.

Skandalı Ortaya Çıkaran Muhbir Konuştu..

Büyük yolsuzluk ve rüşvet skandalını ortaya çıkaran muhbir ilk kez konuştu. İşte skandalı ortaya çıkaran Ş.D. nin anlattıkları.

Skandalı Ortaya Çıkaran Muhbir Konuştu..



 Büyük yolsuzluk ve rüşvet skandalını ortaya çıkaran muhbir ilk kez konuştu. İşte skandalı ortaya çıkaran Ş.D. nin anlattıkları.

Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu’nu, yaptığı ihbarla başlatanlardan biri olan Ş.D, Taraf ’a konuştu. Kara paranın nasıl aklandığını, bunları devlete nasıl ihbar ettiğini tek tek anlatan Ş. D, haberi Bugün gazetesi ve Yeni Şafak gazetesine götürdüğünü ve sonraki gelişmelerle ilgili de kendi şahitliğini paylaştı.

Süreç nasıl başladı siz bu konuya nasıl dahil oldunuz anlatır mısınız?

Bu konuyla ilgili böyle bir kaçakçılığın olduğunu duyunca; Başbakan’ın bir konuşmasında “Kaçakları devlete bildirin” demesinden etkilenerek ben de bu bilgileri toplayıp Maliye’ye bildirdim.

Aynı dosyayı Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Mali Suçlar Araştırma Komisyonu ve Genel Müdürlüğü’ne de gönderdim. Dosyayı verdikten 15 gün sonra bu şirketlere ait 405 sayfa daha banka ekstresini hazırlayıp Maliye’ye teslim ettim.

Daha sonra konunun takipçisi olarak bu sırada da can güvenliğim olmadığından dolayı çeşitli şehirlere gitmek zorunda kaldım. Daha sonra haziran ayında beni Maliye bir kez aramayınca ben de Maliye’ye kendim gittim bu konun akıbetinin ne olduğunu sordum.

Maliye Bakanlığına mı gittiniz?

Hayır. İstanbul’daki Maliye’ye. Benim isteğim üzerine benimle oradaki dosyaya bakan arkadaşlar yarım saatlik bir görüşme yaptılar, ifademi aldılar. Ve daha sonra da ben oradan ayrıldım. Aradan zaman geçince konunun üzerinin kapanacağını düşündüğümden, çünkü adı geçen şahısların hükümetteki bazı isimlerle bağlantılı olduğunu duydum... Konunun üzerinin kapatılacağı düşüncesi ile ne yapabilirim diye düşündüm. Bu arada Bugün gazetesinden Kamil Maman isimli gazeteci beni aradı. Kurban bayramından bir hafta önce... Çok ısrarlı arayınca kendisini çağırdım ve konuyu kendisine izah ettim. Haberi yapacağını söyledi.

Kara para aklama sistemi nasıl işliyor?

Benim gözlemlediğim kadarıyla sistem şöyle işliyor: 3 tane paravan şirket var. Dışardan paralar geliyor bunlar Maliye’ye beyan edilmiyor. Bunun izahı nasıl yapılacak bilmiyorum ama bu tarihlerde Maliye’deki kayıtlara bakıyoruz bu şirketler kurulmuş, kullanılmış ve bu süre zarfında Maliye’ye bir lira kayıt yok. Bu şirketlerin üzerine olan banka hesaplarına bakıyorsun bir tanesi 6.2 milyar euroyu üç ayda getirmiş. Ne gariptir ki bunların hiçbiri Maliye’ye bildirilmemiş. Benim bildiğim kadarıyla şöyle bir şey var, sistemde gece saat 24:00 olduğu zaman özel bankalar günlük hareketlerini Merkez Bankası’na bildirmek zorunda. Eğer ki özel bankalar bu konuyu Merkez Bankası’na bildirmemişse bu ayrı bir suç. Eğer Merkez Bankası’na bildirdiyse de neden Merkez Bankası bunu Maliye’ye bildirmedi? Bu da facia...

Operasyonla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Ben şöyle düşünüyorum. Ortada bir kaçak vardı ve ben o kaçağı ortaya koydum. Gerisinin de çorap söküğü gibi geldiğini düşünüyorum. Bu benim acizane fikrim. Son olaylara bakıyorum gerçekten üzücü. Cemaat-hükümet kavgası, hükümetin yıpranması ve Sayın Başbakan’ın durumundan endişe ediyorum. Kendisine çok hayranlığım var, kendisini çok seviyorum. Ona yazdığım mektupta da bunu belirtmiştim. Hatta şöyle bir şey de aklıma geldi. Bu operasyonun üstü örtülüyordu da ben Başbakan’a mektup yazınca mı bu operasyon başlatıldı diye düşünüyorum. Ve mutlu oluyorum da, inşallah öyle olmuştur diye düşünüyorum.

Rıza Sarraf ekibinden tanıdıklarım var. O şahısları bilgi amaçlı kullandım. Ama kendisini tanımam etmem, bilmem. O şirketlerden bir şahsın da yurt dışında olduğunu biliyorum. Şirketin ortaklarından bir tanesi Vidali Badolv diye birisi var. Onun da bu tarz işlerden dolayı devlet tarafından arandığını biliyorum. Yurtdışında olduğunu biliyorum.

Gelen paralar ne oluyor?

Onu çok iyi bilmiyorum. Bundan 15 ay önce konuyu araştırmaya başladım. Tabii belgesi olmayınca sadece sözlerden ibaret, gerçeği ne kadar yansıtıyor bilmiyorum. Şunu biliyorum, Atatürk Havaalanı’nda 14 kurye yakalandığı zaman bu şahısların bir tanesinden şöyle bir şey duydum: “Biz orda yakalandık”... Şu an kamuoyunda ismi geçen Rıza denen şahsın avukatı şirketten 1 milyon dolar alıyor, 650 bin doları gümrüğe verdiğini söylüyor. Sonra da adamlar serbest kalıyor sonra işlerine devam ediyorlar. Ama bunlar duyumdur, elimde belgeleri yok. Bunlar dışarıya çıkarken çantalarında altınla yakalanıyorlar. İşlerine devam ediyorlar.

Bu işlemler ne kadardır devam ediyor?

Benim evraklardan baktığım 2008’den beri devam ediyor. Bunu evrak üzerinden söylüyorum. Daha öncesi de var ama elimde evrak olamadığı için bir şey diyemiyorum. Bu para gaz parası falan değil. Bu karaparadır. Benim izleyebildiğim kadarıyla bu Türkiye’ye farklı yollardan geliyor. Şunu da belirtmeliyim bu şahıslarla kurulmuş Dubai’de bir şirket daha var. Hangi şirketler ismi geçiyorsa kayıtlarda... bu şirketin bu şahsın Dubai’ de bir şirketi var. Aşağı yukarı günlük 10 milyon dolar da para transferi yapıyor. Çünkü şöyle bir şey var İran direkt buraya dolar gönderemeyince Dubai ve Çin’e gönderiyorlar böylece dünyanın çeşitli yerlerini dolaşarak öyle geliyor. Şimdi bu olay ayyuka çıkınca geçen sene bu sefer Dubai’de bir şirket olduğunu söylediler. Şahsın ağzından aldığım bilgide “Ben Dubai’ye gittim, şirket benim üzerime kuruldu. Dubai’de oturan bir şahısla bu şirketin sahibi biziz. Benden vekalet alındı. Gitmeme gerek kalmayacak. Oradaki şahıs bütün o işlemleri yürütecek”...

Kim bu şahıslar? Soruşturma evrakında adı geçen Adem Gergeç mi?

Adem Gergeç doğrudur. Bunlar kuryelik yapıyor. Altın götürüyorlar. Fakat sanırım şöyle bir şey olmuş; Adem deşifre olunca Adem’i emekliye ayırdılar. Adem sadece yarın öbürgün bu iş patlarsa, ortaya çıkarsa kurban Adem seçilsin diye kullanılmıştır açıkçası. Ademi başka konuyla ilgili de kullanmış ama bu konuyla çok alakalı olmadığı için söylememin bir anlamı yok. Adem kurban seçildiği için Rıza’nın şirketinden her ay gider 2 bin dolar maaş alır. Ademe ait sadece bir tane ev var onu da Rıza almıştı Beylikdüzü’nden. Ev şirketin üzerineydi daha sonra Adem’in üzerine verdi. Bu konuya ilişkin aldığım istihbaratlara göre de Adem’in bir takım borçları varmış onları da kapamış. Ama bunlara ilişkin elimde herhangi bir evrak yok.

Şu ayrıntıya da değineyim. Bu şahısların arasında bağlantı kurulamıyorsa Adem’in kullandığı telefon Rıza’nın babasının şirketi üzerine yani Royal Holding’in üzerine. Bu bağlantıya dikkat etmek gerekiyor.

Endişe etmiyor musunuz?

Bu haberlere bakınca ismi geçen şahıslar öldürtebilir. İranlılar da öldürtebilir ismi geçen diğer devletler de öldürtebilir. Can güvenliği de istemiyorum ama sadece yarın öbür gün öldürülürsem bu devlet bunu bilsin ki biz bu adamı koruyamadık bu adam öldü.

Ben de bir ihbar parası bekliyorum. Bunun üstü kapatılmadan bana dönmesini bekliyorum. Başbakan’a yazdığım mektupta da can güvenliğim olmadığını belirttim.

Bugün gazetesini üç bakan aradı

Bugün gazetesi muhabiri Kamil Maman ile elindeki belgeleri paylaştığını ancak haberin yayımlanmadığını anlatan Ş.D, şunları söyledi: “Daha sonra kendisini aradım telefonuma bakmadı tekrar aradım bakmadı. Ve bu arada konunun üzeri kapanmasın diye de Sayın Başbakanımızın ve partinin bu konudan zarar göreceğini düşünerekten Yeni Şafak gazetesin sahibine gittim. Orada gazete sahiplerinin kardeşlerinden biriyle görüştüm, rica ettim. O da sağ olsun beni kırmadı haberi yaptı. Bu haberin (Türk Leaks / 12 Ekim 2013) yapıldığı gün ben Kamil Mamak denen gazeteciye mesaj attım. Dedim ki senin dürüstlüğün bu mu? Ben sana haber verdim sen yapmadın. Yenişafak ’a verdim onlar yaptı. Bu gazeteci de bana “Ben haberi hazırladım daha yayınlanmadan üç bakanın aradığı söylendi” gibi bir mesaj attı.

Hâl böyle olunca ben bu konuya ilişkin endişe duymaya başladım. Kurban Bayramı geçtikten sonra Başbakanımıza mektup yazdım. Aynı şekilde sayın Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’e de durumun bu hâle geldiğini Maliye’nin bana hâlâ bilgi vermediğine ilişkin mektup yazdım.

Aradan geçen süreçte operasyonun olduğunu duydum. Oysa ki ben konunun böyle bir yerlere gelebileceğini hiç akıl bile edemezdim. Ben bir vatandaş olarak görevimi yaptım.

Tartışmalara bakıyorum ve hâlâ konuyu anlamış değilim. Burada bir kaçak var, bankaların ismi yazılı dekontları devlete teslim etmişim hâlâ cemaat hükümet tartışması oluyor.”

Başbakan’a mektup yazdım

Ş.D, kaçakçılığa dair elindeki belgelerin kapsadığı yılları ise şöyle anlattı: “Açmışlar 2008’de. 2012, 2013’de bu şirketleri kapamışlar ve zarar göstermişler. Paraların nereden geldiği dekontlarda var. Paralar çeşitli ülkelerden geliyor. Bu şirketlere üç farklı ülkeden geliyor. Şirketin hesabına geliyor. 4 bankada hesabı var şirketin. Oradan farklı yerlere dağılıyor. Ne amaçla geldiğini, ilgili bir beyanı olmadığı için onu sivil vatandaşlar olarak bilemeyiz. Ben bu konuyu gerekli mercilere en yüksek kademelere konuyu izah etmişim. Evrakları teslim etmişim. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Başbakanımıza, Sayın Maliye Bakanımıza gönderdim. Takip ettim, alıntıda şöyle diyor: ‘Mehmet Şimşek elden aldı’ diyor. Cumhurbaşkanımızın Genel Sekreteri almış, Başbakanımızınkini danışmanları almış. MASAK’ınki gitmiş. En son dayanamadım, Bugün gazetesi bana “Bakanlar aradı” deyince... Başbakan’a mektup yazdım.”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.