.

Sağlık Bakanlığı, Yetkilerini Kullanmalı..

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun ile belirlenen ilkelere aykırı yayınların önlenmesine yönelik daha etkili bir ceza müeyyidesi planladıklarını bildirdi.

Sağlık Bakanlığı, Yetkilerini Kullanmalı..



Gıda takviyelerini ilaç gibi tanıtan ve izleyiciyi yanıltan kanallara çok sayıda müeyyide uyguladıklarını belirten Dursun, bu tür ihlallere verilen cezaların en düşüğünün 10 bin lira olduğunu vurgulayarak, 'Bu rakamın 50 bin lira, 100 bin lira gibi biraz yukarı çekilmesi ve bir yıl içinde, bir konuda ısrarla ihlal yapmaya devam eden kuruluşun lisansını belli bir süre için geri alma ya da iptal etme gibi bir müeyyidenin etkili olacağını düşünüyoruz" dedi.

RTÜK Başkanı Davut Dursun, kurumun çalışmalarıyla ilgili AA muhabirlerinin sorularını cevapladı.Dursun'un cevapları şöyle:

-"İzdivaç programlarını normal gören de tepkiyle karşılayan da var"-

Soru: Aile yapısını olumsuz etkilediği savunulan izdivaç programlarıyla ilgili RTÜK ne yapmayı planlıyor?

Dursun: İzdivaç programlarıyla ilgili zaman zaman ihlal tespit ediliyor ve bu ihlalleri biz üst kurul gündemine alıyoruz. Üst kurulda ihlal yönünde karar çıkarsa müeyyide uyguluyoruz. Geçtiğimiz haftalarda, üç ayrı televizyonda yayınlanan bu programlarla ilgili tarama yapılmıştı. Bu tarama sonunda ihlal olduğuna ilişkin raporlar görüşülmüş ve belli açıdan müeyyide uygulanmasına karar verilmişti. Dolayısıyla 'izdivaç programlarıyla ilgili bir şey yapılmıyor' şeklinde bir iddia doğru olmaz ama şöyle bir sonuç var: izdivaç programları toplumun belli kesimlerinde tepkiyle karşılanıyor doğru ama belli kesimlerde de normal karşılanıyor. Biz herhangi bir programın ihlal içerip içermediğine, yasada düzenlenmiş ihlal kuralları açısından bakıyoruz. O kurallar açısından ihlal olması durumunda müeyyide uyguluyoruz.

Soru: Eşli yarışmalarla ilgili ne gibi şikayetler geliyor?

Dursun: Programlarla ilgili şikayetlerden kaynaklanan incelemeler oluyor ama şikayet olmasa bile uzmanlarımız tarafından zaten izleniyor. Orada tespit edilen bir takım ihlaller de oluyor. Üst kurula bu konular zaman zaman geliyor. O yüzden de yine sistematik biçimde müeyyideler uygulanıyor. Bu ihlallerde genellikle insan onuru açısından, eleştiri sınırlarının ötesinde kişiyi küçük düşürücü yayın yapma, gizli reklam ve küfürlü konuşmalardan dolayı olabiliyor.

-"Dizilere uygulanan müeyyidelerde eleştirilecek bir şey yok"-

Soru: RTÜK, dizilere, özellikle Behzat Ç. ve Muhteşem Yüzyıl'a uyguladığı müeyyidelerden dolayı eleştiri aldı. Bu eleştiriler haklı mı sizce?

Dursun: Her şey eleştirilebilir, biz kararlarımızı savunuyoruz. Orada eleştirilecek bir şey yok. Behzat Ç'ye uyguladığımız müeyyidelerde niye eleştiriliyoruz, oradaki yanlış nedir? Yanlış olduğunu düşünmüyorum. Eleştiriler gereksiz gibi geliyor bana. Eleştiri yapanlar şu açıdan baksın, uygulanan müeyyidenin yasal bir dayanağı yok mu? Bir keyfilik, yanlışlık var mı? Meseleye şöyle bakmak gerekir: kanun koyucu Türkiye'de yayın yapacak kuruluşların, yayınlarda dikkat etmesi gereken ilkeleri tek tek saymış. Sen bu ilkelere uymamışsın, RTÜK de bu ilkelere uymadığından seni uyarmış. Burada hata nerede? Hukuka uyacaksak, yayıncıların da hukuka uymaları gerekiyor.

-"Spor programlarındaki ihlaller azaldı"-

Soru: Televizyon Yayıncıları Derneği ile Spor Programları Rehber İlkeleri belirlediniz. Şu anda gelinen durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ilkeler, spor programlarında yaşanan olumsuzlukları azalttı mı?

Dursun: Rehber ilkelerimizi geçen hafta Televizyon Yayıncıları Derneği Başkanıyla düzenlediğimiz bir basın toplantısında duyurmuştuk fakat rehber ilkelerini duyurmamıza kadar, aralık ayında yaptığımız değerlendirme toplantısından sonra bu nitelikteki programlardaki ihlallerin hızlı bir şekilde azaldığını, kimisinin de ortadan kalktığını gördük. Bundan dolayı da seviniyoruz. Bazı problemler zaman zaman yine oluyor ama bu rehber ilkeler sadece bizim tarafımızdan belirlenen ve yayıncılara dayatılan ilkeler değil, yayıncıların da katkılarıyla oluşturulmuş ilkelerdir. Yayıncıların bu rehber ilkelere uyması durumunda, spor programlarıyla ilgili şikayetlerin azalacağını düşünüyoruz.

Soru: Başka program türleri için de benzer bir çalışma yapılması planlanıyor mu?

Dursun: Daha önce haberler için özellikle böyle bir çalışma yapmıştık ve ondan da olumlu bir netice elde etmiştik. Biz RTÜK olarak şöyle bakıyoruz meseleye, yayıncılarla RTÜK bir ortak çalışma sonuncunda düzenlemeleri yapmalı. Ayrıca denetlemeler de ortak yapılmalı. Bu yöntemin daha başarılı olduğunu mütalaa ediyoruz. O sebeple birtakım sorunları, tek yanlı olarak sadece RTÜK'ün belirleyeceği ilkelerin dayatılması şeklinde değil de yayıncıların da eğilimlerini, katkılarını, bu konudaki düşüncelerini alarak yapmayı tercih ediyoruz. Böylece daha verimli sonuçlar alabileceğimizi düşünüyoruz.

-Gıda takviyesi mi, ilaç mı?-

Soru: Bazı televizyon kanallarında gıda takviyesi, zayıflama ilaçları gibi bazı ürünlerin reklamları yer alıyor. RTÜK'ün zaman zaman müeyyide uygulamasına rağmen reklamlar hala devam ediyor. RTÜK nasıl bir denetim uyguluyor?

Dursun: Burada ciddi bir problemimiz var. Aşağı yukarı bir senedir bu konuyla ilgili mücadelemiz sürüyor fakat bu sorunun çözümü sadece RTÜK'ün yayın kuruluşları tarafından yapılan reklam veya tanıtım türü programlara uygulayacağı cezalarla çözümlenebilecek gibi gözükmüyor. Bu konunun Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Reklam Kurulu ve RTÜK tarafı var. Dolayısıyla birkaç ayrı tarafı olduğundan koordinasyonda bazı problemler yaşanıyor.

Oradaki temel problem şu: eğer bir şey reçeteyle satılan ilaçsa dünyanın hiçbir yerinde bunun reklamı mümkün değildir. Eğer bir şey reçetesiz satılabilen ilaçsa bunun reklamı mümkün ancak bunun reçetesiz ilaç olduğunu Sağlık Bakanlığının belirlemesi gerekiyor. Eğer bir şey gıda takviyesi ise o zaman bunun ilaç gibi pazarlanması, tanıtılması ve reklamının yapılması mümkün değil. Gıda takviyesi olan bir şeyin, şu hastalığı iyileştirir gibi birtakım endikasyonlar belirtilerek pazarlanması, bizim açımızdan, yapılan reklamın veya tanıtımın aldatıcı, yanıltıcı rakam olarak değerlendirilmesi demektir. O nedenle biz o nitelikteki gıda takviyelerinin ilaç adı altında ilaç gibi endikasyon belirtilerek satılmasının yanıltıcı olduğunu düşünerek, onlara ceza uyguluyoruz.

-Sağlık Bakanlığı, yetkilerini kullanmalı-

Bazen de bir takım programlar içinde, baştan sona belli bir ürünün tanıtımına yönelik reklamlar var. Biz onları da gizli reklam diye mütalaa edip ceza uyguluyoruz. Fakat sadece bizim mücadelemizin yeterli olmadığını düşünüyorum. Bu konuda Sağlık Bakanlığının kendi yasasından, mevzuatından kaynaklanan bu tür ürünleri toplatma, reklamları yasaklama gibi yetkileri var. Bu yetkileri kullanması gerekiyor. Belki Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının kendi lisansıyla üretilen bu ürünlerin gıda takviyesi olarak değil ilaç olarak pazarlanmasına da karşı çıkıp, karşı bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Bu komplike bir problem. Sadece bizim çabamızla önlenmesi mümkün değil.

İnternet Teknolojisi Online Özel Haber Servisi > Haberin devamı için TIKLAYINIZ.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.