.

Kürtaj Yasaklanmasın İşte Nedenleri...

Kürtaj yasaklanmasın işte nedenleri

Kürtaj Yasaklanmasın İşte Nedenleri...



Kürtaj tartışmaları son hızla sürerken konu ile ilgili en yetkili mercilerden birinden açıklama geldi. Türk Jinekoloji ve Obstetrik* Derneği kürtajın yasaklanmasının kadın sağlığına olumsuz etkilerini ve bu konuda bilimsel verilerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Dernek tarafından yapılan açıklamada yer alan bilgiler çarpıcı nitelikte; Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün hesaplamalarına göre, dünyada her yıl, 210 milyon civarında gebelik meydana geliyor, bunların yaklaşık 1/3’ü istenmeden oluşan gebelikler. Dünyada meydana gelen gebeliklerin 46 milyonu isteyerek düşükle sonlanıyor.  
 
YASAKLAR 68 BİN KADININ HAYATINI KAYBETMESİNE SEBEP OLUYOR
 
Yasaklamalar nedeni ile düşüklerin 19 milyonu güvenli olmayan koşullarda gerçekleşiyor. Güvenli olmayan düşüklere bağlı olarak dünyada her sekiz dakikada bir kadın ölüyor ve güvenli olmayan düşükler dünyadaki anne ölümlerinin %13’üne, her yıl 68 bin kadının ölümüne, 5,3 milyon kadının hastalık ve sakatlığına neden oluyor. (WHO-2007)
 
ROMANYA'DA 23 YILDA 10 BİN KADIN ÖLDÜ
 
Dernek ülkemizde 1950’li yıllardan başlayarak sağlıksız düşüklerin çok yaygın olarak yapılıyor olmasının ve bu durumun anne ölümlerindeki büyük payının; sağlık politikalarının değiştirilmesindeki temel nedenlerden biri olduğunun altını çizerken şu anda Türkiye’de anne ölümleri içinde düşüğün payının yalnızca %2 olduğunu açıkladı; "Dünyada düşüğün anne ölümleri içindeki payının %13 olduğu hatırlanacak olursa bu durumun Türkiye açısından bir başarı olarak değerlendirilmesi gerekir. İsteyerek düşükler, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kadın sağlığında önemli bir sorun oluşturmakta; üreme çağındaki kadınların başlıca ölüm nedenleri arasında yer almaktadır. Türkiye örneği dahil pek çok ülkede, düşüğün yasa ile yasaklanması onun yapılmasını engelleyememektedir. 
Romanya’da kürtajın yasaklandığı 1966 ile 1989 arasında 10.000 kadın sağlıksız koşullarda yapılan kürtaj sonucu ölmüş ve taklaşık 200.000 çocuk yetimhanelere bırakılmıştır. Kürtajın yasaklandığı ülkelerde , düşükler azalmamakta , tersine güvenli olmayan düşükler hızla yükselmektedir. 
İsteyerek düşüklerin yasa dışı olarak yapılması durumunda, kadın sağlığında yaratacağı ciddi sonuçlar bilinen bilimsel gerçeklerdir. Anne sağlığı göstergelerinin gereği,1983 yılında, Türkiye’de 10 haftaya kadar olan isteyerek düşüklere yasal olarak izin verilmiş; aynı yasa ile aile planlaması hizmetlerinin yaygınlaştırılması da hedeflenerek, diğer bazı önlemler getirilmiştir."
 
Türkiye’de isteğe bağlı düşüğün yasalaştığı dönemin başlangıcında, her dört gebelikten biri  istemli düşük ile sonuçlanırken, sadece yirmi yıl içinde bu sayı her on gebelikten bire düşümüştür.
 
TNSA -2008 verilerine göre, Türkiye’de istemli düşüklerin özellikleri:
 40 yaş ve üzerindeki kadınların her üç gebeliğinden biri isteyerek  düşük ile sonlanıyor.
• Kürtaj oranı eğiitimsiz kadınlarda % 5.5 iken, lise mezunu kadınlarda %13
• Kürtaj olan kadınların  sadece beşte biri  öncesinde modern bir gebeliği önleyici yöntemi kullanıyor
• Kürtaj olan kadınların üçte ikisi sonrasında aile planlaması yöntemi kullanıyor
• Kürtaj kararlarının yarısını eşler birlikte, dörtte bir evli kadının kendisi tarafından alınıyor
• Kürtajların  % 90’ı gebeliğin ilk iki ayı içerisinde gerçekleşiyor
• Kürtajların  % 70’i özel sağlık kuruluşlarınca gerçekleştiriliyor
• Türkiye’de isteyerek düşükler genel sağlık sigortası kapsamında karşılanmıyor  

Derneğin elindeki verilere göre Türkiye’de 10 haftaya kadar kürtajın serbest bırakılmasından bu yana;
- Kürtajlar 3 kat azaldı
- Anne ölüm hızı 6 kat azaldı
- Modern aile planlaması yöntem kullanımı 2 kat arttı
- Kadınların yaşam süresi 14 yıl arttı
- Dünyada 8 anne ölümünden biri sağlıksız kürtajlardan oluşmakta iken, Türkiye’de ise sadece 50 anne ölümünden birinin nedeni sağlıksız kürtaj
- 1950’li yıllarda anne ölümlerinin yaklaşık yarısı düşükler nedeni ile iken, bugün sadece anne ölümlerinin %2’si güvenli olmayan düşükler nedeni ile
- Güvenli olmayan düşüklere bağlı ölüm ve sakatlıklar sağlık gündeminden çıktı
- Kürtajın yasaklanması anne ölümlerini ciddi biçimde artıracaktır
 
Sağlık Bakanlığı’nın 2005 yılında yayınlanan “Üreme Sağlığı Ulusal Stratejik Eylem Planı”nında düşüklerin azaltılması ile ilgili hedefler ortaya konulmuştur: Sağlık Bakanlığı düşüklere bağlı ölümleri 100.000 canlı doğumda 5’in altına indirmeyi,  isteyerek düşükleri 2013 yılında 100 gebelikten 5.7’ye yakını yarı yarıya düşürmeyi hedeflemiştir. Bakanlığımız starejik eylem planında bu hedeflere ulaşmak için düşük sonrası kontraseptif yöntem kullanımını arttırmak ve aile planlamasında karşılanmamış ihtiyacı azaltmak gerektiğini vurgulamıştır.
 
Türk Jinekoloji ve  Obstetrik Derneği'ne göre kürtaj ihtiyacını azaltmak için yapılması gerekenler:
 
- İlköğretimden başlayarak  yapılandırılmış bir cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularını yaş grubuna uygun olacak şekilde müfredatın parçası haline getirmek,
- Gençlere yönelik cinsel sağlık, üreme sağlığı akran eğitim programlarını yaygınlaştırmak
- Genç Dostu Sağlık Hizmeti Merkezlerini yaygınlaştırmak
- İstenmeyen gebeliklerin tümünü oluşmadan önlemek
- Karşılanmamış aile planlaması ihtiyacını ortadan kaldırmak
- Aile planlaması hizmetlerini birinci basamakta kaliteli , sürekli ve her düzeyde yaygın sunmak,
- Aile planlaması hizmetleri ve malzemelerinin  tümünü genel sağlık sigortası kapsamına almak,
- Kadının statüsünü güçlendirmek
- Üreme sağlığında erkek katılımını güçlendirmek
- Aile planlaması alanındaki yanlış toplumsal inanışların önüne geçmek
- Topluma dayalı üreme sağlığı eğitimlerini ve duyarlılık yaratma çalışmalarını ilgili bakanlık ve kuruluşlar ve STK larla eşgüdüm içerisinde sürekli uygulamak
- Ülkede insan haklarını dayalı, 1994 Kahire Nüfus ve Kalkınma Bildirgesinde güvence altına alınan eylem planlarını tümüyle hayata geçirmek
 
*Obstetrik: gebelik ve doğum ile ilgilenen bilim dalı
 
 HÜRRİYET
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.