.

Hemşirelere Yalan Söylediler...

(Sevgili meslektaşalarım; sizlerin de bildiği gibi sorunlarımız çok ve gün geçtikçe de artmakta.Kendi aramızda konuştuğumuz, çözüm önerileri getirdiğimiz bir çok sorun bizlerin dışında belki de sorun olarak görünmemekte ve yöneticiler tarafından da belki bilinmemekte.

Hemşirelere Yalan Söylediler...



(Sevgili meslektaşalarım; sizlerin de bildiği gibi sorunlarımız çok ve gün geçtikçe de artmakta.Kendi aramızda konuştuğumuz, çözüm önerileri getirdiğimiz bir çok sorun bizlerin dışında belki de sorun olarak görünmemekte ve yöneticiler tarafından da belki bilinmemekte.Bu nedenle yazılması ve görünür hale getirilmesi gerekiyor.Takdir edersiniz ki bu sorunlar bir köşe yazısına sığmayacak kadar çok. Bu nedenle sorunlarımızı yazı dizisi halinde anlatmayı/yazmayı uygun buluyorum.Yazılarda hemşirelik mevzuatında olması gerekenleri ve uygulamadaki durumu sorularla sizlere fark ettirmeye çalışacağım. Yorum sizin,olması gerekenler sizlerin kararıyla olmaktadır/olacaktır.Yerini ve karşılığını bulması temennisiyle…)

THD Eğitim Komisyonunun 1981 yılında yapmış olduğu tanıma göre; “Hemşirelik, bireyin, ailenin ve toplumun sağlığını ve esenliğini koruma, geliştirme ve hastalık halinde iyileştirme amacına yönelik hemşirelik hizmetlerinin planlanması, örgütlenmesi, uygulanması, değerlendirilmesinden, bu kişilerin eğitiminden sorumlu bilim ve sanattan oluşan bir sağlık disiplinidir”.

Görüldüğü üzere tanımda hemşirelikte yer alan önemli nitelikler olarak:Önce sağlığa, daha sonra hastalığa yönelik hizmet verebilmesi;Hizmetin sistematik bir biçimde (süreç) gerçekleştirilmesi; Hizmet kapsamında bakımın yanı sıra eğitime de yer verilmesi gerektiği; Hemşireliğin toplumsal bir gereksinim ve bilim, sanattan oluşan bir meslek olduğu vurgulanmaktadır ve hemşirelere sağlık alnında önemli sorumluluklar verilmektedir.

Sağlık sektöründe kilit noktada bulunan ve sayısının hızla arttırılmasının önemi üzerinde durulan hemşireler acaba hak ettikleri saygınlığı,değeri ve itibarı görüyorlar mı?Öyle ya bu kadar ciddi şekilde eksikliği hissedilen hemşireler bunun karşılığını da maddi-manevi olarak fazlasıyla alıyor olmalılar..Hadi beraberce bakalım…

Birey,aile ve toplumun her ortamda sağlığını koruma,iyileştirme ve esenliğini sağlamakla görevli hemşireler her yıl mayıs ayında hemşirelik haftalarını kutlarlar.Yılın bu haftasında düzenlenen ve devletin her kademesinden üst düzey bürokratların katılımlarının olduğu bu proğramlarda hemşirelik mesleğinin çok yüce bir meslek olduğu,fedakarlık gerektirdiği,karşılığının parayla ödenemeyeceği,hemşirelerin kanatsız melekler olduğu,güler yüzlerinin hastaya şifa verdiği yanı sıra bir çok sorunlarının olduğu ve bu sorunların çözümü için çalışmaların devam ettiği de söylenir.Sonrasında ise her yıl olduğu gibi kazanılmış haklar,verilen sözler ve farkındalıklar yıl içinde bir sonraki yıl hatırlanmak üzere unutulur ve hemşireler sorunlarıyla baş başa bırakılırlar. Örneğin yıllar boyunca yürülükteki hemşirelik mevzuatının uygulanmaması,verilen sözlerin tutulmaması, emeklerinin karşılığını alamaması,kendileri hariç neredeyse sektördeki herkesin dinlenip fikirlerinin uygulamaya geçirilmesi karşısında hemşireler, kendilerine yalan söylendiğine şahit olurlar ve kandırılmış olmanın hüznünü,çaresizliğini yaşarlar.Neler midir hep beraber hatırlayalım:
A-Hemşirelik Kanunu Madde 1 - (Değ.: Kanun No. 5634 RG: 2.5.2007/26510) Türkiye’de üniversitelerin hemşirelik ile ilgili lisans eğitimi veren fakülte ve yüksek okullarından mezun olan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenler ile öğrenimlerini yurt dışında hemşirelik ile ilgili, Devlet tarafından tanınan bir okulda tamamlayarak denklikleri onaylanan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenlere Hemşire unvanı verilir. Denilmesine rağmen neredeyse her önüne gelen sağlık çalışanlarına hemşirelik yetkisi dağıtılmaktadır.Böylece hemşirelik herhangi bir sağlık çalışanı tarafından yapılabilir mantığı ile hareket edilmektedir ki bu durum hemşirelik mesleğinin ve hemşirelerin değersizleştirilmesine,meslektaşlarımızın özgüvenlerinin kırılmasına,mesleki onurun zedelenmesine ve en kötüsü hemşirelik bakım kalitesinin düşmesiyle birlikte toplam kalitenin aşağılara çekilmesine ve geri dönüşü olmayan kayıplara/hak kayıplarına neden olmaktadır.

YETKİLİLERE SORUYORUZ?

1-Hemşirelik mesleği her sağlık çalışanı tarafından yapılabilir mi?(Ebe,ATT,Yaşlı Bakım Teknikeri,Evde Bakım Teknikeri,Hasta Bakıcılığı ,Çocuk Gelişimi,Biyoloji mezunları ve dahi düz lise mezunları v.b)
Cevabınız hayır ise neden denetim yapılmıyor?Yasalar yönetmelikler neden uygulanmıyor?Uygulanmaması kimlerin işine geliyor?
Bazılarını sizler biliyorsunuz ama bilmediklerinizi fark etmenizi sağlamak istiyorum. Bir çok hemşirenin bilmediği bir gerçek var ki çok dramatiktir.Zira sağlık çalışanlarından olan hemşirelerin de haklarını aramakla mükellef yetkili sendika bizzat hemşirelerin mağdur edilmesine neden olan tekliflerde bulunmuştur. Zamanda kısa bir yolculuk yapalım ve hemşirelik haklarının nasıl/kimler tarafından yok edildiğine tekrar şahit olalım: Hatırlarsınız belki çok uzun zaman olmadı.Tarih 18.03.2010
Sağlık-Sen’in Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği 18.03.2010 Tarihli ve 2010-0234 sayılı, “Ebelerin Başhemşire Olabilmesi” konulu yazı ile Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği aynı tarihli ve 2010-235 sayılı “Ebelerin Kurslara ve Eğitimlere Katılması” konulu yazıda özetle; Ebelerin Hastanelerde Başhemşire unvanıyla istihdam edilebilmeleri ve “Hemşireler için hazırlanan kurs ve eğitimlere katılabilmeleri” istenmektedir.Bu teklifi kabul etmeyen Sağlık Bakanlığı Sağlık Sen tarafından dava edilmiş,açılan davaya Türk Hemşireler Derneği müdahil olmuş ve Sağlık Sen davayı kaybetmiştir.Ayrıca bu girişim nedeniyle Sağlık Sen Türk Hemşireler Derneği tarafından uyarılmıştır. Türk Ebeler Derneği ise hak kayıplarını önlemeye çalışmak yerine, yeni kayıplara neden olacak girişimleri nedeniyle sağlık sen’i kınamıştır.
663 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile hastanelerde bulunan başhemşireliklerin kaldırılmasında kimlerin/nasıl/hangi gerekçelerle etkili oldukları umarım fark edilmiştir.
Türk hemşireler derneği de diğer mesleki dernekler gibi sağlık alanında görev yapan her mesleğin farklı olduğunun,farklı eğitimlerden geçtiğinin ve her mesleğin kendi sınırları içinde korunması ve hareket etmesi gerektiğinin farkındadır. Ayrıca tüm mesleklere saygılıdır ve her mesleğin kendi alanları içinde hak araması gerektiğine inanır ve kendi mesleğine de saygı duyulmasını ve hak kayıplarının olmamasını ister ki en doğal hakkıdır.
2-Hemşirelik özel dal sertifika proğramlarına hemşire haricindekilerin kabul edilmesi ve bu özel alanlarda çalıştırılması doğru mudur?
Biz biliyoruz ki bir meslek ancak eğitim sonucu almış olduğu diploma ile icra edilebilir.Sonradan verilmiş yetkilerle meslek icra edilemez ve sorumluluğu bu yetkiyi verenlerdedir. 2010-235 sayılı “Ebelerin Kurslara ve Eğitimlere Katılması” konulu başvuru ile sağlık sen’in gayretlerinin de hemşireler tarafından unutulmaması gerekir.
2-Uygulamada ortaya çıkan/çıkabilecek olan vahim durumların sorumlusu kimdir ve hesabı kim/kimler tarafından verilecektir?
Hemşire olmayanların hemşire olarak çalıştırıldığı kurumları az çok herkes biliyor.Ama bugüne kadar bu uygulamadan dolayı nasıl hasar görüldüğü sadece kendileri tarafından biliniyor ki onları vicdanları ile baş başa bırakıyoruz.Ama ne olursa olsun ne ile korkutulursa korkutulsun doğruyu görüp ihbar eden yürekli hemşirelerde var.2 hafta önce e posta adresimize gelen bir iletiyi sizlerle paylaşmadan önce bu ihbarın resmi Yazıyla Sağlık Bakanlığına THD tarafından iletildiğini bildirmek isterim.
‘’Ben yeni mezun bir hemşire olarak ………… işe başladım.Görmediğim usulsüzlük kalmadı…… …….merkezinde işe başladım.Temizlik personeliyle, bilgi işlemciyle hemşire olarak mesai arkadaşlığı yaptım. Bir hemşireye yüksek ücret vermek yerine asgari ücretle çalıştırdığı temizlikçiye enjeksiyon yapmasını damar yolu açmasını öğreterek hemşire olarak çalıştırıyorlar.’’çok uzun olan bu ihbar belirttiğim gibi yetkililere gereği için iletilmiştir.Sonuçları zamanı geldiğinde sizlerle paylaşılacaktır.
3- Özel hastaneler ağırlıklı olmak üzere sağlık kuruluşlarında hemşire yerine çalışanlar kimler tarafından denetlenmektedir.Bu nasıl bir denetlemedir ki aleni olarak yapılan bu uygunsuzluklar devam ettirilip insan sağlığı ile oynanmaya devam edilmektedir?
İlgili kurumların yapmış oldukları denetimleri yeniden gözden geçirmeleri konusunu hassasiyetle düşünmelerini ve gereğini yapmalarını diliyoruz.
3-Bizce can alıcı asıl soru; halkımız profesyonel hemşirelik bakımından mahrum edilmeyi ve ehil olmayan ellerde ziyan olmayı hak ediyor mu?
Hangimiz ehil olmayan bir kişi tarafından tedavi almak,bakım görmek isteriz.Alacak olduğumuz her sağlık hizmetinde bu işin ehli kimdir diye araştırır gücümüz ölçüsünde en iyi hastaneyi ve en iyi hekimi seçmeye çalışırız.Peki 24 saat hasta başında olan kişiler gerçekten hemşire midir diye araştırmayız.Çünkü hemşire olduklarına inanır ve güveniriz.Bu güvenin boşa çıkarılmaması karşılığının verilmesi sağlık kuruluşlarının ve onları denetlemesi gereken sağlık bakanlığının asli görevidir biliriz/bilinmesini isteriz.
B- Hemşirelik Kanunu Madde 2 – (Kanun No. 5634 RG: 2.5.2007/26510) Yürürlükten kalktı.
C-Hemşirelik Kanunu Madde 3 - (Değ.: Kanun No. 5634 RG: 2.5.2007/26510) Türkiye’de hemşirelik mesleğini bu Kanun hükümleri dahilinde hemşire unvanı kazanmış Türk vatandaşı hemşirelerden başka kimse yapamaz. Denilmesine rağmen hemşire açığı var denilerek yabancı hemşirelerin ülkemizde görev yapmasının önü açılmıştır.

YETKİLİLERE SORUYORUZ?

1-Madem ki Türkiye’de hemşire açığı var,neden ağız diş sağlığı merkezlerinde hemşireler çalıştırılıyor?
Oysa ki alet verilmesi/alınması ve cihazların temizlenmesi görevleri pekala vasıfsız işçiler tarafından yapılabilir.Hal böyle iken halen yoğun bakım alanında çalışmış sertifikalandırılmış hemşireler geçici görevlerle ağız diş sağlığı merkezlerine 3 er aylık görevlendirmelerle görevlendirilebiliyor inanılır gibi değil.
2-Türkiye de hemşire açığı varsa neden hemşire ve sağlık memurları ve diğer sağlık çalışanları görev yetki ve sorumluklarının dışında çalıştırılıyor?
Hemşire sayısı az denilmesine rağmen sadece ilimiz merkezinde 200 den fazla hemşirenin hemşirelik dışı işlerde çalıştırılması ne kadar doğrudur ve bu aynı zamanda hemşire az diyen yetkililerin kendileriyle çelişmeleri anlamına gelmez mi? (istenilmesi halinde belgeler yetkililere teslim edilecektir)
Biz hemşireler; meslektaşlarımızı eczane deposu görevlisi,poliklinik sekreteri,arşiv memuru,kanser kayıt görevlisi,posta elemanı,eczacı çırağı,SFT/EMG/EEG/EKG çalışanı,uyku laboratuvarı görevlisi,sivil savunma amiri,nöbetçi memur,nöbetçi idari amir,hasta hakları memuru,vezne/mühür memuru,olmayan pozisyonların müdür yardımcıları olarak görmek istemiyoruz. Çünkü hemşire kolay yetişmiyor,çünkü her iş ehline verilmelidir,eve helalinden kısmet götürülmelidir.Meslektaşlarımızın bizler yüzünden fazla çalışma ve nöbetlerinin artmasına sebep olunarak kul hakları ihlal edilmemelidir/bu uygulamalara göz yumulmamalıdır.
3-Hemşire açığımız fazla ise eğer neden mezun hemşireler KPSS sınavı gibi zor bir sınavdan geçirilerek eleniyorlar,öyle ya açık çok her başvuru yapanın işe alınması gerekmez mi?
Günümüzde artık herkes biliyor ki hemşire açığı sanıldığından daha azdır.Ancak istihdamda çok ciddi yanlışlar var ve bu yanlışlar tüm uyarılara rağmen devam ettirilmektedir. Yapılması gereken her çalışanın işgal ettiği pozisyonda çalıştırılmasıdır ki zaten yasal/doğru olan da budur.
4-Hemşire sayımız az ise neden hemşireler aile sağlığı merkezlerinde istihdam edilir?
Bu birimlerde pekala başka sağlık çalışanları da istihdam edilebilir/edilmektedir.Böylece önemli sayıda hemşire yataklı tedavi kurumlarına çekilebilir diyor ve kısa bir öyküyle ara vermeden önce yürürlükte bulunan Hemşirelik Kanununun aleni şekilde ve bizzat kanunu uygulaması gereken yetkililer tarafından 1. ve 3. maddesinin ihlal edildiğini görmenizi istiyorum.

BİR TUTAM HAKSIZLIK
Adaletiyle halkın sevgisini kazanmış bir hükümdar, adamlarıyla birlikte ülkesini dolaşıyormuş.Seyahati sırasında bir ara,ıssız ve dağlık bir araziye gelmişler.Görünürde küçük bir çoban kulübesi bile yokmuş.Bu sırada hükümdarın aşçısı,huzuruna gelerek üzüntüyle sızlanmış:
” Sultanım, size en güzel yemekleri yapmak için yanızdayım, ama erzak yükümüzde bir tutam bile tuz kalmadı.Tuzsuz ne yemeğin, ne de ekmeğin tadı olur!Ben şimdi ne yapacağım?”
Sultan cevap vermiş:
”En yakın köye git. Orada tuz satan bir tüccar bul.Fakat sadece hakkı olan fiyatı öde;fazladan tek kuruş verme!”
Aşçı hayret içinde hükümdara bakmış ve şu sözlerine engel olamamış:
” Sultanım! Siz ki bu dünyada herkesten fazla hazineye sahipsiniz. Tuza birkaç kuruş fazla ödeseniz ne çıkar? O fazlalık sizin hazinenizden ne eksiltir?”
Hükümdarın cevabı, tahta geçtiğinden beri ülkede hüküm süren adaletli yönetiminin de özeti gibiymiş:
”Sen büyük haksızlıkların nasıl meydana geldiğini sanıyorsun?Dünyada herkesin şikayet ettiği büyük haksızlıklara,işte böyle küçük haksızlıklar yol açıyor.

Canan GÜNGÖR
Türk Hemşireler Derneği/Zed Haber 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.