.

Hıv Taşıdığımı Öğrendiğimde Hamileydim

Hastaların en büyük problemi ise hala "damgalanmak." Bu nedenle işlerini, arkadaşlarını kaybedebiliyorlar hatta yaşadıkları evden bile çıkarılmak durumunda kalıyorlar.

Hıv Taşıdığımı Öğrendiğimde Hamileydim



Hastaların en büyük problemi ise hala "damgalanmak." Bu nedenle işlerini, arkadaşlarını kaybedebiliyorlar hatta yaşadıkları evden bile çıkarılmak durumunda kalıyorlar.

Bugün 1 Aralık Dünya AIDS Günü'nde 42 yaşında iki çocuk annesi HIV pozitif H.G. hastalıkla tanışmasını, virüs taşıyorken hamile kalmasını, hayata da nasıl pozitif kalabildiğini anlattı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fehmi Tabak, çok bilinen ama hala önyargılardan kurtulunamayan virüs ile ilgili bilgiler verdi. 

HIV TAŞIDIĞIMI ÖĞRENDİĞİMDE HAMİLEYDİM

H.G. 42 yaşında, iki çocuk annesi, 21 yaşında çok gençken evlenmiş, 20'inci yılın sonunda ise boşanmış. Eşinin bencilliğinden, sorumsuzluğundan şikayetçi hatta hastalığı bilerek kendisine onun bulaştırdığını düşünüyor. İkinci çocuğu düşünmüyormuş ama olmuş, üstelik bu süreçte hayat onun karşısına zorlu bir sınav çıkarmış. Virüsü taşıdığını hamileyken öğrenmiş. İşte H.G.'nin HIV pozitif öyküsü... Sürekli hastalanıyor, her gün bir yerlerimde irili ufaklı şişlikler çıkıyordu. Lenf bezlerinde çıkan bezeler sürekli alınıyor, patolojiye gidiyor ve bu durum hep lenfoma şüphesini düşündürüyordu. Onkoloji doktorlarından biri bunun kanda araştırılması gerektiğini söyleyerek beni hemotolojiye yönlendirdi. Yine bir sürü test

aşamalarından geçtiğim halde yine sonuç bulunamıyor, hastalığımin adı konulamıyordu.

"BU TESTİ İSTER YAPTIR İSTER YAPTIRMA"

Hematoloji doktoru geriye bir tek ihtimal kaldığını fakat uzun zamandır tek eşli olduğum için önemsemediğini belirterek, 'Bu testi istersen yaptır, istersen yaptırma' dedi. Hiç oralı olmadım. Çünkü bu hastalığı kendime hiç konduramadim. Aradan 2-3 yıl geçti. Doğum kontrol hapı ile korunduğum halde hamile kaldım ve hamileliğimi çocuk karnımda 3.5 aylık olunca farkettim. İşte o zamana kadar olamaz dediğim hastalık beynimde şimşek gibi çaktı ve test yaptırmaya karar verdim. Ve sonuç pozitif! Daha sonra bu testin Western blood yöntemiyle doğrulanmasi gerektiği söylendi. Onu da yaptırdım. Sonuç yine pozitif.

HEM HAMİLE HEM HIV POZİTİF
 
Düşünsenize hem hamilesiniz, hem HIV(+). Yıkıldım, günlerce uyumadim,kimseyle paylasamadim. İçimde kocaman bir boşluk ve sürekli gel-gitler yaşıyordum. Öleceğimi düşünüyordum.  Ben ölürsem hayatta olan çocuğum ne yapacaktı? Yalnız mı kalacaktı? Ya çok hasta olursam,ya herkes benden korkup uzaklaşırsa, ya çocuğuma bulaştırırsam? Bunun gibi bir sürü soru. Hepsini de kendim soruyor,kendim cevapliyordum. Sonra Cerrahpaşa'da  kardeşim gibi sevdiğim gencecik bir doktor olan kişi aklıma geldi ve Ona hemen durumu anlattım.

"ÇOK POZİTİF VE İNANÇLIYDIM"
 
O da bana, "Ablacım bizim hastanede Enfeksiyon Hastalıklarının AIDS polikliniği var. Çok iyiler." dedi. Ve benim hayatımı, kaderimi değiştiren hocamla tanıştım. Hocam bana olabilecekleri eğrisi ve doğrusu ile anlattı. Ben yeni hayatıma hocam ile adım attım. İşe öncelikle iyi bir Jinekolog önererek başladı ve iki doktorum da sürekli irtibat halinde olarak hep birlikte yola çıktık. Nasıl acı çektiğimi bilemezsiniz.  Belki de deli cesareti ama o kadar pozitif düşünüyor ve inançlıydim ki, önce Allah'a sonra doktoruma çok güvendim. Önce hamileliğim boyunca şu anda adını hatirlayamadigim bir ilaç kullandım. Bu ilaç, bendeki HIV virüsünün bebeğe geçmesini önlemek içindi.

"YENİDEN DOĞDUM, YENİ BİR HAYATA BAŞLADIM"

Sonra sezeryanle onu dünyaya getirdim. Bulaşma riskine karşı ona hiç süt vermedim. 6 hafta boyunca her 6 saatte bir bir şurubu şırınga ile çekerek mamasina kattim. Bebeğimi korumak için elimden ne geliyorsa yaptım ve doktorlarımin sözünden hiç çıkmadım. Doğduktan hemen sonra test yapılan bebeğimin sonuçları negatifdi. En ince ayrıntıyı bile düşünen doktorum, bebek 2 aylık olunca testi tekrar istedi. Sonuç yine negatif. Çocugumun test sonuçları ile ben sanki yeniden doğmuş ,yepyeni bir hayata başlamıştım. Ama içimdeki yaşama sevincini hiç kaybetmedim ve rutin tahlillerimi hiç aksatmadim.7-8 yıl bu şekilde geçti. Tıbbi terimleri ve hesaplamaları bilmediğim için hocam sağlığımla ilgili risk teşkil ettiğini anladığı zaman ilaca baslamam gerektiğini söyledi. 1 yılı aşkın süredir hiç aksatmadan her gün iki farklı ilacı, birer tablet olarak kullanıyorum. Sanki bu ilaçlar da benim diğer iki çocuğum oldu. Bu ilaçları da iki çocuğum gibi hayatımın vazgeçilmezleri arasına aldım. Hocam bu ilaçları ölene kadar şeker ve tansiyon hastaları gibi sürekli kullanmam gerektiğini, bilinçli olunduğu takdirde HIV'den ölümlerin gerceklesmedigini söylüyor. Ben de onun her söylediğine harfiyen uyuyorum.  

TESTLERDE VİRÜS BULUNAMAYACAK KADAR DÜŞÜK
  
Şimdi mi? Sonuçlar o kadar mükemmel ki; düşünün değerlerim sıfırlarda seyrediyor. Pozitif karakterli olusumdan hiç ödün vermiyorum. Hocama sonuna kadar güveniyor ve inanıyorum. Onun tavsiyesiyle enerjimi hiç düşürmuyorum. Hayatımdan negatif olan her şeyi çıkartmaya çalışıyorum. Bana hastalığı bulaştırdigina inandığım, beni mutsuzluga sürükleyen eşimden ayrıldım. İki cocugumla mutlu bir hayatım ve çok mutlu olduğum bir işim var artık. Çalışmaktan mutluluk duyuyorum. Büyük çocuğum hastalığımi biliyor, küçük olana ise zamanı geldiğinde söylemeyi düşünüyorum. Bulaşma yollarını çok iyi öğrendiğim için,herhangi bir doktora gittiğimde hastalığımi gizlemiyorum. Kısacası risk taşıyabilen durumlarda karşı tarafa bunu belirterek önlem alıyor ve böylece karşı tarafı kendimden koruyorum. Bu sayede geceleri yastığa  başımı vicdanim rahat bir şekilde koyuyorum.

"DÜNYANIN EN ŞANSLI İNSANIYIM"
 
Ve ben HIV konusunda müthiş başarılara imza atan hocamla  tanıştığım için kendimi dünyanın en şanslı insanı sayıyorum. Ben onun imzalarindan sadece biriyim. Sizlere anlattıklarım belki de yaşadıklarımin binde biri. Sayfalar dolusu bir kitabı doldurabilirim. Ben sadece işin özüne değinmek istedim. HIV(+) olmak korkunç gibi görünse de,bilinçli olduğunuz sürece bunu kabullenmeyi öğreniyor ve çok mutlu yasayabiliyorsunuz. En büyük ödülüm ise: Senin kadar güçlü bir annenin çocukları olduğumuz için gurur duyuyoruz diyen evlatlara sahip olmak…
 
PROF. DR. FEHMİ TABAK: AIDS BELİRLİ BİR SOSYAL GRUBUN HASTALIĞI DEĞİL

Türkiye bu hastalık ile ilgili hangi noktada? Dünya'da ve Türkiye'de AIDS için son rakamlar nedir?

Dünyada 2013 yılı verilerine göre 35.3 milyon kişi HIV ile infektedir.  Bu kişilerin 32.1 milyonu yetişkin, 17.7 milyonu kadın, 3.3 milyonu 15 yaş altı çocuklardır. Ülkemizde 01 Ekim 1985- 31 Aralık 2013 tarihleri arasında toplam 8529 vaka bildirilmiştir. Bu vakaların bir bölümünün maalesef kaybedildiği düşünüldüğünde yaklaşık bilinen 5.000-6.000 HIV pozitif olgumuz bulunmaktadır.Bu vakaların 1147’si hastalığın ileri evresi olan AIDS tablosunda takip edilmektedir. HIV pozitiflerin %82’si erkek, %18’i ise kadındır.

Hala önyargılı mıyız?

Maalesef halen önyargılarımız, hastalık hakkındaki yanlış ve güncel olmayan bilgilerimiz ve hastalığa diğer hastalıklardan farklı bakış açımız devam etmektedir. Dünyada AIDS ilk tanımlandığı zaman eşcinsel hastalığı olarak damgalandı. Ancak çok kısa süre sonra böyle olmadığı anlaşıldı. Çoğu insan HIV’in hayat  kadınlarında, uyuşturucu  kullananlarda, eşcinsellerde  bulunduğu ve kendisine  bulaşmayacağı kanısındadır. Ancak, AIDS belirli bir sosyal grubun  hastalığı değildir. Hastalık etkeni olan  HIV; cins, ırk, renk, din, yaş farkı gözetmeden  herkese bulaşabilmektedir.

Peki, önyargılar bir yana mesela hastanelerde gerçekten yeterli önlemler alınıyor mu? Kan alınırken, ameliyat malzemelerinde yeterli denetim ve önlem mevcut mu?

Bu konuda bir sorun bulunmamaktadır. Tüm kanlar vericiden alındıktan sonra çok hassas testler ile sadece HIV açısından değil, Hepatit B ve Hepatit C açısından da taranmaktadır. Ameliyat öncesinde hastalarımız bu üç virüs açısından kontrolden geçmektedir. Özellikle HIV dış ortam koşullarına dayanıksızdır. Malzemelere yapılan sterilizasyon HIV’ünü ortadan kaldırmaktadır.

TEDAVİSİ NEREDEYSE DİYABETTEN DAHA KOLAY

Birçok uzman kanserin değil ama AIDS'in kesin tedavisinin bulunacağına inanıyor. Sizce insanoğlu bu hastalığı ne zaman yenecek?

HIV ile infekte olmak günümüzde ölümcül değildir. Erken tanı ve farkında olmak bu hastalık için çok önemlidir. İleri evreye ulaşmadan tanı ve tedavi ile yaşam süresi, toplumdaki  infekte olmayan bireylerin yaşam süresine yaklaşmaktadır. HIV ile infekte kişilerde şu andaki tedaviler ile tam kür sağlanamamaktadır. Bununla birlikte ömür  boyu tedavi  ile kandaki HIV düzeyi ölçülemeyecek düzeye indirilerek yaşam süresi uzatılmakta ve yaşam kalitesi artırılmaktadır. HIV Pozitif kişiler, tedavilerini ve kontrollerini aksatmadıkları sürece diğer insanlar gibi sağlıklı hallerini koruyabilme şansına sahiptirler. Kısaca günümüzde tedavisi günde 1 veya 2 tablete kadar inmiş hastalık, tedavi bırakılmadığı takdirde baskılanabilir konumdadır. Artık hastalığın ilk kurbanlarından Freddie Mercury’yi değil, tanıdan sonra 25. yılını yaşayan basketbolcü "Magic" Johnson konuşulmalıdır. Tamamen virüsü ortadan kaldıran ve yakın gelecekte de beklenmeyen tedaviler olmamakla beraber, tedavisi diyabetten daha kolay olan bir hastalık konumuna geldiğini söyleyebiliriz.

Geçtiğimiz yıl 3 bebek doğar doğmaz verilen bir ilaç ile HIV virüsünden tamamen kurtuldu. Bu çok mucizevi bir şey. Bununla ilgili neler söyleyebiliriz? Mesela neden sadece bebekler?

Maalesef “Misssisipi Baby” olarak bilinen bebekte 10 Temmuz 2014’de virüs tekrar görüldü ve yeniden tedavi başlandı.

DÜNYADA HALA HIV POZİTİFLER DAMGALANMA SORUNU YAŞIYOR

Türkiye'de HIV virüsü taşıyanlar deşifre olmaktan ve damgalanmaktan kurtulabiliyor mu?

Buna evet demek çok güç. Bu sadece bize özgü bir durum değil, dünyanın yaşadığı bir sorun. Olmaya da devam edecek. Bunu hep birlikte ortadan kaldırabiliriz.

HIV POZİTİF OLANLAR PSİKOLOJİK DESTEK ALMALI

HIV pozitif hastaları korurken, hasta olmayanları da korumak için neler yapılabilir mi? Daha önce HIV taşıdığını bilerek eşine bu virüsü bulaştıranların davalarına tanık olmuştuk?

HIV ile infekte kişiler sağlıklı kalmaya, partnerine söyleyerek bulaştırmamaya dikkat etmelidir. HIV ile infekte kişilerde şu andaki tedaviler ile tam kür sağlanamamaktadır. Bununla birlikte ömür  boyu tedavi  ile kandaki HIV düzeyi ölçülemeyecek düzeye indirilerek yaşam süresi uzatılmakta ve yaşam kalitesi artırılmaktadır. Bu nedenle HIV tedavisinde uzmanlaşmış bir merkezde takip ve tedaviye devam etmelidir. HIV pozitif kişi başkalarına bulaştırmamak için  kesinlikle kan bağışında bulunmamalıdır. Cinsel ilişki sırasında mutlaka kondom kullanmalıdır. HIV'li sperm sıvısı, genital sıvı ve kan bulaşmış alet ve eşyanın yaralı dokuya teması ile de HIV'in bulaşabileceği unutulmamalı, açık yaralar bantla kapatılmalıdır. Yeni tanı alan hastalarımızın başlangıçta psikolojik destek almaları bu açıdan çok önemlidir.

HIV virüsü nasıl tespit ediliyor? Mesela bu testlerin laboratuvar süreci ne kadar zaman alıyor?

Şu anda hızlı ve bildiğimiz ELİSA testleri tanıda kullandığımız testlerdir. Hızlı testler yaklaşık 40-45 dakika içinde sonuçlanıyor. Ama yalancı pozitiflikler önemli sorun. Yeni kuşak ELİSA testleri 16-20 gün içerisinde pozitifleşiyor.
 
Unutamadığınız bir hasta öyküsü var mı?

10 sene once bir hastama AIDS tanısı koyuldu. Bu hastalarda mutlaka eş ve aile taraması yaparız. Aile taraması yaptığımızda maalesef hanımının da HIV pozitif olduğunu gördük. Çok israr etmemize karşın tedaviye başlamadı. Bu arada bir çocuk istekleri vardı ve eşi hamile kaldı. Eşine hemen tedavi başladık. Bebek doğunca koruyucu tedaviler aldı. Bugün 8 yaşına gelen HIV negatif bir çocukları var. Anne tedavi aldığı için mükemmel bir durumda, hayata yeni gelmiş gibi farklı gözle bakıyor. Maalesef babayı anlamadığımız bir şekilde tedaviyi reddettiği için kaybettik. Bu aile zamanında tedaviye başlanmasının önemini göstermektedir. AİDS te artık tedavi ile hastalık çok rahat bir şekilde kontrol altına alınabilmektedir. HÜRRİYET
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.