen bulamazsak, o da bulamaz; biz nefessiz kalırsak, o da ölür. ”

TRAVMA SENARYOLARI VAR

 Travma vakalarında oluşturulan senaryolar, robot mankenlere farklı vücut değerleri yüklenebilmesini de sağlıyor. Örneğin; 50 yaşında kalp hastası bir adamın ya da 7 yaşında astım şikayeti olan bir çocuğun sahip olabileceği nabız, solunum ve kan basıncı değerleri mankene yüklenebiliyor. Böylece doktor, hangi hastaya ne şekilde müdahale edebileceğinin pratiğini robot manken üzerinde rahatlıkla yapabiliyor.
 Aksoy, travma senaryoları amacıyla oluşturulan mankenlerin doktorun müdahale yeteneğini geliştirmesinin dışında; stresle nasıl başa çıkmaları gerektiğini öğrettiğini belirtiyor. “Travma mankenleri aslında Amerikan ordusunun cephe senaryosu için oluşturulmuş modeller. İçinde 1.4 litre kan var. Bacağı koparak getirilmiş, damarları ve sinir uçları dışarıda olan bu mankenden; sağlıklı bir insanın atardamarı koptuğunda nasıl kan fışkırıyorsa aynı şekilde kan akışı gerçekleşiyor.”

Doktorlar, robot mankenler üzerinden pratik yapıyorlar. Böylece hem eğtim veriyorlar hem de hastada meydana gelebilecek komplikasyonları önceden tespit ediyorlar. Örneğin 50 yaşındaki kalp hastası bir adamın nabız, solunum vb. önemli değerleri mankene yükleniyor. Böylece ilk müdahale robotlar üzerinde yapılıyor.

DİLARA TAHMAZ - BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.