.

Migrenlilerin Yakın Akrabaları Migren Oluyor

Baş ağrısı toplumda en sık rastlanılan hastalıkların başında geliyor

Migrenlilerin Yakın Akrabaları Migren Oluyor



Görülme oranları yüzde 90’a ulaşan baş ağrısı şikâyetlerinin yüzde 90’ını da migren ve gerilim tipi baş ağrıları oluşturuyor. Uluslararası Baş Ağrısı Derneği’nin baş ağrılarını 14 ana grup ve yüzlerce alt grup olarak sınıflandırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Şükrü Torun “Doğrudan doğruya baş ağrısı olarak ortaya çıkan, altında yatan başka bir hastalıkla ilişkisi olmayan baş ağrıları birincil baş ağrılarıdır. Bunlar migren, gerilim tipi ve küme baş ağrılarıdır. İkincil baş ağrıları ise yüzde 10 oranında görülen, nedeni belli bir hastalığa bağlı olarak, beyin damar hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, beyin tümörleri, göz hastalıkları, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkan baş ağrılarıdır.” şeklinde konuşuyor.

IŞIK VE SES RAHATSIZ EDİYOR
En sık görülen baş ağrısı çeşidi olan migren kendine has özellikleri ile ayırt edilebiliyor. Genelde başın tek tarafında, bazen de iki taraflı olabilen ağrı zonklayıcı özellikte, orta veya şiddetli olarak görülüyor ve günlük işleri aksatıyor. Bulantı, bazen de kusmaya neden olabiliyor. Krizler (atak) halinde gelen ağrı 4 ila 72 saat sürüyor. "Auralı" tipinde ağrı başlangıcında, görme bozuklukları da olabiliyor. Baş hareketleri ve fiziksel aktiviteyle ağrı artarken, kişi ışıktan ve sesten rahatsızlık hissedebiliyor. "Auralı" dediğimiz, ön belirtili migrende belirtilerin çoğu görmeyle ilgili ortaya çıkıyor.  Doç. Dr. Şükrü Torun “Hasta, parlak ışıklar, zig zag çizgiler gördüğünü ya da görmenin bulanıklaştığını, bir alanda veya bir bölgede görme kaybı olduğunu söyler. Ayrıca kolda, bacakta uyuşma, baş dönmesi, konuşmayla ilgili bozukluklar da görülür. 20–30 dakika sürer ve ardından ağrı başlar. Çok ender olarak ağrı ortaya çıkmayabilir” diyor.

MİGRENLİLERİN YAKIN AKRABALARI DA MİGRENLİ OLUYOR
Çevresel faktörlerin genetik olarak yatkın kişilerin beyninde bir aktivasyon yarattığına ifade eden Doç. Dr. Şükrü Torun “Bu aktivasyon, beyin damarlarında genişleme yapar ve kimyasal maddeler açığa çıkar. Bunlar sinirleri uyararak ağrıya neden olurlar. Migrenlilerin yakın akrabalarında migren olma olasılığı yüksektir. Genetik bozukluk migrenin sadece bazı özel tiplerinde gösterilebilmiştir” diyor. Migreni tetikleyen faktörlerin başında yükseklik değişiklikleri, hava kirliliği, sigara dumanı, parlak ışık veya titreyen ışık, yüksek ve devamlı gürültü, parfüm kokusu, kuvvetli diğer kokular ve kimyasal maddeler, hava durumundaki değişiklikler (basınç, sıcaklık ve nem değişikliği, lodos), mevsimsel değişiklikler (sonbahar ve ilkbahar en kötü zamanlar) geliyor. Açlık, öğün atlama, çok ya da az uyuma, uyku düzenindeki bozukluklar, uçak yolculukları, doğum kontrol hapları, kadınlarda hormonal değişiklikler (adet dönemi) bazı yiyecek ve içecekler de migrene neden olabiliyor. Migreni tetikleyen faktörler arasında pek çok besin sorumlu tutulmakla birlikte her hastada migren ağrısını arttıran yiyecek farklı olabileceği için kişinin ağrısını tetikleyen maddeyi bulup, keşfetmesi önem kazanıyor. Hormonal düzeniyle ilgili olarak migren kadınlarda daha sık görülüyor. Menopozdaki kadında migren krizleri seyrekleştiği, hamilelikte de 3 ile 9’uncu aylar arasında migren krizlerinin azaldığı görülüyor.

Migrenlilerin yaklaşık yüzde 10 – 15’inde hastalık çocukluk çağında başlıyor. Migrenin çocukluk çağında görülme oranı ise yüzde 3 – 5 kadar. Bu rakamın ergenlikten sonra yüzde 10’ların üstüne çıktığını belirten Doç. Dr. Şükrü Torun, uyku düzensizliği, uyuma güçlüğü, nedensiz kusmaları, alerjisi, araba tutması olan çocuklarda ileride migren gelişme olasılığı daha fazla olduğunu ifade ediyor. Doç. Dr. Şükrü Torun, “Migren tedavisindeki hedef, tetik çekici faktörleri azaltmak, sinir sistemindeki hassasiyeti ve ağrı sırasında ortaya çıkan damar ve damar çevresindeki olayları baskılamaktır. Temel tedavi, koruyucu ve atak tedavisi olmak üzere ikiye ayrılır. Eğer hastanın ağrıları ayda bir iki kez görülüyorsa sadece atak sırasında tedavi önerilir” diyor.

Gerilim tipi baş ağrısı migrenden farklı olarak genellikle stresten kaynaklanıyor. Tüm başı tutuyor ve genellikle tepede etkili oluyor. Başın arkasından öne yayılma gösteriyor ve çok nadir tek taraflı olabiliyor. Yine migrenden farklı olarak bir hafta - 15 gün ağrıyla (hafif) geçiyor ve ağrı kriz şeklinde olmuyor. Sürekli ağrılarda altta yatan bir neden olup olmadığının araştırılması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Şükrü Torun, şöyle devam ediyor: “Daha önce periyodik gelen ağrıları olan hastalarda ağrılar süreklilik kazanmışsa hastanın çok sayıda ağrı kesici ilaç kullanmış olması ya da altta psikolojik nedenlerin var olabileceği olasılığı da düşünülmelidir.”

İleri yaşlarda başlayan baş ağrılarında da öncelikle altta yatan bir neden olup olmadığı araştırılması gerekiyor. Migren yaşla birlikte azalma gösteren bir hastalık olmakla birlikte yüzde 2 oranında ileri yaşlarda başlayabiliyor. Doç. Dr. Şükrü Torun, “Özellikle ileri yaşta başlayan ve baş ağrısı nedeni olan iki hastalık temporal arterit (özel bir damar iltihabına bağlı baş ağrısı) ve hipnik (gece gelen) baş ağrılarıdır. Bu nedenle 50 yaş üzerindeki bir hastada yeni ortaya çıkan baş ağrıları varsa mutlaka doktora danışılmalıdır” şeklinde konuşuyor.  Doç. Dr. Şükrü Torun, doktora başvurulması gereken durumları şöyle özetliyor:  “İlk kez ağrıyla tanışan kişinin yaşı 10’un altında, 50’nin üstündeyse, daha önce mevcut olan ağrının şiddeti, şekli değiştiyse, tedaviye cevap vermiyorsa, baş ağrısı şimdiye kadar hayatında karşılaştığı en şiddetli ağrıysa ve ağrı bir fiziksel aktivite sırasında (ağır bir yük kaldırmak, cinsel ilişki) ortaya çıkmış ve şiddetini arttırmışsa, ağrı sürekli ve artan şiddette ise mutlaka doktora gitmek gerekir.”


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.