.

Kadınların Çakraları Hangi Yönde Döner

kadınların çakraları hangi yönde döner

Kadınların Çakraları Hangi Yönde Döner



 ÇAKRALAR VE BİYOLOJİ

Çakra sisteminin fizik bedenimiz üzerinde etkili olması, yedi majör (büyük) çakranın yaşamsal fonksiyonlarımızı denetleyen çeşitli salgı bezleri, organlar ya da sistemlerle kesişmesi ile mümkün olmaktadır. 

Yaşamsal güç, çakralar aracılığı ile fizik bedenimizde ilintili oldukları organ, sistem ya da salgı bezlerinin enerjisini dengeler. 

Böylelikle, fizik bedenin fonksiyonlarını dengeleyip düzenler ve daha kaliteli bir yaşam enerjisi ile işleyen sağlıklı bir bedene sahip oluruz. Aşağıdaki yazıda çakraların sadece fizik beden üzerindeki etkileri dikkate alınmıştır. Herhangi bir fiziksel dengesizlik/işleyiş bozukluğu durumunda, ilgili çakra bu dengesizlikten etkilenir ve aynı şekilde, belli bir çakradaki işleyiş bozukluğu da sözkonusu fiziksel probleme/problemlere yol açabilir. 

Birinci Çakra - Kök Çakra: 
İlgili Bölgeler/Sistemler : Omurga, kemikler, bedenin tüm sert bölgeleri (örn: dişler, tırnaklar), makat, kalın bağırsaklar, kan ve hücre yapımı, prostat, bacaklar, ayaklar, böbreküstü salgı bezleri Böbreküstü bezleri: İki tane böbreküstü bezi bulunmaktadır; bunlar her böbreğin tepesinde bulunur. Yaklaşık olarak iki buçuk santimetre genişliğinde ve sarı renktedirler. Bir kabukları ve içlerinde iliksi yapıları vardır. Kabuk bölümü steroid olarak bilinen maddeleri salgılamakla görevlidir. Bu maddeler üç ana grup altında toplanır. İliksi bölümü ise adrenalin ve noradrenalin salgılar. 

A Grubu 
Bunlar mineralokortikoidleridir. Bu grubun hormonu aldosterondur. 
Böbreklerin ufak tüpleri üzerinde çalışarak sodyum, klorür, potasyum ve diğer minerallerin vücudun içinde dengede tutulmasın sağlar. 
Vücutta mineral dengesi çok hassas aralıklar içinde sınırlı tutulmak zorundadır. Çok küçük düzeylerde mineral iyon değişimleri bile hastalığa yol açabilir. 

B Grubu 
Bunlar glukokortikoidlerdir. Bu gruptaki hormonlar kortizon, hidrokortizon ve türevleridir. Karbonhidratların glikojene dönüştürülmesini uyarırlar. Kan şekerini yükseltip, yağların kullanılmasını arttırırlar, kandaki lenfositleri ve eosinofılleri gerekirse azaltarak aşırı tepki veren bu hücrelerin vücuda zarar vermesini engellerler. Ayrıca; enerjinin gerekli organlar tarafından kullanılmasını sağlarlar. 

C Grubu 
Bunlar cinsiyet hormonlarıdır. Bu gruptaki hormonlar testosteron, östrojen ve sentez basamaklarında ortaya çıkan ara hormonlardır.Erkeklerdeki ve kadınlardaki büyüme ve cinsellik gelişimine etkide bulunurlar. 
Kabuk tarafından salgılanan tüm hormonlar adrenokortikotropik hormonun (ACTH) etkisi altındadır. Bu hormon hipofiz bezi tarafından salgılanır. 

Böbreküstü bezlerinin iliksi bölümü adrenalin ve noradrenalin salgılar. Adrenalin sempatik sinir sistemini uyarır ve vücuttaki arterlerin büzülmesini sağlar ve kalbin atış sayısını arttırır. 
Sonuçta kan basıncı yükselir. Adrenalin aynı zamanda karaciğeri de glikojeni, kas hareketleri sırasında kullanılan glikoza çevirmesi için uyarır. Bu hormonlar toplamında "kaç ya da savaş" tepkisi oluştururlar. Büyük bir tehlike karşısında verdiğimiz tepkilerin tümü bu hormonlar arcılığıyla gerçekleşir. Bu nedenle adrenalin, noradrenalin ve ve diğer birkaç hormona (kortizon...) daha hep birlikte stress hormonları denir. Bu hormonların az salgılanması ile kendini gösteren hastalığa Addison Hastalığı denir. Belirtileri, düşük kan basıncı, iştahsızlık, derinin ve mukozanın kahverengine dönmesidir. 

Bu hormonların aşırı salgılanması ise Cushing sendromu ile sonuçlanır. Yüzün yuvarlak hale gelmesine (aydede yüzü) , şişmanlığa, yüksek tansiyona ve şeker hastalığına sebep olur. 
Kök Çakra dengeli faaliyette değilse karşılaşılabilecek muhtemel sorunlar: İştahsızlık, anemi, kansızlık, kanser, kalp krizi, jinekolojik problemler, ilaç bağımlılığı, eklem iltihabı, uçuk, candida. 

İkinci Çakra- Sakral Çakra: 
İlgili Bölgeler/Sistemler : Yumurtalık, erbezleri, prostat bezi, leğen kuşağı kemikleri, üreme organları, böbrekler, mesane, lenfatik sistem, dolaşım sistemi, tüm bedensel sıvılar (örn: kan, lenf, mide suyu ve sperm)Bu merkezin bir engelle karşı karşıya kalması cinsel birleşme sırasında kadının orgazma ulaşamamasına sebep olur. Erkeklerde ise erken boşalma ya da dikleşme sağlayamama durumları şeklinde ortaya çıkar. Gündeme gelen diğer sorunlar ise böbrekteki ve idrar torbasmdaki enfeksiyonlar, idrar tutamama, dolaşım sistemindeki bozukluklar, düzensiz regl ve sperm üretimindeki bozukluklar gibi anormalliklerdir. 

Bu merkezle ilgili olan iç salgı bezleri erkeklerde testisler, kadınlarda da overlerdir. Kök çakra, erkek testisleri üzerinde daha büyük bir etkiye sahipken, sakral çakra da kadınların ovarları üzerinde diğerinden daha büyük bir etkiye sahiptir. Bu iki merkez birbirleriyle doğrudan bağlanmışlardır. 

İç üreme organları erkeklerde testisler, kadınlarda overler olarak bilinir. Overler içinde barınan yumurta hücrelerinden, denetleyici hormonlarınca ( FSH, LH ) uyarıldığında her defasında uygun olan biri olgunlaşıp çatlayarak uterusa salınır. Overlerde yumurta olgunlaşması sırasında giderek artan oranda östrojen üretilir. 

Çatlayıp uterusa atılmadan hemen önce ise progesteron üretimi başlar. Genel olarak östrojen uterusun gelişmesi, progesteron ise dinlenmesi ve durumunu koruması yönünde etki eder. Gebelik oluşmadığı takdirde bu hormon düzeylerindeki ani düşme sonucu çekilme kanaması denilen bir olayla uterus döngünün başına geri döner ve bu döngü her ay tekrarlanır. Her kadının olgunlaşmaya müsait yaklaşık 400 yumurta hücresi bulunur ve ovarium insanın sahip olduğu en büyük hücredir. 

Testis tarafından üretilen erkeklik hormonlarına genel olarak androjen adı verilir. Bu hormonların en önemlisi ve etkilisi testosteron'dur. Bu hormonlar ergenlik sırasında erkeklerde meydana gelen değişikliklerden sorumludur. Yetişkin dönemde de cinsel karakterin devamından ve sperm üretiminden sorumludur. Testislerin sperm üretimi devamlı androjen etkisi altında ve sonuç olarak kesintisiz devam eder. Sperm üreten ana hücreler sayıca değişmez ve eksilmezler. Erkeklerde hormon düzeyleri için bir döngü de sözkonusu değildir. 

Her iki cinse ait anılan hormonlar karşı cinste de bulunur ve belirli fonksiyonlara sahiptir. Bu durumu embriolojik gelişim sırasında da açıkça görürüz. Her fetüs genetik kodu uyarınca belirli bir cins olmadan önce iki cinsin ortak tomurcuğunu taşır. Anne karnında gelişim sırasında aynı tomurcuk kodlanan yöne değişerek cinsiyeti ortaya çıkarır. Bu yüzden iki cinsin cinsel organları yapısal açıdan da karşılaştırılabilir ve benzerdir. Embriolojik gelişme sırasında farklılaşma yeterince olmazsa değişik cinsel hastalıklar ve kimlikler ortaya çıkabilir. (Hermafroditizm –çift cinsiyet gibi ) 
Sakral Çakra dengeli faaliyette değilse karşılaşılabilecek muhtemel sorunlar: Erken boşalma, orgazm sorunları, idrar tutamama, dolaşım sorunları, regl düzensizliği, sperm üretiminde bozukluklar, kas krampları, alerjiler. 


Üçüncü Çakra - Mide Çakrası (Solar Pleksus): 
İlgili Bölgeler/Sistemler : Mide, karaciğer, safra kesesi, dalak, pankreas, sindirim sistemi, sırtın alt kısmı, karın, otonom sinir sistemi, onikiparmak bağırsağı, diyafram. 
Bu çakra on ikinci göğüs omuruyla birinci bel omuru arasında bulunur.Mide çakrası, fiziksel seviyede genel olarak sindirim ve özümlemeyle ilgilenir. 

Bu merkezde bir bozukluk olduğu zaman kişi, hızlı hal değişikliklerine maruz kalıp sarsıntı, içine kapanıklık, uyuşukluk, iştahsızlık ve olağandışı yiyecek alışkanlıkları gösterir. Eğer kalp merkezinden gelen enerjiler fiziksel düzleme ulaşmakta başarısız olursa, bu çakranın bozukluğu sinir hastalıklarına ve kansere yol açabilir. 

Pankreas: Pankreas midenin arkasında arka omurga duvarı üzerinde birinci ve ikinci bel omuru seviyesinde yere paralel olarak yer alır. Yapısı açısından tükrük bezlerine benzeyen bir içsalgı bezidir. Dahili ve harici salgıları vardır. Harici salgısı insülin ve glukagondur. Dahili salgıları ise sindirim için gerekli olan parçalayıcı enzimlerdir. 

Pankreasın sadece bir bölümü salgılama yapar. Bunlar şeker metabolizmasından sorumlu olan insülini salgılayan Langerhans Adacıkları'dır. İnsülin olmazsa hiçbir hücre kanda dolaşan şekeri kullanamaz. Şeker dokuların arasında glikoz halinde bulunur. Kas ve beyin dokusu için gerekli enerji öncelikle bu şekerden sağlanır. 

Enerjinin açığa çıkması sırasında son ürünler karbondioksit ve sudur. Kandaki şekerin fazla olan bölümü karaciğerde glikojen olarak saklanır. Eğer kandaki şeker çok fazlaysa, öncelikle depo şeker olan glikojene dönüştürülür, ya da gerekli diğer yapıların sentezinde kullanılır, ya da yağa çevrilerek depo edilir. Tüm bu olaylar için de insülin gereklidir. 

Eğer Langerhans Adacıkları herhangi bir sebep yüzünden gerektiği gibi çalışmazsa insülin eksikliği olur ve bu da şeker hastalığına yol açar. Bu kan şekerinin kullanılamaması ile kan şekerinin çok yüksek olma durumudur. Bu şeker sonuçta idrar ile atılmak zorunda kalır. Hastalıkta zamanla şeker değişik organlarda birikir ve değişik sorunlara yol açar. 

Diğer hormon ise glukagondur. Genel olarak insülinin etkilerine ters etkidedir. Şekerin kullanılmasından çok depolanmasına yönelik olarak dokuları etkiler. 

Dalak: Dalak karnın sol tarafında alt kaburgaların arka kısmında yer alır. Dalak bir içsalgıbezi değildir ve herhangi önemli bir madde salgılamadığı bilinmektedir. Bu salgıbezinin büyük bir bölümü lenfoid dokusundan oluştuğu ve lifli bir kapsülle çevrelendiği için ona lenfatik bir organ demek daha doğru olur. 

Dalağın ana görevi yaşlı alyuvarları yok etmek, antikor üretmek ve vücudu enfeksiyonlara karşı korumak, kandaki bazı lenfositleri tedarik etmek ve bazen de trombositleri yok etmektir. Tıbbi açıdan dalağın hayati bir önemi yoktur ve vücuttan çıkarılması herhangi bir kalıcı zarara yol açmamaktadır.Mide Çakrası dengeli faaliyette değilse karşılaşılabilecek muhtemel sorunlar: Sindirim sorunları, iştahsızlık, olağandışı yeme alışkanlığı, (kalp çakrası ile uyumlu değilse) sinir hastalıkları, kanser. 

Dördüncü Çakra - Kalp Çakrası: 
İlgili Bölgeler/Sistemler : Kalp, dolaşım sistemi, akciğerler, solunum sistemi, bağışıklık sistemi, kollar, eller, deri. Kalp çakrası fiziksel seviyede kalp, dolaşım sistemi, akciğerler ve solunum sistemi, bağışıklık sistemi, kollar ve ellerle ilgilidir. Bu merkezle ilgili olan bez timustur. Ama gerçek anlamda bir içsalgı bezi değil bir organdır. Çünkü hormon değil hücre üretir. 

Timus doğumdan ergenlik çağı sonuna kadar aktif olmasına rağmen yetişkinlerde körelmiş bir yapı haline dönüşür. Aktif zamanlarında lenfositlerin özel bir alt tipi olan hatırlayıcı lenfositler de dahil tüm lenfositlerin üretiminden sorumludur. Yetişkin dönemde bu görevi lenf bezleri,kemik iliği ve dalak devralır. Bu organlarda tüm kan hücrelerinin annesi niteliğinde doğurgan hücreler kanda gerekli olan hücreleri üretir. (alyuvar, akyuvar)

Kalp Çakrası dengeli faaliyette değilse karşılaşılabilecek muhtemel sorunlar: Kalp ağrısı, kalp krizi, yüksek kan basıncı, yorgunluk, nefes almada güçlük, tansiyon, uykusuzluk, sinirlilik, paranoya, kanser, astım, alerji, bağışıklık sistemi ile ilgili sorunlar. 

Beşinci Çakra - Boğaz Çakrası: 
İlgili Bölgeler/Sistemler : Tiroid bezi, boyun, boğaz, çene, kulaklar, ses, soluk borusu, bronşlar, yemek borusu, kollar. Bu çakra fiziksel seviyede sinir sistemini, kadın üreme organlarını, ses tellerini ve kulakları yönetir. Tiroid ve paratiroid adındaki içsalgıbezleri bu çakrayla ilişkilidir. 
Boğaz çakrasındaki dengesizlikler astım, baş dönmesi, alerji, anemi, yorgunluk, larenjit, boğaz ağrıması ve adet sorunlarına yol açabilir. Aynı zamanda cilt ve solunum sistemi sorunları yaratmaya da eğilimi vardır. Bir boşluk hissi ve kendini ifade etme zorluğu gibi durumlarla da karşı karşıya kalınabilir. 

Tiroid Bezi: Tiroid bezi boynun orta kısmında yer alır. Erkeklerde adem elması denen yapının yanlarında birbiriyle ortada birleşen iki parçadan oluşur. Bu içsalgı bezinin aktif hormonları tiroksin (tetraiyodotironin) ve triodotironindir. Bunlar yüksek miktarda iyot içerirler. Tiroid tarafından salgılanan tiroksin, hipofız bezinin ön 
tarafta bulunan lobu tarafından salgılanan tiroid uyarıcı hormon (TSH) tarafından düzenlenir. 

Bu içsalgı bezinin görevleri şunlardır: 

a) Vücudun bazal metabolizmasını düzenlemek, 
b) Hücre yenilenmesine yaptığı etki nedeniyle; sık yenilenen 
dokuların (saç, deri, üreme hücreleri) sağlıklı olmasını sağlamak, 
c) Sinir sisteminin hassasiyetini arttırmak, 
ç) Salgısını doğrudan doğruya kana veren diğer içsalg ıbezleriyle 
işbirliği yaparak vücuttaki endokrin dengesini yerinde tutmak, 
d) Çocukluk sırasındaki zihinsel gelişmeyi ve öncelikle vücut 
büyümesini sağlamak. 

Bu hormonların çok fazla salgılanması hipertiroidi isimli bir hastalığın ortaya çıkmasına sebep olur. Bu durum genellikle tiroid bezinin büyümesi şeklinde meydana gelen guatr hastalığı ile ilintilidir. Belirtileri ise göz kürelerinin büyümesi, hızlı nabız atışı, aşırı terleme ve genel sinirlilik halidir. Kişi yeteri kadar yemek yese de artan bazal metabolik oran yüzünden ince kalır. Bu salgının gereğinden fazla olmasının salgılarını doğrudan kana veren içsalgıbezleri üzerindeki etkileri yüzünden adet dönemlerinde de dengesizlikler oluşabilir. 

Bu bezin az salgılama yapmasının etkileri yetişkinlerde ve çocuklarda değişiktir. Bu hastalık yetişkinlerde miksödema veya hipotiroidi olarak bilinir ve belirtileri fazla salgılama durumundakinin tam tersidir. Kişi kilo almaya yatkınlık gösterir, cildi kuruyup kalınlaşır, saçları azalır ve uyuşuk bir halde bir köşede oturmaya meyillidir. Metabolik oran yavaşlamıştır, bu yüzden kişinin vücudunda soğuma görülür. Bebeklikte meydana gelen duruma ise kretinizm denir. Büyümenin durması ve zihinsel gelişimdeki başarısızlıkla kendini gösterir. 

Paratiroid Bezleri: Her biri bir mercimek büyüklüğünde olan dört paratiroid bezi vardır ve bunlar tiroid bezinin dört kutbunun arkasında bulunur. Bu bezler vücudun kalsiyum metabolizmasını düzenleyen parathormon adında bir hormon salgılarlar. Bu hormonun az salgılanması durumu tetani (aralıklı kas kasılması) olarak bilinir. 

Böyle bir durum meydana geldiğinde vücut, kalsiyumu harekete geçirip kullanamaz böylece de kandaki kalsiyum miktarı düşer. Belirtileri kas kasılmaları ve sinir sisteminde aşın hassaslıktır. Hormonun fazla salgılanması ise kandaki ve idrardaki kalsiyum miktarını yükseltir. Bu da öncelikle kemik erimesine ve ardından eriyen kemiğin diğer dokularda depolanmasına (osteitis fibrosa) yol açar. 

Boğaz Çakrası dengeli faaliyette değilse karşılaşılabilecek muhtemel sorunlar: Astım, baş dönmesi, alerji, anemi, larenjit, boğaz sorunları, yorgunluk, saç-cilt ve solunum sistemi sorunları, guatr, tiroidit. 

Altıncı Çakra - Alın Çakrası: 
İlgili Bölgeler/Sistemler : Gözler, burun, kulaklar, sinüsler, beyin, beyincik, hipofiz, merkezi sinir sistemi. 
Kişi bu çakranın yardımıyla akıl, hafıza, irade, konsantrasyon ve gözünde canlandırma güçlerini arttırabilir. Alın çakrası fiziksel seviyede gözler, burun, kulaklar ve beyinle bağlantılıdır. 

Bu merkezde meydana gelen dengesizlikler yorgunluğa, aşırı hassaslığa, karışıklığa ve sert düşüncelere yol açar. 
Belirtilen bu dengesizlikler sinüs sorunlarına, nezleye, saman nezlesine, uykusuzluğa, zihni yorgunluğa, sinir iltihabına ve migrene yol açabilir. Bu çakrayla ilişki içinde bulunan içsalgıbezi hipofızdir. 

Hipofiz Bezi: Hipofız bezi yaklaşık olarak bir santimetre çapındadır ve beynin tabanında yer alır. Gelişmeleri ve görevleri tamamen farklı olan arka arkaya iki loptan meydana gelir. 

Önde bulunan lop, endokrin sisteminin ana salgıbezi olarak bilinir. Yaşamsal hormonların üretilmesini sağlayan üst hormonlar ya da ileticiler salgılayan hipotalamusun etkisi altındadır. Bunlar hipofiz sapını harekete geçiren portal sistem yardımıyla hipotalamustan kanla öndeki hipofiz lopuna taşınırlar. Hipofizin öndeki lopundan salgılanan maddeler diğer içsalgıbezlerinin çalışmalarını kontrol eder. Bu lobun salgıladığı hormonlar şunlardır: 

a) Büyüme hormonu olan Growth hormon (GH): Bu hormonun çocuklukta gereğinden fazla salgılanması kemiklerin boyutlarında aşırı büyümelere yol açar, yani gigantizm olarak bilinen durum meydana gelir. Az salgılanması şişmanlığa ve karbonhidrat metabolizmasında bozukluklara yol açar. Aynı zamana cinsel gelişimde bozukluklar da 
olabilir. 

b) Tiroid uyarıcı hormon (TSH) 
c) Adrenokortikotropik hormon (ACTH): Böbreküstü bezlerinin kortekslerini kendi hormonlarını üretmeleri için uyaran bir hormondur. 
d) Gonadotropik hormonlar (FSH, LH): Bunlar cinsel organların normal gelişimi için gereklidir ve çeşitli cinsel hormonlar salgılayan bezleri uyarırlar. 
e) Prolaktin: Bu, göğüslerde sütün üretilmesini kontrol eden laktojenik hormondur. Aynı zamanda, cinsel uyarıcı bir hormondur. 

Arkadaki lop iki hormon salgılar: vazopresin ve oksitosin. 
Vazopresin (ADH), su emilimini arttırarak idrarın konsantre olmasını sağlayan bir antidiüretik hormondur. Kan basıncını yükseltir ve özellikle mesane ve bağırsak kasları olmak üzere kasların istem dışı kasılmasına yol açar. Oksitosin de doğum süresince ve doğumun hemen sonrasında uterusun kaslarını, aynı zamanda süt verme durumundaki göğüsleri de uyarır. 

Hipofizin rahatsızlığı durumunda hedef organlarının hastalıkları ortaya çıkar. Örneğin ACTH fazlalığında böbreküstü bezleri fazla çalışarak Cushing hastalığına yol açar. 

Alın Çakrası dengeli faaliyette değilse karşılaşılabilecek muhtemel sorunlar: Sinüs sorunları, nezle, saman nezlesi, uykusuzluk, zihin yorgunluğu, sinir iltihabı, migren, gözlerin kötü görmesi. 

Yedinci Çakra - Taç Çakra: 
İlgili Bölgeler/Sistemler : Sinir sistemi, beyin. 
Beyin epifizi bu çakrayla ilgili olan içsalgıbezidir. 

Beyin Epifizi: Beyin epifizi bezelye büyüklüğünde kırmızı renkte bir yapıdır. Beynin alt yüzeyiyle orta beynin arasında, beyinciğin hemen önündedir. Ana salgısı, vücudun biyolojik saatini etkileyen melatonindir. Kandaki melatonin seviyesi geceleri en yüksek düzeyindedir. Gün boyunca derece derece düşer. Bu salgıbezi ergenliğin başlangıcını düzenler, uykuyu teşvik eder ve psikolojik durumumuzu etkiler. 
Melatoninin yaşlanma karşıtı etki, immün düzenleyici, onkostatik ve nöroendokrin fonksiyonlar gibi pekçok fizyolojik fonksiyonları vardır. Bu salgıbezi bazen halüsinasyon yaratan salgıbezi olarak da tanımlanır. Yoga felsefesinin öğrettiğine göre bu, bütün fiziksel varlıkla daha gizli ruhi varlık arasındaki bağlantıdır. 

Taç Çakrası dengeli faaliyette değilse karşılaşılabilecek muhtemel 
sorunlar: Stress, endişe, histeri, sağ-sol beyin dengesizliği, baş 
ağrısı, depresyon. 

Dalak Çakrası: Dalak çakrası büyük çakralardan değildir ama gerçekten büyük bir öneme sahiptir. Altı yaprağı vardır ve iki küçük merkezin dalak üstünde birleştiği yerde bulunur. Burası prananın emildiği yerdir. Prana, hayvanlarda, bitkilerde ve insanlarda bulunan yaşama gücüdür. İnsanlarda fiziksel, astral ve zihni seviyelerde açığa çıkar. Fiziksel seviyede açığa çıkması görünüşe göre güneş ışığına bağlıdır. Prana güneşten çıkar, dünya atmosferinde sayılamayacak kadar çok sayıda gezinen fiziksel atoma girer ve onların parlamasına sebep olur. Prana güneşli bir günde çok boldur. Bulutlu bir günde çok azalır ve geceleri neredeyse hiç yoktur. Anlaşıldığı üzere geceleri önceki gün ürettiğimiz pranaları kullanırız. Vücudumuz geceleri uyku durumundayken sinirler ve kaslar rahatlar, buna bağlı olarak prananın özümlenmesi başlar. Uykunun, hatta kısa bir süre için kestirmenin insanı toparlayıcı gücünün sebebi de budur.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.