.

Sağlıkta Yap-kirala-devret Modeli...

Sağlıkta Yap-Kirala-Devret Modeli

Sağlıkta Yap-kirala-devret Modeli...



Sağlıkta Yap-Kirala-Devret Modeli Kanun Tasarısı’nın Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçmesi tartışmalara neden oldu. Modelin kamu kaynaklarının israfına neden olacağını öne süren CHP, Hazine’nin daha fazla borç yükü altına gireceği gerekçesiyle tasarıya karşı.

Sağlık tesislerinin kamu-özel ortaklığı modeliyle yapılması ve devlet tarafından kiralanmasını öngören Sağlıkta Yap- Kirala-Devret Modeli Kanun Tasarısı’nın Plan Bütçe Komisyonu’ndan geçmesi, tartışma yarattı. Söz konusu modelin Türkiye’de doğru uygulanamadığına işaret eden CHP, kamu kaynaklarının israfına neden olacağı gerekçesiyle tasarıya karşı çıktı. Kamu-özel Ortaklığı, sağlık, eğitim ve ulaştırma alanlarında yoğunlaşan bu model geleneksel özelleştirmeden bazı farklılıklar taşısa da esasında özelleştirmenin bir versiyonu olarak yorumlanıyor.

CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, “Sağlıkta AKP Hükümeti’nin hizmet dönüşümü dediği, ama aslında rant bölüşümü olan tüm uygulamalar tek bir amaca hizmet etmektedir: Sağlığı bir emtia haline dönüştürerek tamamen özelleştirmek. Dönüşüm denen aslında budur” dedi.

Kaynaklar israf edilecek

Tasarıyla sağlık hizmeti sunumu için ihtiyaç duyulan tesislerin, kamu özel işbirliği modeliyle yaptırılmasının öngörüldüğünü hatırlatan Ayaydın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu modelde yüklenici özel firma tarafından yapılan sağlık tesisleri 49 yıla kadar devlet tarafından kiralanmakta ve kiralama süresi sonunda Sağlık Bakanlığı’na devredilmektedir. Yapılan ihalelerde kimi sağlık tesisleri yaptığı yatırım tutarını 2.5 yılda devletten kira ödentisi olarak geri almaktadır. Geri kalan 22.5 yıl aynı kirayı da almaya devam edecek. Üstelik ticari alanların getirisinin de kime gideceği tasarıda net olarak belli değil. Bir diğer konu da; yatırımcının alacağı finansa Hazine’nin garanti kılınması ve alımların kamu ihale kurumu kapsamı dışına çıkarılması adeta birilerine kaynak aktarmaya yönelik bir yasa izlenimi vermektedir ki, bu doğru bir davranış değildir.”

“Vatandaş lehine sağlık alanında yapılacak her faydalı işe ilk imzayı biz atmak isteriz” diyen Ayaydın, şöyle konuştu: “Maalesef bu amaçla kurulan model, işlevinden uzaklaşmış, bırakın kamu yararını kamu zarar etme durumuyla karşı karşıya gelmiştir. Bu modelle yapılacak hastanelerin vatandaşlara maliyetinin ne olduğuna da bakılması gerekiyor. Kamu özel ortaklığı modeli, kamu kaynaklarının israfına neden olabilecektir. Zira böyle bir sağlık tesisinin klasik yatırım modeliyle bizzat devlet tarafından çok daha ucuza yapılması mümkün olabileceği gibi, ödenecek kira bedelleri yapılan yatırımın çok üzerinde de olabilecek, kamu kaynakları bazı özel firmalara bu yöntemle kaynak aktarılacaktır. Hazine arazilerine yapılan o tesislerde sağlık hizmeti dışındaki, çekirdek hizmet dışındaki alan ve işlerin o firmaya bırakılması da cabası.”

‘Bu modele yargı da vize vermemişti’

Kamu özel ortaklığı modelinin 1990’lı yıllarda ilk olarak İngiltere’de uygulanmaya başlandığını, yaygınlık kazanmış bir yatırım ve hizmet modeli olduğunu belirten Aydın Ayaydın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizde kamu özel ortaklığı ilk olarak sağlık alanında görülmüş, daha sonra eğitim ve Yurtkur mevzuatına da girdi. Ancak bugüne dek istenen düzey yakalanamadığı için yeni ve bu modele özgü bir kanuni düzenleme yapılmak istendiği anlaşılmaktadır. Aslında AKP Hükümeti bu modelin önünde yargıyı engel olarak gördüğünden bu yasal düzenlemeye ihtiyaç duymaktadır. Zira Danıştay 13. Dairesi, Ankara-Etlik, Ankara-Bilkent ve Elazığ Hastane ihalelerinin yürütmesinin durdurulmasına oybirliğiyle karar vermiştir. Bakanlıklara tanınan geniş, ucu açık yetkilere ilişkin hükmün de Anayasa’ya aykırı olduğu görüşüyle Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesine karar vermiştir.”

Hazine’nin borç yükü artacak

Söz konusu modelin riskli olduğunu ifade eden Aydın Ayaydın, bu konuda da şu eleştirileri gündeme getirdi: “Zira bu uygulama ile Hazine yatırım ve hizmet sözleşmelerinin feshedildiğinde bunu devir alırsa nihai olarak hazine tarafından dış finansman üstlenilmesi sağlanıyor. Bunun adı örtülü garantidir, Hazinenin borcunun ve dolayısıyla riskinin artmasıdır. Bütçe açığı yüzde 50’den fazla artmışken ve önümüzdeki 3 yıl da artarak devam edeceği öngörülürken, AKP Hükümeti kamu mali disiplinini gerekçe göstererek pek çok zam ve vergi artışı yaparken mali disiplinden böylesine taviz vermek, şartlı da olsa garantiler sağlamak, hele de kredi üstleniminin kapsamını bu kadar genişletmek kamu mali disiplini için büyük risktir, Hazinenin daha fazla borç yükü altına girmesi demektir.” 
 

VATAN 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.