.

Kan İlacını Kızılay Üretecek..

Kan ilaçlarının ithal edildiğini belirten Türk Kızılayı Başkanı Akar, iyi haberi verdi, Kızılay, teknoloji olarak dünya standartlarında.

Kan İlacını Kızılay Üretecek..



Türk Kızılayı Başkanı Ahmet Lütfi Akar, Türkiye'nin milli kuruluşu ve uluslararası insani yardım organizasyonu kurumun son yıllardaki mücadelesini gazetemize değerlendirdi. Kızılay'ın kurumsal gelişimi ile afet ve krizlere karşı kapasitesini anlatan Akar, sohbetimize şu cümlelerle başlıyor: “Kızılay küresel bir aktördür. Dünyadaki 4 büyük yardım organizasyonundan bir tanesiyiz. Bunu birinci hale getirmek hedefimiz. Ama tabii bu bir yarış değildir. İsteriz ki, dünyadaki bütün iyilik hareketleri güçlü olsun. Kızılay'ın öncelikli gayesi insan onurunu korumak. Fakire fukaraya, muhtaca, afetzedeye, savaş mağduruna, mülteciye onurunu koruyarak yardım etmek çok ince bir ayrıntı. Yunuslara, balıklara, köpeklere, kedilere dahi yardım eden bir dünyada yaşıyoruz. İnsanlara yardım eden kuruluşların da, bu onuru korumaya gayret etmesi lazım. Şüphesiz ki bizim manevi inancımız ve dünyamız, buna müsait yeni bir doktrin yazmamıza gerek bırakmıyor.”

Kızılay gelirlerini hangi kaynaklardan, ne şekilde elde ediyor?

Afyon'da maden suyu fabrikamız var. Bölgemizin en büyük fabrikasıdır. Sade maden suyu üretiminde Türkiye'de sektör lideriyiz. Bir tane de Erzincan'da “ekşi su” diye tarif edilen maden suyunu üreteceğiz. Yılbaşından itirabaren üretime başlıyoruz. Rusya, Gürcistan, İran, Ermenistan ve Orta Doğu bölgesine ihracat yapacağız. Gayrimenkullerimiz var. Kiralama ve yap-işlet-devret modeliyle de gelirler sağlıyoruz. Ama asıl gelirimiz bağışlar. Halkımız Kızılay'a güveniyor. Her yıl 4-5 tane gayrimenkul bağışı alıyoruz. Van depremindeki bağış kampanyasında 150 milyona yakın bağış yapıldı. Somali'de 100 milyon bağış toplandı. Şu anda 745 milyon liralık bir bütçemiz var. 2004 yılında 350 milyon civarındaydı. 

UÇAĞA İHTİYACIMIZ VAR

Kızılay araç, gereç ve intikal konusunda hangi noktada? Mesela; hava ulaşımı ve havadan müdahale konusunda neler yapıyorsunuz?

Emin olun ki, afet anında protokol yaptığımız bütün kurumlar destek veriyor. Bir kere THY, sponsorumuz. Van'a 78 kargo uçağıyla çadır götürdük. Türk Silahlı Kuvvetleri her zaman destek oluyor. Orman Genel Müdürlüğü'nün helikopterleri var. Yalnız bizim kendimize ait bir uçağa ihtiyacımız var. Bazı havacılık firmalarıyla görüşmeler yapılıyor. Karaden intikale gelince... Kendimize ait acil olarak kullanabileceğimiz 70 TIR'ımız var. Çözüm ortaklarımızla, acil bir durum için yarım saatte TIR sağlayacak anlaşmalar yaptık. Bütün Türkiye'deki kurumlar ve halkın yardımları, Van'a 30 bin TIR'la gitti.

Kan ilaçlarını ihraç ediyoruz. Milyonlarca lira ödüyoruz. Bunun için bir projeniz var mı?

Kan ürünlerine bağlı ilaçlar var. Maalesef Türkiye bu ürünleri ithal etmektedir. Her yıl yurtdışından 300-400 milyon dolarlık, Faktör-8 gibi kan ilaçları ithal ediliyor. Kendi kanımızdan olmayan insanların kan ilaçlarını kullanmak zorunda kalıyoruz. Bizim besin değerlerimizle meydana gelmeyen kan ürünlerini ithal etmek zorunda kalıyoruz. Onun için Türkiye'de kan ürünleri ve “Plazma Fraksinasyonu” imal eden fabrika kurulacak. Bu projeyi Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'la paylaştık. Başbakanımız bu yetkiyi Kızılay'a vermiştir. Sağlık Bakanlığı ve dünya çapında bu işi yapan firmalarla çalışarak fabrikayı kuracağız. Hem 300-400 milyon ülkemizin kasasında kalacak. Hem de kendi insanımızın kanını kullanacağız. Kızılay teknoloji olarak dünya standartlarında bir hizmet sunuyor. Türkiye'nin her santimetrekasinden kan topluyoruz. Dünya standartlarının 4.5 kat üzerinde güvenilirliğimiz var. Fabrikamızı kurarsak, bizim kanımızdan olan Müslüman ülkelere de kanımızı ihraç etme şansımız var.

Afetlere gelirsek... Kızılay, İstanbul depremi ya da bir savaş durumu gibi acil durumlara karşı hazırlık mı? Ne tür bir operasyon planınız var?

Büyük depremlerde hep vardık. Kızılay'ın acil barınma ve acil beslenme olarak iki misyonu var. Şu anda dünyada da çadır dışında barınma düzeni kullanılmıyor. Kendi çadırlarımızı kendimiz üretiyoruz. Van depreminde 80 bin çadır kuruldu. 54 bini bize aitti. Şu anda 120 bin çadır stoğumuz var. Bu dünya standartlarında yeterli bir stoktur. Ayrıca eksilen çadırlar yerine hemen üretim sağlanıyor. Battaniye ve diğer yardım malzemelerinde de belli bir stok seviyesine ulaştık. Afet için 10 büyük ana depomuz var. İstanbul Kartal, Düzce, Kırklareli, Erzurum, Elazığ gibi merkezi yerler var. 23 tane de bütün acil araç gereçlerin ve ihtiyaç sahiplerinin bulunduğu modern anlamda dizayn edilmiş depolarımız mevcut. Yeni depolarımızı lojistik üstlere çeviriyoruz. Artık gıda malzemeleri depolamıyoruz. Gıdaları kokutmanın bir anlamı yok. Bunu anında ve yerinde temin ediyoruz.

kizilay2.jpg

2868'E MESAJ ATMANIZ YETERLİ

Sorularımızı cevaplandıran Türk Kızılayı Başkanı Ahmet Lütfi Akar, “Türk halkının desteğine ve bağışlarına ihtiyacımız var. 2868'e mesaj atarak 5 TL destek olabilirler” dedi.

"GEZİ'DE KIZILHAÇ VARDI, SİZ NEDEN YOKTUNUZ" DİYE SORDUK, BU CEVABI ALDIK:

Bizim Taksim'de işimiz olmaz

Gezi Parkı eylemleri sırasında Taksim Meydanı'nda Kızılhaç, UNICEF gibi kurumların boy gösterdiğini hatırlattığımızda, Başkan Ahmet Lütfi Akar, şu cevabı verdi: “Taksim'de işimiz olmaz! Kızılay'ı varoşlarda görebilirsiniz. Mardin'de, Siirt'te görebilirsiniz. Türkiye'de ve dünyada yardıma kimin ihtiyacı varsa orada görebilirsiniz. 'Laf olsun' diye iş yapmıyoruz. Van'da herkes attı tuttu. Sadece Kızılay vardı. 15 gün Van'da yattım kalktım. İnceleme fırsatı buldum. Çadırları, aşevlerini biz kurduk. Kurbanları kestik ve dağıttık. İnsanlara yemek ikram ettik. Cumhurbaşkanımızın kurbanını bile biz kestik. Her eve güzel ambalajlarla her eve birer paket et götürdük. Doktorlarımızı, hemşirelerimizi afet alanlarında görebilirsiniz. O yüzden Kızılay'ın İstiklal Caddesi'nde ne işi var?...” Akar, Kızılay'ın diğer kuruluşlardan farkını ise, şöyle açıkladı: “Sadece geçtiğimiz yıl 139 afete, çadırkentler kurarak müdahale ettik. Lokal depremler, seller oldu oralara gittik. Medyanın hafızasında daha çok Van depremi var. Geçenlerde Gebze Hereke'de bir afet meydana geldi. 40 ev oturulamaz hale geldi. 40 aileye çadır kurduk.”

DÜNYADA KIZILAY

Suriye'de sınıra sıfır noktadayız

Türk Kızılayı Başkanı Ahmet Lütfi Akar, teşkilatın 2 yıldır iç savaşla harap hale gelen Suriye ile ilgili çalışmalarını da anlattı: “Suriye sınırı apayrı bir operasyondur. 250 bin kişinin barınma ve beslenme ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Ayrıca sınırda 8 ayrı noktadan ülke içine, 'zero point' operasyonları yapıyoruz. Oradan içeriye insani yardım malzemeleri veriyoruz. Suriye'ye 50 bin ton un yolladık. Bir TIR'ın 25 ton aldığını hesap edersek çok büyük bir rakam. 2 bin TIR'la savaş bölgesine yardım ettik. Uçuşa yasaklı bölge olsa çadırkentler kurabiliriz.” Başkan Akar, Somali ve Myanmar'daki faaliyetleri ise, şöyle aktardı: “Somali'de 30 bin kişilik çadırkentimiz var. 2 senedir oradayız. Eğitim kampüsleri ve endüstri meslek lisesi açıyoruz. İnsanlara iş gücü sağlamaya çalışıyoruz. Myanmar'ın Arakan bölgesinde zorlanıyoruz. Müslüman kardeşlerimizin yaralarını sarmaya çalışıyoruz. Ancak hareket alanımız kısıtlanıyor. Gazze'den 10 senedir ayrılmıyoruz. Balkan coğrafyasında zaman zaman yardım faaliyetlerimiz sürüyor. Irak'ta Kerkük ve Telafer'de, yardım çalışmaları devam ediyor.”

Kızılay Kart, muhtaç onurunu koruyacak

Kızılay Kart'la, Osmanlı'daki 'sadaka taşı' sistemini yeniden mi tesis ediyorsunuz?

Akar: "Kızılay kart için bir bankayla anlaştık. Muhtaç olana ihtiyacını nakit olarak veriyoruz. Böylece insanlar kolideki gıda maddelerine bağlanıp kalmıyor. Markete giderek istediğini alıyor. Bu insani ve İslami bir karttır. İnsanımızı utandırmıyor ve rencide etmiyoruz. Suriye'deki çadırkentte pilot uygulamaya geçtik. Çadırkent ahalisi, kartını alıp markette alışveriş yapıyor. Eve getiriyor. Hanımlar yemeği yapıyor. Bu sayede sosyal hayat da yeniden tesis ediliyor. Kart sistemi aracılığıyla bölgedeki esnaf ve tüccar da rahat edecek."

Akfırat'a devasa lojistik üs kuruluyor

Kızılay'ın büyük afetlere karşı koordinasyon sağlayacağı büyük bir üssü var mı?

Akar: "Akfırat'ta (İstanbul-Tuzla); kriz merkezi, afet müdahale merkezi, depoları, konferans salonları, bilişim, brifing ve ofis merkezleriyle büyük bir merkez inşa ediyoruz. İstanbulpark'a yakın olan bu bölgede, 70 bin metrekare arsa üzerine, toplam kapalı alanı 30 bin metrekare bir merkez inşa edilecek. İnşaat yavaş yavaş ortaya çıkıyor."

M. Sırrı Önür / Türkiye Gazetesi

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.