.

Sağlık Bakanı'nın Yabancı Doktor Ve Hemşire Açıklaması

Sağlık Bakanı Recep Akdağ ‘tam gün’ ve ‘yabancı hekim’ uygulamalarını Vatan’a anlattı.

Sağlık Bakanı'nın Yabancı Doktor Ve Hemşire Açıklaması



TAM GÜN konusunda doktorlarımıza öfkeli değilim. Doktorların başımın üzerinde yeri var. Onlarla sorunum falan yok. Doktorlar bu ülkede fedakarlıkla hizmet eden sayıları da az olduğu için, üstlendiği iş yükü çok yüksek olan bir meslek erbabıdır. Ne kadar çok kazansalar ben o kadar çok kazansınlar isterim. Ama vatandaştan alarak olmaz.
 
YABANCI doktorların Türkiye’de çalışabilmesi için “denklik” ve “Türkçe bilme” koşulları aranacak. İlk aşamada yabancı doktorlar özel hastanelerde görev alacak. Türkiye’deki okullardan mezun 2-3 bin yabancı doktor çalışmaya başlayacak. Bu iş krizdeki komşuya da yarayabilir. Türkçe bilen Yunan doktorlar gelmek için can atabilir.
 
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yoğun tartışmalara neden olan “yabancı hekim” ve “tam gün” uygulamalarını VATAN’a anlattı. “İthal doktor” diye nitelenmesine tepki gösteren Akdağ, ilk aşamada Türkiye’deki okullardan mezun olan 2-3 bin yabancı uyruklu doktorun çalışmaya başlayacağının tahmin edildiğini belirterek krizdeki komşuya da iyi haber verdi: “Yunanistan’da Türkçe bilen doktorlar da yakında Türkiye’ye gelmek için can atabilir.” Yabancı doktorların Türkiye’de çalışabilmesi için “denklik” ve “Türkçe bilme” koşulları aranacağını açıklayan Akdağ, kariyer şartının ise henüz netleşmediğini, şartları YÖK’ün belirleyeceğini söyledi. Yabancı doktorların devlet hastanelerinde değil özel hastanelerde çalışabileceğini anlatan Akdağ, ilk aşamada Türkiye’de tıp eğitimi alan yabancı uyrukluların Türkiye’de kalmayı tercih edeceklerini tahmin ettiklerini kaydetti. Doktor sayısının artması gerektiğini ilginç istatistiklerle savunan Akdağ, “Türkiye yabancı doktora cazip gelir mi?” sorusunu ise “Hem de nasıl” diye yanıtladı. Akdağ’a yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:
 
‘Daha çok kazansınlar ama vatandaştan alarak olmaz’
 
-Tam gün büyük gürültü kopardı ama sözleşmeyle çözüme bir adım atıldı galiba...
 
‘Hizmet bitti, hastalar mağdur’ dediler. ‘Nerede hasta hizmetinde boşluk varsa bildirin’ dedik. 400’e yakın vatandaşımız aradı ve ‘Yeterince hizmet alamıyorum’ dedi. Büyük kısmını çözdük. Az bir kısmı ‘Ben o hoca olmazsa bu hizmeti istemiyorum’ dedi. Artık o hoca ile kendi arasındadır. Ben birşey yapamam.
 
-Sıkıntılı hastane var mı?
 
Hayır, bize ulaşan yok.
 
-Ayrılan hekim sayısı kaç?
 
Yüzlerle ifade ediliyor. Sorun bütün vatandaşı ilgilendiren yaygın bir sorun değil. Bu birkaç üniversiteyi ilgilendiren bir sorun. Tartışma sayıları az bir grup aradaşımızın sorunu.
 
-“Rant, ticaret ilişkisini üniversiteden çıkarmak istiyoruz” dediniz. Eski fotoğrafta böyle bir durum mu vardı?
 
Yok muydu? Ben de söylüyorum. Vatandaşa gidip sorun cevabın verir o size.
 
‘Orası hocaların hastanesi değil’
 
-Muayene ücreti 3 bin olan doktorlardan da söz ediliyor...
 
Onu bilemem. Ama üniversite hastaneleri milletin hastanesi. Artık gözümüzü açalım, uyanalım. Buralar ne oradaki yöneticinin, ne oradaki hocanın hastanesi. Milletin hastanesinde millete hizmet vermek için muayenehanede nasıl para alıyorsun sen?
 
-Performans eleştirileri?
 
“Performans olmasın sabit maaş olsun” diyorlar. Muayenede performans oluyor da burada niye olmuyor? Şimdi siz, “Bakan doktorlara karşı öfkeli” diyeceksiniz ama öyle değil. Doktorların başımın üzerinde yeri var. Onlarla sorunum falan yok. Doktorlar bu ülkede fedakarlıkla hizmet eden sayıları da az olduğu için üstlendiği iş yükü çok yüksek olan bir meslek erbabıdır. Ne kadar çok kazansalar ben o kadar çok kazansınlar isterim. Ama vatandaştan alarak olmaz.
 
-Özelde çalışsın, yollarını ayırsınlar mı?
 
Kaç lira alacaksa alsın. Ama devletin üniversitesi, hastanesiyle o paranın ilişkisi olmasın. İnsanların yüzde 97’si bir muayehaneye gidip ilave para ödeyecek durumda değildir. Ankara’da bir üniversite hastanesine kadın eşini getiriyor. 3 ay sonrasına beyin ameliyatı için randevu veriyorlar. “Kocam bekleyemez” deyince, “Hocaya yaptırın” diyorlar. Vezneye gidiyor, “3 gün sonrasına randevu veririz ama 2 bin lira vermeniz gerekiyor” dendiğinde kadın veznenin önüne oturuyor, hüngür hüngür ağlamaya başlıyor. Ben bu tabloya razı olacak bir Bakan değilim. Hükümetim de Başbakanım da öyle. O kadının ağlamasını durdurmak için Sağlık Bakanıyım. Koltukta oturmak için Bakanlık yapacaksam bu kadar çileyi çekmeye değer mi? Onun yerine gidip Remziye(küçük kızı) ile keyif yapmak daha iyidir.
 
Tıp kontenjanı katlanacak
 
-İthal doktorları da sormak istiyorum...
 
“İthal” demeyin konuşalım. “Yabancı uyruklu doktorlar” diyelim.
 
-Artık kapı açıldı. Ama büyük endişeler var. Dünyanın az gelişmiş ülkelerinden gelecekler iddiası var...
 
Bu ülkenin kurumlarına olan güvensizliği gerçekten anlayamıyorum. Bırakın yabancı uyrukluyu; Türk vatandaşısınız, yabancı bir ülkede okumuşsunuz. Türkiye’de hekimlik yapma hakkınız var ama diplomanızın denkliğini almak için bayağı deveye hendek atlatmak zorundasınız. Bunlar boş laflar. Türkiye’nin doktor ihtiyacı var mı yok mu? 
-Ne kadar açık var? 
Avrupa bölgesinde her 100 bin kişiye 340 doktor düşüyor. Türkiye’de sayı 156. Bu doktorların üzerinde büyük bir iş yükü oluşturuyor. Hem doktorlarımız iş yükünden eziliyor, hem vatandaşa istediğimiz kadar vakit ayıramıyoruz. Sistemi ne kadar iyileştirirseniz iyileştirin bir hastaya ayrılan süre 4.5 dakikadan 9 dakikaya çıktı. Bunun 15-20 dakikaya ulaşması lazım. Ama şansım yok çünkü sayım belli. 
-“Dağılım dengesiz” diyenler de var... 
Rakamlar ortadayken “Hekim sayısı yeterlidir” demeye kimin hakkı vardır. Tüm bu Avrupa ülkelerinin kafası çalışmıyor, bir tek Türkiye’deki TTB’nin kafası çalışıyor. Dengeli dağılıma gelince; Her yüz 100 kişiye düşen uzman hekim sayısı Avrupa bölgesinde 272, Türkiye ortalaması 86. Yani üçte biri. Ankara uzmanın en çok olduğu şehirdir: 173, yine bunların gerisinde. Ağrı 38. Ben 38’i 86’ya ulaştırmaya çalışsam Ankara’dan alıp vereceğim ki olup olacağı 86’dır zaten. 86’yı 272 ile kıyaslayın. Hani doktor sayısı yeterliydi? 
-Öğrenci sayısı artacak mı? 
Asıl amaç budur. Bu sene tıp fakültesi kontenjanı 9 bin 200. YÖK’e 12 bine çıkması lazım diyoruz. Geldiğimizde 4 bin 500’ler civarındaydı. 2’ye katladık ama 3’e katlanmalı. 2023’e kadar şöyle az da olsa hekim yükünü azaltacak, vatandaşa yetecek hekim sayısı oluşmalı. Gençlerimiz var, okumak isteyenlerin önünü niye açmıyoruz? 
156 
Avrupa’da 100 bin kişiye 340, Türkiye’de 156 doktor düşüyor. 
9 DAKİKA 
Doktorun hasta başına ayırabildiği süre. 
‘Yunanlı doktorlar bize gelmeye can atabilir’ 
-Yabancı hekimlerin gelme şartları nasıl düzenlenecek? 
Dışardan geleceklerle birlikte Türkiye’de mezun olanlar var. 2-3 bin kişi olduklarını tahmin ediyoruz. Bir kısmı kaçak çalışmaya gayret ediyorlar. Türkçe’leri gayet iyi. Hacettepe’de okumuş, uzman olmuşlar ama çalışamıyorlar. Neden çalışmasınlar? 
Türkiye’deki koşullar yabancı doktora cazip gelir mi? 
Hem de nasıl. 
-Yunanistan krizde. Oradaki doktorlardan ilgi olur mu sizce? 
Türkçe bilen Yunanlı doktorlar Türkiye’ye gelmeye yarın can atabilirler. Yunanlı gelmezse Iraklı geliyor, Ortadoğulu geliyor. Nerede eğitim almış olursa olsun, önemli olan denkliği vermesi ve Türkçe bilmesidir. Özel hastanelerde sağlık turizmi başladı. Buna bir taraftan seviniyorum. Çünkü Türkiye’ye para giriyor. Öbür taraftan endişe ediyorum çünkü doktor sayısı yetersiz. Oraya doktorlar kaydıkça ‘Vatandaşıma hizmet edecek doktor, hemşire bulamayacağım. Onun için özel hastaneleri kısıtlıyoruz, “belli ölçüde büyüyeceksiniz” diyoruz. Bunun önünü açtıktan sonra örneğin, “doktorların üçte birini yabancı uyruklu olarak getirenler planlamadan muafsınız, yatak sayınızı artırın, sağlık turizmi oluşturun” diyeceğiz. 
-Yunanistan’a çağrı yapmış olur musunuz? 
Neden olmasın. Türk doktorları dünyanın her yerinde hizmet ediyor. Sanmayın ki Avrupa’daki ya da ABD’deki doktorların hepsi Amerikalı veya Avrupalı. Doktorların artık dünyada önemli bir kısmı Hintli, Pakistanlı, Filipinli, Ortadoğulu... Onlar çalıştırıyor da ben neden çalıştırmayacağım? İngilizlerden, Amerikalılardan çok mu akıllıyız? 
-Peki iyiyse direniş neden? 
Bir kısmı inattan. Yanlış yaptım diyemiyorlar. İkincisi, “Sayı artarsa kazanç azalır”ı pompalıyorlar. Bu da doğru değil. Türkiye’de 80 bin doktor daha olsa, brüt 10 bin lira verseydik, yılda 10 milyar TL yapar. Hemşireleri eklerseniz 18 milyar TL. artıyor. 2023’ü alırsak 85 milyon nüfusla kişi başı bu rakam yaklaşık 120 dolar ek yük getirir. Şu anda kişi başı sağlık harcamamız yıllık 550-600 dolar. Bunu yapamayacak bir ülke miyiz? 
-ABD ve İngiltere’den bir doktor neden bizi tercih etsin? 
Şu anda erken, kaç kişiye cazip gelebilir bir sayı vermek mümkün değil. Özel hastanelerde sağlık turizmi giderek gelişiyor. Gelen doktorlar özel hastanelerde çalışacaklar. Örneğin ABD’den bir cerrah şartları uygunsa Türkiye’den özel bir hastaneyle anlaşıp ameliyat için gelebilecek. 
-Türkiye’den mezun olacak 3 bin doktor var dediniz, bunlar hangi ülkelerden ? 
Türki cumhuriyetler, Filistin, Suriye, Mısır, Azerbaycan, Pakistan, Kazakistan, bazı Balkan ülkelerinden de var. 
-Yabancı doktorlar devlet hastanelerinde çalışabilecekler mi?
Çalışamayacaklar. Şu anki düzenleme özel hastanelerde çalışmalarını öngörüyor. 
-İlerde olabilir mi? 
Bunu söylemek için çok erken. 
-Tam gün düzenlemesi yapıldığında, yabancı doktorlar da bu kapsamda olacak mı? 
Şu anda biliyorsunuz o çalışma sürdürülüyor. Ayrıca tüm yabancı doktorlar kapıda bizi bekliyor, açılınca hepsi birden içeri girecek diye şey söz konusu değil. Hizmet alımı nasıl olacak, düzenleme kimi kapsayacak, doçent mi olacak profesör mü henüz bunlar belirleniyor. 
-Kaç kişi bekliyorsunuz? 
Kişi tahmini yapmıyoruz. Ama tekrar edeyim. İlk aşamada 3 bin civarında denklik problemi olmayan, buradan mezun ve Türkçe bilen doktorun resmi olarak çalışmaya başlayacağını tahmin ediyoruz, 
-Türkçe konuşan ülkelerden ilgi fazla olabilir mi? 
Türkçe konuşan ülkelerinde denklik problemi var. 
-Doktorlar gelmek için size mi başvuracaklar? 
O düzenleme henüz yapılmadı. Şartları YÖK belirleyecek. 
‘ABD Hintli, Iraklı çalıştırıyorsa ‘ben neden çalıştırmayayım’dedi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.