.

Psikologlarla İlgili Düzenlemeye Tepki

SES

Psikologlarla İlgili Düzenlemeye Tepki



SES AÇIKLAMASI

Sendikamız, psikologlarla ilgili düzenlemenin psikologları mağdur edeceğini ve önerilerimiz doğrultusunda değiştirilmesi talebi ile TBMM de ilgili komisyonlarda bulunan AKP, CHP, MHP ve BDP grup başkanvekillerine bir yazı yazmıştır.

BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

Madde 9- 11/04/1928 ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanuna aşağıdaki madde eklenmiştir.

"Ek Madde 13 - (1) a) Klinik psikolog, psikoloji veya (*1) psikolojik danışma ve rehberlik lisans eğitimi üzerine sağlık alanında ve (*2) klinik ortamlarda klinik psikoloji yüksek lisansı veya klinik psikoloji yüksek lisansı (*3) üzerine klinik psikoloji doktorası yapan sağlık meslek mensubudur. (*6)

Klinik psikolog, nesnel ve yansıtmalı ölçüm araçları, gözlem ve görüşme teknikleri kullanarak psikolojik değerlendirme ile uluslararası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ve Sağlık Bakanlığının uygun bulduğu durumlarda psikoterapi işlemleri yapar. Hastalık durumlarında ise ancak ilgili uzman hekimin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirir.

Psikoloji veya psikolojik danışma ve rehberlik lisans eğitimi üzerine ilgili mevzuatına göre sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş psikologlar sertifika alanlarıyla ilgili tıbbi(*4) uygulamalarda görev alabilirler.

Klinik psikologların, uzman hekimin teşhis ve yönlendirmesiyle ya da bağımsız olarak yapabilecekleri mesleki uygulamalar, bu fıkradaki prensipler çerçevesinde yönetmelikle belirlenir. 

ÖNERİLERİMİZ


Ek Madde 13- (1/a ) Psikologlar, fakültelerin 4 yıllık psikoloji bölümünden mezun olurlar. Psikologlar, nesnel ve yansıtmalı ölçüm araçları kullanarak, koruyucu ruh sağlığı, tarama, yönlendirme, psikoeğitim, psikososyal destek/rehabilitasyon ve özel eğitim gibi temel psikolojik hizmetleri veren sağlık meslek mezunudur.(*6) Mesleklerini serbestçe icra edebilirler. (*7)


Klinik psikolog ise; ( *1) psikoloji bölümü lisans eğitimi üzerine (*2) klinik ortamda stajı içeren, klinik psikolojisi alanında yüksek lisans (*3) derecesi almış sağlık meslek mensubudur.


Klinik psikolog, nesnel ve yansıtmalı ölçüm araçları, gözlem ve görüşme teknikleri kullanarak psikolojik değerlendirme ile uluslar arası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ve Sağlık Bakanlığının uygun bulduğu durumlarda psikoterapi işlemleri yapar. Hastalık durumlarında ise ancak ilgili uzman hekimin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirir.

 

Psikoloji lisans eğitimi üzerine ilgili mevzuatına göre sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş psikologlar sertifika alanlarıyla ilgili (*4) uygulamalarda görev alabilirler. 

Klinik psikologların, psikologların uzman hekimin teşhis ve yönlendirmesiyle ya da bağımsız olarak yapabilecekleri mesleki uygulamalar, bu fıkradaki prensipler çerçevesinde yönetmelikle belirlenir.


MADDE 11- 11.04.1928 1219 sayılı kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. 
"Geçici Madde 13-(1) Bu maddenin yayımı tarihi itibariyle sağlık kuruluşlarında ruh sağlığı hizmet ve uygulamalarında Bakanlıkça belirlenen sürelerde çalıştığını ve belli bir uygulamanın tecrübesini kazandığını belgeleyen psikologlara (psikoloji lisans derecesine sahip olanlara) Bakanlıkça açılacak sertifika ve sınavlarda başarılı olmak kaydıyla klinik psikolog olarak (*5) tıbbi uygulamalarda görev alma yetkisi verilir.


(2) Bu maddenin yayımı itibariyle odyoloji ile dil ve konuşma terapistliği alanlarında yüksek lisans veya doktora eğitimi yapmış bulunanlar ile bu alanda yüksek lisans veya doktora eğitimine devam etmekte olanlardan eğitimlerini tamamlayanlar yüksek lisans veya doktora eğitimi yaptığı alanda unvan kullanabilirler.


(3) Bu Kanunun ek 13 üncü maddesinde belirtilen yönetmelikler yürürlüğe konuluncaya kadar mevcut ikincil düzenlemelerin bu kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulamasına devam edilir

 

DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZİN GEREKÇESİ:

 

*1. Önerilen maddede psikolojik danışma ve rehberlik alanıyla ilgili ifadelerin çıkarılması YÖK, Üniversiteler Arası Kurul ve Danıştay kararları gereği yerine getirilmiştir. (İlgili kararlar ekte sunulmuştur.) Eğitimde Psikolojik Hizmetler, Psikolojik danışma ve rehberlik ve ya rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü mezunlarına 2547 sayılı kanunun 2880 sayılı kanun ile değişik 43b maddesi uyarınca psikolog unvanı verilmesinin uygun olmayacağına, rehber öğretmen unvanın kullanılacağına karar verilmiştir.

Yasa önerisinde görüldüğü gibi, bu öneri bir meslek yasası olmaktan uzak yalnızca klinik psikolog tanımını içermektedir. Bu yasa taslağı yasalaşırsa, psikoloji mezunları kelimenin tam anlamıyla meslek unvanına sahip olmaktan çıkartarak birer teknisyene dönüştürülecektir. Ayrıca; bu öneri Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bugün 4 yıl okuyan mühendislik yapabiliyor, 4 yıl okuyan savcılık, hâkimlik yapabiliyor ama bizim bu hakkımız elimizden alınıyor. Bu yasa tasarısıyla diğer meslek gruplarının lisans eğitimleri yeterli görülürken, psikoloji mezunları yetersizlikle itham edilmektedir. Önerinin 13 maddesinin b-c-d maddesinde görüleceği gibi fizyoterapist, odyometrist ve diyetisyenlerin lisans mezunu olarak Sağlık Bakanlığı Hastanelerinde çalışmaları yeterli görülürken, Sağlık Bakanlığı’nda çalışacak olan psikologlarda yüksek lisans şartı aranmaktadır. Bu da anayasanın eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. Halen 700 den fazla psikolog klinik psikoloji alanında yüksek lisans derecesi olmaksızın Sağlık Bakanlığı Hastanelerinde klinik psikolog statüsü ile çalışmaktadır. Yapılacak düzenleme bu kurumlarda çalışan arkadaşlarımızı bu unvanları da elinden almaktadır.

Bugüne kadar kamu personeli atamalarında hiçbir kadro için yüksek lisans şartı aranmazken, Sağlık Bakanlığı’nda çalışacak psikologlar için bu şart getirilmek istenmektedir. Devlet Personel Başkanlığının 09/05/2007-8128 tarih sayılı mütalaasında;  Nitelik Kod Kılavuzunda öğrenime ilişkin koşullar Yükseköğretim Kurulu Kararlarında belirtildiği üzere unvanların Lisans seviyesinde kazanılacağı, lisansüstü öğrenimlerin ise bu unvanların değiştirilemeyeceği dikkate alınarak lisans, önlisans ve ortaöğretim olarak belirlenmiştir. .

 

Biz, Psikoloji lisans mezunları ya da Klinik Psikoloji alanda yüksek lisans yapamamış ve başka alanlarda yüksek lisans yapmış  Psikoloji mezunları olarak asla klinik yüksek lisans yapmaya karşı değiliz; ancak her yıl bu programı açmış üniversitelerin 5–10 kişinin kabul ettiği yüksek lisans programlarına katılmak da neredeyse imkânsızdır. (Mesela; Hacettepe ve Ankara Üniversiteleri Klinik yüksek lisans programlarına geçen sene 5'er kişi almışlardır, bu yasayla bağlantılı olarak lütfen düşünün kaç kişi klinik psikolog unvanı alabilir ve hastanelerde görev yapabilir.)

Üstelik akademik kariyer tek başına sahada (hastanelerde, kliniklerde) çalışmak içinde yeterli olmamalıdır. Ayrıca, bir grup akademisyen kontrolündeki Türk Psikologlar Derneği (TPD) fahiş fiyatlarla lisans mezunlarına sertifikalar vermektedir (Ağustos 2010'da sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan yönetmelikle bunun önüne geçilmesi için ilk adım atılsa da mevcut durum halen devam etmektedir).

 

*2. "Sağlık, klinik ortamlarda" ifadesi, YÖK mevzuatını yeterince kapsamayan belirsizlikler içermektedir. Klinik Psikoloji Programları, Klinik Psikolog öğretim üyeleri tarafından yürütülmeli ama bu maddenin amacı olduğu anlaşılan "klinik ortamlarda stajı" içermelidir. Bu nedenle klinik ortamda stajı içeren ve yüksek lisans derecesi almış ifadeleri açık olarak önerilmiştir. 

*3. Klinik Psikolog unvanı için; Psikoloji Lisans Eğitimi + Yüksek Lisans almak yeterlidir.


*4. Tıbbi bir uzmanlık alanı ile sınır karışıklığı olmaması açısından Psikologlar ile ilgili cümlede geçen "...sertifika alanlarıyla ilgili tıbbi uygulamalarda görev alabilirler"deki "tıbbi" uygulamalar ifadesinin çıkarılması uygun olacaktır.: "...sertifika alanlarıyla ilgili uygulamalarda görev alabilirler" ifadesi önerilmiştir.


*5. "Geçici Madde 13- (1) Bu maddenin yayımı tarihi itibariyle sağlık kuruluşlarında ruh sağlığı hizmet ve uygulamalarında Bakanlıkça belirlenen sürelerde çalıştığını ve belli bir uygulamanın tecrübesini kazandığını belgeleyen psikoloji lisans derecesine sahip olanlara, Bakanlıkça açılacak sınavlarda başarılı olmak kaydıyla klinik psikolog olarak uygulamalarda görev alma yetkisi verilir.

Ayrıca; tıpkı Avrupa'da olduğu gibi Klinik Psikolog unvanı almak için sadece akademik kariyer aranmamalı Sağlık Bakanlığının 2 seneye yayılmış Hizmet içi eğitimleriyle de bu yapılabilmelidir. Yıllarca hastanelerde çalışan ve mesleki alanda bilgi ve beceri kazanan psikologların mağdur olmaması da bu teklifte göz önüne alınmalıdır. Sağlık Bakanlığının halen aile hekimi olarak çalışan pratisyen doktorların Aile Hekimliği unvanı elde etmeleri konusunda yaptığı hazırlıkların bir benzeri burada da yapıla bilinir. (Avrupa'da Psikologların sağlık alanında serbest olarak çalışma hakkı elde etmek için 3 yıl fakülte artı 2 yıl yüksek lisans veya karşılığı ders saati kadar hizmet için eğitim artı 1 yıl da süpervizyon yapmaları gerekir; 3+2+1. Kaynak: EFPA)

*6. Yasa tasarısı psikoloji mezunu olanların sağlık meslek elemanı olmadığını söylüyor. Bu kabul edilemez. Klinik Psikoloji farklı bir meslek değil bir mesleki uzmanlaşmadır. Nasıl hastanelerde Pratisyen hekim ve uzman hekim çalışabiliyorsa psikolog ve klinik psikologlarda hastanelerde çalışabilmelidir. Eğer psikologlar sağlık meslek mensubu değildir denirse bugün için Sağlık Bakanlığında çalışan pek çok psikologun kazanılmış hakları elinden alınacaktır. Yukarıda belirttiğimiz gibi unvanlar lisans seviyesinde kazanılır.

*7. Yasa önerisinde klinik psikolog olmayan 4 yıllık fakülte mezunu psikologların görev tanımları ve psikolog unvanı ile serbest çalışmaları hakkında bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle bu yasa tasarısında bu konudaki eksiklikte giderilmelidir.
MMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, sağlık çalışanlarının 19-20 Nisan günlerinde gerçekleştireceği eyleme TMMOB’nin desteğini 7 Nisan 2011 tarihinde yaptığı açıklamayla duyurdu.

 

TMMOB 19–20 NİSAN‘DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI VE TTB İLE BİRLİKTE OLACAK

TMMOB, "19-20 Nisan‘da çalışmayacağız. Hastalarımıza -üzülerek söylüyoruz ki- bakmayacağız/sağlık hizmeti sun(a)mayacağız." diyen TTB‘yi ve bu ülkenin sağlık çalışanlarını sevgiyle, dostlukla selamlamaktadır.

Bu ülkenin hekimleri ve her düzeydeki sağlık çalışanları; giderek kötüleşen çalışma koşullarına, güvencesiz çalışma biçimlerine zorlanmalarına, yapılan yasa, yönetmelik vb. düzenlemelerle yaratılan belirsizlik ortamına, yöneticilerin çalışanlara yönelik hürmetsiz ve halka hedef gösteren söylemine, kapıda bekleyen/durumu daha da kötüleştirecek yasa tasarılarına, sağlık ortamının ticarileştirilmesine, piyasalaştırılmasına karşı çıkıyorlar.

Bu ülkenin hekimleri ve sağlık çalışanları; Türkiye‘de yaşayan herkesle ortak: insanca yaşamak istiyor, piyasaya düşürülmüş bir sağlık hizmetinin "oyuncusu", düşük ücretle/güvencesiz/uzun süre çalıştırılan bir "elemanı" değil, topluma adanmış mesleklerin onurlu üyeleri olarak görevlerini gelecek kaygısı olmadan yapmak istiyor. Sağlığın bir hak olduğu kabulüyle herkese sağlık, güvenli gelecek istiyor. Öncelik sırası olmaksızın; iş güvencesi, gelir güvencesi, can güvencesi, mesleki bağımsızlık, her türlü katkı-katılım payının kaldırılmasını istiyor.

TMMOB sağlık alanında örgütlü yapıların taleplerini kendi talebi olarak görmektedir.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği (TMRT-DER), Devrimci Sağlık İş Sendikası (DEV SAĞLIK İŞ), Sağlık Hizmetleri Sınıfı Çalışanları Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanlarının Sözü (SÖZ-SEN), Sağlık Teknisyen ve Teknikerleri Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUD), Tıbbi Laboratuvar Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (TÜM RAD-DER), Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), Türk Eczacıları Birliği (TEB), Türk Hemşireler Derneği (THD), Türk Tabipleri Birliği (TTB) diyorlar ki;

"Başta bütün sağlık kurumlarında çalışan, emekli olan, eğitim alanlar, çocuklarını bin bir emekle, fedakârlıkla nasıl yetiştirdiklerini bilen anne-babalar, halkımız, hastalarımız, siyasi parti, sendika, dernekler ve kuşkusuz genel seçimlerde aday adayı/aday olan bütün sağlıkçıların katılımını, desteğini bekliyoruz. 19-20 Nisan‘da kamu-özel bütün sağlık kuruluşlarına gelmeyerek, illerde duyurulan yerlerde yapılacak etkinliklere katılarak sağlık hakkına, herkese sağlık, güvenli gelecek talebine, kendileri için iş güvencesi, gelir güvencesine sahip çıkmalarını arzu ediyoruz."

Bir yandan sağlık çalışanlarının haklarının elde edilmesine, öte yandan hepimizin sağlık hakkının elde edilmesine yönelik bu etkinlik aynı zamanda TMMOB‘nin de etkinliğidir.

Bu ülkenin mühendisleri, mimarları, şehir plancıları ve onların örgütü TMMOB, 19-20 Nisan‘da "Çok Ses Tek Yürek Tek Ses Çok Yürek, Bu Bilek Bükülmeyecek!" diyen sağlık çalışanlarının ve TTB‘nin yanında olacaktır.
 
Mehmet SOĞANCI
TMMOB Yönetim Kurulu Başkan
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.