.

Lisans Tamamlama İle Fizyoterapist Olunmasına Tepki

Lisans Tamamlama İle Fizyoterapist Olunmasına Tepki

Lisans Tamamlama İle Fizyoterapist Olunmasına Tepki



Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) lisans tamamlama hakkı verdiği bölümler arasında fizyoterapi, engelli bakımı, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi pratiğe dayalı alanlar olmasına tepki gösteren fizyoterapistler, akademisyenlerden eğitim almayan kişilerin hastalarda kalıcı hasar vereceğini iddia etti.
Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) lisans tamamlama hakkı verdiği bölümler arasında fizyoterapi, engelli bakımı, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi pratiğe dayalı alanlar olmasına tepki gösteren fizyoterapistler, akademisyenlerden eğitim almayan kişilerin hastalarda kalıcı hasar vereceğini iddia etti.

YÖK'ten yapılan açıklamaya göre geçen yıl kasım ayına kadar içersinde fizyoterapi, engelli bakımı, fizik tedavi ve rehabilitasyon, anestezi ve hemşirelik gibi pratiğe dayalı 60'a yakın bölümün ön lisans mezunları için lisans tamamlama hakkı verildi. 3- 14 Ağustos arasında başvuran ön lisans mezunlarının yerleştikleri yerler ise geçen perşembe günü açıklandı. YÖK'ün lisans tamamlama hakkı verdiği bölümlere itiraz eden Türkiye Fizyoterapistler Derneği, Ergoterapi Derneği, Türk Diyetisyenler Derneği ve Odyoloji Konuşma ve Ses Bozuklukları Derneği, Danıştay'a yürütmenin durdurulması için başvuru yaptı.

'PRATİĞE DAYALI EĞİTİM ALMALILAR'

Türkiye Fizyoterapistler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Kadriye Tombak, özellikle itirazda bulunan meslek gruplarının, hastayla birebir iletişim halinde bulunması nedeniyle pratiğe dayalı bir eğitim almaları gerektiğini belirtti. Kadriye Tombak, "Yüksek puanlar alarak girilebilen bölümlere ön lisans mezunu arkadaşlar hiçbir sınav ya da başarı gözetmeksizin girmiş olacak. Bu 4 meslek grubu özellikle hasta sağlığı üzerinde direkt etkisi olan bir grup. YÖK'ün verdiği kararla herhangi bir pratik eğitim olmaksızın uzaktan pratisyen, ya da konuşma terapisti olabilmek mümkün" dedi. Yaklaşık 300 başvuru yapıldığını belirten Tombak şunları söyledi:

"Sağlık Bakanlığı'na bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinde ya da devlet hastanelerinde bu eğitimler tamamlanacak. Hastalarımız için bunun olumsuz tarafı, herhangi bir öğretim üyesi ya da eğitim verme yetkisi olmayan biz fizyoterapistlerden eğitim alacaklar. Biz akademisyen değiliz, hastanedeki arkadaşlarımızın da bu anlamda yeterliliği yok. Alacakları eğitim kalitesi, lisans mezunu arkadaşlarımızın eğitim kalitesiyle denk olmayacak."

Pratik eğitimin eksikliği nedeniyle hasta üzerinde kalıcı hasarlara neden olacak yöntemlerin ortaya çıkabileceğini dile getiren Tombak, bunun da tedavisi mümkün bir rahatsızlığın ömür boyu kalıcı hale gelmesine neden olabileceğini kaydetti.

İŞ BULMA SORUNU

Kararın hastalar üzerindeki etkisinin yanı sıra, fizyoterapi başta olmak üzere diğer dallarda çalışanlar için istihdam sorunu yaratacağına dikkati çeken Kadriye Tombak şöyle konuştu:

"5 yıl önceye kadar fizyoterapi bölümü olan okul sayısı 10- 12 iken, şu an bu sayı 62. Her yıl mezun olan fizyoterapist sayısı ise 1500'e yakın. Bu sayının 5 yıl sonra 3 bini bulacağını düşünüyoruz. Her yıl devletin atama yaptığı sayı ise 160 civarında. Özel sektördeki çalışma şartları ve yeterlilik de ayrı bir muamma. İş bulma anlamında çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Lisans tamamlama için başvuran sayısının şu an 300 civarında olduğu belirtiliyor. Alınan diplomada ise bir fark olmayacak. Bu sayı her yıl artacak ve işsizlik sorunu aynı oranda seyredecektir."

8 Eylül Dünya Fizyoterapi Günü'nde YÖK önünde açıklama yapacaklarını belirten Kadriye Tombak, "Mesleğimizin daha iyi yerlere gelmesini beklediğimiz bir dönemde daha büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Bununla ilgili kararı alan YÖK önünde öğrencilerimiz, hastalarımız ve akademisyenlerimizle orada bulunacağız" dedi.

Ayrıca, Acil Yardım ve Afet Yönetimi mezunlarına verilen Acil Yardım Teknikerliği ünvanı ile bu bölüm mezunları paramedik sayılacak.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.