.

Sağlıkçılarda Bağımlılık Tehlikesi Var...

ÖZEL

Sağlıkçılarda Bağımlılık Tehlikesi Var...



Son 10 yıldır 50 den fazla sağlık çalılşanı odasında ölü bulundu. Yapılan incelemlerde hemen hemen hepsinin vucuduna ilça enjekte ederek öldüğü görüldü. Kimileri ölümlerin ardından inhitar dedi kimileri allerji.

Sağlık Çalışanlarının odalrında ölü bulunmalarının sebebinin MADDE BAĞIMLIĞI olduğunu düşünüyoruz.

Biz sağlıkçılar, insanların çok zor ulaşacağı uyuşturucu etkisi olan ilaçları rahatlıkla temin edebiliyoruz. Bu durum ister istemez 600 bin sağlık çalışanı arasından bağımlığa yol açabiliyor

Konuyla ilgili çeşitli araştıma yazıları ve örnekler aşağıdan verilmişitir.

personelsaglikhaber.net

Sağlık çalışanları arasında madde kullanımı hem kendi sağlıkları açısından hem de baktıkları hastaları etkilediği için toplum sağlığı açısından önemlidir. Sağlık çalışanları arasında madde kötüye kullanımının yaygınlığı ile ilgili veriler çelişkilidir. Hekimler arasında madde kötüye kullanımının yaygınlığının genel toplumla benzer ya da daha yüksek olduğu konusunda farklı bildirimler vardır.
Sağlık çalışanları arasında madde kullanımıyla ilgili genel kanaat, hekimler arasında alkol ya da madde bağımlılığı sıklığının kendi sosyoekonomik sınıflarındakinden farklı olmadığı yönündedir. Genel olarak doktorlar sigara ve yasal olmayan maddeleri (esrar, kokain, eroin vb) kendi yaş gruplarına oranla daha az; alkol, benzodiazepinler ve reçete ile satılan opiyat türevi ağrı kesicileri daha fazla kullanma eğilim indedirler. Tıp fakültesi öğrencileri alkol ve madde kötüye kullanımı bakımından diğer fakültelerin öğrencilerinden pek farklı değillerdir. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi dönem II öğrencilerinde sigara kullanım sıklığı %27.3, alkol kullanım sıklığı %47.9 ve riskli alkol kullanımı %6.6 olarak saptanmıştır. Bu çalışmada öğrencilerin %ı ı.7'sl yasal olmayan madde kullanmayı düşünmüş, %6.7'si bir madde denemiştir. Hacettepe Üniversitesi'ne bağlı fakülte ve yüksekokullarda okuyan 3. sınıf öğrenciler i ile yapılan bir çalışmada bağımlılık yap an maddeleri kullanma oranına bakıldığında, bölümler arasında %3.2 ile en çok konservatuarda bağımlılık yapan madde kullanıldığı bildirilmiştir. Türkiye'de yapıl an bir çalışma ise tıp öğrencilerinin bağımlılığa tıbbi bir olay olarak yaklaşma eğiliminde olmadıklarını göstermiştir.
 
Doktor ve hemşireleri bağımlılığa götüren nedenler?
Mesleki zorluklar, enjeksiyon ve opiyat kullanımına karşı tabunun aşınması ve özellikle maddelere kolay ulaşabilmeleri sağlık çalışanlarını madde kullanımı ve dolayısıyla bağımlılığına yönlendirebilir. Sağlık çalışanları arasında bağımlılık için risk faktörleri genel toplumdakine benzerdir:  Kaotik çocukluk dönemi, narsisistik kişilik özellikleri, dindarlığın az olması, günde bir paketten fazla sigara kullanıyor olma, ailede alkolizm öyküsü, düzenli alkol kullanımı, diğer psikiyatrik bozuklukların varlığı, duygusal problemler yaşama, iş ya da evde stres, macera arayışı, kendini tedavi etme çabası, kronik yorgunluk, ilaçlara ulaşabilir olma, inkâr , müsamahakâr çevre... Madde kullanımını başlatan faktörler: 1. Kronik ağrı ve hastalık, 2. Eşin ya da çocuğun ölümü gibi ailesel felaketler; 3. Bağımlı eşin varlığı olarak bildirilmiştir. Stres, aşırı iş yükü ve evlilik sorunlarının da etkili olduğu vurgulanmıştır.
Sağlık çalışanlarının tercih maddeleri
Meperidin, hidroklorid, morfin hidromorfon, hidroklorid, amfetaminler, alkol, benz odiyazepinler sağlık çalışanları arasında sık kullanılan maddelerdir. Türkiye'de sağlık çalışanları arasında petidin kötüye kullanımı ve bağımlılığı dikkat çekicidir. Benzodiyazepin ve reçeteli opiyat kullanan doktorların çoğu, bu ilaçları, reçete yazma hakkını elde ettikleri asistanlık döneminde kullanmışlardır.
Bağımlı olarak sağlık çalışanlarının saptanması
İnkâr mekanizması, eğitim ve deneyimleri sayesinde sorunu kamufle etme becerileri, madde kullanmayı mantıksallaştırıcı neden bulmadaki yetenekleri nedeniyle sağlık çalışanlarında bağımlılık tanısı koymak zordur. Genellikle sorun önce aile içinde anlaşılır ancak iş yerinde maddeye bağlı problemlerin ortaya çıkmasına kadar kendilerini idare ederler. ş yerinde çıkan sorunlar genellikle uzun süre diğer sağlık çalışanları ve hastalar tarafından örtbas edil ir. Hekim bağımlılarda madde kullanımın a bağlı gelişen problem alanlarının kronolojik sıralaması genellikle şöyledir: Aile, arkadaş çevresi, finans, ruhsal sağlık, fiziksel sağlık ve nihayet iş performansı. Bütün ciddi hastalıklarda olduğu gibi erk en tanı, tedavi için önemlidir. Bağımlılık, tipik olarak ilerleyici bir hastalıktır. Bir hekimin ya da hemşirenin henüz iş performansı bozulmamış bile olsa, alkol-madde kötüye kullanımının üzerinde durulmalı ve tedaviye yönlendirilmelidir.
Tedavinin önündeki engeller
İnkâr, bütün bağımlıların kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Bir problem yaşadıklarını inkâr ederler. Problemleri küçümserler, madde kullanımı dışında şeylere bağlarlar, kendilerini hep temize çıkarmaya çalışırlar, tedaviye yanaşmamak için mazeretler bulurlar. Bağımlı sağlık çalışanları da tedaviye gitmemek için çeşitli nedenler öne sürerler. Örneğin: Diğer personel tarafından tanınmak, iş yoğunluğu, tedavicilere güvensizlik vb. Bu mazeretler değerlendirmeyi yapan hekime de makul gelebilir. Ancak bu tutumun bütün bağımlılarda bulunan ortak bir özellik olduğu akılda tutularak hastaya yaklaşılmalıdır. Bağımlı bir yandan da utanç, pişmanlık ve suçluluk içindedir, inkar mekanizması bir yandan zedelenmiş olan benlik saygısını bilinç dışı bir mekanizmayla korumaya yar arken diğer yandan da bağımlılık sürecin in devamına neden olur.
Müdahale
Bağımlı olduğunun farkında olmayan ya da inkâr nedeniyle hastalığının ciddiyetini fark edemeyen ve tedaviye yanaşmayan bir sağlık çalışanına müdahale" edilmelidir. Müdahalenin amacı hasta olan sağlık çalışanının bağımlılığını fark etmesini sağlayıp tedaviye yönlendirebilmektir.
Bağımlılıktan şüphelenildiği takdirde çevredeki meslektaşlar, bir bağımlılık uzmanından da yardım alarak yapılacak müdahaleyi ayrıntılı olarak planlamalıdırlar. Müdahale polisiye bir operasyon gibi değil, sevgi ve şefkat dolu olmalıdır. Müdahale için o kişinin yakın çevresindeki önemli kişiler seçilmelidir. Bunun içinde aile üyeleri, yakın arkadaşlar, meslektaşlar ve idareciler bulunabilir. Kişiyle çatışmalı ya da onun durumuna karşı olumsuz duygular besleyen kişiler dâhil edilmemelidir. Müdahale asla bir kişi tarafından yalnız yapılmamalıdır. Özellikle aileden birilerin in de müdahaleye dâhil edilmesi önemlidir. Aksi takdirde kişi 'iş yerinde kendisine bir haksızlık yapılıyor' şeklinde ailesini yanına alıp bir cepheleşmeye neden olabilir. Müdahaleyi yapacak olan kişiler önce kendi aralarında toplanarak müdahaleyle ilgili fikir birliğine varmalıdırlar ki sonradan farklı sesler çıkmasın. Uzmanın nezaretinde katılan her kişinin verdiği bilgiler bir bulmacanın parçaları gibi bir araya getirilir ve müdahalenin amaçları belirlenir. Her birinin müdahale sırasında söyleyecekleri önceden belirlenerek pratiği yapılır. Bağımlı olan kişiye sunulacak seçenekler ve kabul etmeme durumunda öne sürülecek yaptırımlar önceden kararlaştırılmalıdır ve tüm müdahale ekibi üyeleri tarafından üzerinde hemfikir olunmalıdır. Müdahale için rahatsız edilmeyecek bir mekân seçilmelidir.
Yapılan işin karışıklığa ya da sıkışıklığa kurban gitmemesine dikkat edilmelidir. Müdahale sırasında bağımlı kişi sakin bir ortama alınarak kendisiyle ilgili duyulan endişe şefkatli bir üslupla dile getirilmeli, alkol-madde kullanımı kötüye kullanımına bağlı olarak yaşanmış olan problemler kendisine somut bir dille anlatılmalıdır. Bu sırada aktarma bilgilerin ya da dedikoduların aktarılmasından, genellemeler yapmaktan kaçınılmalıdır. Örneğin: 'İş ark adaşların işe sürekli geç kaldığını söylüyorlar' yerine 'Son 1 aydır işe geliş saatler inin listesi şudur' ya da 'işini aksatıyorsun' yerine 'Son 1 haftadır şu saatlerde acil hasta için arandığın halde bulunamadın' denilmeli. Müdahale için en uygun zam anlama madde kullanımına bağlı yaşan an bir problemden hemen sonradır. Müdahale tekrarlanabilir. Örneğin kişinin müdahale sırasında problemin varlığını kabul etmemesi durumunda, davranışsal bir hedef konularak (mesai saatlerine uyum ya da iş düzeni vb) bunun aksaması halinde acilen yeni bir müdahale yapılabil ir. Müdahale başarısız olursa ekibin kendi aralarında yeniden bir araya gelerek bir sonraki hareket planını yapmaları gerekir.
Tedavi ve sonrası
Resmi lisans komisyonlarına bağlı olarak bağımlı sağlık personellerinin tedavisini ve sonrasındaki gidişini takip eden bir programın olması gerekir. Bu kişiler tedavi olduktan sonra da bu komisyon tarafından denetlenir. Bunun içinde tedaviye devam ettiğine dair alacağı belgeyi belli aralıklarla komisyona sunma, zaman zaman idrar taramaları ya da antagonist ilaçların kullanımının iş yerinden komisyona rapor veren biri tarafından denetlenmesi yer alır. Sağlık çalışanları için uygulanan bağımlılık tedavisi diğer hastalarınkinden farklı değildir. Yukarıda belirtildiği şekilde takip edilen hekimlerde tedavi başarısı, diğer hastalarınkinden yüksektir. Farklı araştırmalar %27-92 oranlarında bütün maddelerde temiz olma şeklinde düzelme bildirmektedirler. Bağımlılık tedavisi hizmetleri Türkiye'de yeterince gelişmiş olmadığı için gelişmiş ülkelerdeki gibi bağımlı sağlık çalışanlarına özel tedavi programlarının oluşturulabilmesi uzak görülmektedir. Tıp fakültelerinden başlamak üzere bağımlılık konusunda daha fazla eğitim verilmelidir. Sağlık çalışanları arasında bilincin arttırılması ve bağımlı kişilerin idare edilmesinin engellenmesiyle tedaviye daha erken yönlendirilmeleri sağlanmalıdır. Bağımlı kişilerin sağlık alanında denetim altında çalışmasına yönelik mekanizmalara işlerlik kazandırılmalıdır.
Kimlerden Şüphelenilmeli:
Bağımlı bir hekimin öz geçmişinde dikkat çekebilecek özellikler:
1. Son yıllarda çok sayıda iş değişikliği,
2. Farklı bir bölgeye ya da şehre yapılan yer değişikliği,
3. Sık hastane yatışları,
4. Karmaşık tıbbi öykü,
5. İş değiştirmeler arasında zaman boşlukları,
6. Yuvarlak bir dille yazılmış referans mektupları,
7. Hekimin eğitim kalitesiyle uyumlu olmayan işlerde çalışması,
8. Mesleki üretkenliğin azalması.
Ofiste yaşanan ve şüphe uyandırması gereken durumlar:
1. Randevuların ve ajandanın dezorganize olması ve geç kalmalar,
2. Hastalara ve personele karşı hostil ya da çekinik tutumlar,
3. Arkadan kapı kilitleme,
4. Eczacılarla aşırı yakınlık ve özel reçeteli ilaç temini,
5. Hastaların hekimle ilgili yakınmalarının başlaması,
6. İşe gelmeme ya da geç gelme. Sık hastalanma.
Hastanede yaşanan ve şüphe uyandırması gereken durumlar:
1. Vizitlerin geç yapılması, uygunsuz davranışlar,
2. Uygunsuz ilaç düzenlemeleri, yüksek doz ilaç yazımı,
3. Acil çağrılara cevap vermeme,
4. İş performansında düşme.
--------------
Vaka 1
Mehmet, 26 yaşında bir cerrahi asistanıydı. Psikiyatri 
kliniğine ilk yönlendirildiğinde ikinci yıl asistanıydı. 
Hocası ve kliniğin başhemşiresinden alınan öyküsünde, son aylarda giderek artan, davranış değişiklikleri 
mevcuttu. Bazen çok canlı ve öforik oluyor, sık sık da 
uyuklar vaziyette görülüyormuş. Otururken ya da bir iş 
yaparken donakalması, bazen de apatik bir hal alması, 
dikkat çekiyormuş. Çalışkan ve sempatik bir kişi olduğu 
için, çevresindekiler durumuna üzülüyor, ama önceleri 
ona doğrudan bir şey söylemiyor ve idare ediyorlarmış. Ancak hastane içinde dedikodu gittikçe artmış. 
Mehmet’in yaklaşık bir yıl önce böbrek taşına bağlı kolik 
ağrıları olmuş. Çok şiddetlenen bu ağrılar için bir ürolog 
arkadaşı, Aldolan enjeksiyonu tavsiye etmiş. O dönemde 
aynı klinikte çalışan arkadaşlarından, kendisine enjeksiyon yapmalarını rica etmiş. Son dönemde arkadaşları 
tuvalette çok uzun kaldığını fark ediyor; bazen, kendisi 
tuvaletten çıktıktan sonra girenler, içeride kullanılmış 
enjektör buluyormuş. Klinik şefi kendisiyle bu durumu 
konuştuğunda, ilaç kötüye kullandığını reddetmiş. Aynı 
sorunlar devam edince klinik şefi, bu sorunu kendi aralarında halletmek amacıyla, madde taraması için idrar 
vermesini istemiş. Mehmet, mecbur olmadığı halde, 
bunu kabul etmiş ve alınan idrar, klinik şefinin ricasıyla, 
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları AMATEM laboratuarında gayri resmi olarak incelenmiş ve “opiyat, kokain, 
kanabis, amfetamin, fensiklidin” maddeleri için negatif 
bulunmuş. Psikiyatrik görüşmede Mehmet, klinikte 
kendisini çekemeyenler olduğunu ve iftira atıldığını öne 
sürdü. Savunmacı bir tutum içindeydi; psikiyatrik hiçbir 
şikayet dile getirmiyordu. Klinik şefine, Aldolan ampul içindeki Petidin isimli etken maddenin, rutin idrar 
taramalarında çıkmayacağı ve bu maddeye sadece adli 
tıp laboratuarlarında bakılabildiği açıklandı. Adli Tıp, 
sadece savcılık kanalından gelen numunelerin testlerini 
yapmaktaydı. Mehmet psikiyatrik yardıma ihtiyacı olmadığını söylediği için bir şey yapılamadı. Bir yıl sonra 
ağır bir tromboflebit gelişip, on gün yoğun bakımda 
kaldıktan sonra, Mehmet kendiliğinden psikiyatrik yardım talep etti. Kendi hastanesinin psikiyatri kliniğinde 
yatmayı istemediği için, AMATEM’de dört hafta yatarak 
tedavi gördü. Bir ay da raporlu olarak memleketinde kaldı. Tekrar işe döndüğünde fiziksel olarak çok daha sağ-
lıklıydı. Bir daha asla kullanmayacağını ifade ediyordu. 
3 ay sonra tekrar kullanmaya başlayınca, ayaktan tedavi 
talebiyle psikiyatri kliniğine başvurdu. Bu arada, hakkında soruşturma açılmıştı. Ayaktan psikiyatrik tedavinin 
bir parçası olarak, bir opiyat antagonisti olan Naltrekson 
(Ethylex®
) alması önerildi. Konunun adli yönü nedeniyle 
Mehmet’in klinik şefiyle de görüşüldü. Naltrekson kullanmadığı takdirde, kendisine hiçbir tolerans gösterilmeyeceği bildirildi. Mehmet, klinik şefinin denetiminde, 
altı ay Naltrekson kullanmayı kabul etti. Mesai günleri, 
her sabah şefinin yanında bu ilacı içiyor ve şefi, dilinin 
altını kontrol ediyordu. Bu arada, psikiyatri kliniğinde 
bireysel görüşmelere ve İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri 
Anabilim Dalı bünyesinde yapılan “Adsız Narkotik (NA)” 
toplantılarına düzenli olarak devam etti. Bu toplantıda, 
aynı nedenden işini bırakmak zorunda kalmış bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile, alkol bağımlılığı 
olan bir fizik tedavi uzmanıyla tanışarak, destek aldı. 
Mehmet, ilaç kötüye kullandığı dönemde, tavırlarının 
ne kadar farklı olduğunu sonradan idrak edebildiğini, o 
zamanlar çevreden hiçbir şeyin fark edilmediğini zannettiğini ifade etti. Halen, Naltrekson’u bıraktıktan sonraki 
yedinci ayında olan Mehmet, tekrar madde kullanımına 
dönmemiş durumda. 
Tıbbi personelde bağımlılığın yaygınlığı
Sağlık çalışanları arasında madde kullanımı, hem kendi 
sağlıkları açısından, hem de baktıkları hastaları etkilediği 
için, toplum sağlığı açısından önemlidir. Sağlık çalışanları arasında madde kötüye kullanımının yaygınlığı ile 
ilgili veriler çelişkilidir. Hekimler arasında madde kö-
tüye kullanımının yaygınlığının, genel toplumla benzer 
ya da daha yüksek olduğu konusunda farklı bildirimler 
vardır.
Sağlık çalışanları arasında madde kullanımıyla ilgili genel 
kanaat, hekimler arasında alkol ya da madde bağımlılığı 
sıklığının, kendi sosyoekonomik sınıflarındakinden farklı olmadığı yönündedir. Genel olarak doktorlar, sigara ve 
yasal olmayan maddeleri (esrar, kokain, eroin vb.), kendi 
yaş gruplarına oranla daha az; alkol, benzodiyazepinler 
ve reçete ile satılan opiyat türevi ağrı kesicileri, daha fazla 
kullanma eğilimindedirler.
1
Doktorlarda, mesleki etmenlerin madde kullanımı üzerindeki etkilerini anlamak için, üniversite öğrencilerini 
araştırmak yararlı olmaktadır. Tıp fakültesi öğrencileri, 
alkol ve madde kötüye kullanımı bakımından, diğer fakültelerin öğrencilerinden pek farklı değillerdir. Dokuz 
Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi dönem II öğrencilerinde, 
sigara kullanım sıklığı %47.9 ve riskli alkol kullanımı 
%6.6 olarak saptanmıştır. Bu çalışmada, öğrencilerin 
%11.7’si yasal olmayan madde kullanmayı düşünmüş, 
%6.7’si bir madde denemiştir.
2
Hacettepe Üniversitesi’ne bağlı fakülte ve yüksekokullarda okuyan 3. sınıf öğrencileri ile yapılan bir çalışmada; 
bağımlılık yapan maddeleri kullanma oranına bakıldığında, bölümler arasında %3.2 ile, bağımlılık yapan madde 
kullanımının en çok konservatuarda olduğu bildirilmiş-
tir.
3
 İstanbul Tıp Fakültesi’nde yapılan bir çalışma ise; tıp 
öğrencilerinin bağımlılığa, tıbbi bir olay olarak yaklaşma 
eğiliminde olmadıklarını göstermiştir.
4
Tıbbi personeli bağımlılığa götüren nedenler
Mesleki zorluklar, enjeksiyon ve opiyat kullanımına 
karşı tabunun aşınması ve özellikle, maddelere kolay 
ulaşabilmeleri; sağlık çalışanlarını, madde kullanımına 
ve dolayısıyla da bağımlılığına yönlendirebilir. 
Sağlık çalışanları arasında bağımlılık için risk faktörleri, 
genel toplumdakine benzerdir: Kaotik çocukluk dönemi, narsisistik kişilik özellikleri, günde bir paketten fazla 
sigara kullanıyor olma, ailede alkolizm öyküsü, düzenli 
alkol kullanımı, diğer psikiyatrik bozuklukların varlığı, 
duygusal sorunlar yaşama, iş ya da evde stres, macera 
arayışı, kendini tedavi etme çabası, kronik yorgunluk, 
ilaçlara ulaşabilir olma, inkar, müsamahakar çevre... 
Madde kullanımını başlatan faktörler 
Kronik ağrı ve hastalık, 
Eşin veya çocuğun ölümü gibi, ailesel felaketler,
Bağımlı eşin varlığı (özellikle alkol bağımlılığında). 
Stres, aşırı iş yükü ve evlilik sorunlarının da etkili olduğu 
vurgulanmıştır.
1
 Karşılaştığımız vakalar içinde, opiyat tü-
revi ilaçları kötüye kullanan sağlık çalışanlarının hemen 
hepsinde, ilk kullanım, tıbbi bir nedenle (kolik ağrılar, 
urolitiasis, migren, lokal cerrahi operasyonlar vb.) olmuştu. Bu maddenin pozitif pekiştirici etkisi nedeniyle, 
aynı ilaç, daha sonra, rahatlama amacıyla kullanılmaya 
başlanmıştı.
-----------
Vaka 2 
Ayşe, 38 yaşında bir anestezi teknisyeniydi. Hiçbir yasa 
dışı madde kullanımı olmamıştı. Alkol ya da sigara kullanmamıştı
Kendisine ilk kez lokal anestezi ile yapılan 
bir KBB operasyonu sırasında, Petidin enjeksiyonu yapılmıştı. Kendisi yaşadıklarını şöyle anlatıyordu: “Bu 
operasyondan yaklaşık 2 ay sonra, hastanede görevimi 
yaparken, gözüme Petidin ampuller takıldı. O gün çok 
yorgundum ve canım biraz sıkkındı. 2 ay önceki ameliyatta o enjeksiyon yapıldığında, kendimi çok iyi hissettiğimi hatırladım ve yanıma bir ampul alarak, akşam 
eve gittiğimde kullandım”. Bu kullanımdan yaklaşık 6 
ay sonra bize başvurduğunda, her gün en az 6 ampul 
kullandığını bildirdi.
Sağlık çalışanlarının tercih ettikleri maddeler 
Meperidin hidroklorid, morfin, hidromorfon hidroklorid, amfetaminler, alkol, benzodiyazepinler; sağlık çalı-
şanları arasında sık kullanılan maddelerdir. Türkiye’de 
sağlık çalışanları arasında, petidin kötüye kullanımı ve 
bağımlılığı dikkat çekicidir. Benzodiyazepin ve reçeteli 
opiyat kullanan doktorların çoğu, bu ilaçları, reçete yazma hakkını elde ettikleri, asistanlık döneminde kullanmışlardır.
1
Bağımlılığı olan sağlık 
çalışanlarının saptanması
İnkar mekanizması, eğitim ve deneyimleri sayesinde, 
sorunu kamufle etme becerileri, madde kullanmayı 
mantıksallaştırıcı neden bulmadaki yetenekleri nedeniyle, sağlık çalışanlarında bağımlılık tanısı koymak zordur. 
Genellikle sorun, önce aile içinde anlaşılır, ancak, iş 
yerinde maddeye bağlı sorunların ortaya çıkmasına kadar, kendilerini idare ederler. İş yerinde çıkan sorunlar 
genellikle, uzun süre diğer sağlık çalışanları ve hastalar 
tarafından örtbas edilir. Hekim bağımlılarda, madde kullanımına bağlı gelişen sorun alanlarının kronolojik sıralaması, genellikle şöyledir: Aile, arkadaş çevresi, finans, 
ruhsal sağlık, fiziksel sağlık ve nihayet iş performansı. 
Bütün ciddi hastalıklarda olduğu gibi, erken tanı, tedavi için önemlidir. Bağımlılık, tipik olarak, ilerleyici 
bir hastalıktır. Bir hekimin, hemşirenin ya da yardımcı 
personelin, henüz iş performansı bozulmamış bile olsa, 
alkol-madde kötüye kullanımının üzerinde durulmalı ve 
tedaviye yönlendirilmelidir. 
Tedavinin önündeki engeller
İnkar, bütün bağımlıların kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Bir sorun yaşadıklarını inkar ederler. Sorunları küçümserler, madde kullanımı dışındaki şeylere 
bağlarlar, kendilerini hep temize çıkarmaya çalışırlar, 
tedaviye yanaşmamak için mazeretler bulurlar. 
Bağımlı sağlık çalışanları da, tedaviye gitmemek için çe-
şitli nedenler ileri sürerler. Örneğin; diğer personel tarafından tanınmamak, iş yoğunluğu, tedavicilere güvensizlik vb. Bu mazeretler, değerlendirmeyi yapan hekime de 
makul gelebilir. Ancak bu tutumun, bütün bağımlılarda 
bulunan ortak bir özellik olduğu akılda tutularak hastaya 
yaklaşılmalıdır. Bağımlı; bir yandan da utanç, pişmanlık 
ve suçluluk içindedir. İnkar mekanizması, bir yandan, 
zedelenmiş olan benliği, bilinç dışı bir mekanizmayla
korumaya yararken; diğer yandan da, bağımlılık sürecinin devamına neden olur. 
Madde kullanan bireye müdahale
Bağımlı olduğunun farkında olmayan ya da inkar nedeniyle, hastalığının ciddiyetini fark edemeyen ve tedaviye 
yanaşmayan bir sağlık çalışanına, “müdahale” edilmelidir. Müdahalenin amacı, hasta olan sağlık çalışanının 
bağımlılığını fark etmesini sağlayıp, tedaviye yönlendirebilmektir. Bağımlılıktan şüphelenildiği takdirde, çevredeki meslektaşlar, bir bağımlılık uzmanından da yardım 
alarak, yapılacak müdahaleyi ayrıntılı olarak planlamalı-
dır. Müdahale, polisiye bir operasyon gibi değil, ilgi ve 
şefkat dolu olmalıdır. 
Müdahale için, o kişinin yakın çevresindeki önemli 
kişiler seçilmelidir. Bunun içinde; aile üyeleri, yakın arkadaşlar, meslektaşlar ve idareciler bulunabilir. Kişiyle 
çatışmalı ya da onun durumuna karşı olumsuz duygular 
besleyen kişiler, dahil edilmemelidir. Müdahale asla, bir 
kişi tarafından, yalnız yapılmamalıdır. Özellikle, aile bireylerinin de müdahaleye dahil edilmesi önemlidir. Aksi 
takdirde kişi, ‘iş yerinde kendisine bir haksızlık yapılıyor’ 
şeklinde bir algıyla, ailesini yanına alır ve bir cepheleşme 
doğabilir. 
Müdahaleyi yapacak olan kişiler, önce kendi aralarında 
toplanarak müdahaleyle ilgili fikir birliğine varmalıdırlar 
ki, sonradan farklı sesler çıkmasın. Uzmanının nezaretinde katılan her kişinin verdiği bilgiler, bir bulmacanın 
parçaları gibi bir araya getirilir ve müdahalenin amaçları 
belirlenir. Her birinin müdahale sırasında söyleyecekleri, 
önceden belirlenerek, uygulaması yapılır. Bağımlı olan 
kişiye sunulacak seçenekler ve kabul etmeme durumunda öne sürülecek yaptırımlar, önceden kararlaştırılmalı-
dır ve tüm müdahale ekibi üyeleri tarafından, üzerinde 
hemfikir olunmalıdır. Müdahale için, rahatsız edilmeyecek bir mekan seçilmelidir. Yapılan işin karışıklığa ya da 
sıkışıklığa kurban gitmemesine dikkat edilmelidir. 
Müdahale sırasında, bağımlı kişi sakin bir ortama alınarak, kendisiyle ilgili duyulan endişe, şefkatli bir üslupla 
dile getirilmeli; alkol-madde kötüye kullanımına bağlı 
olarak yaşanmış olan sorunlar, kendisine somut bir dille 
anlatılmalıdır. Bu sırada, kulaktan dolma bilgileri ya da 
dedikoduları dile getirmekten ve genellemeler yapmaktan kaçınılmalıdır. Örneğin; “iş arkadaşların işe sürekli 
geç kaldığını söylüyorlar” yerine “son bir aydır işe geliş 
saatlerinin listesi şudur” ya da “işini aksatıyorsun” yerine, “son bir haftadır, şu saatlerde acil hasta için arandığın 
halde bulunamadın” gibi nesnel veriler öne sürülmelidir. 
Müdahale için en uygun zamanlama, madde kullanımına 
bağlı yaşanan bir sorundan, hemen sonradır. Müdahale 
tekrarlanabilir. Örneğin; kişinin, müdahale sırasında 
sorunun varlığını kabul etmemesi durumunda, davranışsal bir hedef konularak (mesai saatlerine uyum ya da 
iş düzeni vb.), bunun aksaması halinde, acilen yeni bir 
müdahale yapılabilir. Müdahale başarısız olursa, ekibin 
kendi aralarında yeniden bir araya gelerek, bir sonraki 
hareket planını yapmaları gerekir
Durumuna müdahale edilen sağlık çalışanının, iş yerinde 
madde kullanımına bağlı olabilecek sorunları varsa ya da 
reçete edilen ilaçları kötüye kullanıyorsa, müdahaleyi 
yapan kişiler arasında ilgili sağlık çalışanının amiri de 
olmalıdır. Bu durumda, yasal yaptırımlar da devreye sokulmalı ve ilgili kişi, tedavi olmaya mecbur edilmelidir. 
Araştırmalar; mecbur olunarak girilen ve sonrasında da 
takibi yapılan bağımlılık tedavilerinin başarı şansının, 
yüksek olduğunu göstermektedir.
Tedavi ve sonrası 
Batılı ülkelerde, resmi lisans komisyonlarına bağlı olarak, 
bağımlı sağlık personellerinin tedavisini ve sonrasındaki 
gidişatını takip eden bir program vardır. Bu kişiler, tedavi olduktan sonra da, bu komisyon tarafından denetlenir. Bunun içinde; tedaviye devam ettiğine dair alacağı 
belgeyi belli aralıklarla komisyona sunma, zaman zaman 
idrar taramaları ya da antagonist ilaçların kullanımının, 
iş yerinden, komisyona rapor veren biri tarafından denetlenmesi yer alır. 
Sağlık çalışanları için uygulanan bağımlılık tedavisi, di-
ğer hastalarınkinden farklı değildir. Yukarıda belirtildiği 
şekilde takip edilen hekimlerde, tedavi başarısı, diğer 
hastalarınkinden yüksektir. Farklı araştırmalar, %27-92 
oranlarında, bütün maddelerde temiz olma şeklinde, dü-
zelme bildirmektedirler.
1
Tedavi başarısını belirleyen faktörlerin en önemlilerinden biri, kişinin, madde kullanmaya devam ettiği takdirde, kısa sürede kaybedeceği değerli bir şeyinin olmasıdır. 
Özellikle tıp eğitiminin uzun olması, mesleğin getirdiği 
statü vb. nedenlerle hekimlerin çoğu, mesleklerine her 
şeyden fazla önem vermektedirler. Bu nedenle mesleği 
yapma hakkını kaybetme riski, iyileşme motivasyonunu 
çok arttırmaktadır. 
Bağımlılık tedavisi hizmetleri, Türkiye’de yeterince gelişmiş olmadığı için, gelişmiş ülkelerdeki gibi, bağımlı 
sağlık çalışanlarına özel tedavi programlarının oluşturulabilmesi uzak görülmektedir. Tıp fakültelerinden 
başlamak üzere, bağımlılık konusunda daha fazla eğitim 
verilmelidir. Sağlık çalışanları arasında bilincin artırılması ve bağımlı kişilerin idare edilmesinin engellenmesiyle, 
tedaviye daha erken yönlendirilmeleri sağlanmalıdır. 
Bağımlı kişilerin sağlık alanında denetim altında çalışmasına yönelik mekanizmalara işlerlik kazandırılmalıdır. 
Kimlerin bağımlı olma olasılığı fazladır? 
Bağımlı bir hekimin özgeçmişinde dikkat çekebilecek 
özellikler: 
Son yıllarda çok sayıda iş değişikliği
Farklı bir bölgeye ya da şehre yapılan yer değişikliği
Sık hastane yatışları
Karmaşık, tıbbi öykü
İş değiştirmeler arasında zaman boşlukları 
Yuvarlak bir dille yazılmış referans mektupları 
Hekimin, eğitim kalitesi ile uyumlu olmayan işlerde 
çalışması 
Mesleki üretkenliğin azalması
Muayenehanede yaşanan ve bağımlılık olasılığını 
düşündürmesi gereken durumlar 
Randevuların ve ajandanın dezorganize olması ve geç 
kalmalar
Hastalara ve personele karşı, düşmanca ve çekinik 
durumlar
Arkadan kapı kilitleme 
Eczacılara aşırı yakınlık ve özel reçeteli ilaç temini 
Hastaların, hekimle ilgili yakınmalarının başlaması 
İşe gelmeme ya da geç gelme, sık hastalanma
Hastanede yaşanan ve bağımlılık olasılığını 
düşündürmesi gereken durumlar
Vizitlerin geç yapılması ve uygunsuz davranışlar
Uygunsuz ilaç düzenlemeleri, yüksek doz ilaç yazımı
Acil çağrılara cevap vermeme
İş performansında düşme
Kaynaklar 
Akdarvar Y, Türkan A, Çakmak D. Doktorlar arasında madde 
kötüye kullanımı bir sorun mu? Türk Psikiyatri Dergisi 2002; 13: 
238-244.
Akdarvar Y, Aslan B, Ekici Z, et al. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp 
Fakültesi dönem II öğrencilerinde sigara, alkol, madde kullanımı. 
Bağımlılık 2001; 2: 49-52.
Bilir Ş, Mağden D, San N, et al. Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinin sigara-alkol-ilaç alma ve bağımlılık yapan maddeleri kullanma 
alışkanlığının araştırılması. Sağlık Dergisi 1993; 65: 65-75.
Genişol E, Yargıç İ, Saka Ö, et al. Tıp öğrencilerinin alkol kullanı-
mı ile ilgili önyargı ve tutumları. Bağımlılık 2003; 4: 53-56.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.