.

Sendikal Paralel Yapılanma Var Mıdır?

Sağlıkta gerçekten farklı paralel yapılanmalar veya Farklı Güç Merkezleri var mıdır? Sağlıkta paralel yapılanma farklı güç merkezleri var mıdır? Sorusunun cevabı için sağlık çalışanları ile yapılan sohbet ortamlarında bu soruları yönelttiğimizde; bir çok sağlık çalışanlarından sağlıkta esas paralel yapılanmanın bazı sivil toplum örgütleri tarafından yapıldığını, sağlığın içinde en önemli yapılanmanın bazı sendikalar tarafından yapılanma olduğu konusunda görüşler gelmektedir.

Sendikal Paralel Yapılanma Var Mıdır?



Son zamanlarda basında takip edildiğinde sağlıkta parelel yapılanma hakkında sıkça yazılar yazılmaktadır.

Sivil Toplum Kuruluşları; hepimizin bildiği aynı amaç ve hedeflerde birçok bireylerin bir araya gelerek oluşturdukları kuruluşlardır. Demokrasilerde nasıl ki, siyasal partiler olmazsa olmazı ise, Sivil Toplum Kuruluşlarında demokrasinin olmazsa olmazıdır. Sivil Toplum Kuruluşları kamu kurumlarının yapmış olduğu çalışmalarına yardımcı ve destek olacağı ortak çözümlerin bulunabileceği kuruluşlardır. Bu işbirliği her zaman büyük yararlar sağlayacaktır.


Sivil toplum örgütleri olarak Sendikalar neden kurulmuştur;

Çalışanların, çalışma yaşamına ilişkin sorunlarını çözmek, ortak çıkarlarını ve haklarını korumak, geliştirmek için kurdukları örgütlere sendika denir.

Bazı sağlık çalışanları göreve ilk başladıklarında sendikalarla nasıl tanıştıklarını anlatmaktadır. Göreve başlar başlamaz ilk yolun personel ve maaş gibi özlük işlerden başladığını, Sendikanın ne iş yaptığını, faaliyet alanlarının neler olduğunu bilmeden önlerine personel için gerekli evrakmış gibi zorla sendika üyelik formlarını imzalattıklarını, Sendikalar konusunda az çok bilgisi olan sağlık çalışanları bu formu neden imzalamaları gerektiğini sorguladıklarında; sendika ya üye olunduğunda, ileride tayin konusunda sıkıntı yaşanmayacağını, maaş, nöbet parası, yolluk gibi konularda sıkıntı yaşamayacaklarını, bunun dışında kurum ile ilgili tüm iş ve işlemlerde hiç bir zorlukla karşılaşılmayacağını, her türlü idari sıkıntılarının giderileceğini, kendi sendikalarına üye olunmazsa hiç bir işlerinin yürümeyeceğini, nöbet paralarını zamanında alamayabileceklerini, isteklerinin dışında başka yerlere tayinlerinin veya görevlendirmelerinin çıkabileceğini, ileride tayin zamanı tayinlerinin çıkmasında zorluklar çıkabileceğini, kamu kurumlarında uzman veya idareci olamayabileceklerini belirterek baskı unsuru oluşturduklarını belirterek personel ve maaş gibi birimlerde sendikaların yapılanarak yeni başlayan ve diğer memurlara baskı yapılarak üye olmaya zorlandıkları belirtilmektedir. Farklı sendikalara üye olan memurlara kendi sendikalarına geçmeleri için personel, maaş gi,bi özlük birimlerinde işlerinin zorlaştırıldığını, görevinin dışında zor ve fazla iş yükü, küçücük hatalarda soruşturmalar açıldığı, baskı ve mobingler uygulandığı belirtilmektedir.

Bunun dışında hastanelerde görev yapan sağlık çalışanları farklı sendikalara üye ise zor servislerde çalıştırılma, sağlık çalışanına nöbetler yazılırken adaletsizlik uygulanması, hafta sonu veya bayram nöbetleri sadece belirli çalışanlara yazılması, sınıfının ve görevinin altında işlerde çalıştırılma, bir kısım sağlık çalışanının ayrı tutulup belirli kesimlere zor görevler verilmesi, belirli kısım sağlık çalışanlarına ayrıcalık tanınarak rahat görevler verilmesi, özellikli birimlerde daha fazla maddi yarar sağlamalarını kolaylaştırmak, hastalık, eğitim gibi mazeret veya eş durumu tayinlerinde çalışanlara zorluklar çıkarılması, referans aratmaya zorlanması, amirler tarafından bir kısım sağlık çalışanlarına önemli mazeretlerinde kısa sürelide olsa izin verilmemesi gibi durumlarla karşılaştıklarını belirtmektedirler.


Sağlık çalışanlarıyla yapılan sohbetlerde; genel sekreter, daire başkanları, uzmanlar, hastane yöneticileri, başhekimler, idari mali hizmet müdürleri, hasta bakım hizmetleri müdürleri, sağlık müdürlükleri ve halk sağlığı müdürlüklerinde şube müdürü olmak için objektif kriter olarak belirli sendika üyesi olma zorunluluğu olduğunu belirtmektedirler. Hatta illerde belirli sendika şube yöneticileri ve temsilcilerinin veya üyelerinin idarecilik, uzmanlık gibi kadrolara hiç bir objektif kriterler gözetilmeden görevlendirmelerinin yapıldığını, diğer sendikaların üyerleri güçlü bir siyasi referans bulmadan bu görevlere getirilmediklerini, özellikle personel, maaş ve özlük gibi birimlerin başına ve ilgili birimlere personel ataması yapılırken mutlaka kendi sendikaları için çalışacak memurların görevlendirildiklerini, Bu birimlerde genel olarak sadece belirli sendikaların üyelerinin çalışabildikleri, Sendika referansı ile idareci olarak görevlendirilen idarecilerin; emri altındaki memurları kendi sendikalarını üye yapmaya zorlaması, farklı sendikaya üye olan memurları istifa ettirmeye zorlama gibi olaylar olduğu belirtilmektedir.


Bu konular sohbet ortamlarında sıkça dillendirilmektedir. Sağlık çalışanları sağlıkta parelel yapılanmaların belirli sivil toplum örgütleri vasıtasıyla yapıldığını, bu yapılanma sayesinde sağlık çalışanlarına mobing ve baskılar yapıldığını, bu konuyu dillendirdiklerinde başlarına değişik sıkıntılar gelebileceğini, bu konulardan rahatsız olduklarını belirtmektedirler.


Nasıl bir çözüm önerisi olabileceği sorulduğunda sağlıkta yönetici, uzman atamalarında objektif kriterler getirilmesi, tayin, atama gibi konulşarda sivil toplum örgütlerinin etkinliklerinin azaltılmasını, mevzuatla bu konuları netleştirilmesi gerektiği, Personelin özlük, maaş gibi en çok işlerinin düştüğü birimlerde sendikal yapılanmaların dağıtılmasını, Yukarıdaki gibi faaliyetleri yapan sivil toplum örgütlerinden topluca istifa edilerek hem tepki göstermek hemde güç merkezinin zayıflatılması gerektiğini düşünmektedirler. Bu konda somut bir örnek olmadığını sadece sohbet ortamında konuşulan sözlerden ibarettir.


Türk Ceza Kanunun Sendikal Haklarının Kullanılmasının Engellenmesi Başlığı ile 118/(1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


Sendikaya zorla üye yapma, başka sendika üye, yönetici ve temsilcilerini zorla istifa ettirme, isteklerinin dışında farkında olmadan üye formu imzalatanlar TCK 118/1 Maddeye göre daha dikkatli olmalıdırlar.


Bu konuda baskı ve tehdit görenler konuyu bir dilekçeyle Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirdiklerinde hak arama mücadelesine başlamış olacaktır. Bu konuda baskı yapanlar üye olmaya zorlayanlar cebir ve tehdit kullananlar hakkında Türk Ceza Kanuna göre altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ihtimali yüksektir.


Sendikaların; çalışanların, çalışma yaşamına ilişkin sorunlarını çözmek, ortak çıkarlarını ve haklarını korumak, geliştirmek için faaliyetlerde bulunduğunu, bulunmaya devam ettiğini düşünüyoruz. Sendikaların parelel yapılanmaları olduğunu düşünmüyoruz. Sendikalar sağlık çalışanlarının bu olumsuz ön yargılarını ortadan kaldırmalıdırlar. Güven ortamı oluşturması, kendilerini daha iyi anlatmaları gerektiğini düşünüyoruz. Saygılarımızla




Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.