.

Kanser İçin Özel Hastane Olmalı..

Hayatındaki en yakın dört kişinin kanserle mücadelesine tanıklık eden Albayrak Holding CEO'su Ömer Bolat, üniversite hastanelerindeki imkânların yetersiz olduğunu söyledi. Bolat, 'ABD'deki MD Anderson Hastanesi gibi Türkiye'de de en az iki üç tane kanser hastanesi kurulmalı' dedi.

Kanser İçin Özel Hastane Olmalı..





Kızı, eşi, anne ve babasının kanser mücadelesini Yeni Şafak'a anlatan Albayrak Holding CEO'su Dr. Ömer Bolat, kanser teşhisi ilk konduğunda hasta yakınlarının vakit kaybetmeden doğru hastane ve doğru doktoru bularak tedaviye başlaması gerektiğini söyledi. Kanser şokuyla hasta yakınlarının hangi doktorlara gitsem diye kararsızlık yaşarken vakit kaybettiğine dikkat çeken Bolat, Türkiye'de uzman hocaların ve fiziki teknik altyapının birleştirildiği kanser hastanelerinin kurulması gerektiğini anlattı.

SAVAŞ ERTESİ GÜN BAŞLAR

'Yakınınız kalp krizi, boğulma ya da trafik kazası nedeniyle vefat ederse büyük travma yaşıyorsunuz sonra yaşam sürecine alışıyorsunuz. Yakınınıza ilk kanser teşhisi konulduğunda büyük travma geçiriyor, ama ertesi gün savaşmaya başlıyorsunuz' diyen Bolat, kanserin zorlu ve sancılı bir süreç olduğuna işaret etti. Bolat, 'Özellikle hasta yakınları hem hastam inşallah kurtulacak umudunu yaşıyor, hem de ölümün yakınlığını hissediyor. Hasta yakınları çok ince çizgide bir savaş veriyor' dedi. Hastalıkla mücadele sürecinde hasta yakınlarının hastalık konusunda bilinç ve bilgi birikimine sahip olmaya başladığını aktaran Bolat, 'Hastanız hastanede tahliller, ilaç ve kemoterapi alırken hiç söylenmeden, sıkıntı etmeden 8-9 saat bekliyorsunuz. Normalde hasta yakınları bir muayenehanede 30 dakika fazladan beklese söylenmeye başlar. Tetkikler, ilaç tedavileri ve kemoterapi için geçen 8-9 saat size huzursuzluk vermiyor, bilakis çok şükür hastamız tedavi oluyor diye mutlu oluyorsunuz' şeklinde konuştu.

DANIŞMA VE DAYANIŞMA

Kanserle savaş sürecinde hasta yakınları arasında müthiş diyaloğun geliştiğini kaydeden Bolat, hastalık ilk ortaya çıktığında doğru adres, doğru doktor ve doğru hastane arayışına girişildiğini anlattı. Bolat, 'İster sade bir vatandaş, ister en yetkili yerlerde çalışan bürokrat olun fark etmiyor. Her iki halde de adım adım ilerliyorsunuz. Kaldı ki hasta yakınlarına bu hadise duyurulduğu zaman akrabaları, eş ve dostları yardım etme telaşesine girişerek bilgi akışı sağlıyor. Şu an Türkiye'de her vatandaşımız da kanser hastalığı için sağlanan imkanlardan faydalanıyor. Kanser tedavisi ve ilaç masrafları devlet tarafından ödeniyor. Memleketimizin geldiği noktada eğer ölüm kaçınılmaz bir son ise zengin fakir ayırt etmiyor' dedi. Bolat, 'Albayrak Grubu'nun Genel Koordinatörü olarak çalışıyor olabilirim, çevrem olabilir ama halkın içindeyim' diyerek, hangi konumda olursanız olun, kanser ortaya çıktığı zaman izlenecek sürecin değişmediğini ifade etti.

Artık tedavi olmak için yurt dışına çıkılmadığını da belirten Bolat 'Şimdi Türkiye'de kanser de dahil olmak üzere büyük ilerlemeler var ve yurt dışından on binlerce hasta tedavi olmaya Türkiye'ye geliyor' dedi.

KARARSIZLIK VAKİT KAYBI

Hasta yakınlarının hastalığı ilk öğrendikleri süreçte bazen bocaladıklarını anlatan Bolat, hasta yakınlarına da önemli tavsiyelerde bulundu. Bolat şunları söyledi: 'Hasta yakınları birden fazla uzmanla görüşerek kararsız duruma düşmemeye özen göstermeli. Her kararsız kalış, tedaviyi geciktirir. Sonuçta kanser çeşitlerine göre tedavi protokolleri standarttır. İyi doktor mutlaka araştırılmalı, çapraz kontrol gerçekleştirilebilir ama bu tedavide istikrar esastır. Doktorlar arasında kararsızlık gösterip, vakit kaybeden tanıdıklarım oldu. Hasta bu sürede çok zaman kaybetti. Tedavisi için oldukça geç kalındı. Tecrübeli, uzman ve araştırıcı bir doktor bulup önce Allah'a teslim olmak, sonra da tıbbın ve doktorun tedavisini takip etmek gerekiyor.'

ONKOLOJİ HASTANELERİ KURULMALI

Kanserle alakalı çalışmaların bölük pörçük durumda olduğuna işaret eden Bolat, özellikle üniversite hastanelerindeki fiziki imkanların oldukça demode kaldığını söyledi. Fiziki imkanların yenilenmesinin şart olduğunu anlatan Bolat, Türkiye'de en az 2-3 noktada, birisi İstanbul'da olmak üzere Onkoloji hastaneleri kurulması gerektiğinin altını çizdi. Kurulan merkezlerde iş bölümleri yapılarak Türkiye'de kanser bilimindeki uzmanlaşmanın da hızlanacağını söyleyen Bolat, bilim, tedavi ve eğitimde ilerleyebilmek için bunun gerekliliğine dikkat çekti.

DEVLET HASTANELERİ DONANIMLI

Amerika'daki MD Anderson Hastanesi gibi, kanser alanında uzmanlaşmış hastanelerin Türkiye'de kurulmasının önemli olduğunu belirten Bolat, bu konudaki görüşlerini hükümetle de paylaştığını aktardı. Bolat, 'Devlet hastaneleri son yıllarda fiziki altyapı anlamında süper donanımlı hale getirildi. Üniversite hastanelerindeki hocaların bilgi birikimi de malum. İşte bu iki olguyu bir araya getirecek kanser tedavi hastanelerinin kurulması gerekiyor. O zaman kanser tedavileri çok hızlı ilerleme sağlar' diye konuştu.



Dr. Ömer Bolat, en yakınları olan kızı, annesi, babası ve eşinin kanserle mücadelesini anlatırken, kanserle savaşta sabır ve inancın önemine vurgu yaptı.

Günlük bize umut veriyor

Küçük kızının lösemi tedavi sürecini bir günlükte topladı Ömer Bolat. Hastalığın tüm süreci, uygulanan tedavi yollarını gün gün yazarak kayıt altına alan Bolat, kanserle mücadele etmek zorunda kalan başka insanlarla da tanışınca tedavi sürecini paylaşıyor. Günlükte, 'Biz de bu süreçten geçtik, yalnız olmadığını bil' şeklinde umut da veriyor' ifadelerini kullandı.

Kendi kontrolünüzü önce kendiniz yapın

Vücudun değişik organlarında nüksedebilecek 18 çeşit kanser var ve her bir kanser türünün kendi içinde onlarca alt çeşidi var. Alt çeşitlerde rastlanan en ufak iyi ya da kötü bulgu, hastalığın gidişatıyla alakalı sonucu tayin edebiliyor. Kanser, vücudun bağışıklık sisteminin yetersizliğinden dolayı kanser hücrelerinin galip gelmesiyle ortaya çıkıyor. Kanserli hücreler vücudun hangi organında ortaya çıkmışsa, hastalık o organın ismiyle isimlendiriliyor. Kanser tedavisinde en önemli nokta erken evrede teşhis. Bunun için de insanların kendi vücutlarıyla alakalı dikkatli olmaları, kendilerini dinlemeleri gerekiyor. Elle, gözle vücutlarında kontroller yapılmalı, yolunda olmayan bir durum sezildiğinde ise mutlaka alanında yetkin bir hekime başvurulmalı. Çünkü kanserin erken evrede tespit edilmesi çok önemli. Ayrıca hangi evrede olduğu kadar önemli bir diğer husus da, metastas (başka organlara sıçrama) yapıp yapmadığı. Eğer kanserli hücre başka organlara sıçradıysa, maalesef sağlığa kavuşma süresi uzuyor.

Yerli ilaç üretimi için teşvik şart

Ömer Bolat. Türkiye'de özellikle kanser hastalarının yaşadığı en önemli sorunlardan birinin de ilaç temini olduğunu belirterek kemoterapi ilaçları noktasında büyük ölçüde yurt dışına bağımlı durumda olduğumuzu hatırlattı. Sosyal Güvenlik Kurumu ilaç fiyatlarındaki fahiş istismarı önlemek için ilaç fiyatlarındaki indirimleri zorunlu tuttu. İndirimlerden sonra birçok firmanın düşük fiyatlar nedeniyle kanser ilaçlarını getirmek istemediğini anlatan Bolat, bu durumun hasta yakınlarını ilaç peşinde koşturduğunu söyledi. Tedavi sürecinde kendilerinin de pek çok kez ilaç bulmakta zorlandıklarını dile getiren Bolat, ilaç sıkıntısı yaşayan hasta ve hasta yakınlarının durumu medyaya yansıyınca bakanlıkça hemen çare bulunduğunu aktardı. Türkiye'de kanser hastalarının yaşadığı ilaç sıkıntısının giderilmesi için yerli ilaç üretiminin teşvik edilmesi gerektiğine işaret eden Bolat, yabancı menşeli ilaçlara bağımlı olmanın kanserle mücadelede en büyük handikap olduğunu belirtti. Bolat şöyle konuştu: 'Lösemi hastalarının günlük kullandığı Purinethol diye bir ilaç var, o ilacı iki kere bulamadığımız oldu. Lavnis adı verilen bir başka ilaca da çok zor ulaştığımızı hatırlıyorum. Mesane tümörü tedavisinde alternatifi olmayan BCG adlı ilaç da şu an piyasada bulunmuyor. Babam için 1,5 aydır BCG arıyoruz, zar zor buluyoruz.'


BEL KALINLIĞI HASTALIĞA DAVETİYE

Londra'da Dünya Kanser Araştırma Vakfı'nın (WCRF) düzenlediği Kanser ve Beslenme konulu konferansta WCRF'ın Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü'yle ortak hazırladığı raporu Yeni Şafak'a anlatan Beslenme Danışmanı Dr. Yasemin Bradley, kilo kontrolü ile kanserden korunma arasında paralel bir ilişki olduğuna dikkat çekiyor. Kişilerin normal, sağlıklı bir kiloda olabildiğince ince kalmaya çalışması gerektiğini belirtiliyor. 21 yaşından itibaren normal Vücut Kitle Indeksi (Kilo / boyun karesi) değerlerinde kalmaya çalışılmasının önemine dikket çeken Bradley, erişkin döneminizde kilo almaktan ve bel çevresi ölçüsünün artmasından kaçınılması gerektiğini ifade etti. Dünya Kanser Araştırma Vakfı'nın 'Kanser ve Beslenme' konferansında sunduğu 8 öneri şöyle:

KİLOYA DİKKAT

Normal, sağlıklı bir kiloda olabildiğince ince kalmaya çalışın. Erişkin döneminizde kilo almaktan ve bel çevresi ölçüsünün artmasından kaçının. Kansere karşı korunmada yaşam boyu sağlıklı bir kiloyu korumak en önemli yollardan biri olabilir. Fazla kilolu veya şişman olmak bazı kanserlerin riskini arttırıyor.

FİZİKSEL AKTİVİTE KORUYOR

Her gün en az 30 dakika tempolu yürüyün. Veya 60 dakika orta hızda yürüyün. Fiziksel aktivitenin hemen her şekli bizi bazı kanser türlerine karşı koruyor.

FAST FOOD VE ŞEKER YASAK

Bol kalorili yiyeceklerin tüketimi azaltın. Aşırı şekerli içeceklerden kaçının. Fast food tüketmekten kaçının.

ISPANAK, ROKA, BROKOLİ YİYİN

Bol bol bitkisel yiyecek yiyin. Nişastalı olmayan sebze ve meyve tüketiminiz günde en az 600 gram olmalı. Günde en az 5 porsiyon (en az 400 gram) yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı, semizotu, roka, maydanoz gibi ), brokoli, bamya, patlıcan gibi nişastalı olmayan sebze ve meyve yiyin. Her yemekte işlenmemiş tahıl ve baklagiller tüketmeye çalışın. İşlenmiş rafine nişastalı ürünleri sınırlayın.

SALAM VE SUCUĞU AZALTIN

Kırmızı et tüketimi azaltın ve işlenmiş etlerden kaçının. İşlenmiş et yani sosis, sucuk, salam, yememeye çalışın.

TUZ YASAK

Tuzu azaltın. Küflü yiyeceklerden kaçının. Hedef günde 5 gramdan az tuz tüketilmeli.

DIŞARIDAN DESTEK YOK

Tüm besin ihtiyacını sadece yediklerinizden, içtiklerinizden sağlamaya çalışın. Kanser önlemek için yardımcı destekleri önermiyoruz

Yenişafak
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.