.

Göbeklitepe, Farid Farjad'ı Bekliyor!

Şanlıurfa'da Fikir Masası Derneği dünyanın en iyi keman virtüözlerinden birisi olarak kabul edilen Farid Farjad'ı getirmek için kolları sıvadı..

Göbeklitepe, Farid Farjad'ı Bekliyor!



Volkicar yarışlarını Urfa'ya getirmede pürüzlerle karşılaşan Fikir Masası Derneği, dünyanın en iyi keman virtüözlerinden birisi olarak kabul edilen Farid Farjad'ı getirmek için kolları sıvadı. Takvimler uyuşursa Farid Farjad Göbeklitepe'de konser verecek.

Son dönemde Urfa terör olaylarıyla anılır olmaya başladı. Bu olumsuz algı Urfa'nın hem huzur kenti olma algısını hem de turizmini olumsuz yönde etkiledi. Urfa'nın bozulan bu imajını düzeltmek ve Urfa'nın turizm potansiyelini ortaya çıkarmak için çalışan Fikir Masası Derneği Başkanı Serhat Gerger ve dernek başkan yardımcısı Mehmet Paydaş'la, Urfa'ya ilişkin projelerini, güvenlik sorununu, turizmin içinde bulunduğu sıkıntıyı ve çıkış yollarını konuştuk.

Mehmet Bey, Fikir Masası, fikir olarak nasıl başladı?

Ben Mehmet Paydaş, mimarım. Fikir Masası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısıyım. İki senemizi doldurduk. Üçüncü senemize gireceğiz. Açıkçası derneğimizin ilk çıkış noktası tamamen Serhat Bey'in girişimiyle oldu. Biz, zaten sosyal hayatta devamlı bir arada olan arkadaş gruplarıydık, şu anda Fikir Masasında olan arkadaşlar. Sohbet ortamlarında arkadaşlarla bir araya geldiğimizde, kentin ve ülkenin sorunlarına dair konuşuyorduk ve bu sorunların tespitinde, sorunların çözümüne dair sivil toplum örgütlerinin ayağının çok eksik olduğunu düşünüyorduk. Hatta o dönemde Serhat Bey böyle bir teklifle geldiği zaman, 'böyle bir şey yapalım' dediği zaman ben Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Üyesiydim. Urfa'da hep şu konuşuyordu. Her bir sivil toplum örgütünün belli bir siyasi anlayışın, ideolojinin sanki bir arka bahçesiymiş gibi bir görünümü ya da öyle bir intiba yaratıyordu. 'Biz, bunun dışına nasıl çıkabiliriz' diye bir fikir alışverişi yaptık. Bunda da şöyle karar kıldık. 'Acaba her kesimden, her anlayıştan, her farklı meslek kuruluşundan, sonuçta bu işin teknik kısmı da söz konusu, bir araya gelirsek nasıl ortaklaşabiliriz' diye düşündük. Bu perspektifle çıktı Fikir Masası Platformu. Yakın olduğumuz arkadaşlar, arkadaşlarımızın bize önerdiği arkadaşların böyle bir platforma katkı sunacağını düşündüğü kişileri önererek bir araya gelerek oluşan bir platform.

Hangi meslek grubundan kişiler var?

Şöyle söyleyeyim. Meslek grubu olarak mimar, mühendis, doktor, işletmeci, ziraat mühendisi, bilgisayar mühendisi, avukat hemen hemen her meslek grubundan kişileri içinde barındırıyor. Bu işte o bahsettiğimiz çeşitliliği sağlaması açısından da bizim için önemliydi. Bunun yanında kimimiz farklı siyasi partilerde görev alan arkadaşlarımızı da içimizde barındırıyoruz. Hem CHP'li olan hem AKP belediye meclis üyesi olan hem HDP ilçe başkanı olan, başka siyasi anlayıştan gelen arkadaşlarının bir arada bulunduğu, anarşistinden tutun da her görüşü içinde barındıran bir yapı.

Dernekleştiniz aynı zamanda

Tabi tabi dernekleştik. İki sene oldu derneğimizin süresi. Bu dönemde faaliyetlerimizi Serhat Bey de sıralar. Genel perspektifimiz buydu. Bizi belli bir siyasi çerçeve içerisine koymadan, böyle bir algı yaratılmadan, bu kentin, bu ülkenin sorunlarına dair öneriler getirelim. Bizim ana hedefimiz var olan sorunlara dair çözüm önerisi getirmekti. Böyle yola çıktık. Bu iki sene içerisinde de kendimizce bir şeyler yaptığımız düşünüyoruz. Eksik yanlarımız var. Daha da aktif olmak istiyoruz. Biraz da bu kentin kendi dinamiklerinden de kaynaklı, bizim de güncel kısır çekişmelere takılmamızdan dolayı hala istediğimiz noktada değiliz ama gün be gün bunu daha iyi duruma getirmek için çaba gösteriyoruz.

Serhat Bey, ilk kurulduğunuzda Suriye sorununu gündeme getirdiniz. Daha sonra Ortadoğu'yla ilgili bir panel düzenlediniz ve son olarak da GAP'la ilgili çekincelerinizi dile getirdiniz. Bununla mı sınırlı sadece sorunlar?

Urfa aslında malzeme olarak fazla ürünü olan bir şehir. Biz özelde ilk olarak Urfa'nın sorunları dedik ama Urfa'nın sorunları Türkiye'nin sorunlarıydı aslında. Dediğiniz gibi Suriye meselesiyle başladık. İki yıl önce çıkıp ilk söylediğimizde 'bu gerçekten problem olacak, burada yaşayan Suriyelilerin ciddi sorunları, kültürel bir yozlaşmaya sebep olacak' dediğimizde tabi insanlar ufak tefek tepkiler almaya başlamıştık. Çünkü o güne kadar kimse Suriyelilere ses çıkarma cesaretini gösteremiyordu. Gerek siyasi baskılardan dolayı gerekse de onları gerçekten misafir olarak gördüklerinden dolayı. Ama bugün gelip baktığımızda sanırım 650 bin, 700 bine yakın Suriyeli var. Baktığınız zaman her gün kavga, her gün gürültünün olduğu bir şehre döndü. Geceleri çocuğumuzu, eşimizi alıp sokakta yürüyemez hale geldik. Biz, iki yıl önce buna müdahale edilmesi gerektiğini, bu insanların misafirimiz olduğunu ama yine de bir kontrol mekanizması içerisinde olması gerektiğini anlatmaya çalıştık. Ardından 'Barış Süreciyle ilgili bir panel yapalım' dedik. Aynı gün Diyarbakır'da başbakan, sayın Barzani'nin de katıldığı, İbrahim Tatlıses'in, ŞivanPerwer'in de katıldığı barış havasında mitingler yaptığı dönemde biz de burada Barış Süreci ve Ortadoğu'yla ilgili panel düzenledik. Urfa'nın, sürekli ülkenin gündemiyle paralel giden bir şehir olduğunu gördük. Yine bundan bir yıl önce Ortadoğu'yla ilgili bir panel yaptık. Kobani olaylarının tam başladığı döneme denk geldi. Cengiz Çandar'ın, Nuray Mert'in, Sertaç Bucak'ın katıldığı panelimizdi. Biz, 'ilk başta Urfa'yı merkeze alalım, sorunları çözelim, konuşalım, tartışalım' derken bir bakıyorsunuz Türkiye'nin sorunları da Urfa'nın sorunlarıyla aynı olduğunu görüyoruz.

Paralel gidiyoruz yani?

Çok paralel gidiyor. Malzemenin çok olduğu bir şehir. Devam ediyoruz bu şekilde. Umudumuz var. Henüz daha genciz, burada yaşlanacağımıza inanıyoruz. Şehrin gerçek sahipleri olduğumuza inandığımız için problemlerini de kendimize dert ediniyoruz. Bu çerçevede bunu dert eden arkadaşlarla birlikte çözüm önerilerimizi sunarak, şehre ne katkı da bulunabiliriz, bu sadece problem çözümünde değil, bir tiyatro da düzenlediğimizde sosyal anlamda da şehre ne katabilirizi de dert ederek kendimize bir şeyleri yapmaya çalışıyoruz.

Biraz uzak kalmadınız mı problemleri dile getirmeye?

İllaki, problem çok fazla. Her soruna da atlayıp 'a şu sorun da vardı' demek de istemiyoruz. Esas, böyle ana damarlara işleyen problemlerle meydana çıkmak istiyoruz. Urfa'nın gündemine sürekli Fikir Masası gelsin, her şeye muhalefet etsin, her şeye fikir sunsun anlamında yola çıkmadık. Kendimizi daha çok Mehmet'in de dediği gibi profesyonel olduğumuza inandığımız, çözümü bulabildiğimize inandığımız ya da sorunu tespit edebileceğimize inandığımız konularda ortaya çıkmaya çalışıyoruz. Yoksa Urfa'da malzeme çok. Her televizyonlarda, gazetelere çıkabilecek konumdayız.

Urfa'nın en büyük sorunu olarak neyi görüyorsunuz örneğin sivil inisiyatif olarak?

Hepsi ayrı ayrı sorun ama eğitim gerçekten Urfa'da çok ciddi bir problem. Suriyeli misafirlerimiz gerçekten çok ciddi bir problem. 'Şu, Urfa'nın tek sorunudur' diyebileceğiniz bir başlık yok. Yaşanabilir şehirlerarasında 73. sıradayız. Nüfus artışında, sağlık problemlerinde çok ciddi kötü konumdayız. Bunların hepsi sorun. Geçen basın açıklaması yaptık dernek olarak. Diyarbakır'ın bahçelerinin UNESCO listesine girmesi, Efes'in UNESCO listesine girmesi ama Urfa'nın hala bunlarla hiçbir şekilde anılmıyor olması, dünyada Göbeklitepe konuşulurken bizim bunun kıymetini bilmiyor olmamız… Urfa'nın kurtuluşunda bunu herkesle konuşabiliriz, tartışabiliriz, turizmle olabileceğimize inandığımız, turizm gelirleriyle şehrin kalkınabileceğini inandığımız bir konu, bu konuda geri kalıyor olmamız başlıca sorunlar arasında en başa yazabileceğimiz bir sorundur. Ama dönük dolaşıp yine en başa geliyoruz. En büyük problemimiz güvenlik Suriyeli misafirlerimizden kaynaklı. Bunun bir an önce çözülmesi lazım. Eğitim, çocuklarımız hala okullara gidiyorlar, 40-50 kişilik sınıflarda okumaktalar. Hastanelere gidiyoruz. Biz, bu konuya da el attık. Hastanelerde yerlerde yatan hasta ve yakınlara var. Üç, dört çocuk aynı yatakta yatıyor. Siz, yaşam standartlarını, 'Türkiye genelinde kişi başına düşen milli geliri 10 bin dolara çıkarmışız' derken Urfa hala bir şekilde bundan nemalanmıyorsa ve hala iktidarın çok büyük desteği verdiği bir şehirden bahsediyorsak burada çok ciddi problemlerin olduğunu düşünüyorum.

Urfa'daki yerel yönetimle, siyasetçileriyle, bürokratlarıyla ilişkiniz nasıl?

Biz, hiçbir zaman Mehmet'in bahsettiği gibi hiç kimsenin arka bahçesi olup da, ilişkileri sıcak tutup, dirsek temasında bulunalım, bir menfaat çatışması olsun diye bir şey düşünmediğimiz için mesela seçim dönemlerinde tüm adayları misafir ederek, sorunları kendilerine anlatarak ve bunlara nasıl çözüm bulmayı düşündüklerini sorarak çok güzel fikir toplantıları yaptık. Gerek belediye seçimlerinde olsun gerek milletvekili seçimleri olsun her partinin adayını davet ederek saatler süren, hatta gece yarılarına kadar süren çok güzel fikir alışverişlerinde bulunduk. Tabi bunun sonucunda bizimle tanışan siyasiler gerçekten hayranlık duydular. Eleştirileri de oldu ama genel anlamda Urfa siyasetine baktığımız zaman herkesle ilişkilerimizde çok başarılı olduğumuzu söyleyebilirim.

Mehmet Bey, FaridFarjad'ı Urfa'ya getirme gibi girişiminiz vardı. Ne durumda bu girişiminiz?

Aslında bunun dillendirilmesini çok istemedik. Şöyle söyleyeyim ayakları yere basan bir proje değil.

Hayali var en azından yani?

Hayalin ötesine geçti. Aslında FaridFarjadprojemiz bizim bu Volkicarprojemizden sonra gerçekleşen bir proje oldu. Şimdi Volkicar projemizde bir tecrübe yaşayınca ne yazık ki kötü bir tecrübe yaşadığımızdan dolayı

Nasıl kötü bir tecrübe?

Şöyle söyleyeyim birkaç gün önce Volkicar basına da yansıyan Türkiye'de tamamen yerli üretimi olan spor yarış araçlarının kent merkezlerinde yarıştığı ve aynı zamanda bu yarışın 1 saat ulusal bir kanalda NTV Sporda canlı olarak yayınlandığı hem spor hem de turizm anlamında katkısı olan ve kentte 2 gün süren bir projeydi. Bu projeyi de biz Urfa'da gerçekleştirmek istedik. Balıklıgöl havzasında kent müzesinin önünden başlayan bir yarış pisti düşündük. Bununla ilgili bütün teknik alt yapıları da oluşturduk. Nerde yapacağımıza dair bu proje kapsamında ihtiyaç listesine kadar bunun düzenlemesinde bulunduk. Bu aşamada Volkan Işık bu işin organizatörü, bu işin yürütücüsü. Kendisi de eski bir ralli şampiyonu. Kendisiyle iletişime geçtik, 'bu projeyi Urfa'da yapmak istiyoruz, bize nasıl yardımcı olabilirsiniz biz neler yapabiliriz' dedik. Kendisi bize güvendi, inandı, bizim bu işi yapabileceğimize dair kendisini Urfa'ya davet ettik ve misafir ettik. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığından randevu talep ettik ve görüşmek istedik. Volkan Işık ve bizlerin bulunduğu bir toplantıda kendisine bu projeyi sunduk. Büyükşehir belediyesi de ilk başta konuda heyecanlandı 'bu projeyi yapalım' dedi.

Başkanla mı görüştünüz?

Biz direk Celalettin Beyle görüştük. Alttan bürokrasiyle bu işin çok zaman alacağını düşünerek kendisi bu işin teknik olarak nasıl yapılacağına dair bir rapor istedi. Bizde bu raporu hazırladık.

Bu işin bütün bütçesinin yarısını Fikir Masası olarak kendimiz karşılayacağını diğer yarısının da Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanmasını talep ettik.

Ne kadarlık bir bütçeydi?

Biz 100-120 bin civarında biz bütçe oluşturduk. Bunun bütçesinin de yarısını da biz karşılayacaktık, yarışacak araçlar içeresinden 1 tanesini Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesine tahsis edecektik. Yani herhangi bir yarışçı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye adına yarışacaktı. O aracın bütün giydirmeleri, reklam afiş giydirmeleri Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesine ait olacaktı. İsteseydi belediye onun bile giydirmesini sponsorlara dağıtarak bunun bütçesine dair bedavaya çıkara bilirdi. Yani buradan çok ciddi bir bütçeye de gerek yoktu. Sadece teknik anlamda belediyenin katkı sunacağı önemli şeyleri vardı. Kent merkezinde bir alan tavsiye edilmesi gerekiyordu, sunduk önerimizi, dile getirdik, taleplerimiz oldu. Sonra bizi bir takım mecralara kanalize ettiler ve o noktalarda bir türlü cevap alamadık. İş sürüncemede kaldı. Başkanımızın ilgili müdürü ile birkaç teması oldu, mail istedi, gönderdik. Dönüş bir türlü sağlanmayınca yıllık sürecinde bir takvim neticesinde işleyen bir süreci var bu yarışların. Volkan Işık da 'ben artık bu süreden sonra sizi bekleyemem, benim başka bir kenti almam lazım' dedi. Ondan dolayı bu proje iptal oldu. Bunları anlatmamın nedeni şu. Böyle bir hayal kırıklığı yaşayınca açıkçası sonra acaba bu sefer turizme birebir katkı sunabileceğimiz nasıl bir proje yapabiliriz diye, Göbeklitepe'den bahsetti Serhat Bey. Göbeklitepe'nin gerçekten tanıtımı noktasından Urfa'ya katkısı anlamında gerekli karşılığı alamadığını düşünüyoruz. Bu anlamda Göbeklitepe havzasında Göbeklitepe'detabi onun teknik kısımlarını da biz görüşmek kaydıyla bir FaridFarjad konseri, ulusal anlamda uluslararası çapta, bunu Urfa ölçeğinde proje olarak düşünmedik zaten. Türkiye ölçeğinde çok önemli sanatçıları da davet ederek ve yazarları sanatçıları, önemli akademisyenleri de tekrardan bu işin daha önemli olduğunu insanlara duyurabilmesi açısından bunları bir konser etkinliğiyle, FaridFarjad'la bunu yapabileceğimizi düşündük. Ama tabi Volkan Işık meselesinden dolayı önce bu işin yerel ayağını önce oluşturalım, ondan sonra FaridFarjad'la görüşelim düşüncesi oluştu. Çünkü biz önce Volkan Işık'tan okeyi aldık ama yerel ayakta biz boşa düştük. Valilikten randevu aldık Vali Yardımcısı Cengizhan Bey'den randevu aldık. Sağ olsunlar bizi çok sıcak karşıladı, durumu da kendisine anlattık. Hatta Volkan Işık'la bu Volkicar'da yaşadığımız sürecide kendisine dile getirdik. Kendisi çok heyecanlandı. Orası bir site alanı Turizm Bakanlığından böyle bir proje yapabilmeniz için ciddi anlamda izinleri almanız gerekiyor. Kafanıza göre 'ben geleyim burada bu konsere vereyim' deme şansınız yok. Çok kısa süre içerisinde sağ olsun sayın valim bize dönüş yaptı Cengizhan Bey. Bu anlamda gerekli izinleri oluşturduğunu söyledi. Bizde bunun üzerine hemen büyük bir heyecanla FaridFarjad'a ulaşmaya çalıştık. Amerika'da yaşıyor biliyorsunuz kendisi. Uluslararası bir sanatçı. O noktada eksik kaldık.

FaridFarjad'a ulaşmakta mı eksik kaldınız?

Yani şöyle eksik kaldık. O tarihte, sonuçta Urfa sıcak bir yer. Eylül, ekim aylarında böyle bir konser düzenlemeyi istedik. Kasım aralıkta Türkiye'ye geliyor, kasım aralıkta hatta konserleri var. Bu tarihte de bizim için sıkıntı olacağı için böyle bir uyuşmazlık oldu. Şu ya da şu şekilde önümüzdeki günlerde Cengizhan beyi ziyarete gideceğiz. Çünkü arada mesafe kaldı çünkü biz o görüşmeden sonra yaşanan süreçten belki sayın valim haberdar değildir. Biz onun için ön görüşme açısından kendisini bir ziyarete gideceğiz. Biz o projenin peşini bırakmış değiliz, umudumuzu yitirmiş değiliz. FaridFarjadolmazsa başka bir projeyle başka bir konseptle turizm anlamında bu kente bir katkıda bulunmak istiyoruz. Amacımız bizim 3-4 gün önceki basın açıklamamızda dem vurduğumuz şey buydu. Şu anda hali hazırda bir turizm master planı var, ne kadar var olduğu ortada. Yani bir şeylerin kâğıt üstünde olmuş olması onun olduğu anlamına gelmiyor.Bunun en güzel örneğini Urfa'da görüyoruz. Yani bugün eğer bir turizm planımız varsa, güvenlik sorunu olduğunu bütün dünyaya bu bile başı başına bir sorundur, turizme güvenlik sorunu olduğuna dışarıya yansıtıyorsak bu turizm master planı işlemiyor demektir. İşte mesela sınırımızda yaşanan savaş bizi turizm anlamında birebir etkileyen bir şey oldu. Şeyi geçtim, yani bizi tarihi yapıları ne kadar koruduğumuz, tarihi kale içini eski tarihi konaklarımızı ne kadar koruyabildiğimizi görüyorsunuz. Her gün bir bakıyorsunuz yıkılmış bir otoparka dönüşmüş tarihi konaklarımız var. Bunlar ne şekilde denetlenebilir bilmiyorum, haberimiz olmuyor.Restorasyon anlamında ne kadar bu anlamda kentte bir dönüşüm sağlanabilmiş yani özel idareler nezdinde geçen seneler çok önemli restorasyon projeleri oldu ama biz bunu bir türlü dinamik bir yapıya dönüştüremedik. Bizim en büyük sıkıntımız bu turizm anlamında. Yani hep Urfa bir geçiş güzergahında Serhat bey daha iyi bilir, konaklama tesisi işletiyor kendisi, konaklama mesela Mardin'de konaklanabiliyor, Antep'te konaklanabilir ama Urfa'da konaklanamıyor. Oysa ben açık ve net söyleyeyim tarihi doku anlamında eskiliği anlamında klasikleşmiş bir söylemimiz var, tarihin başlangıç noktası diyoruz ama değiliz yani şöyle fiiliyatta değiliz bunu kullanamıyoruz.

Serhat Bey, Urfa'nın turizm potansiyelini harekete geçirmesi için neler yapılması gerekiyor?

Yani konuşmanın başında söylediğim gibi Urfa'nın kurtuluşu turizm olacak. Bizi kıyaslayanlar Roma'yla Mısır'la bu bölgelerle kıyaslamalılar. Urfa çünkü caddelere sokaklara çıktığımız zaman bir müze havasında. Çok çok tarihi bir şehir. Bu yüzden ne kadar yabancı turistti ilimize çekebilirsek kurtuluş anlamında şehrin geleceği anlamında başarılı olabileceğimize inanıyorum. Bu noktada da Mehmet'in anlattığı gibi tarihi noktalara çok önem vermemiz gerekiyor. Göbeklitepe, Balıklıgöl işte yeni yapılan müzemiz bunların dünyaya artık Türkiye'deki turistlerin bize yetmediğine inanıyorum. Yani Halfeti gibi müthiş bir cennetimiz var ama Antep bizden daha fazla yararlanabiliyor yani bu noktada işte aslında bürokrasiden başlıyor. Bürokrasinin sivil toplum örgütlerine verecek destekle halkı da bu şekilde bilinçlendirerek çok ciddi çok başarılı yaşanabilir şehre dönüşebileceğine inanıyorum. Urfa artık gelen turistlerin 'bir gün içerisinde aman her yeri geziyim de buradan döneyim' mantığından kurtulması gerekiyor. Bugün yazılı olarak belli olmasa da Avrupa'da dünya ülkelerinde gidilmemesi gereken şehirlerarasındayız. 'Ret line' dedikleri kırmızı çizgiyle çizilmiş 'Urfa'ya Mardin'e Irak'a Suriye'ye gitmeyin' diye 'giderseniz hiçbir şekilde sigorta şirketlerini sizin hasarlarınızı zararlarınızı karşılamayacak' diye acentelere yazılar giden bir şehir haline geldik. Bu çok acı bir durumdur, yani ben geçmiş yıllarla kıyaslıyorum hemen hemen her dönemde şehrimizde yabancı turistleri konaklardı. Ama çok uzun zamandır Suriye olayı özellikle Kobani olayı o zaten kırılma noktasıydı. O günden sonra asla artık yabancı turistler Urfa'ya gelmemeye başladı. Gelen de işini bitirip Urfa'da görülmesi yerleri görüp başka şehirlere özellikle Antep'e kaymaya başladılar. Eğer savaş döneminde basın kafasına kask, kurşun geçilmez yelek giyip Hilton Otelinin karşısında durup oradan televizyonlarda canlı yayın yaparken bizim bürokratımız buna ses çıkarmıyorsa savaş bizim şehrimizin merkezinde yapıyor gibi yaparsak haklı olarak yabancı turist de gelmez. Bırakın yabancı turistti, yerli turist de gelmez. Yerli turistti bırakın gece vallahi biz de dışarı çıkamıyoruz. Bizim artık dünyaya sorunlarımızın olmadığını anlatmamız gerektiğine inanıyorum. Turizm bizim tek kurtuluşumuz olacaktır. Bunun için biz Fikir Masası olarak elimizden gelen her şeyi fazlasıyla yapacağız.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.