.

“Sağlık hakkını engellemek, insan hakkı ihlalidir !!

“Sağlık hakkını engellemek, insan hakkı ihlalidir..

“Sağlık hakkını engellemek, insan hakkı ihlalidir !!



    Çanakkale Devlet Hastanesi’nde önceki gün yaşanan bir başçavuş tarafından ‘hasta mahkumun’ muayene edilmemesi tepkilere yol açtı. İHD Çanakkale Şube Başkanı Serpil Bayar, “Kentimizde bir güvenlik görevlisinin görevini aşacak biçimde davranışlar sergilemesi sonucu bir hastanın sağlık hizmeti almasının önüne geçilmiştir. Gözetim altında muayene hasta haklarının, insan haklarının ihlalidir ve bu dayatmadan vazgeçilmelidir” derken, İHD Marmara Bölge Temsilcisi Hayrettin Pişkin ise, bu durumun ihbar kabul edilerek savcılık tarafından soruşturma başlatılması gerektiğini bildirdi. Pişkin, “konunun takipçisiyiz” dedi. 

    Çanakkale Devlet Hastanesi’nde bir başçavuşun rahatsızlığı olan bir mahkumu acil servise getirdikten sonra, doktor ile tartıştıktan sonra hükümlü hastayı muayene ettirmeden geri götürüldüğü iddiası tepkilere neden oldu. İHD Çanakkale Şube Başkanı Serpil Bayar, bu durumun insan hakkı ihlali olduğunu ifade ederek idari soruşturma başlatılması gerektiğini söyledi. “Kentimizde bir güvenlik görevlisinin görevini aşacak biçimde davranışlar sergilemesi sonucu bir hastanın sağlık hizmeti almasının önüne geçilmiştir. Bir an önce idari soruşturma başlatılmasını beklemekteyiz.  Türk Tabipler Birliği`nin Aralık 1994`te konuyla ilgili yayınladığı bildirgede kelepçelerin açtırılmasını ‘hekimin görevi’ olarak nitelendirmekte ve ‘Muayeneler sırasında hastaların kelepçeleri açtırılmalı, klinik özgürlük koşullarına ve hasta haklarına uygun tam bir ortam sağlanmalıdır. Bunun için muayene ortamlarında hasta ve sağlık personeli dışında kimse bulunmamalıdır. Bu hasta ve hekimin hakkı ve hekimin görevidir’ demektedir” ifadelerini kullandı. 

 
   “Bu dayatmadan vazgeçilmelidir”
Bayar, açıklamasında; “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkin Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için Kılavuz adı altında, dünyanın 15 ülkesinden 40 örgüt mensubu 75 hukukçu, felsefeci, hekim ve sağlık çalışanı, psikolog ve insan hakları aktivistlerinin katılımıyla hazırlanan ve İstanbul Protokolü olarak da bilinen ve 9 Ağustos 1999 tarihinde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği`ne sunulan yazılı metinde ise kolluk kuvvetlerinin muayenenin tamamen dışında olması gerektiği ifade edilmektedir: Mahkum ve tutukluların cezaevlerinde veya sevk edildikleri sağlık kuruluşlarında en çok yakındıkları konulardan birisi; cezaevi görevlilerinin veya kolluk kuvvetlerinin muayene esnasında odada bulunmak istemeleri ve kelepçenin çıkarılmaması konusundaki ısrarlarıdır. Muayenenin diğer kişilerin göremeyeceği ve duyamayacağı bir ortamda yapılması, muayene esnasında hekim ile muayene edilen kişinin yalnız kalmaları ve muayenenin hekim ve hasta ilişkileri çerçevesinde gerçekleştirilmesi esastır. Güvenlik güçleri hiçbir biçimde muayene odasında bulunmamalıdır. Hekimin mahkum ve tutukluyu muayenesi esnasında kişinin içinde bulunduğu her türlü kısıtlılık ortadan kaldırılmalıdır. Hekim asla kişiyi kelepçeli, yatağa zincirlenmiş veya benzeri bir durumda muayene ve tedavi etmemelidir. Muayene odası sadece hekim ve hastaya ait bir ortamdır. Burada hekim öncelikle kendi mesleğini yürütmekle görevlidir. Hekim ne kolluk görevlisi ne savcı, ne hakimdir. Aslolan hekimliktir. Kolluk kuvvetleri bu odanın dışında güvenlik tedbirlerini almak zorundadır. Hekimlik mesleğinin nasıl yapılacağı konusu hukuki ve adli hükümlere göre değil hekimliğin evrensel değerleri, TTB Hekimlik Meslek Etiği Kuralları, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü, Hasta Hakları Yönetmeliği, Uluslararası Sözleşmelerde ve İstanbul Protokolü’nde tanımlanmıştır. Bir insanın tutuklanmış olması, özgürlüğünden mahrum etmek dışında bir yaptırımla karşılaşmasının gerekçesini oluşturmaz ve diğer haklarının elinden alınmasının zeminini yaratmaz. Kelepçeli, gözetim altında muayene hasta haklarının, insan haklarının ihlalidir ve bu dayatmadan vazgeçilmelidir” ifadelerine yer verdi.
 
  ''Konunun takipçisiyiz” 
İnsan Hakları Derneği Marmara Bölge Temsilcisi Hayrettin Pişkin ise; “Anladığımız kadarıyla doktor, kendi örgütünün beyannamesine uygun davranmış. Tutanağın tutulmasının ardından ise idari soruşturma açılmalı. Savcılık ‘görevi kötüye kullanma’ suçu ile ilgili idari soruşturma başlatmalı. Bizler olayın takipçisiyiz. Biz konuyu bekliyor ve gözlemliyoruz. Söz konusu başçavuş hakkında idari soruşturma açılmasını bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.