.

"hemşirelerin Yabancı Dil Bilmesi Gerekiyor"..

Türkiye'nin sağlık turizminden elde ettiği kişi başı ortalama gelirin 8-10 bin dolar arasında olduğunu söyleyen Türkiye Sağlık Turizmini Geliştirme Konseyi Başkanı Emin Çakmak, "Dünya turizminde en yüksek gelir sağlık turizminden elde ediliyor. Son 5 yıldır duruşumuzla, aldığımız yolla dünyaya kendimizi ispatladık" dedi.




2005 yılında TÜRSAB bünyesinde küçük bir komiteyle başladıkları sağlık turizmi çalışmalarına bugün konsey çatısı altında devam ettiklerini belirten Emin Çakmak, 32 kurucu üyeyle 2008 yılında kurdukları Türkiye Sağlık Turizmini Geliştirme Konseyi'nin şu anda 278 üyesi olduğunu söyledi. 
 
Türkiye'nin 18 ilinde sağlık turizmi yapıldığına dikkat çeken Çakmak, "Son 5 yıldır duruşumuzla, aldığımız yolla dünyaya kendimizi ispatladık. Bugüne kadar 150'yi aşkın sağlık turizmi ihtisaslı uluslararası kongre, konferans ve fuarlara katıldık. Bu da yılda ortalama 30 etkinlik anlamına geliyor. Neredeyse 2 haftada bir yurtdışında etkinlik gerçekleştiriyoruz. Her zaman tek çatı ve tek gövde olarak durduk. Hep birlikte olduğumuzu gösterdik; finansman gücümüzü artırdık. Dolayısıyla dünyaya kendimizi kabul ettirdik. 38 ülkenin katılımıyla Monaca'da düzenlenen kongrede Dünya Sağlık Turizmi Konseyi kuruldu ve ben de bu konseyin kurucu başkanı oldum. Bu oluşumun ofisini Türkiye'ye getirdik. Şu anda İstanbul dünya sağlık turizmi başkenti konumuna gelmiştir" dedi. 
 
Turizm sektöründe Hindistan, Ortadoğu ve Amerika'yı da kaosayan 7 farklı konseyin içinde yer alan Emin Çakmak ile sağlık turizmindeki potansiyeli ve yapılacakları mercek altına aldık...
 
Sağlık turizmi denildiği zaman akla hangi ülkeler geliyor? Türkiye nerede duruyor?
 
Sağlık turizmi yüzyıllar önce karşımıza çıkan bir hadise. Yüzyıllar önce insanlar tedavi olmak amacıyla topraklarımıza gelmişler. Tabii sağlık turizmi konusunda çok kısa bir geçmişimiz var. 1950'li yıllarda okyanus ötesi uçuşlara başlayan ve gelişen sağlık teknolojilerine kavuşan Amerika'ya Avrupa'dan akın akın insanlar geldi. Daha sonra Almanya İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gerekli teknik alt yapısını oluşturarak sağlık turizminde diğer bir merkez haline dönüştü. Bugün sağlık turizminde destinasyon olarak Amerika ilk sırada, Almanya ikinci sırada yer alıyor. Bu ülkelerin yaptığı ciroları Uzakdoğu dahil hiçbir ülke geçemedi. Bu iki ülkeyi Tayland ve Hindistan takip ediyor. 
 
SON 10 YILDA TÜRKİYE GELİŞME GÖSTERDİ
 
Biz Türkiye olarak sağlık turizminde henüz emekliyoruz. Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan bugüne devletimiz genç doktorlarımızı burslarla yurt dışına gönderdi. İhtisaslarını tamamlayan genç hekimlerimiz orada aldıkları eğitimi Türkiye'de uygulamak üzere geri döndüler. Geri dönüşler son 10 yılda yapılan alt yapı yatırımları ve reformlarla örtüşünce Türkiye sağlıkta, gelişen ve kesişen bir nokta oldu.
 
4.2 MİLYAR DOLAR GELİR
 
Sağlık turizmi denilince genelde akla tıp turizmi geliyor. 7 yıl önce başladığımız zaman sağlık turizmimizin bütün alt dallarıyla ilgili çalışmamızı yaptık ve şu anda hazır olduğumuz dal tıp turizmi. Tıpta teknolojimiz hazır. Yetişmiş elemanımız ve doktorlarımız var. Ancak sağlık turizmi denilince altında her türlü sağlığa ilişkin tedavi, bakım, üçüncü yaş grupları, emeklilik turizmi, spa&wellness, rehabilitasyon vb. konular yer alıyor. 
 
Sağlık turizminden elde edilen 4.2 milyar doların 3 milyar doları tıp turizminden geliyor. Geri kalan 1.2 milyar dolar ise diğer segmentler arasında bölüşülüyor. İkinci sırada termal turizmi, daha sonrasında spa, wellenss ve diğer kalemler geliyor.
 
Sağlık turizmi için ülkemize ne kadar ziyaretçi geldi?
 
Sağlık turizmi aslında geniş bir yelpaze ve önümüzdeki dönem turizm gelirlerimizde ciddi yer tutacak. 2012 yılında 612 bin yabancı hastayı tedavi etmişiz. 4.2 milyar dolar da ciro yapmışız. Bu verileri Türkiye'de 278 tane gerçek anlamda sağlık turizmi yapan kurum ve kuruluşların 3 ayda bir bize gönderdikleri istatistiki verilerden elde ediyoruz. 
 
KİŞİ BAŞI GELİR 8 İLA 10 BİN DOLAR
 
Geçen yıla kadar bu rakamları sağlık ve ekonomi bakanlıklarıyla da paylaşıyorduk. Fakat bu rakamlar hiçbir zaman kamuoyu ile paylaşılmadı. Sağlık turizminde ortalama kişi başı gelirimiz 8 ila 10 bin dolar arasında.
 
Sağlık turizmi alanında Türkiye'nin ne gibi sıkıntıları var?
 
Sağlık turizmine başladığımız yıllarda hastanelerdeki hemşirelerin yabancı dil bilmemesi gibi bir handikabımız vardı. Bunları aşabilmek için sağlık turizmi yapan hastanelerimizin bünyesinde 5-6 farklı dil konuşan arkadaşlarımızı istihdam ederek operasyonlar gerçekleştirdik. Hastayı kapıdan alıp muayenelerini, kontrollerini yapıp teşhisler konulduktan sonra doktoruyla olan görüşmeleri de dahil olmak üzere her aşamada dil desteği vermeye çalıştık. Halen de bu desteği vermeye devam ediyoruz. 
 
"HEMŞİRELERİN YABANCI DİL BİLMESİ GEREKİYOR"
 
Yetiştirdiğimiz hemşirelerimizin yabancı dil bilmemesi en büyük sıkıntımız. Bu konuda kalıcı ve sürekliliği olan mekanizmalar oluşturmamız lazım. YÖK'le görüşerek çözümler bulmaya çalışıyoruz. YÖK'ün Sağlık Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Solak hocamız aynı zamanda Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Bizimle beraber son 2 yıldır sağlık turizmi konusunda ciddi çalışmalar yürütüyor. Kendilerinin de desteği ile hemşirelik okullarında yabancı dil zorunluluğu geldi. Hemşirelerimiz artık en az bir yabancı dil konuşarak mezun olacaklar. Doktorlarımızın birçoğu yabancı dil biliyor ancak tedavi sürecinin ardından katlardaki hizmetleri hemşireler veriyor. Dolayısıyla esas yabancı dili hemşirelerimizin bilmesi gerekiyor.
 
Yurtdışında neler yapılıyor?
 
Tayland ve Hindistan'da yapılanları inceleme şansım oldu. Tayland'ta sağlık turizmi yapılan hastanelerde her katı farklı bir ülkeye ayırmışlar. Örneğin bir kat Arap vatandaşları için ayrılmış ve burada kat görevlisinden bakım yapan kişiye kadar herkes Arapça konuşuyor. Diğer bir katı başka bir ülkeye ayırmışlar. Spesifik ayrıma gitmişler. Farklı kültürlerin davranış biçimlerine, yaşam standartlarına göre sistem geliştirmişler. Gelen hasta kendisini yabancı hissetmiyor. Bu nedenle Körfez Yarımadası ne Almanya'yı ne de Amerika'yı tercih ediyor. Artık Tayland'a gidiyorlar.
 
"ÇEVRE VE ALT YAPI ÇOK ÖNEMLİ"
 
Türkiye Sağlık Turizmini Geliştirme Konseyi'ne belli kriterlerle üye olabiliyorsunuz. Üyelik ücrete tabii değil. Kar amaçsız bir kuruluş olduğu için giriş ücreti alınmıyor. Hastanelere koyduğumuz bazı kriterler var. Öncelikle uluslararası akreditasyona sahip olması ve global standartları taşımaları gerekiyor. Bunu da ISO gibi firmalar denetliyor. Kliniklerde ise minimum ISO kalite belgesinin olması ve yabancı hasta departmanında yabancı dil bilen personelin istihdam ediliyor olması gerekiyor. Hastanelerin merkezi noktalarda bulunuyor olması, otellere, restoranlara yakın olması, çevresinin düzgün olması lazım. Öyle kliniklerimiz var ki yabancı hasta oraya geldiği zaman ürküyor. Sağlık turizmi yaptığımız bölgelerde çevre ve alt yapımıza önem vermek durumundayız.
 
Siz konsey olarak neler yaptınız?
 
Sağlık turizmi konusunda acentalarımızı bilinçlendirmek adına seri toplantılar gerçekleştirdik. Nisan ve Mayıs aylarında Bursa, Ankara, Antalya, İzmir, Alanya ve İstanbul gibi öne çıkan illerimizde sektörel işbirliğini başlatabilmek adına seri toplantılar yaptım. Henüz sektör birbirini tanımıyor. Acentalar hastaneleri tanımıyor. Hastaneler de acentaları tanımadıkları için bu hizmetleri kendileri yapıyor. Halbuki bu anayasal hakkımız olan 1618 sayılı kanuna aykırı bir durum. Hastanelerimize de Tayland ve Hindistan'daki modeli anlattık. Yani hastane sadece tedavi görevini yerine getirir; diğer işlerle acentalar ilgilenir. Başarılı ülkelerin alt yapısında bu yatıyor. 
 
"GERÇEK ANLAMDA 3-4 ACENTA BU İŞİ YAPIYOR"
 
Hastanelerimizin kendi eksiklerini tamamlayıp, iç eğitimlerini gerçekleştirip diğer hizmetleri de acentalardan alması zorunluluğunu getirmek lazım. Zaten böyle bir zorunluluk var ama uygulanmıyor. Bugün 8 bin acenta içinden 3-4 tanesi sağlık turizmine entegre olmuş durumda. Yine hızlı bir gelişme gösterse de termal turizm konusunda da ciddi eksiklerimiz var. Fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında eleman eksikliği bulunuyor. Bu konuyu da YÖK ile aşmaya çalışıyoruz. Afyon'da bu konuda çalışmalar var.
 
"TURİZM TİCARET ODASI KURULMALI"
 
Turizm sektöründeki diyalog eksikliğini ve iç barışı sağlayabilirsek, bir turizm ticaret odası kurup tüm paydaşları tek bir oda ve çatıda toparlayıp tüm maddi imkanlarımızı birleştirip güçlü bir Türkiye markası yaratabilirsek, 3-4 destinasyonla değil, destinasyonlar tanıtımı yapabilirsek 2023 hedefi doğrultusunda başarıya ulaşacağımızı düşünüyorum. 
 
Amacımız 81 ilimizin marka olabilecek ürünleriyle bir destinasyona dönüşmesi. Bunları başarabilirsek 100 milyon turist ve 100 milyar dolar gelir için 2023 yılını beklemeye bile gerek kalmaz. Bu 100 milyar doların 20 milyar dolarının sağlık turizminden geleceğini düşünüyoruz. Sağlık turizminde 8 ila 10 bin dolar kişi başı gelir elde ediyorsunuz. Turistin kişi başı harcaması 800 dolar civarında. Kültür ve kongre turizminde bu biraz daha yukarılara çıkıyor. Yani bu veriler bile sağlık turizminin potansiyelini gösteriyor. En yüksek geliri sağlık turizminden elde ediyoruz.
 
turizmdebusabah/Emin Çakmak


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.