.

Şiddetin Pandemisi...

ŞİDDETİN PANDEMİSİ

Şiddetin Pandemisi...



İşyerinde şiddet sadece ülkemizde değil tüm dünyada endişe verici boyutlara ulaştı. Sağlık sektöründe ise gündeme düşen son “malum” olaylarla birlikte zirve yaptı diyebiliriz!
Zorbalık, cinayet, sözlü ve fiziksel taciz, güç ve makam gösterisi, sektörel sorunlar derken, her geçen gün artan bir “psikolojik stres” ile karşı karşıyayız!
Uluslararası Çalışma Ofisi, Uluslararası Hemşireler Konseyi, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kamu Hizmetleri şiddet olaylarını azaltmak için çeşitli programlar yürütüyor. Benzer gayret, ülkemizde de Sağlık Bakanlığının yürüttüğü “emeğe saygı, şiddete sıfır tolerans” kampanyası ile sürdürülüyor.
Yürütülen kampanyalar; şiddete dair farkındalığı güçlendirecek ve boyutlarının azalmasına muhakkak katkı sunacaktır. Bir diğer taraftan da, -artık emin olunmuştur ki- çalışan kesimin hak ve sorumlulukları konusundaki farkındalık düzeyinin artırılması ve bu konuda bilgilendirilmesi, bütün bu çalışmalara ivme kazandıracaktır. Aksi takdirde, “dostlar alışverişte görsün” anlayışının ötesine geçilemeyecektir!
Kimi çevrelere göre “bahane”, bize göre “olmazsa olmaz” olan bütün olumsuzlukların karşılığında ortaya çıkan “mutlak sonucu”, gelin tekrar hatırlayalım;
Dilimizde tüy bitse de, uyarmaktan vazgeçmeyeceğiz:
Hekim başına düşen hasta sayısı normalinden çok ama çok fazladır,
Ve bir hekim, bu şartlarda hastasına yeteri kadar süre ayıramamaktadır!
Tabip dışı sağlık personeli yetersizliği hat safadadır
Bu çarpık ve garip (!) orantı sürdüğü ve düzeltilmediği müddetçe, “bir” değil “yüzlerce” kampanya yapılsa dahi, sorunun kolay kolay aşılamayacağı aşikar!
Uzun sözün kısası, sağlık sektöründe bulunduğumuz müddetçe; şiddeti hemen arkamızda, yanı başımızda veya ensemizde, hasta veya hasta yakını kisvesi altında hissetmeye devam edeceğiz…
Eksiklerimizi gidermeliyiz!
Sağlık sektöründe yer alan hepimiz, yani biz, yani bizler; bütün bu olup bitenler yaşanırken, bazı detayları bilmeliyiz, öğrenmeliyiz…
Neler mi onlar?
Ne tür davranışlar şiddet kapsamına giriyor?
Şiddeti; sözel veya fiziksel olarak kim, neden, ne zaman ikiye ayırdı?
İşten atılma, ceza veya ayıplanma; bir korku nedeni olmalı mı?
Raporlama nasıl yapılmalıdır?
Tutanak nasıl tutulmalıdır?
Bu birkaç önemli detayı kaçırmayı sürdürdükçe; karşılaştığımız her şiddet olayı yaralama veya darp olarak algılanmaya devam edecek ve “kabak” sadece sağlık sektörünün kafasında patlamaya devam edecektir!
Ki; sadece “kabakla” bitse iyi: Stres, depresyon, kaygı düzeylerinin artması, aile problemleri, özgüvensizlik, özel yaşamda izolasyon, işine konsantre olamama ve korku…
Daha bitmedi…
Hemen arkasından tüm bu psikolojik veya ruhsal rahatsızlıkların armağanı olan; baş, ve mide ağrıları, uykusuzluk, kalp rahatsızlıkları, yeme problemleri, panik atak ve yorgunluk…
Ve nihayetinde, kaçınılmaz nihai sonuç: Çalışanların işlerinden sağladıkları tatmin düzeyinin düşmesi, kurumdan ayrılma niyetlerinin artması, hatta iş kazaları…
Güvenliği sağlanmış bir iş yerinde çalışmak herkesin hakkıdır…
Sağlık sistemindeki baş döndüren değişimler, yasal uygulamalardaki eksiklikler ve özellikle yargı sisteminde sağlık çalışanlarına yapılan sözlü ve fiziki her türlü eylemin genel hükümler çerçevesinde ele alınması ve bu sebeple bir caydırıcılığın olmaması, çalışan güvenliğinin sağlanması ve şiddet olaylarının engellenmesi aşamasında büyük bir belirsizlik ve boşluk yaratmaktadır.
Birçok sağlık çalışanı şiddetle baş etme konusunda maalesef deneyimsiz ve eğitimsizdir.
Bu sebeple tüm sağlık kuruluşlarında, işyerinde çalışan motivasyonunu artırma, iletişim, empati, öfke kontrolü, öfkeli hasta ve yakınları ile iletişim, stresle baş etme yolları, yada şiddetle karşılaşma durumunda nasıl davranacakları, nasıl yol izleyeceklerini bilmeleri konularında tüm çalışanlara yönelik hizmet içi eğitimler ve gerekiyorsa eğitsel performans için ayrı olarak oluşturulmuş meslek gruplarına özel olarak düzenlenmiş grup eğitimleri planlanarak, uygulanmalı ve etkinliği takip edilmelidir.
Sağlık sektöründe kamu ve özel kuruluşlarda şiddetin en çok yaşandığı birimlerin başında acil servis, yoğun bakım ve psikiyatri klinikleri gelmektedir.
Bu birimlerin aşırı stresli mekanlar olması, endişeli hasta ve yakınlarının uzun süre beklemeleri ve gecikmeleri tolere edemeyip, saldırganlaşma eğilimi göstermeleri nedeniyle en sık şiddet olaylarının rastlandığı mekanlardır. Birde bunun yanında kurumlardaki fiziki yapıyı ele alırsak, bekleme salonlarının küçük ve kalabalık olması, yetersiz havalandırma, bilgi almayı kolaylaştırıcı sistemlerin olmayışı, hasta ve hasta yakınlarında öfke ve stresle beraber şiddeti beraberinde getirmektedir.
Öyle ise gerekli fiziki düzenlemelerin yapılması, özellikle şiddetin yüksek olduğu riskli birimlerde caydırıcı amaçlı güvenlik önlemlerinin alınması ve uygulanması, şiddetin önüne geçilmesinde önemli etkenler olacaktır.
Gelecekte sağlık kuruluşlarının, sağlık çalışanları için tehlike arz eden yerler olarak nitelendirilmemesi için gerekli düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve multidisipliner bir yapı olarak çalışması gerekmektedir. 
Her ne kadar kamu ve özel tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında gerçekleşen şiddet olaylarını izlemek üzere “Beyaz Kod Birimi” ve kurumlarda “Çalışan Hakları ve Güvenliği Birimi” kurulsa da henüz bu birimlerde çalışacak nitelikli eleman (psikolog, sosyolog, halkla ilişkiler uzmanı v.s.) sayısının yetersiz olması ya da kurumlarda bulunmaması durumuna bağlı olarak, süreçlere ya hiç başlanamamış yada istenilen düzeye ulaşılamamıştır.
Henüz olgunlaşmamış bir alt yapı zemininde Çalışan Hakları ve Güvenliği Birimlerinin, çalışanların kendi çalışma şartlarına yönelik güvenlikleri ile ilgili hususlardaki görüş ve önerileri dikkate almaları, kaygı ve endişeleri izlemeleri, talep ve şikayetleri ile birlikte şiddete maruz kalma açısından risk durumlarını değerlendirmeleri ya da değerlendirilerek yine bu birim tarafından raporlar halinde kurum yönetimine iletilip, düzeltici ve önleyici çalışmaların yürütülmesi amacını gütse de, bu birimde çalışacak nitelikli personeli kurumların ne ölçüde sağlayacağını önümüzdeki zamanlarda göreceğiz.
Bugün hemen hemen tüm sağlık kuruluşlarında “Beyaz Kod” uygulamasına geçilmiştir. Ancak üstünde önemle durulması gereken husus, her kurumda belirli aralıklarla tatbikatlar yoluyla sistemin etkin bir şekilde işleyip, işlemediğinin kontrol edilmesi ve çalışanlara belirli periyotlarda gerekli eğitimlerin verilmesi ve takip edilmesidir.
 
Tüm sağlık çalışanlarının hak ettiği değeri görmesi ve şiddetin engellenmesi dileğiyle… 
 
Arzu BULUT
Aktifsağlık-Sen
Genel Eğitim ve Sosyal İlişkiler Sekreteri  
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.