.

Her Apartmana Hemşire Bir Fantezi...

HER APARTMANA HEMŞİRE BİR FANTEZİ

Her Apartmana Hemşire Bir Fantezi...



Son 10 yıldır Türkiye’nin sağlık sisteminin başında aynı isim var. Çeşitli tartışmaların baş aktörü olarak eleştiriler alsa da, kurduğu sistemin “tıkır tıkır” işlediğine inanıyor ve vatandaşın sağlıktan memnuniyetinin yüzde 39’lardan yüzde 76’lara yükseldiğini anlatırken duyduğu gurur yüzüne yansıyor. Doktor sayısının artırılmasını sağlamak için yaptığı çalışmalara karşı çıkanlara “Sihirbaz mıyız biz?” diye yanıt veren Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Habertürk’e verdiği özel röportajda özeleştiri de yapıyor ve “Tam Gün’de kendimizi iyi anlatamamış olabiliriz” diyor. İşte Sağlık Bakanı Akdağ’ın ağzından Türkiye’nin sağlık sistemine ilişkin yorumlar...
OBEZİTE VE DİYABET
6 YIL HAREKETSİZ YAŞADIM
Sağlık Bakanı olduktan sonraki ilk 6 yılı neredeyse hiç hareket etmeden geçirdim. Bu süreçte vücut yapım ve kas kabiliyetim olumsuz yönde değişti. Kilo aldım, egzersize karşı toleransımazaldı, merdiven inip çıkarken çok çabuk yorulduğumu fark ettim. Sigara içmememin ve gençliğimde spor yapmamın yararını görsemde bu olumsuz değişimkilo verme kararımı da beraberinde getirdi. O günden sonra hareket yaşamımda daha fazla yer tutmaya başladı. Türkiye’de diyabet yaygınlığındaki artış ile şişmanlık yaygınlığındaki artış neredeyse aynı oranda ilerliyor. Bu nedenle korunma açısından hareketli bir yaşamı ve şişman kişilerin kilo vermelerini son derece önemli görüyorum. Kilo verip yaşamına hareket katanların diyabetinde gözle görülür bir düzelme oluyor. Her 10 yetişkinden birinin diyabet hastası olduğu bir ülkede yaşıyorsak bunu ciddiye almalıyız. 

ÇOCUKLARIN GELECEĞİ
"KANTİNLER ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ"
Kantinlerde önemli değişiklikler yaptık ve cips gibi yüksek yağ içeren gıdalar ile şekerli ve gazlı içecekler gibi birtakım gıdaların satışını yasakladık. Buralarda yapılacak başka işler de var. Bir gıdayı yasakladığınızda öteki grup gıdanın lehine rekabetsizlik oluşturmuş oluyorsunuz. Hangi gıdanın sağlıklı, hangisinin sağlıksız olduğunu belirlemek zor. Öyle gıdalar var ki kararında tükettiğiniz zaman zarar vermiyor. Bazı ülkelerin yaptığı gibi okul kantinlerinde porsiyonları küçültecek bir çalışma yapabiliriz ancak o zaman da öğrencinin o besinden bir paket yerine 2-3 paket alma riski var. Bunlar üzerinde çalışıyoruz. 

Sigara ile mücadele konusunda Türkiye dünyanın 1 numaralı modeli haline geldi. Benzer sonuçlara beslenme konusunda da ulaşabileceğimize inanıyorum. Ama bunun için sektörle birlikte çalışmamız şart. Sigara sektörü de sigaranın zararlı olduğunu bildiği için onlarla bu konuyla ilgili olarak masaya oturmak zorunda kalmamıştık. Oysa gıda böyle bir şey değil. Çikolatayı çok miktarda yemek zararlı olsa da az miktarda yemenin yararları bulunuyor. Reklam sektörünün gıda sektöründen önemli pay aldığını biliyoruz. Şimdi biz sektörle önemli bir noktaya gelmeden ciddi kısıtlamalar yaparsak belki de medyayı tamamen karşımıza alacağız. Bu durumda bildiğimizi yapamaz mıyız? Yaparız ama istediğimiz etkiyi yaratamayız. Sigara konusunda gazete ve televizyonlar bize çok destek oldu. Çünkü herkes bunun gerekli olduğunu biliyordu. Gıda sektöründe de bunu yakalamamız için zaman gerekiyor.
HER APARTMANA HEMŞİRE BİR FANTEZİ
Türkiye genel olarak hemşire sıkıntısı çekiyor. Yoğun bakımlara bile hemşire bulamadığımız bir ülkede, her apartmana hemşire olayı büyük bir fantezi olur. Arkadaşlarımız bu konuyu Sosyal Güvenlik Kurumu ile görüştü. Şu anda böyle bir mevzuat yok. İkinci bir mevzuat hazırlanacaksa bile bunun bir pratiğinin olmayacağını söyleyebilirim.
DOKTOR AÇIĞININ SORUMLUSU TTB
Tüm dünyada büyük bir doktor ve hemşire açığı var. Son yıllarda YÖK, Türkiye’de hem doktor hem de hemşire sayısının artırılması için ciddi bir çaba gösteriyor. Türk Tabipleri Birliği ise Türkiye’de doktor sayısının fazla olduğunu söylüyor. “Doktor ihtiyacımız var ama onları kaliteli yetiştirmeliyiz” demek başka şey, “Doktor ihtiyacımız yok” demek başka şey. Öğretim üyesi altyapısı tamamlanmamış fakültelerde bütün öğrenciler açısından nasıl eksik yetişme riski varsa bu sorunlar tıp fakültelerinde de olabilir. Türk Tabipleri Birliği, “Aslında doktor sayımız yeterli ama dengesiz dağılım var” gibi doğru olmayan bir yaklaşımda daha bulunuyor. Dengesiz dağılımda doktor sayısının hangi şehirler lehine daha fazla olduğunu düşünürsünüz? Tabii ki büyük şehirlerde. Peki bunlarda eksiklik çekmiyor muyduk? Hem de nasıl çekiyorduk. Doktor sayısının fazla olduğu yerde bile sıkıntı çekiyorsak az olduğu yerlerde çekeceğimiz sıkıntıyı varın siz düşünün. 

SİHİRBAZ MIYIZ BİZ?
Başta Türk Tabipleri Birliği olmak üzere, dönüşüm programımıza muhalif bazı örgütler, “Bir doktorun karşısına çok fazla hasta çıkıyor. Aile hekimliğini kurdunuz ama bu hekimler çok hasta bakıyor, acillerde çok hasta var, doktor yetmiyor” diyorlar. Peki ne yapacağız? Sihirbaz mıyız biz? Doktor sayısı artmadan bu sorunları nasıl çözeceğiz? Şimdilerde artık TTB de bu iddiasını seslendirmiyor. Çünkü Türk halkına ve Türk hekimlerine karşı çok büyük bir hata yaptılar. Bugün Türkiye’de hekimlerin ve hemşirelerin üzerinde büyük bir iş yükü varsa bunun birinci derecede suçlusu bu örgütlerdir. Bu hata anlaşıldı ama 30 yıl gibi bir zaman kaybına neden oldu. Biz bu olumsuzluğu telafi etmeye çalışıyoruz. 

İSRAFI ÖNLEYECEK SİSTEM
Sağlık hizmetlerine kolay erişim beraberinde sağlık harcamalarında israfı getirdi” düşüncesinin kolay erişimle bir ilgisi yok. Sistemlerimiz henüz elektronik olarak veri paylaşımını bütün ülkede sağlayacak olgunluğa erişmedi. Bu konuda bütün ülkeleri inceledik. Bırakın 75 milyon gibi yoğun nüfusa sahip ülkeleri, az nüfuslu ülkelerde bile bu sistem tam olarak kullanılamıyor. Önümüzdeki 3 yıl için hedefimiz; elektronik hasta verilerinin güvenli bir biçimde kaydedilmesi ve hastanın bir başka hekime ya da sağlık kuruluşuna gittiğinde kendi rızasıyla kullanılabilmesidir. Size gelen bir hastanın MR çekimi olup olmadığını gördüğünüz zaman başka MR’a gerek kalmaz. Sağlık Bakanlığı olarak bu sistemi geliştirebilmek için ciddi bir çalışma içindeyiz. 

PAKET SÖZLEŞMELER GENİŞLETİLMELİ
SGK bazen gereksiz kullanımı önlemek için kurallar koyuyor. Bakanlık olarak kendileriyle tartıştığımız birçok konu oluyor. Diyelim ki 10 MR çekiminin 7’si gerekli, 3’ü gereksiz. Öyle bir kural konulmalı ki gerekli olanlar çektirilmeli gereksiz olanların önüne geçilmeli. Bunun en kestirme yollarından birisi de paket sözleşmeler. Eğer paket sistemlerin içine tetkikler de koyularak bir ücret ödemesi mümkün olursa fazla çekim söz konusu olmaz. SGK gerek üniversitelere gerek Sağlık Bakanlığı hastanelerine gerekse de özel hastanelere ödeme yaparken, “Ben nöroloji branşındaki bir hasta muayenesine şu fiyatı öderim, tetkikler de bunun içindedir” diyor. Bazı tetkikler nadiren yapıldığı için onlar dışarıda tutuluyor. Şu anda MR ve tomografi çekimleri bu istisnaların içinde. Oysa biz bunların da paket içine alınması gerektiğine inanıyoruz. 


HABERTÜRK
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.