.

Stresten Uzak Dur!..

Hastalığınız ne olursa olsun doktor reçetelerinin vazgeçilmez bir dipnotudur ‘stresten uzak dur’ uyarısı. Hızla akıp giden ve sürekli bir şeylere yetişme telaşımızın olduğu bir hayatta bu tavsiyeye uymak ne kadar mümkün?

Stresten Uzak Dur!..



“- Doktor bey başım çok ağrıyor.

- Stresten uzak durun.

- Benim midemde bir yanma var, ne yapmalıyım doktor hanım?

- Önce şu ilaçları kullanın, bir de stresten uzak durun!

- Son zamanlarda çok fazla konsantrasyon güçlüğü yaşıyorum, nasıl çözebilirim bunu?

- Hmm, en başta stresten uzak durmanız şart tabii…”

Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkün. Herhangi bir rahatsızlık baş gösterip de doktora gidildiğinde mutlaka yaşanır bu diyalog. Çaya, çorbaya limon misali fiziksel ya da psikolojik tüm rahatsızlıklara yapılan en önemli uyarıdır; ‘Stresten uzak dur!’ Doktorlar uyarıyı yaparken hastalar da kara kara bunun nasıl mümkün olacağını düşünür. Geçim derdi, çocuk yetiştirme, iş hayatı… İnsanlara göre hayatın içinde neredeyse her olgu stres sebebidir. Hele ki İstanbul ya da büyük şehirlerde yaşıyorsanız buna bir de trafik ve kalabalık eklenir. Tüm bu sebepler insanda stresten uzak yaşamanın mümkün olmadığı algısını doğurur. Her ne kadar pembe bir hayalmiş gibi görünse de aslında hayatımızda stresin etkilerini olabildiğince aza indirmek mümkün.

Stresin en önemli etkisi, vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olması. Bu da insanları çeşitli hastalıklara karşı savunmasız hale getiriyor. Fiziksel etkilerin yanı sıra bir de psikolojik etkileri var ki, sebep olduğu yorgunluk, uykusuzluk ve sinirlilik hali insanın günlük yaşamını olumsuz yönde etkiliyor. Doktorların ‘Her hastalığın başı stres’ söyleminin altında da bu nedenler yatıyor. Hayatımızda bazı ufak değişikliklerle stresi kendimizden uzak tutabiliriz. Öncelikle stresin tanımını iyi yapmak gerekiyor. Uzmanlar, gün içinde başımıza geleceğini bildiğimiz bir olayın bizde stres sebebi olmaması gerektiğini söylüyor. Mesela İstanbul’da yaşayan bir insanın her gün işten eve giderken yoğun bir trafiğe takılacağı kaçınılmaz bir son. O yüzden bunu her gün kendilerine stres sebebi yapmayıp trafiğin daha az olduğu saatlerde yola çıkmalı ya da toplu taşıma araçlarını kullanmalı.

Başınıza gelenleri, dünyanın sonuymuş gibi algılamayın

Psikolog Aykut Akova, stresle başa çıkmak için kişinin önce kendini tanıması gerektiğini söylüyor. İnsan kendini ne kadar iyi tanırsa altından kalkamayacağı şeyleri de o kadar iyi bilir. Böylece onlardan uzak durarak strese girmeyi engeller. Bir diğer yol da kişinin çeşitli hobilere sahip olması. Akova, yoğun iş temposunda insanın haftada birkaç saat sevdiği şeylerle uğraşmasının ya da arkadaş çevresiyle birlikte olmasının onu rahatlatacağını anlatıyor.

Bu konuda yapılan belki de en büyük yanlışlardan biri insanın başına gelen bir olayı dünyanın sonu gibi algılaması. Bu algı, olayla baş etme motivasyonunu düşürüyor ve insanı strese sokuyor. Oysaki hayatta sorunlarla da karşılaşabileceğimizi bilmek ve o sorunlara daha sakin yaklaşarak çözmeye çalışmak kendimizi de yok yere yıpratmamızın önüne geçiyor. Psikolog Aykut Akova, bu noktada insanın karakter yapısına dikkat çekiyor: “Herkes stres yaşar ama herkes aynı stresten aynı şekilde etkilenmez. İki türlü kişilik yapısı vardır. Biri her şeyi sorun yapar, diğeri ise daha ılımlı bakar ve sabır göstererek sorunları çözmeye çalışır. Olaylara ikinci insan gibi pozitif bakmayı öğrenmek gerekir.” Akova’nın bir uyarısı daha var: “İnsanların olaylar karşısında genellemeden kaçınması lazım. Güne başlarken başınıza kötü bir olay gelebilir. Bunu genele yayıp ‘günüm hep kötü geçecek’ diye düşünmemek gerekir.”

Doğru nefes almayı bilin

Yoğun hayat temposunda stresi tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını söyleyen Psikolojik Danışman Şanver Yerebakan, onunla yaşamayı öğrenmemiz gerektiğini ifade ediyor. Şanver’in stresle baş etmek için de bazı önerileri var:

Dengeli ve doğal beslenmek gerekiyor. Bu hem fiziksel olarak daha sağlıklı olmamızı sağlar hem de günlük hayatta baş etmeye çalıştığımız konularda bize zindelik verir.

Zamanı doğru kullanmak gerekir. Böylece bir işi yetiştirememe, yarım bırakma ya da bir yere geç kalma gibi stres yapılacak olaylar engellenmiş olur.

Geçmişte benzer durumlarla karşılaştığımızda üstesinden nasıl geldiğimizi hatırlamak, cesaretimizin artmasını sağlar ve çözüm üretmemize yardımcı olur.

Yanlarında kendimizi iyi hissettiğimiz ve duygusal olarak onlardan beslendiğimiz insanlarla paylaşımları artırmak, zorlu süreçlerde kendimizi daha güçlü hissetmemizi sağlayacaktır.

Yürüyüş, koşu gibi fiziksel egzersizler kişinin kendini daha dinç hissetmesini sağlar.

En önemli tekniklerden biri de doğru nefes almayı bilmektir. Diyaframdan nefes almayı öğrendikten sonra kendinizi çok gergin ve çaresiz hissettiğiniz anda sadece altı kez derin nefes alın. Aldığınız sürenin iki katı kadar sürede verip sadece nefesinize odaklanarak, onun nasıl vücudunuzdan süzüldüğünü fark etmeye çalışırsanız, egzersiz bittiğinde kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Çözüm üretmek konusunda da daha güçlü olacaksınız. 

Zaman
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.