.

Mehmet Müezzinoğlu’nun Aksiyon Dolu Yaşam Öyküsü...

Mehmet Müezzinoğlu’nun aksiyon dolu yaşam öyküsü

Mehmet Müezzinoğlu’nun Aksiyon Dolu Yaşam Öyküsü...



Çiçeği burnunda Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun aksiyon dolu yaşam öyküsü var. Gümülcine’den okumak için Türkiye’ye kaçak gelen, Tayyip Erdoğan ile aynı lisede okuyan, Yunanistan’daki kolera sebebiyle ülkesine dönemediği için İstanbul’da kalan, ziraat, hukuk, edebiyat, sonra da tıp okuyan, az konuşan çok dinleyen bir siyasetçi o.


Yıl 1970… Sirkeci tren garında memleketi Gümülcine’ye dönüş bileti için gişe memuruna son parasını uzatan 15 yaşındaki genç, alacağı cevabın hayatının en önemli kırılma noktası olacağını henüz bilmiyordu. Cebinde 40 günlük harçlığıyla okumak için İstanbul’a gelmiş ama imam hatip lisesine kaydı yapılmamıştı. Oysa sırf bu hayalle Gümülcine’deki liseden tasdiknamesini alıp gelmiş, ama ilkokul diploması şart koşulmuştu. Tasdikname kabul edilmiyordu. Kapıları açabilmek için Ankara’ya gitti ama başkentten de eli boş döndü. Parası da bitmişti. Bir cuma akşamı çaresiz, Sirkeci’nin yolunu tuttu. Gişe memurunun verdiği cevapsa, “Kolera salgınından dolayı Yunanistan sınırı kapalı, trenler iptal.” şeklindeydi. Mecburen oteline geri döndü. İki gün sonra iki müjdeli haber birden aldı. Hem babası para göndermiş hem de Gümülcine’de aynı medresede okudukları arkadaşı Hakkı da İstanbul’a gelmişti. Hakkı’nın İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nde tanıdığı vardı. Ertesi gün ikisinin de imam hatip lisesine kaydı yapıldı. Sınıf arkadaşlarından biri de Recep Tayyip Erdoğan’dı. Çiçeği burnunda Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’ndan bahsediyoruz. Yunanistan’daki kolera salgını yaşanması kim bilir şimdi nerede olacaktı ama artık Türkiye’nin sağlığı ona emanet. Bakanlar Kurulu’nun yeni dört üyesi içinde hayat hikâyesi en renkli isim hiç şüphesiz o.

Kardeşleriyle soyadı farklı

Kardeşlerinin soyadı ondan farklı. Kardeşleri, Türkiye vatandaşlığına geçerken soyadı olarak Gümülcine’deki kasabalarının adını, yani Şapçı’yı tercih etti. Onun Müezzinoğlu’nu seçmesinin sebebi ise çocukluk günlerine duyduğu özlem ve vefa duygusu. Babası cami müezzini olduğu için köyünde hiç kimse ona ismiyle seslenmiyordu. Hep ‘müezzinin oğlu’ diye hitap ediyorlardı. O da bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olunca Müezzinoğlu soyadını aldı.

İki kızı da hastanesinde çalışıyor

Mehmet Müezzinoğlu’nun iki kızı var. İkisi de Amerika’da okudu ve doktor oldu. Büyük kızı Nesrin (1978) başı açık, küçük olan kızı Feride (1982) türbanlı. Her ikisi de evli. İkisi de babalarının sahibi olduğu ‘Avcılar Hospital’da çalışıyor.

“OKU DA İSTERSEN AMERİKA’YA GİT”

1955’de Batı Trakya’nın Türk nüfusa sahip en büyük yerleşim yerlerinden olan Gümülcine’nin, Kozlukebir köyünde doğdu. Bir gün babası Ali Efendi ile tarlada çalışırlarken, “Baba ben okumak için Türkiye’ye gitmek istiyorum.” dedi. Babasının cevabı, “Oku da istersen Amerika’ya git.” olunca hazırlıkları tamamlayıp trenle anavatanın yolunu tuttu.

ZİRAAT, EDEBİYAT, HUKUK VE SON KARAR TIP

İmam hatipte sınıf arkadaşlarından biri de geleceğin içişleri bakanı İdris Naim Şahin’di. Kaderin cilvesine bakın ki, bugün Müezzinoğlu kabine revizyonu ile Bakanlar Kurulu’na girerken Şahin koltuğunu kaybeden isimlerden oldu. 1974 yazında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü’nü kazandığını öğrendi. Ama gidemeyecekti. Çünkü önce yabancı uyruklular sınavını kazanması gerekiyordu. Aslında hayalindeki meslek doktorluktu.

Önce Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zooloji Bölümü’nü tercih etti. Ardından fark derslerini verip Edebiyat Fakültesi’ne kaydını yaptırdı. Ertesi yıl da Hukuk Fakültesi’ne yazıldı. Bu esnada yabancı uyruklular sınavı bir kez daha yapıldı. Sonuçlar açıklandığında ona müjdeyi veren arkadaşı, “İlk dokuza girdin, istediğin bölümü tercih edebiliyorsun.” dediğinde havalara uçtu ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne girdi. 1982’de mezun olup tekrar Batı Trakya’ya döndü. Ama Yunanistan’ın asimilasyon politikaları nedeniyle çalışamadı. Bir kez daha kaçak yollarla Türkiye’ye geldi. İki sınır arasında 20-25 dakika süren bu kaçış, hayatı boyunca unutamayacağı anılarındandı. Korku dolu dakikalardan sonra ayak bastığı Edirne’den yıllar sonra milletvekili adayı olacak ve gazetecilere şu açıklamayı yapacaktı: “Bir tarafta Yunan askerinin, diğer tarafta Türk askerinin karşıma çıkacağı korkusuyla yürüdüm. O güne dair aklımda kalan; yerde kurumuş yapraklar vardı ve onlara her basışımda çıkardığı ses, arkamdan biri geliyormuş korkusuna sebep oluyordu. Ömrümün en buruk ve onurlu 25 dakikasıydı. Çünkü Anavatan’a gitmek için hayati riskleri göze almıştım.”

ERBAKAN VE ERDOĞAN’IN ISRARIYLA SİYASETE GİRDİ

1983’ten 1986’ya kadar İstanbul’da haymatlos (dünya vatandaşı) olarak ikamet etti. 1986’da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. Aynı zamanda Haseki Hastanesi’nde dahiliye uzmanlığını tamamladı. 1992’de Avcılar’da özel bir poliklinikte doktorluk yaparken Necmettin Erbakan ile Recep Tayyip Erdoğan, belediye başkan adaylığı teklif etti. Saatler boyu süren ikna konuşmaları işe yaramamıştı. Ancak Erbakan ve Erdoğan’ın evden çıkarken, “Burada bir oy eksik alırsak vebali senin.” sözü onu etkiledi. Eşiyle yaptığı istişarenin ardından sabah partiye giderek teklifi kabul ettiğini bildirdi.

Refah Partisi Avcılar belediye Başkan adayı olmuş, partisinin yüzde 7’lerde olan oyunu yüzde 21’e yükseltmiş ama seçimi kaybetmişti. Daha sonra Küçükçekmece ilçe başkanlığı görevine getirildi. Hep Erdoğan’la birlikte hareket etti. 1999’daki Fazilet Partisi kongresinde, ‘gelenekçi kanadın’ adayı Numan Kurtulmuş’un karşısına ‘yenilikçi kanadın’ İstanbul il başkan adayı olarak çıktı fakat kaybetti.

AK Parti’nin kuruluşunda görev aldı. 2002 Ağustos’tan 2007 Mayıs ayına kadar 5 yıl süreyle İstanbul il başkanlığı yaptı. 2007’de İstanbul milletvekili seçildi. 2011 seçimlerinde Edirne’den aday gösterildi. Halen bu ilin vekili.

“ODASINA BÖCEK KOYSANIZ İŞE YARAMAZ”

Müezzinoğlu, etrafında ‘soğukkanlı, disiplinli ve çok çalışkan’ biri olarak tanınıyor. Güçlü bir hafızaya sahip. Siyasi karakter olarak uzlaşmacı. Makam aracı kullanımı, korumayla gezilmesi ve yeme-içme konularında dikkatli olduğu söyleniyor. İstanbul il başkanlığında yıllarca birlikte çalıştığı özel kalem müdürü Yavuz Kaynarca, onu şöyle anlatıyor: “Çok dinler, az konuşur. Kişiler ve olaylar hakkında yorum yapmaz. Öyle ki odasına dinleme cihazı koysanız bile bir şey öğrenemezsiniz.”

Özel yaşamında iş yaşamının aksine mütevazı, hoş sohbet ve güleç bir insan olarak anlatılıyor. Ne kadar yoğun olursa olsun akşam 21.00-22.00 civarında mutlaka evine gidiyor. Koyu bir Beşiktaş taraftarı. Onu simgeleyen üç kelime ise ‘saygınlık, samimiyet ve duyarlılık’. 5 yıllık il başkanlığı döneminde her yaptığı konuşmada bu üç kelimenin altını çizdi.

ZAMAN 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.