.

Sağlıkta Dönüşümde Gelinen Yer...

Sağlıkta Dönüşümde Gelinen Yer

Sağlıkta Dönüşümde Gelinen Yer...



AKP iktidarından çok önceleri gündeme gelen ve uygulamaları AKP iktidarı ile hızla ilerleyen Sağlıkta Dönüşüm Politikaları Kamu Hastane Birlikleri Yasası ve şimdi Meclis gündeminde olan Kamu Özel Ortaklığı (Şehir Hastaneleri) yasa tasarısı ile birlikte tam bir dönüm noktasına gelmiştir.

Bu dönüm noktası kamu sağlık hizmetlerinin tam olarak piyasalaşması, ticarileşmesi ve bunu takip etmeye başlayan özelleşmenin daha da hızlanmasıdır.

Sağlık ve sosyal koruma politikalarında iyileştirmeler

AKP politikaları içinde toplumdan en çok destek alan uygulamalar sağlık alanında olmuştur. Özellikle son bir yıl içinde vatandaşın kafasında bazı kuşkular belirmeye başlasa da çeşitli araştırmalar sağlık hizmetleri alanında toplumdaki memnuniyetin 2002 öncesine göre çok önemli ölçüde yüksek olduğunu göstermektedir.

Sağlıkta dönüşüm politikaları başlangıçta, 2002 öncesi olağanüstü kötü yönetilen ve büyük eşitsizlikler içeren kamu sağlık uygulamalarının yönetimsel iyileştirmelerini içermekteydi.

Kamu hastanelerinin tek çatı altında birleştirilmeleri, daha önceden özellikle memurlara tanınan ayrıcalıkların kaldırılarak SSK’lılara, esnaflara, hatta önemli ölçüde yeşil kartlılara da tanınması, hastaların ilaca ulaşmalarının çok önemli ölçüde iyileştirilmesi, kamuda çalışan hekimlerin muayenelerde de çalışmasından ve diğer uygulamalardan kaynaklanan yaygın kayıt dışı ödemelerin önemli ölçüde azalması, kentlerde ve kırsal alanda ambulans hizmetlerinin iyileştirilmesi ve birinci basamak sağlık kurumlarının sayıca geliştirilmesi başlıca iyileştirmelerdir.

Üstelik sağlıktaki bu iyileştirmeler aynı zamanda geçmişte esas olarak memur ve kayıtlı çalışan işçilerle sınırlı kalan çeşitli sosyal koruyucu politikaların toplumun geniş kesimlerine, esnafa, köylülere, işsizlere, annelere, özürlülere, çocuklara yayılması ile birlikte yürümekte idi. Bebek ölüm oranları, hamilelikte anne ölüm oranları, kişi başına sağlık harcaması düzeyi, bütçedeki sağlık harcaması oranı gibi göstergelerdeki iyileşmeleri de görülüyordu.

Piyasalaşma, ticarileşme ve özelleşmenin kaçınılmaz sorunları ile yüzleşme

Yukarıda özetlenen bu politikaların toplumun geniş kesimlerinden destek almasından daha doğal bir şey olamaz ve giderek azalsa da bu destek halen sürmektedir. Sağlıktaki bu idari düzenlemeler bütün dünyaya dayatılan vahşi kapitalist politikalar gereği aynı zamanda giderek çok büyük ve belirleyici bir sektör haline gelen sağlığın piyasalaşması, ticarileşmesi ve sermayenin büyük kazanç ve birikim alanı haline getirilmesi politikaları ile birlikte yürütülüyordu.

İşte şimdi gelinen bu dönemeçte toplumumuz bu orta/uzun vade politika değişikliklerinin sonuçları ile yüzleşmeye başlamıştır. Kamu hastanelerinde getirilen hasta ve uygulama başı ödeme sistemi, bununla bağlantılı sağlık çalışanlarına sayılara dayalı performans değerlendirilmesine bağlı ek ödeme sistemi, kamu hastanelerinde çeşitli işlem ve bölümlerin taşeron aracılığı ile özelleştirilmesi ve özel sektörün payının giderek yükselmesi ciddi sonuçlara yol açmıştır.

Ortalama vatandaş başına sağlık kurumuna yıllık başvuru sayısı 2002 yılında 2’ye yakınken şimdi 8’i geçmiştir. Bu OECD ülkeleri içinde en yüksek orandır ve ülkenin genç nüfus yapısı düşünülürse anormal bir durumu işaret etmektedir.

SGK kapsamında çalışan gerek kamu gerekse özel hastanelerde hem başvuru sayısı hem “parça başı” ödeme ve sabit ödemeler sistemi ile kalite ciddi derecede düşürülmüş, en düşük maliyetle en fazla kazanma dürtüsü ile hasta (veya hasta olduğuna inandırılan!) insanımız sağlık endüstrisinin ticari sürecinin bir kazanç kapısı haline getirilmiştir.

Gereksiz yapılan ve tekrarlanan tanı/tedavi işlemleri, yapılmadığı halde yapılmış gibi hastalardan imza alınarak gösterilen çeşitli işlemler, bir kez kullanılması gereken sarf malzemelerinin birkaç kez kullanımı ve çok kalitesiz malzeme kullanımı aslında düşük olan SGK fiyatlarına rağmen karlarını maksimalize etmeye çalışan sağlık hizmeti veren kurumların ana politikaları haline gelmiştir.

Bu politikalara ek olarak emek yoğun bir sektör olan sağlıkta doğal olarak göreceli yüksek olan emek giderleri ise insanlık dışı taşeronlaştırma, uzun çalışma saatleri ve uygulanan baskı politikaları ile en düşük seviyeye indirilmeye çalışılmıştır.

Uluslararası sermaye ve hükümet sağlık harcamalarının artışından ve kışkırtılmış sağlık sektörü büyüklüğünden memnundur. Çünkü sağlık sektörü neredeyse sonsuz büyüme potansiyeli nedeni ile bu günden ikinci, üçüncü büyük sektör haline gelmiş çok büyük bir kazanç kapısıdır.

Zorunlu sigorta uygulaması ile vatandaştan kamu zoru ile toplanan paralar (primler) büyük ölçüde özel kar amaçlı şirketlere aktarılmaktadır. Burada onlar için sorun oluşan sosyal güvenlik açıklarının kamu bütçesine yapacağı baskıdır. Bunun için ilk adım küçük küçük artırılan muayene ve ilaç katkı payları ile vatandaşın cebine ciddi derece el atılmasıdır.

Sigorta kapsamının küçültülmesi, “tamamlayıcı sigortanın “ çıkartılarak SGK’nın kapsam dışı bırakacağı hizmetlerin vatandaşın kendisinin ödeyeceği ek prim ile karşılanmaya gidilmesi yakında gelecek politikalardır.

Yasası mecliste olan “Şehir Hastaneleri” ise ismi konulmamış tam bir özelleştirme olacaktır. Özel sektör eliyle kent dışında büyük hastanelerin yapılması, kent merkezlerindeki kamu hastanelerin kapatılarak buraya taşınması ve özel sektörün buraları 25 yıl işletmesi hakkı ile adı kamu kendi özel olan hastaneler yukarıda özetlenen olumsuz gidişi hızlandıracaktır. Şimdiden ortaya çıkmış ve sonunda varılacak yer ise parası olanlara ve yoksullara hitap eden ikili bir sağlık yapısının ortaya çıkmasıdır.

Nasıl bir mücadele hattı

Sağlıkta tam özelleştirmelere ve sağlık çalışanlarının iş güvence haklarını yitirecekleri sürece doğru giderken toplumun büyük çoğunluğu için yürütülecek sağlığı koruma mücadelesinde muhalefet güçlerinin eli zayıf durumdadır.

Bunun birinci nedeni hala büyük kitlelerin geçmişle kıyaslanarak bu gün daha çok ve iyi hizmet aldıkları düşüncesi ise ikinci neden de TTB önderliğinde yürütülen muhalefetin bazı yanlış ve eksiklikleri olmuştur. Muhalefet piyasalaşmanın getireceği uzun erimli zararlara işaret ederken, dönüşümün başlangıç aşamasında yapılan, halkın çoğunluğunun lehine olan ve esasında TTB’ nin de yıllardır savunduğu değişiklikleri sahiplenememiş bir çeşit açmaza düşmüştür.

Tam gün tartışmalarında TTB her ne kadar Tam Günü savunuyoruz dese de söylemin ve tavrın net olmaması, hükümete hekimlerin “para peşinde koştuğu” söylemini kitlelere ulaştırma fırsatı vermiştir. Doğru yapılanları açık yüreklilikle sahiplenmemekle “her zaman hayır diyen” bir muhalefet algısına zemin hazırlanmıştır.

Fakat şimdi yeni ve geriye dönülmez bir aşamadayız. Şimdi halk güçleri mücadele hattını hükümet tarafından çok sahiplenilen ve övülen, halk tarafından da büyük ölçüde desteklenen “kamu sağlık hizmetlerini ve kurumlarını” savunma çizgisinde kurmalıdır. Şimdi muhalefet, sağlık çalışanlarına dayatılan vahşi çalışma koşullarına karşı her siyasi görüşten sağlık çalışanında yükselen tepkilerin siyasi/ideolojik nedenlerle bölünmesine izin vermeden sermayeye, CEO’ lara karşı birleştirmeli, çoğunluğu AKP’ye oy veren emekçi ve yoksul kitleleri “AKP’nin yaptığı/iyileştirdiği” kamu sağlık alt yapısının korunmasının/geliştirilmesinin bizlerin ve ülkenin geleceği için vazgeçilemez olduğunu bıkmadan anlatmalıdır.

Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.