.

Kamu Personelinin Başörtü Ve Şapka Kanunu...

Kamu Personelinin Başörtü ve Şapka Kanunu

Kamu Personelinin Başörtü Ve Şapka Kanunu...



Bilindiği üzere kamu çalışanlarının işyerinde kullanacağı kılık kıyafet şeklini “ 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki atıf sebebiyle ”her bakanlık/kurum tarafından ayrı ayrı yönetmelik ya da yönergeler ile belirlenmiş ve uygulanmaya devam etmektedir.
Yetişkin insanların ne giyeceğinin devlet tarafından belirlenmesi Avrupa'da 18 - 19. Yüzyıllarda ortaya çıkmış ve 1900 lü yıllarda bu uygulamalardan vazgeçilmiştir. Günümüzde insan hakları ve hukuk yönünden gelişmiş ülkeler insana insan olduğu için değer vermekte, kamu personelinden üretim ve verimliğini olumsuz etkileyecek şekilsel kısıtlamalar getirmemektedir. 
Türkiye'de ise kıyafet kalıpları padişah 2. Mahmut döneminde daha çok askeri alan, erkek memurlara yönelik başlatılmış olup, “şekli modernleşme” Tanzimat Dönemi ile Cumhuriyetin ilk 50 yılında akla ziyan boyutlara vardırılmıştır. Belki de devletimiz “kıyafeti sebebiyle” idam cezası vermek gibi bir “hukuki” payeye dünya hukuk tarihinde sonsuza kadar tek başına sahip olacaktır.
Şekli modernleşme akımının en büyük çelişkisi ise “kadınları sosyal hayata ve çalışma hayatına” dahil etmek isterken aynı anda mevcut kıyafeti ile sisteme dahil olmak isteyen Anadolu kadınını baskılayıp sistem dışına itmesi olmuştur. 
Mevcut kılık kıyafet yönetmelik ve yönergeleri; Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler kısmındaki kadın hakları (pozitif ayrımcılık maddeleri dahil), kişisel özgürlükler, din ve vicdan hürriyeti, çalışma hakkı başta olmak üzere bir çok maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Hiçbir yönetmelik ya da yönergenin Anayasaya aykırı kısımları uygulanamaz. Uygulansa dahi yargı organları kararları ile gerekli düzeltmeleri yapmak zorundadır.
Bu yazıdan asıl amacımız “hukuken mer'i(yürürlükte) olan ancak fiilen uygulanamaz duruma gelmiş iki mevzuat maddesini karşılaştırmaktır.
671 sayılı ŞAPKA İKTİSASI HAKKINDA KANUN
657 sayılı kanun kapsamındaki başörtüsü takılmasını engelleyen kısımlar.
Her iki mevzuat hükmü de Başbakanlık Mevzuat Sisteminde yer almaktadır ve yürürlüktedir. (http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.671.pdf) Ancak, ŞAPKA İKTİSASI HAKKINDA KANUN'a uyan bir memur ve bürokrat hatta devlet yöneticisi göremiyoruz(Süleyman DEMİREL hariç). Uyulmaması doğaldır çünkü fiilen uygulanabilir bir kanun değildir. Bu kanun sebebiyle bir yaptırım uygulanması durumunda Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından iptal edilmesi kesindir.
Artık başörtüsü sebebiyle bir memura, öğretmene, personele ceza vermek de Anayasa Mahkemesi/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından iptal edilecektir. Üniforma gerektiren asker ve polis meslekleri dışında kıyafet dayatması yapılmasının hukuken yeri yoktur. Bu kıyafet kısıtlamaları “yasal” olmakla birlikte kesinlikle “hukuki” değildir. Bu sorunlar ve çelişkiler “Yasa koyucu mekanizmanın” zihniyet olarak toplumun gerisinde kalmasından kaynaklanmaktadır.
 

Bu konuya değinmemizin özel sebebi ise şu yaşanmış olaydır : “Bedensel ve psikolojik sorunları olan bir kadın %65 engelli raporu ile 35 yaşında memur oluyor. Bugüne kadar başörtülü olduğu için işyerinde başörtüsünü açmak istemiyor. Kurumun kahraman müdürü mevzuattaki tüm cezaları sırayla vermeye başlıyor. Personelin baskı sonucu psikolojik hassasiyeti artıyor ve rapor alıyor, göreve gelmiyor. Kahraman idareci ise “kendince” kendini sağlama almış oluyor, siyasal ve yönetici duygularını tatmin etmiş oluyor.” 
Bu durumdan uygulayıcı yöneticilerden çok kanun koyucu siyasilerin sorumluluğu daha fazla bulunmaktadır. Kanun koyucu toplumun gerisinde kalmak bir yana toplumun önünde gitmek zorundadır.
Günümüzde toplum bazında bu sorunlar “fiiliyatta” kısmen aşılmakla birlikte “kraldan çok kralcı” bazı bürokratik/yönetici zevat tarafından bu sorun sürekli kaşınmakta, bu yolla bürokratik kalkanlarını güçlendirmeye çalışmakta, dişlerindeki mazlum kanını taze tutmaya çalışmaktadırlar. 671 sayılı ŞAPKA İKTİSASI HAKKINDA KANUN'a kendi uymayan bürokratik/yönetici takımının personeline bir yönetmelik ya da yönerge sebebiyle hayatı zehir etmesi tam bir iki yüzlülüktür, aymazlıktır, ahlaksızlıktır.
Namık KEMAL bu tür zevat için çok güzel bir ifadede bulunmuştur;
Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir 
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten
(Dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir;
insafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir.)
Ülkemizde hukukun ve temel insani değerlerin üstün tutulduğunu bir gün göreceğimizi ümit ediyoruz.
 
Aras DAĞLI 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.