.

Hemşirelikte Mesleki Sorumluluk Sigortası İstendi

DEMOKRATİK SAĞLIK SEN DEMOKRATİK SAĞLIK SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARI SENDİKASI

Hemşirelikte Mesleki Sorumluluk Sigortası İstendi



DEMOKRATİK SAĞLIK SEN
DEMOKRATİK SAĞLIK SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARI SENDİKASI

Sayı: 2011-8029/07/2011
Konu: Hemşirelikte Mesleki Sorumluluk Sigortası

SAĞLIK BAKANLIĞI’NA
                  ANKARA


HEMŞİRELİKTE TIBBİ HATA VE MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI UYGULAMA GEREKÇESİ

Bilim ve teknolojinin gelişmesi ile sağlık sektöründe özel hastane ve kuruluşların artması doğrultusunda ticari kaygılar gündeme gelmiş ve tıbbi müdahaleleri sebebiyle meydana gelen zararlara hastaların ve ilgililerin tepkileri çoğalmıştır. Bu kaygılar bireyin en önemli ve anayasal hakkı olan sağlıklı yaşama hakkını ön plana çıkararak sağlık ile hukuk arasında hemşirelik müdahalelerinin yorumlanması ile hemşire ve hasta hakları dikkate alınarak değerlendirilmesine neden olmuştur. Bu durum hemşirelerin tıbbi müdahale hatalarından yani tıbbi malpraktisten doğan sorumluluğunu gündeme getirmiştir.
1954 tarihli ve 6283 sayılı Hemşirelik Kanununun 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan, Sağlık Bakanlığı’nın 8 Mart 2010 tarih, 27515 Sayılı Hemşirelik Yönetmeliği ile; sağlık hizmeti sunulan kamu ve özel tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında ve hemşirelik hizmetleri sunulan diğer alanlarda görev yapan hemşirelerin çalışma alanlarına, pozisyonlarına ve eğitim durumlarına göre görev, yetki ve sorumlulukları tanımlanmıştır.

Hemşirelik Yönetmeliği’ne göre
Hemşirelik Hizmetinin Kapsamı;
-Sağlığının geliştirilmesi, korunması, hastalık durumunda iyileştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla hemşirenin yerine getirdiği; bakım verme, hekimce hazırlanan tıbbî tanı ve tedavi planının oluşturulup uygulanması, güvenli ve sağlıklı bir çevre oluşturma,
eğitim, danışmanlık, araştırma, yönetim, kalite geliştirme, işbirliği yapma ve iletişimi sağlama rolleri,
-İnsanlara yaşadıkları ve çalıştıkları her ortamda, doğum öncesinden başlayarak yaşamın tüm evrelerinde meslek standartları ve etik ilkeler çerçevesinde sunduğu hemşirelik bakımı,
-Hemşirelik hizmetlerinin ve bu hizmetlerden sorumlu insan gücü kaynaklarının, diğer kaynakların ve bakım ortamının yönetimi ile risk yönetimi.
-Sağlıkla ilgili ihtiyaçlarını belirlenmesi, ihtiyaçlar çerçevesinde hemşirelik bakımının planlanıp uygulanması, kalite ve sonuçlarının değerlendirilip denetlenmesi, gerekli iyileştirmelerin yapılması,
-Tıbbî tanı ve tedavi planının uygulanmasında; hekim tarafından, acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavilerin ve ani gelişen durumlara yönelik taleplerin bakım, tanı ve tedavi protokolleri doğrultusunda yerine getirilmesi, bu süreçte hasta ve çalışan güvenliği açısından gerekli tedbirleri alınması,
-Tıbbi girişimin hastaya zarar vereceğini öngördüğü durumlarda, müdavi hekim ile durumu görüşür, hekim işlemin uygulanmasında ısrar ederse durumu kayıt altına alarak hekimin yazılı talebi üzerine söz konusu işlemi uygular,
-Tanı ve tedavi sürecinde hastanın izlenmesi, istenmeyen durumların oluşması halinde gerekli kayıtları tutarak hekime bildirir ve gerekli önlemleri alır,
-Görevi teslim alacak hemşire gelmeden ve gerekli bilgiyi hasta başında sözlü ve yazılı olarak teslim etmeden ve doğal afet, toplu kazalar gibi olağanüstü durumlarda ise hemşireye olan ihtiyaç ortadan kalkmadan kurumdan ayrılamaz,
-Hemşirelikle ilgili eğitim, danışmanlık, araştırma, bilimsel etkinliklere katılım,
-Sağlık hizmetlerinin verildiği tüm alanlarda etkin bir şekilde görev alma, oluşturulan sağlık politikalarının yürütülmesinde, mevzuat çerçevesinde karar mekanizmalarına katılım,
-Hizmet sunumunda, hizmetten faydalananların bireysel farklılıklarını kabul ederek, insan onurunu, mahremiyetini ve kültürel değerlerini azami ölçüde göz önünde bulundurur,
-Tüm uygulamalarını kayıt altına alma hemşirelerin görev, yetki ve sorumlulukları arasındadır.

Hemşireler bakımın planlanma aşamasından uygulanmasına dek geçen süreçte, etik çatışma ya da etik ikilem diye isimlendirdiğimiz bir dizi sıkıntı ile karşı karşıya kalınabilmektedir. Sözü edilen bu süreçte, hemşire hastaya verdiği bakıma bağlı olarak istenmedik durumlarla karşılaşabilmektedir. Hasta bireye uygulanacak her bakım ve tedavinin normal sapmaları ve riskleri vardır. Hukuk anlayışı çerçevesinde tüm sağlık profesyonelleri, uygulamaları “izin verilen risk” kavramı çerçevesinde yapmak zorundadır. Bu doğrultuda sağlık profesyoneli, uygulama öncesi acil durumlar dışında olası önlemleri almakla yükümlüdür. İzin verilen riskin tıptaki karşılığı “komplikasyon”dur. Bu durumlarda sağlık profesyonelinin yeterli özeni gösterip göstermediği önemlidir. Gösterilecek özenin ölçüsü, tıbbi eylemi gerçekleştiren sağlık personelinin eşdeğeri statüde bulunan ortalama düzeydeki bir sağlık profesyonelinin, aynı hal ve şartlar altında göstereceği özendir. İzin verilen risk olarak ifade edilen, tıbbın kabul ettiği normal risk ve sapmalar çerçevesinde eylemi nedeniyle kötü sonuçlar meydana gelse bile, bu durum çalışana yükümlülük getirmemektedir. Çünkü kişi dikkat ve özen görevine uymuştur. 

Tıbbi  Hizmetlerin Kötü Uygulanmasından Doğan Sorumluluk Kanun kapsamındaki meslekler ve yerler şöyle tanımlanmaktadır: “bu kanun, kamuya ve özel hukuk gerçek veya tüzel kişilere ait ve her ne ad altında olursa olsun, hastalıktan korunma, tıbbi teşhis, tedavi ve müdahale ile bu maksatlara yönelik yardımcı faaliyetlerde bulunulan yerlerde fiili olarak çalışan hekim, diş hekimi, biyolog, eczacı, psikolog, veteriner hekim, fizyoterapist, diyetisyen, sağlık memuru, laboratuar teknisyeni, röntgen teknisyeni, diş teknisyeni, hemşire, ebe, çocuk gelişimcisi, protezci, optisyen ve diğer sağlık personelinin tıbbi amaçlı müdahale ve uygulamaları ile bu işlemlerden doğabilecek hukuki ve cezai sorumluluğu kapsar.” 

Hatalı tıbbi uygulama, tıp bilimi ve ilgili uğraş alanlarında çalışmakta olan profesyonellerin hatalı, kötü uygulamalarından hizmeti alan kişinin zarar görmesi durumudur. Hatalı tıbbi uygulama; ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikligi ve hasta bakımında yetersizlik neticesi ortaya çıkmaktadır. “Hekimlik Meslek Etiği Kuralları”nın 13. Maddesi’ne göre, hatalı tıbbi uygulama “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi - hekimliğin kötü uygulaması” şeklinde tanımlanmaktadır (TTB 1999).

Türk Hemşireler Derneği tarafından 2009 tarihinde yayımlanan “Hemşireler için Etik İlke ve Sorumluklar” ın II. Bölüm: “Sorumluluk” Madde 7 ve II. Bölüm: “Hemşirenin mesleki sorumluluğu” Madde 1’in olası zararların önlenmesi ve uygulamadan doğan sorumluluğun üstlenilmesi ile ilgili olduğunu görmekteyiz (THD 2009).

Türk Ceza Kanunu’nda kusur tiplerine göre suç, “kasıtlı” ve “taksirli” suç olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kasıtlı suçta, kişi eyleminden doğacak sonucu öngörerek, tahmin ederek ve bu sonucu isteyerek suçu işler. Sağlık personelinin hasta bakımı gerçekleştirirken herhangi bir dikkatsizlikten dolayı hastasına zarar vermesi söz konusu olursa, “ihmal suçu” işlenmiş sayılmaktadır. İhmalkâr bireyler, ne sonuçları planlayabilir ne de oluşabilecek kötü sonuçları öngörebilir. Kasıtlı suç ile ihmal arasındaki fark budur.
Taksirli suç, “Tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslekte acemilik, emir, nizam ve talimatlara uymama nedeniyle yaralamaya ya da ölüme sebep olmak” şeklinde tanımlanmaktadır. Kişi eyleminden doğacak sonucu öngörmekte, sonucu istememekte ama gerekli önlemi almamaktadır. Türk Ceza Kanununa göre hatalı tıbbi uygulamalar, “taksirli suçlar” kapsamında değerlendirilmektedir (TCK 455, TCK 459). Türk Ceza Hukuku (2004)’nda tıbbi uygulama hataları “suç” tur. Ceza hukuku “kusursuz suç” olmayacağını belirtmiştir. Genel kabul görmüş tanıma göre kusur, “hukuk düzenince kınanabilen davranıştır”. Kınamanın sebebi ise “başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken o şekilde davranmayıp, sorumluluğun söz konusu olan olaydaki gibi davranmış olmaktan doğduğudur”. Başka bir anlatımla kusur, olması gereken davranışa gösterilen irade eksikliğidir. Kişi eyleminden doğacak sonucu tahmin edemezse bu eylem suç olarak kabul edilmez.

Ülkemizde son yıllarda sağlık profesyonellerine karşı açılan malpraktis davalarında artış olduğu bildirilmektedir. Türkiye’de tıbbi uygulama hatalarıyla ilgili kurumlar, Yüksek Sağlık Şurası ve Adli Tıp Kurumu (ATK)’dur. 1990-2000 yılları arasında hata iddiasıyla ATK’ya gönderilen dosya sayısı 653’tür. Bunların 122’si kadın-doğum alanı ile ilgilidir. Bu 122 vakanın %70’inde hekim, %22’sinde hemşire suçlanmaktadır. 2000-2004 yılları arasındaki acil servis hizmetleri ile ilgili olarak, tıbbi uygulama hatalarını kapsayan ve Yüksek Sağlık Şurası’ndan görüş alınan 112 olgu değerlendirildiğinde 57’sinde kusur olmadığına, 55 olguda ise tıbbi uygulama hatası olduğuna karar verilmiştir.

Hemşire uygulamalarında malpraktis oranının artışını kolaylaştıran faktörler;
-Hemşire sayısındaki yetersizlik nedeniyle bakım standartlarının düşmesi,
-Erken taburcu etme nedeniyle hasta bakımının yetersiz kalması,
-Uzmanlık isteyen hemşirelik uygulamalarının gün geçtikçe artması, ekipman kullanım becerisindeki yetersizlik, hemşirelerin teknolojik gelişmeler konusunda bilgi ve deneyim yetersizliği,
-Bakım standartlarında ve hekimin sözel veya yazılı talimatlarında yetersizlik, tamamlanmamış veya okunaklı olmayan talimatlar, hekimle telefonla yapılan görüşmelere bağlı uygulamalar,
-Hastanın tıbbi bilgilerinin kaydında yetersizlik,
-Hastalığın prognozu, ilaç allerjisi ve benzeri bilgilerde yetersizlik,
-Hastanın izlenmesi, bakım planının tamamlanması, hastada değişimlerin izlenmesi, bulgu ve semptomların değerlendirilmesinde yetersizlik,
-Hasta hakları konusundaki pozitif gelişmeler, hastaların kusurlu tıbbi uygulamalar konusunda farkındalıklarının artmasına, daha çok dava açmalarına neden olmaktadır.

Türkiye’de hemşirelerin çalışma koşullarının iyi olmadığı unutulmamalı ve bunun hatalı tıbbi uygulamalara olan olumsuz etkileri de değerlendirilmelidir. Özellikle vardiya ile çalışma, uzun çalışma saatleri, verilen hizmete göre düşük ücret, rol belirsizliği, tükenmişlik, mesleki otonomi düzeyinin düşük olması, nöbetler sonunda taşımacılık hizmetinin ve kurumlardaki kreş ve anaokullarının yetersizliği bunların başlıca faktörlerdir. Ayrıca hemşirelerin aldıkları temel hemşirelik eğitiminin niteliği ve eğitim düzeyindeki çeşitlilik gözden geçirilmelidir. Hemşirelikte hatalı tıbbi uygulamaların çözümüne hem hasta hem de çalışan açısından bakıldığında, top yekûn davranılması gereği kaçınılmazdır.

Hatalı tıbbi uygulama (malpraktis) sonucunda sağlık çalışanlarının hukuki (tazminat) sorumluluğu bulunmaktadır. Sağlık elemanları hakkında, hukuki sorumluluk (tazminat) davası da açılabilir. Hukuk davaları, ceza davalarının sonucuna bağlı değildir. Hasta, haksız uygulamaya veya sözleşmeye dayanarak, olumsuz sonucun yol açtığı sağlık harcamalarını, iş yapamaması sonucu oluşan veya illerde oluşacak olan maddi ve manevi kayıplarını talep edebilir. Hasta ölmüş ise, yakınları aynı taleplerde bulunabilir.

Mesleki sorumluluk sigortası; mesleklerin, mesleki uygulamaları sırasında oluşacak hatalar nedeniyle, tazminat ödemeleri gerektiğinde kullanılmak üzere sigorta şirketleri tarafından sigortalanmalarıdır.  Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan kanunda “sorumluluk” kısmı Madde 1’de şöyle tanımlanmaktadır (6 Mart 2006 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 26110):

Madde:1-Bu Kanunun amacı, sağlık personelinin koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici standart tıbbi uygulamayı yapmaması, mesleki bilgi ve beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan zararlar ile ilgili sorumluluğa ilişkin usul ve esaslar ile bu zararları önleyici ve sağlık hizmetlerini geliştirici mekanizmaları düzenlemektir. 
“Sigorta” kısmı ise Madde 32, 33 ve 34’de; “tam sağlık çalışanları yasanın çıktığı tarihten itibaren zorunlu olarak sigortalanacaklardır” şeklinde belirtilmektedir.

30. Madde; “tıbbi kötü uygulama sebebiyle tazminat talepli müracaatların zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her halde fiilin işlenme tarihinden itibaren on yıl içinde yapılır” ve müracaatlar “tıbbi kötü uygulamayı öğrenen ilgili” tarafından, “yanlış uygulama, yapılma zamanı, eğer biliniyorsa yapan sağlık personeli yazılı olarak sağlık kurum veya kuruluşuna veya Bakanlığa bildirilir” denmektedir. 

Yasa taslağının can alıcı maddeleri sigorta yaptırma zorunluluğudur. Bu maddelere göre (32, 33, 34), “sağlık personeli ve özel hukuk kişilerine ait sağlık kurum ve kuruluşları, tıbbi kötü uygulama nedeni ile verebilecekleri zararı karşılamak üzere zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası” yaptıracaklardır. Sigortalının gözetim ve yönetimindeki tüm sağlık çalışanlarının yaratacağı zararlar da sigorta teminatı içinde yer alacaktır. 

Sonuç olarak; bu yasada hekimler için gerçekleştirilmiş olan mesleki sorumluluk sigortası koşulları ve uygulamalarının hemşireler için de düzenlenmesi ve uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir.  


                                                                                                               
6790 Sokak No: 42 Aydınlık Evler Mahallesi Dostlar Sitesi Çiğli/İZMİR
0 554 983 21 27 demokratiksagliksen@gmail.com
www.demokratiksagliksen.org.tr
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.